Milli eğitim bakanlığının teşkilat v görevleri hk (s.sayısı :128)
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 73. Birleşim · 1. yasama yılı · 30 Nisan 2003 · 2.442 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Çelik (AK Parti), 30 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT V GÖREVLERİ HK (S.SAYISI :128)); konuşma 2.442 kelime.
Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat v görevleri hk (s.sayısı :128)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 30 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2003-04-30-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-v-gorevleri-hk-s-sayisi-128 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.
Gerek komisyonda gerekse Genel Kurulda, Cumhuriyet Halk Partisine mensup değerli arkadaşlarımız, AK Partiye mensup değerli arkadaşlarımız, bu yapmak istediğimiz değişiklikle ilgili olarak görüşlerini ortaya koydular; bunların hepsini dikkate alarak, biz, komisyonda bazı değerlendirmeler yaptık, benzer değerlendirmeyi huzurlarınızda da yapmak istiyorum.
Aslında, bu mesele o kadar büyütüldü, o kadar egzejere edildi ki, ben de, zaman zaman, kendi kendime şöyle bir duyguya kapıldım; Allah Allah, acaba, hakikaten kötü bir şey mi yapıyoruz... Sonra, her değerlendirme yaptığımda anladım ki, hakikaten doğru bir şey yapıyoruz; niçin doğru yaptığımızı da ben arz etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, 1999 yılına kadar, Millî Eğitim Bakanlığında yapılan atamalar, atama ve görevde yükselmeler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun genel hükümlerine göre yapılıyordu. Bildiğiniz gibi, 1999 yılında, Başbakanlık, bir çerçeve Atama ve Görevde Yükselme Yönetmeliği hazırladı ve bütün bakanlıklara da, Başbakanlık tarafından bir talimat verildi. Denildi ki "her bakanlık, kendi atama ve görevde yükselme yönetmeliğini, Başbakanlığın çıkarmış olduğu Atama ve Görevde Yükselme Yönetmeliğine göre yeniden hazırlasın." Bütün bakanlıklar kendi yönetmeliklerini hazırladılar; ancak, azınlık hükümeti, Millî Eğitim Bakanlığının Atama ve Görevde Yükselme Yönetmeliğini de hazırladı; öte yandan, bu yönetmeliğin değiştirilmesini de, burada yapılacak değişiklikleri de Bakanlar Kurulunun yetkisine verdi. Niçin verdi; bunu, doğrusunu isterseniz anlamak mümkün değil.
Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, idare hukukunun hükümlerine göre, bir devlette, bir devletin kurumlarında ve bir devletin bakanlıklarında, öncelikle genellik, sonra, iş ve işlemlerde paralellik ve eşitlik aranır. Bütün bakanlıklar, kendi görevde yükselme ve atama yönetmeliklerini kendileri hazırlarken, Millî Eğitim Bakanlığı uzmanlarının, üst düzey yöneticilerinin veya bakanlarının rüştüne mi güvenmiyoruz, onların bu konuda yeterli olmadığını mı düşünüyoruz ki, sadece Millî Eğitim Bakanlığının atama ve görevde yükselme yönetmeliğinin değiştirilmesini Bakanlar Kurulunun yetkisine veriyoruz?..
Bakınız, biraz önce, değerli arkadaşlarım, bunun bir kadrolaşma amacına yönelik olduğunu, üst düzey kadrolara, istediğimiz insanları getirebilmek için hazırlanmış olan bir kılıf olduğunu söylediler. Ben, bu konuda son derece müsterih olmanızı istirham ediyorum; çünkü, zaten, Ocak 2003'te, Sayın Erkan Mumcu arkadaşım Millî Eğitim Bakanı iken, yönetmelikte bir değişiklik yapılmış, bu değişiklik Bakanlar Kurulundan geçmiş ve Bakanlar Kurulundan geçen bu değişikliği de, Sayın Cumhurbaşkanımız onaylamış; yani, ben, şu anda, üst düzey kadrolara atama yapmak istediğim zaman, bu yönetmeliğin hükümleri zaten geçerli değil.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)O zaman, niye değiştiriyorsunuz Sayın Bakan?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Onu söyleyeceğim, müsaade ederseniz.
Yani, biz, merkezdeki, Bakanlığın merkez teşkilatındaki üst düzey kadrolara, istediğimiz insanları, yandaşlarımızı atayabilmek için böyle bir yönetmelik değişikliğine gitmiyoruz.
Biraz önce, değerli arkadaşım Berhan Şimşek ifade etti; dedi ki "57 nci hükümet döneminde, neredeyse bütün yöneticilikler vekâletle yürütülüyordu." Evet, doğru söylüyor. Erkan Bey geldi "bu vekâlet sisteminin kalkması gerekiyor; buraya, asaleten atamalar yapılması gerekiyor" dedi. Son derecede haklıydı. Bakın, değerli arkadaşlarım, şu anda, Millî Eğitim bakanlığı, Türkiye çapında -arkadaşlarım yüzde 60 falan diyor, ben yüzde 60 demiyorum- yüzde 85 - 90 oranında, vekâletle veya tedviren idare ediliyor. Sebep ne, onu söyleyeyim ben size. Şu anda yürürlükte olan atama ve görevde yükselme yönetmeliği, bir idarecinin atanabilmesi için, fevkalade zor şartlar getiriyor. Diyeceksiniz ki, olsun, Millî Eğitim Bakanlığına kaliteli yöneticiler getirelim. Peki, eğer bu yapılabiliyorsa, bizden önceki hükümet niçin bu atamaları yapamadı arkadaşlar. Bakınız, bir daire başkanını atayabilmeniz için, asgarî altı aylık bir süre gerekli. Hatta, geçenlerde gazetecilerle konuşurken, bana "ağırlaştırıcı hükümler nelerdir" dediler. Dedim ki: Burada istenen hükümlere bakarsanız, davul tozu, minare gölgesi, Hazreti İsa'nın nefesi türünden şartlar isteniyor. Yok; atayamıyorsunuz arkadaşlar. Millî Eğitim Bakanlığının, böyle önemli bir bakanlığın, tedviren veya vekâletle yönetilmesine benim gönlüm razı olmuyor.
Bakınız, bizden önce yapılan bir şeyi daha söyleyeyim: Eğer biz partizan davranmış olsaydık, biz, hassaten, yöneticiliklere kendi yandaşlarımızı atamak gibi bir endişe taşımış olsaydık... Bizden önceki hükümet zamanında, yani, ikibuçuk üç yıl önce bir sınav yapılmış; özellikle okul müdürlüklerine ve bazı şube müdürlüklerine atama yapılmasıyla ilgili bir sınav yapılmış ve bu sınavı 9 000 kişi kazanmış. Bakın, bizden önceki hükümetler, bu insanlar hizmet içi eğitimden geçmesine rağmen, bu sınavı kazanmış olmalarına rağmen, bunların atamasını yapmamış. Biz ne dedik; ben Bakan olduktan sonra dedim ki, devlette devamlılık vardır; bu arkadaşlar mademki sınava girmişler, bir hak kazanmışlar, bu kişiler kim olursa olsun, bunlar Türk millî eğitiminin mensuplarıdır ve ben bunların atamasını yaparım. Bir genelge yayımladık ve bu 9 000 kişinin tercih yapmasını istedik; hangi okulun hangi yöneticiliğine taliptir, hangi il veya ilçenin şube müdürlüğüne taliptir şeklinde tercih yapmalarını istedik. Bu tercihler bize gelmeye başladı ve biz, bu 9 000 kişinin atamasını yapacağız. Şimdi, partizanlık bu mu allahaşkına?! Kim bizim yerimizde olsa... Ben, şimdi, Bakan olarak, geçmişte yapılan bir uygulamadır, ben bunun üzerine çizgi çekiyorum desem ve iptal etsem, bundan dolayı kimse bana hesap falan da soramaz; çünkü, bu, Bakanlığın takdirine verilmiş olan bir meseledir. Ben, burada, keyfî davranarak bunu yapmıyorum.
Size çok daha önemli bir şey söyleyeyim, değerli arkadaşlar: Bakınız, bugüne kadar yaptığımız atamalar ortadadır. Şimdi, soruyorum size; ben, Millî Eğitim Bakanlığının dışından, bakın, üst düzeydeki yöneticiliklere şu anda çok rahatlıkla atama yapma hakkım olduğu halde, Atama ve Görevde Yükselme Yönetmeliğinde de buna mani hiçbir hal olmamasına rağmen, şimdi, sorarım ben sizlere -Cumhuriyet Halk Partisinde, bütün atamaları takip eden değerli arkadaşlarım var; bakın, Berhan Bey de geldi; ona da soruyorum- şimdi, üst düzey yöneticiliklere atamak üzere, ben, Millî Eğitim Bakanlığı teşkilatının dışından kaç insan getirip atamışım, söyler misiniz? Bakın, Berhan Beyin elindeki listede de yoktur eminim, bulamaz.
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)Var efendim, var...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Yani, dışarıdan getirdiğim...
Bakın, dışarıdan getirdiğim, üniversitelerden 38'le görevlendirilmiş birkaç arkadaşım var. Malumunuz, 38'le gelenler geçici görevlendirmeyle gelirler. APK Başkanlığına, Devlet Planlama Teşkilatından bir arkadaşım atanmıştır. Bunun dışında, biz, burada, atama yaparken, elbette, kurum içerisinde liyakat, ehliyet ve kariyer sahibi olan insan varsa öncelikle onları mutlak surette tercih ediyoruz. Bizim şu anda getirdiğimiz değişiklikte de, bakın, şunu söylüyoruz arkadaşlar: "Yönetim görevlerine atanma ve bu görevlerde yükselmede kariyer ve liyakat esas alınır."
Bir şey daha söyleyeyim: Arkadaşlar, hazırlanan hangi yönetmelik yasaya aykırı olabilir?! Bizim şu anda huzurunuza getirdiğimiz bu yönetmelik Anayasaya aykırı olsa, zaten, böyle bir yönetmelik hazırlayamazsınız. Şu anda yürürlükte olan yasalara, meri kanunlara aykırı olsa, zaten, böyle bir şey yapamayız.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Yasadaki kıstasları kaldırmışsınız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Efendim, şunu söylüyorum: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa aykırı bir durum söz konusu değil. 657'ye muhalefeten bir atama yapamayız, 657'ye aykırı bir atama yapamayız. Öte yandan, Başbakanlığın hazırlamış olduğu Atama ve Görevde Yükselme Yönetmeliğine aykırı bir atama yapamayız. Peki, sıkıntı ne o zaman arkadaşlar?
Tekrar söylüyorum; bakın, bir kez daha söyleyeyim; tekrarda belki fayda vardır. Zaten, üst düzey atamalarda, şu anda, bu yönetmeliğin hükümleri geçerli değil. Ben, Bakan olarak, uygun gördüğüm insanları üst düzey yöneticiliklerine zaten getirebilirim, böyle bir hakkım zaten var. Biz, taşrada, millî eğitimin, vekâlet sisteminden, vesayet sisteminden kurtulmasını istiyoruz; bütün yaptığımız budur. Şimdi, bütün bu anlatılanlardan sonra, kendi kendime bir vehme kapıldım; acaba, hakikaten mi kötü bir şey yapıyoruz.
Değerli arkadaşlar, bütün bakanlıklarda bakanlara siyasî sorumluluklar yüklenmiştir. Bakınız, Millî Eğitim Bakanlığı Teşkilat Yasasında Millî Eğitim Bakanlığına çok ağır sorumluluklar ve yetkiler verilmiştir. Şimdi, bütün bunlar verilirken "efendim, Sayın Bakan gelirse, keyfî davranır" gibi bir endişeyle buna karşı çıkmanın anlamı yoktur.
Bakın, biraz önce Berhan Bey bir şey söyledi; dedi ki: "Eğer, böyle bir şey yapılırsa, 76 ncı madde kullanılabilecek." 76 ncı maddeyi kullanmaya mâni bir hal yok ki; şu anda da yok. Şimdi, 76 ncı maddeye mâni bir hal olmadığı gibi... Ben, size bir şey daha söyleyeyim. Bakınız, 76 ncı madde, bakanın, hiçbir şart aramaksızın, istediği insanı, istediği yere tayin etmesidir. Diyelim ki, bir öğretmenin tayini Hakkâri'ye çıktı, Iğdır'a çıktı veya Edirne'ye çıktı. Ben "görülen lüzum üzerine" ibaresini koymak üzere o öğretmeni Ankara'ya getirebilirim.
Şimdi, ben, arkadaşlarıma soruyorum: Bugüne kadar 76 ncı maddeyi bir tek sefer kullandığımı bilen var mı? Bakın arkadaşlar, bugüne kadar kesinlikle kullanılmamıştır ve arkadaşlarıma da söylüyorum. Milletvekili arkadaşlarım diyorlar ki: "Filan kez, filan yere tayin edildi; mağdur oldu, şöyle şöyle mazeretleri var. Sayın Bakan, onu filan yere tayin eder misin." Bakıyoruz, şartları uymuyor. Ben diyorum ki, arkadaşlar, 76 ncı maddeyi kullanmam.
Bakın, bu, yarın, çok zarurî bir hal olursa -neticede insanız- insanî bir mazeret söz konusu olursa, belki çok nadir hallerde kullanılabilir. Huzurlarınızda, ileride böyle bir şey olursa, burada bir taahhüt filan olarak almayın; ama, bugüne kadar tek bir sefer kullanılmamıştır.
Değerli milletvekilleri, keyfî davranan bir insan, en iyi keyfîliği burada yapabilir; ama, bizim keyfî davranmak gibi bir niyetimiz yoktur arkadaşlar.
Yine, Berhan Bey konuşmasında bir noktaya temas etti, dedi ki: "Bu ülke, bu cumhuriyet, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir." Peki, bunda şüphesi olan mı var ve demokratik, laik cumhuriyetimizin, demokratik, laik, sosyal hukuk devletini kabul etmeyen bir arkadaşımız mı var?!
Arkadaşlar, bunları, böyle, sık sık tekrarlamanın çok anlamlı olmadığını düşünüyorum. Bunun gereğini yapmamız lazım. Demokratik cumhuriyet, sonuna kadar... Laik cumhuriyet, sonuna kadar... Sosyal devlet ilkesi; beraber, sonuna kadar bunu takip edelim. Hukukun üstünlüğü; sonuna kadar bunları takip edelim; ama, bakınız, Değerli Grup Başkanvekili Mustafa Bey konuşmasında dedi ki: "Bu ne acele, bu ne telaş!.."
Mustafa Bey, acelemiz, telaşımız şundandır: Bakınız, eğitim, Türk millî eğitimi, âdeta kronik problemlerle boğuşan bir yapıya sahiptir. Nerede, hangi noktada, hangi birimde kutuyu kaldırıyorsanız, oradan küfler, oradan pis kokular çıkıyor. Türkiye'nin artık rölantide çalışmaya tahammülü yoktur.
Bakın, bu yasayı, biz, bir aydan uzun bir süre önce Başbakanlığa gönderdik; ama, takdir edersiniz ki, bu yasaların diğer bakanlıklara gitmesi, oralardan görüş gelmesi, komisyona gelmesi vesaire, epey bir zaman alıyor. Hem şu anda vekâlet sisteminin devamından şikâyet edeceğiz hem tedviren atamalardan şikâyet edeceğiz hem de Türk millî eğitimi gibi...
Mustafa Bey, bakınız, Türk millî eğitiminin meseleleri niçin çok acildir biliyor musunuz: 18 500 000 öğrencisi var bu ülkenin, 60 000 okulu var ve 700 000 küsur, 800 000'e yakın personeli var; bunun 650 000'i öğretmen ve öğretim elemanıdır. Böyle büyük bir kuruluşta olup biten her şey, 70 milyonun hepsini ilgilendiriyor. Niçin; sizin çocuğunuz olmayabilir; ama, bu çocuklardan birisi yeğeninizdir, birisi torununuzdur, birisi bir başka türlü akrabanızdır. Dolayısıyla, eğitim meselesiyle bütün 70 milyon insan ilgilidir ve dünyada eğitim konusunda alınan mesafelere baktığınız zaman da, bizim, çok, daha çok büyük mesafeler almamız gerektiği de ortadadır. Onun için, birbirimize birazcık itimat edelim arkadaşlar. Yani, biz, geleceğiz, yönetmeliği değiştireceğiz ve son derece keyfî bir şekilde atama yapacağız; böyle bir şey olabilir mi?!
Bakınız, teamüller ortadadır; kimin şube müdürü olacağı, kimin daire başkanı olacağı, genel müdür yardımcısı veya genel müdür olabileceği ortadadır. Bugüne kadar yaptığımız atamalarda kimse çıkıp bize "efendim, siz, bunlara tamamen aykırı, hiç hak etmeyen, bu şartları taşımayan falanları filanları da atadınız" gibi bir suçlama yöneltemez; çünkü, böyle bir şey bulamaz.
Değerli arkadaşlarım, onun için, ben, bu meselede kesinlikte bir tereddütünüzün olmamasını istirham ediyorum ve yapılan işlem kesinlikle daha seri, daha süratli hareket etmemizi sağlamaya yöneliktir. Bu seri hareket de -tekrar, bir kere daha ifade edeyim- kadrolaşmada serileşelim, bir an önce kendi yandaşlarımızı şu veya bu mansıplara getirelim endişesinden kaynaklanan bir serilik değildir. Ben, istediğim insanı üst düzey kadrolara şu andaki yönetmelikle zaten getirebiliyorum, Bakanlar Kurulunun gündeminde dünya kadar şey var.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)O zaman niye telaş ediyorsunuz?!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Sayın Başkanım, bütün bakanlıklar kendi yönetmeliğini hazırlarken, siz, bizde bir eksiklik mi görüyorsunuz?! Dolayısıyla...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Hayır; o zaman aceleye ne hacet?!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Müsaade edin...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Aceleye gerek yok!..
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Kendi atama ve görevde yükseltme yönetmeliğimizi kendimiz hazırlayalım ve bunu hazırlarken de sizinle paylaşalım.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Kanunları paylaşmıyorsunuz, yönetmelikleri mi paylaşacaksınız?!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Değerli arkadaşlarım, bakınız, komisyonda da söyledim...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Anayasayı paylaşmıyorsunuz da yönetmeliği mi paylaşacaksınız?!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Mustafa Bey, bunu bana söylerseniz... Bakın, bütün milletvekillerinin huzurunda zatıâlinize... (CHP sıralarından gürültüler) Müsaade eder misiniz... Ben, sizden özel randevu aldım, anayasa değişikliğiyle ilgili, Grubunuzun kapısını çaldım, dedim ki: "Bakın, şu şu konularda anayasa değişikliği yapılması gerekiyor, buyurun bu anayasa değişikliğini beraber yapalım." Bana verdiğiniz cevap neydi Mustafa Bey?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)"Önce dokunulmazlıklardan başlayalım" dedim.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Ben de size dedim ki: "Gelin, uzlaşma komisyonuna siz elaman verin, şu komisyonu oluşturun, ne yapılması gerekiyorsa beraber yapalım."
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Getirin, dokunulmazlığı bitirelim.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Efendim, burada meseleyi, kesinlikle, kişiselleştirmenin bir anlamı yok; ama, hepinize tekrar şunu ifade ediyorum: Bu yasa değişikliğiyle ilgili yapılmak istenen şey tamamen iyi niyetli, tamamen, Türk millî eğitiminin daha seri, daha süratli çalışmasını temin etmeye yöneliktir; vekâlet ve tedvir sisteminin kaldırılarak, bir an önce işi sahiplenecek, asaleten atanacak insanların işbaşına getirilmesidir.
Değerli arkadaşlarım, birisi vekâleten görev yaptığı zaman o işi sahiplenemez; o insanı, o işe motive edemezsiniz, kendisini oranın yetkilisi olarak hissedemez; çünkü, her an, bir fiskeyle oradan alınma ihtimali var; biz, bunu gideriyoruz. Sonra ne yapıyoruz; bakınız, diğer maddede de bir itirazınızın olabileceğini sanmıyorum. "Burada eşitlik ilkesine aykırı bir durum var" diyor arkadaşlarım.
Bizim yapmaya çalıştığımız şey şudur arkadaşlar: Bir öğretmen kanunî izne ayrılıyor veya bir öğretmen askere gidiyor veya disiplin cezasıyla açığa alınıyor; bu öğretmenin yerine bugünkü norm kadro uygulamasından dolayı atama yapamıyorsunuz ve öğrenciler öğretmensiz kalıyor. Biz, her vilayete yüzde 5'lik boş kadro veriyoruz ve bu problemi gideriyoruz; artı, Türkiye'de, yasa gereği olarak, sürekli yer değiştirmeye tabi olan personel var. Kimdir bunlar; hâkimler, savcılardır, askerî personeldir, emniyet mensuplarıdır, maliyecilerdir ve daha birçok meslek grubu, yasa gereği olarak, sürekli yer değiştirmeye tabidir. Tayini Artvin'e çıkan bir polis şefine, siz diyebilir misiniz ki "Artvin'de norm kadromuz yoktur, senin eşin Mardin'de kalsın." Bu, insanî midir?! Biz, bu problemi çözüyoruz. Bununla da -tekrar ifade ediyorum- aileleri birleştirmeye yönelik bir adım atıyoruz; artı, şehit aileleriyle ilgili de bir yeni düzenleme getiriyoruz. Eşi vefat eden bir insan, norm kadrodan dolayı, kendisine sahip olabilecek, kendisini koruyabilecek yakınlarının yanına gidemiyordu; bununla ilgili bir istisna getiriyoruz ve bütün bunların, sizler tarafından da aslında makul, kabul edilen şeyler olduğunu biliyorum.
Değerli Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarım yine dediler ki: "Bize yeteri kadar inceleme ve tartışma imkânı vermediniz." Berhan Bey, Grup adına konuştu; komisyon üyesi olduğu için onun zaten bu tasarıdan uzun zamandan beri haberi var ve komisyonda da bu mesele enine boyuna ele alındı. Diğer değerli arkadaşlarımın da, aslında, üzerinde uzun boylu düşünecekleri, tetkik yapabilecekleri, inceleme yapacakları bir şey yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Değerli arkadaşlar, 56 ncı maddedeki "Bakanlar Kurulu" ifadesini "Bakanlık" yapıyoruz; orada da "Bakan" yapmıyoruz "Bakanlık" yapıyoruz. Eğer, burada suiniyet ararsanız, yetki Bakanlar Kurulunda olduğu zaman da, bunu yine biz hazırlayacağız, benim istemediğim bir şey orada olmayacak zaten, Bakanlığın istemediği bir şey olmayacak. Ben, bunu, Bakanlar Kuruluna götüreceğim ve değerli arkadaşlarım da, Bakanlar Kurulu kararı olarak bunu çıkaracaklar. Yani, aklın gereği olan, rasyonel olan neyse, Bakanlık onu yapacaktır. Bakanlık olarak da bunu yaptığımız zaman, Bakanlar Kurulu olarak da yaptığımız zaman, makul, mantıklı, yasalara uygun neyse, o yapılacaktır. Bundan emin olmanızı ve bu konuda müsterih olmanızı diliyorum ve Yüce Heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
22 konuşma daha · 30 Nisan 2003