Bazı kanunlarda ve milli piyango idare gen.md.kuruluş ve gör.hk.khk.değ.(ss.252)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 114. Birleşim · 1. yasama yılı · 31 Temmuz 2003 · 869 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yakup Kepenek (CHP), 31 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA VE MİLLİ PİYANGO İDARE GEN.MD.KURULUŞ VE GÖR.HK.KHK.DEĞ.(SS.252)); konuşma 869 kelime.
Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Bazı kanunlarda ve milli piyango idare gen.md.kuruluş ve gör.hk.khk.değ.(ss.252)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 31 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-07-31-bazi-kanunlarda-ve-milli-piyango-idare-gen-md-kurulus-ve-gor-hk-khk-de (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
YAKUP KEPENEK (Ankara)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlarım, çalışma dönemimizin bu son saatlerinde özelleştirme gibi çok önemli bir konuyu görüşmekteyiz; o nedenle söz aldım, kişisel görüşlerimi açıklayacağım.
Hemen belirteyim değerli arkadaşlar: Önümüze getirilen tasarının çok ilginç bir gerekçesi var. Gerekçede deniyor ki: "Piyasa ekonomisinde bir malın değerini talep belirler." Bu cümleyi kim yazdı bilmiyorum; ama, ben, yıllarca ekonomi okuttum. Bu cümleyi yazan bir ekonomi öğrencisi, birinci sınıftan ikinci sınıfa geçemez. Böyle şey olmaz, neoklasik teorinin sermaye yanlısı iktisat kuramının temelinde bile, piyasada fiyatın arz ve talep tarafından belirleneceği yazılıdır. Bu, nasıl oluyor; bu, nasıl mantıktır, bu, nasıl anlayıştır ki "ürünün değerini piyasada bir tek talep belirler" deniliyor. Satıcının, satanın, arz edenin hiçbir hükmü yok, hiçbir kıymeti yok. Devleti, yarım asırlık KİT'leri bu duruma getirmeye hangimizin hakkı vardır? Bu, nasıl mantıktır, bu, nasıl yapılır?!
Değerli arkadaşlar, özelleştirmede temel sorun, fiyatlamadır. Dünyanın çözemediği temel sorun da budur; çünkü, özelleştirilecek KİT'lerin büyüklüğü, boyutları, tesisleri ne olursa olsun, bunlar birer kimliktir, bunların benzeri yoktur. Bir PETKİM'in, bir demir çelik tesisinin, bir sıradan şeker fabrikasının bir benzeri yoktur. Yumurtanın benzeri vardır, elmanın benzeri vardır da bunların benzeri yoktur. Benzeri olmayan varlıkların değer tespitinde getirisine bakılır, başka özelliklerine bakılır, kimliğine bakılır, yönetimine bakılır, müşteri ilişkilerine bakılır, bakılır da bakılır.
Şimdi, siz, bu yöntemlerin hiçbirine başvurmadan ve sadece talep edenin sözlerine dayanarak, bu varlıkları satacaksınız. Değerli arkadaşlar, bu mantıkla, bu anlayışla bu yasa çok yere çarpılır, çok geri döner ve hiçbir geçerliliği olmaz.
Şimdi, temel bir yanlışımız daha var değerli arkadaşlar; o da şudur: Özelleştirme, çok geniş kapsamlı bir ülke kalkınması projesi içinde ele alınırsa anlamlıdır. Türkiye'nin kalkınmasını programlayıp, stratejik sektörlerini saptamadan, neyin uzun dönemde gelişmeye yararlı olacağını belirtmeden, bu konularda çaba harcamadan, uzun dönemli bir kalkınma projesiyle ortaya çıkmadan özelleştirme yapmak cinayettir. Nasıl cinayettir; çünkü, bu, sonuçta yağmalama demektir, yağmalatma demektir. Bu, rant dağıtımıdır. Bu, karşılıksız, fiyatı da alıcının saptayacağı... Böyle komedi olur mu?! Pazara yumurta götüren, salatalık götüren kimse bile fiyatı alıcıya saptatmaz. Bu mantık nereden geliyor?! Bu yağmalama olacaktır. Buna izin verilmemesi gerekir.
Devam edelim değerli arkadaşlar, satışta en önemli öğelerden biri de zamanlamadır, her satıcı bunu bilir. Dünya ekonomisine de baktığınızda, Türkiye ekonomisine de baktığınızda, dönemimiz, geçen günler KİT'ler için satış zamanı değildir, işin zamanlaması yanlıştır. Dolayısıyla, bu noktayı da ayrıca düşünmeniz gerekir.
Üçüncü önemli nokta da, şimdiye kadarki uygulamalarda, özelleştirme uygulamalarında, üzülerek belirteyim, işin insan ayağı, işin sosyal ayağı -çalışanlar, mühendisler, işçiler, emekçiler- hep gözardı edilmiştir. Bu kez de aynı şey yapılmaktadır. Ne yapıyoruz; şimdiye kadarki özelleştirmelerin hızlandırılmış biçimini gecenin bu saatinde onaylayacağız!.. Böyle şey olmaz; bu, yanlıştır. Biz, Parti olarak, Türkiye'nin kalkınması bağlamında, stratejik sektörlerin kamu elinde tutulmasını savunduk, yine savunuyoruz, bu bağlamda bir öneriyle buraya gelinseydi bir değerlendirme yapardık; ama, üzülerek belirteyim ki, bunu yapma olanağımız yoktur.
Kayıtlara geçsin diye çok kısa bir şey söyleyeyim. Birkaç yıl önce Almanya'nın Saar Eyaletinin Enerji Bakanı geldi ve dedi ki: "Saar'da biz kömürün tonunu dünya geçerli fiyatının 3 katına mal ederiz, maliyeti dünya fiyatının 3 katıdır; ama, Saar'da hiç kimse taşkömürünün özelleştirilmesini isteyemez" dedi. Neden isteyemez; çünkü, Saar'da taşkömürü yaşamsaldır, yaşamın bir parçasıdır, o yörenin insanının özüdür, kendisidir, üretimidir, yaşamıdır, alınteridir. Biz ne yapıyoruz; yılların birikimi olan KİT'leri satıyoruz. Aynı yıllarda Teletaş'ı sattık. Teletaş'ı sattık; Türkiye, telekomünikasyon konusunda dünyanın gerisinde kaldı; yani, kendi beynimize kurşun sıktık, Teletaş'ın araştırma birimini yok ettik.
Değerli arkadaşlar, hükümetimiz, buraya, bu özelleştirme önerisi içinde, ileri teknoloji konusunda, yeni yatırımlar konusunda, Türkiye insanının beyin gücüyle üretimi konusunda herhangi bir öneriyle geliyor mu, geliyor diyebiliyor musunuz?.. Diyemiyorsak, neye yatırım yapıyoruz, ne yapıyoruz Allah aşkına?! Böyle şey olabilir mi?!
Bir özel nokta şu: Ben, beş ay evvel, millî piyango biletlerinin üzerinden bakan imzasının, teminatının kaldırıldığı haberini aldım ve bunu, soru önergesi olarak verdim. Kurum, Sayın Unakıtan'a bağlandıktan sonra, bakanın imzasıyla ödeme yapılacağı taahhüdü kaldırıldı. Ben, bunun nedenini sordum; bugüne kadar bunun yanıtını alabilmiş değilim. Bu, hangi nedenden kaynaklanıyor; birileri buna yanıt verirse, gerçekten memnun olacağım.
Değerli arkadaşlar, bir noktaya daha değineyim: Özelleştirme diye diye 20 yıla yakın bir süre geçti. Ne bekledik; daha çok yatırım bekledik. Ne bekledik; daha çok üretim bekledik. Ne bekledik; daha çok teknoloji bekledik, daha yaygın kalkınma bekledik. Bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Devletin gelir kaynaklarını, birilerine dağıttık, yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çektik; sonuçta, yatırımsız, üretimsiz, kadük bir Türkiye ekonomisi ortaya çıktı. Şimdi, aynı işi hızlandıralım diyoruz.
Israrla bir şeyi daha söyleyeyim: Özelleştirmede asıl yapılması gereken, özel kesimin özelleştirilmesidir. Şimdi, gecenin bu saatinde, bu nereden çıktı demeyin. Değerli arkadaşlar, asıl yapılması gereken, özel kesimin, saydam, kayıt içinde, vergisini veren, primlerini ödeyen, toplumuna karşı sorumlu bir yapıya kavuşmasıdır, rantçılıktan kurtulmasıdır; keşke, kavuşmuş olsaydı. Şimdi, bunu sağlamadığınız sürece, özelleştirmeyle alınacak bir adım yol yoktur. O nedenle, özelleştirmeyi bir bütünlük içinde düşünmemiz gerekmektedir. Ekonominin kayıt içine alınması, rüşvetin, yolsuzluğun kamu bürokrasisinden ayıklanması ve buna koşut olarak, özel kesim ekonomisinin, özel kesimin kayıt altına alınması; bunları yapmadığımız zaman, bu işlemler, bu yapılanlar, yıllar sonra yaşayacağız -yaşarsak- göreceğiz ki, başarısızlıkla sonuçlanacaktır.
Biz, hep birlikte başarı istiyoruz, ulusal çıkar istiyoruz, daha çok yatırım istiyoruz, daha çok teknoloji istiyoruz, daha çok birikim istiyoruz. Bu getirdiğiniz tasarının -bir başa döneyim izin verirseniz- hele şu "değeri piyasa ekonomisinde talep belirlemektedir" cümlesi, bu tasarının içyüzünü, mantığını ve büyük yanlışını sergilemektedir. Bu cümleyi okuyan hiçbir iktisatçı, bu tasarının sağlam gerekçeye dayandığını ileri süremez.
O nedenle, yapılması gereken, bu tasarıyı reddetmenizdir.
Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 31 Temmuz 2003