Milli eğitim temel kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (ss.249)
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 114. Birleşim · 1. yasama yılı · 31 Temmuz 2003 · 866 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP), 31 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (SS.249)); konuşma 866 kelime.
Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP, Antalya). “Milli eğitim temel kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (ss.249)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 31 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ekmekcioglu-22-2003-07-31-milli-egitim-temel-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-ss-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının tümü üzerinde kişisel görüşlerimi belirtmek amacıyla söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.
Bir ülkenin kalkınmasında, çağdaşlaşmasında, toplumun huzur ve mutluluk içinde yaşamasında, refah seviyesinin yükseltilmesinde temel faktör insan ve insana verilen eğitimdir. Eğitim, insan yaratma sanatıdır. Gelişmemiz ve geleceğimiz açısından son derece önem taşıyan eğitimimiz için yeterli kaynak sağlamanın mümkün olmayacağı düşüncesiyle, okullarımızı elden çıkarmaya çalışmak ve eğitim sistemimizdeki daha önemli konuların geri planda tutulması son derece yanlıştır.
Eğitim sorunlarını çözmenin yolu, genel bütçe içinde eğitime ayrılan payın ihtiyaçları giderecek oranda artırılmasından geçmektedir. Eğitimin niteliğini yükseltecek altyapı yatırımlarına başlanmalı, okul, derslik ve öğretmen açıkları kapatılmalı, nitelikli eğitim için gerekli öğretmen anlayışının bir gereği olarak, öğretmen maaşları yükseltilmelidir. Artık eğitim sistemimizin beklemeye tahammülü kalmamıştır. Bir an önce, köklü değişikliklerin yolunu açacak düzenlemeler yapılmalı, eğitim sistemimiz olması gereken düzeye yükseltilmelidir. Bunların yolunun, okulları satmaktan ve çocuklarımızı özel okullarda okutmaktan geçmediği bilinmelidir.
Her yıl 1 300 000 çocuğun okula başladığı ülkemizde, iktidar tarafından belirtildiği gibi, 10 000 çocuğun özel eğitim kurumlarında öğrenim görmeleri fırsat eşitliği olarak tanımlanamaz. Bu amaçla ayrıldığı ifade edilen 25 trilyonla, daha fazla sayıda çocuğumuza eğitim olanağı sağlamak mümkündür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hükümet, bu konuyu, yetenekli yoksul öğrencileri özel okullara kaydırarak, kimsenin yapamadığını biz yapıyoruz düşüncesini kamuoyunda yaygınlaştırma çabasındadır. Yüzbinlerce kişi yoksulluk nedeniyle okula gidemezken, devlet, 10 000 yoksul öğrenciyi özel okula göndererek neyi amaçlamaktadır?! Millî Eğitim Bakanlığı, bu 10 000 kişiyi özel okullara göndererek vereceği parayla, devletin okullarında 10 000 yerine 30 000-40 000 öğrenciyi okutmayı neden düşünemez?!
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu parayla, devlet okullarının pek çok gereksinimini karşılayabiliriz diye düşünüyorum. Örneğin, bu parayla, 15 tane donanımlı 30 derslikli okul, 300 okula kütüphane ve laboratuvar ve 20 000 öğrenciye bilgisayar sağlanabilir; ayrıca, 100 000 yoksul öğrencinin okul açılışında masrafları karşılanabilir. Bugün, yakıtından, aydınlanmasından, temizliğine kadar okullarımızın en temel ihtiyaçlarını karşılamada bile zorlanan ve yoksulluk nedeniyle okuma olanağı bulamayan yüzbinlerce çocuğumuzu okutmakla yükümlü bir bakanlığın, böylesine kaynak israfını mantıklı bulmuyorum. Bu anlayışla sorunlar çözülemez ve sosyal adalet fikri de zedelenir.
Değerli arkadaşlarım, ülkemizde pek çok sayıda bulunan özel okullarımız, zaten, belli sayıda burslu öğrenci almaktadır. Yüksek ücret nedeniyle öğrenci bulamayan özel okullarımıza, yoksul halktan alınan vergilerle trilyonlar aktarılması, bir kesimin açıkça desteklenmesi anlamına gelmektedir. Böylece, özel okullar çekici hale getirilirken, devlet okullarımızdaki eğitim daha da niteliksiz hale gelecektir. Eğitim hizmetleri devletin aslî görevidir. Bu girişim, devletin, ilköğretim sonrası eğitimden yavaş yavaş elini çekeceği anlamına gelmektedir. Bu durum, eğitim ve öğretimi devletin temel görevi sayan anayasal niteliklerin, ilkelerin ihlal edilmesi sonucunu da ortaya çıkaracaktır.
Değerli arkadaşlarım, nitelikli eğitim, özel okulların devlet eliyle desteklenmesiyle değil, eğitimin kamusal olması nedeniyle, kamusal kaynaklar aracılığıyla, tüm yurttaşlara, eşit ve parasız olarak, devlet tarafından sağlanmasıyla mümkündür. Devletin, ortaöğretim bünyesinde, 883 pansiyonu ve 156 000 yatağı bulunuyor ve bunların 39 000'i hâlâ boş durumdadır. İyi ve zamanında yapılacak bir planlamayla, bu boş yerler, çocuklarımızın hizmetine açılabilir. Ayrıca, bu parayla, dökülen ve perişan durumdaki okullarımız tamir edilebilir. Bakanlığın önceliği bunlar olmalıdır.
Değerli arkadaşlarım, eğitim işleri, tüccar kafasıyla yönetilemez. Okullarımızın satışıyla kaynak sağlanamaz; sağlamak düşüncesi de yanlıştır. Eğitim uzmanlarına sormadan, kamuoyunda tartışmadan, Millî Eğitim Komisyonuna bile getirmeden, okullarımızın, satış kararı alınarak satılmasını doğru bulmuyorum. Bu anlayış, demokratik hukuk devletiyle de bağdaşamaz. Hükümetin, bütçeden, eğitime çok düşük pay ayırıp, sonra da kaynak yaratma çabasına girerek, okullarımızı satmaya kalkmasını kabul edilebilir bulmuyorum. Hükümetin bu karardan vazgeçmesi, yerinde bir karar olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ticaret, saygıdeğer bir faaliyettir; siyaset de saygıdeğer bir faaliyettir; ama, tüccar-siyaset anlayışı ise, her iki faaliyeti dejenere eden olumsuz bir birlikteliktir. Ticaretin mantığı, kârı en yüksek düzeye taşımaktır. Bu mantığın içerisinde, haksızlık vardır, kişisel çıkar vardır, toplumu gözardı etmek de vardır. Oysa, siyaset, bu olumsuzlukları içermez; içerirse, bu siyaset, topluma karşı olumsuz bir anlayışa dönüşür. Sizler, tüccar-siyaset anlayışını öne sürerek, yeni bir süreç başlattınız. Bu süreç, Türkiye'yi dejenere edecektir ve bu dejenerasyonun altında, sizler kalacaksınız. Ben, bu değerlendirmeyi, Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarına geçiriyorum: Gelecek nesiller sizleri affetmeyecektir.
Değerli arkadaşlarım, Meclisin çalıştığı her gün, mutlaka bir satış veya af gündeme geliyor. Salı günü ormanların satılması kararını çıkardınız, bugün okullarımızın satışıyla ilgili yasa tasarısı gündemde, bugün, yine, Millî Piyango İdaresinin satışı gündeme gelecek. Bundan önce de vergi affı, dün kambiyo affı, yine, PKK ve Hizbullah affında olduğu gibi günlerdir mutlaka bir af, bir satış gündemde; bu da, tüccar siyaset anlayışının bir gereği olsa gerek.
Bakınız, Türkiye'nin çok çok önemli sorunları var. Asgarî ücretten yüzde 15 vergi alınıyor; ama, 608 milyara kadar olan faiz gelirlerinden vergi alınmıyor. Ekonominin yarıdan fazlası kayıtdışıdır. Bunları ne zaman kayıt altına alacağız? Zamanımızı bu yasaları çıkarmakla değerlendirseydik daha iyi olmaz mıydı değerli arkadaşlarım?! Dar gelirliyi, işçiyi, memuru, esnafı, çiftçiyi vergilerle, ek vergilerle bunalttınız. Sizleri, Meclisimizi, ulusumuzu rahatlatacak daha ciddî konulara el atmaya davet ediyorum.
Değerli milletvekilleri, satışı muhtemel okullar içinde tarihî ve kültürel değerleri olan okullarımızın da olması, bu konunun üzerinde durulması gereken en önemli boyutudur. Belirli geleneklere sahip çağdaş kurumların öğrenim yapılarını, binalarını sadece gayrimenkul değer üzerinden değerlendirmek ve bazı ekonomik programlar çerçevesinde satmaya çalışmak kabul edilmesi mümkün olmayan bir uygulamadır. SİT alanlarının yapılaşmaya açılması, orman alanlarının satılması, hazine arazilerinin işgale açılması yetmiyormuş gibi, şimdi de okulların satışını tartışıyoruz. Türk eğitim sisteminin bütün sorunları bitti de sıra bu konuya mı geldi değerli arkadaşlarım?! Ormanları, okulları, KİT'leri satarak nereye varacaksınız!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 31 Temmuz 2003