İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 119. BİRLEŞİM · SALI

Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)

Hasan Fehmi Güneş

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 119. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Eylül 2004 · 507 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasan Fehmi Güneş (CHP), 14 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 507 kelime.

Hasan Fehmi Güneş (CHP, İstanbul). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 14 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-gunes-22-2004-09-14-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek-5 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HASAN FEHMİ GÜNEŞ (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 18 inci madde geriye vermeyi düzenliyor. Madde başlığı "geri verme" diye konulmuş; belki "suçluları geri verme", "suçluların geri verilmesi" gibi olması daha açık olabilirdi; böyle de düşünülebilir; ama "geri verme" de ifade ediyor.

Şimdi, burada, birkaç konuda itirazım var, dikkat çekmek istiyorum. 6 ncı madde, vatandaşı tanımlamış. 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi, vatandaş deyimini "fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi" diye tanımlamış. Peki, fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi, istenirse ve Uluslararası Ceza Divanı Antlaşması da gerektirmiyorsa, onu geri vermeyeceğiz. Peki, fiili işlediği sırada vatandaş olmayan; ama, fiilden sonra vatandaşlığa aldığımız birini isterse onu ne yapacağız? O bizim vatandaşımız, fiili işledikten sonra aldığımıza göre, bir de onu sahiplenmişiz, onu bir anlamda onaylamış gibi de oluyoruz. Bu konu cevapsız, bu konuya bir cevap gelmemiş. Yani, fiili işledikten sonra vatandaşlığa aldığımız kişiyi Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler dışında geriye verecek miyiz? Geriye verdiğimiz takdirde bir anlamda vatandaşı geriye vermiş olacağız ki, bir çelişkiyle karşılaşacağız. Dikkatinize sunmak istediğim birinci husus budur.

İkincisi, 5 inci fıkrada, mahkeme, geri verme talebini kabul edilebilir görürse, mahkeme geri vermeye karar verirse, o anlamda, mahkemenin kararından sonra Bakanlar Kurulu da siyasî bir karar veriyor, verilip verilmeyeceği Bakanlar Kurulunun takdirine bağlı. Burada mahkemenin kararı ile Bakanlar Kurulu kararının birbirine ters olması ihtimali, çelişmesi ihtimali var; mahkeme geri vermeyi uygun görmüş, Bakanlar Kurulu siyasî nedenlerle uygun görmemişse, niye böyle bir çelişki yaşayalım? Acaba, bu süreci tersten işletmek daha doğru olmaz mı? Yani, Bakanlar Kurulu önceden geri verme konusunda bir sakınca görmüyorsa, talep, mahkemeye intikal etse daha doğru olmaz mı diye düşünüyorum. İkinci dikkat çekmek istediğim konu budur.

Bir diğer konu; terör suçlarıyla ilgili bir düzenleme yok burada. Terör suçlarında ve suçlularında dünyadaki yeni gelişmeler karşısında geri verme işleminde nasıl bir tavır alacağız? Terör suçlusunu geri verecek miyiz vermeyecek miyiz? Ayrıca, bu münasebetle, Sayın Bakanın da dikkatine sunmak istiyorum, sayın milletvekilleri sizin de dikkatinize sunmak istiyorum; terör suçları konusunda bizim özel bir durumumuz var. Bize daima haksızlık yapılmıştır. Bizdeki büyük terör suçlarının sanıkları Batı'ya kaçmıştır; Batı, onları, özgürlük kahramanları olarak karşılamıştır, bağrına basmıştır, iade etmemiştir; onlarla ilgili bütün taleplerimizi geriye çevirmiştir; sonra, terör, kendi başlarına geldiğinde, bir ucundan onlara da dokunduğunda yeri göğü inleten kararlar almak, bize dayatmak durumuna gelmişlerdir. Bu madde düzenlenirken terör suçlarıyla ilgili -ki, bizim önemli sorunlarımızdan biridir, hep yaşamışızdır- konuyu da düzenlememiz gerekir. Terör suçunu belki bir özel suç kategorisi içinde değerlendirmek gerekir. Yani, adi suçtan, adlî suçtan, siyasî suçtan farklı bir suç olarak değerlendirmek gerekir, gerekebilir -kendi görüşümü arz ediyorum- onu da düzenlemek gerekir.

Bu maddeyle ilgili dikkatinize sunmak istediğim bir diğer konu şudur: Birinci fıkranın (b) bendine göre, düşünce suçu veya siyasî ya da askerî suç niteliğindeyse de geri vermeyeceğiz. Düşünce suçunu tanımlar içinde bulamadım. Hangisi düşünce suçu? Düşünce suçu tanımını ben görmemiş olabilirim diğer maddelerde; ama; ben bu metinde göremedim. O nedenle burada, düşünce suçu sanığını ya da suçlusunu, suç atılanını geri vermeyeceğimize göre, o tanımı tam anlaşılabilir netlikte bu maddeye ya da bir tanımlar maddesine koymak doğru olurdu diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 14 Eylül 2004

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook