Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun teklifi (s.s 1143)
Mersin Milletvekili · Anavatan Partisi
Genel Kurul, 111. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Haziran 2006 · 880 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Özcan (Anavatan Partisi), 6 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ (S.S 1143)); konuşma 880 kelime.
Hüseyin Özcan (Anavatan Partisi, Mersin). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun teklifi (s.s 1143)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 6 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2006-06-06-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-kanun-teklifi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Bazı Kamu Alacaklarının Tahsili ve Terkinine İlişkin 1143 sıra sayılı Kanun Teklifinin 2 nci maddesinin 52 nci geçici maddesi hakkında, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, geçen cumartesi günü, Mersin'de bir bomba patlayarak 12 tane arkadaşımızın yaralanması konusunda ve güneydoğuda şehit olan şehitlerimizi saygıyla anıyor, Mersin'de bombadan dolayı yaralananlara da acil şifalar diliyorum. Ülkemizde daha böyle anarşik olaylar, terörist olaylar olmasın, herkes bizim kardeşimiz. Bunun için, bizlerin yapabileceği, bu ülkede barış istiyoruz, kardeşlik istiyoruz, düşmanlar artık bu ülkenin dışında olsun diyoruz. Bu dileklerle, esas, bugünkü yasayla ilgili düşüncelerimizi anlatmak üzere söz aldım.
Değerli arkadaşlar, geçici 52 nci madde, kısmî statüde görev yapan öğretim üyelerinin haklarının tekrar iade edilmesi, bunların tekrar kesilen paralarının geri verilmesi gerçekten doğru bir şeydir. Bu yasa, çok yıllardan beri beklenen, gerçekten insanların ve özellikle yurt dışına giden, gerek Millî Eğitim Bakanlığı gerekse YÖK kanalıyla gönderilen burslu öğrencilerimizin acılarını dindirmede, bir nebze de olsun, bir ilaç gibi gelmiştir.
Yıllardan beri, sıkıntılar olduğunu, birsürü öğrencilerimizin maddî ve manevî ve psikolojik sıkıntıları, kendileriyle birlikte, hem ülkemizdeki eğitim sisteminde hem ailelerinde hem ailelerinin yanında olan kefillere gerçekten ıstırap yaşatmıştır ve bu süre içerisinde, birsürü insanlar, aynı, banka kartlarında olduğu gibi, çok öğrencimiz intihar etmiştir, iflas etmiştir, ailelerinden ve eşlerinden ayrılmıştır. Bu sorunun bu kadar geç kalması, elbette ki, doğru değildi; ama, bu, bir başlangıç olarak diyoruz, çok iyi olmuştur. Bu yasayı, biz, Anavatan Grubu olarak destekliyoruz; bu, öğrencilerimizin mağduriyetini gidermiş olur.
Yalnız, burada bir haksızlık olduğunu da görüyoruz. Bazı öğrencilerimiz, imkânlarını seferber ederek borçlarını ödemişlerdir. Bunlar, borçlarını ödedikleri halde, neden diğer ödemeyenlerle aynı, eşit şartlar içerisine konuluyor, ödedikleri paraları geri iade edilmiyor? 60 milyar lira alan 210 milyar liraya kadar çıkmıştır faizleriyle birlikte en aşağı, 250 milyara çıkan da var. Hatta, Fuat Baykal diye bir vatandaş intihar etmiştir, bu adamın 737 000 YTL borcu olduğu için. Ailesi, babası ve enişteleri icradadır.
Belki, bu paraların bir kısmını çoğu ödemişlerdir. Borçlarını, sağdan soldan alarak ödemişler; ama, diğer tarafta, hiçbir kuruş ödemeyen insanlarla aynı kefeye konulduğunda, haksızlık olduğunu görüyoruz. Bunların borçlarının dışında, fazla ödeyenlerin de iadesinde yarar vardır diye bir önerge verdik; ama, maalesef, AKP'nin oylarıyla bu önerimiz reddedildi; ama, doğru değil. Haksızlık değil mi; vicdanınıza bir danışın! Bir tarafta, varını yoğunu satmış borcunu ödemiş; ama, öte tarafta, imkânsızlıklar nedeniyle ödememiş, ama faizi affedilen, faizi silinen bu vatandaşlarla aynı kefeye konulduğunda, hiç olmazsa, borcunu ödeyenlerin fazla ödemiş oldukları paralarının da iade edilmesinde yarar vardır diye düşünüyoruz; ama, bu kabul edilmedi, bu doğru değil.
Değerli arkadaşlar, yakında üniversite imtihanlarına girilecek, 1 800 000'in üzerinde öğrencimiz var. Bu öğrenciler bir ideal için koşturuyor, velileriyle, aileleriyle, çevreleriyle; ama, sonuçta bakıyoruz ki, üniversiteye yüzde 10 öğrenci dahi girmeyecek. Bu bir sıkıntı, bu bir eziyet veliler için; ama, istikbaline baktığında, bu öğrencilerimiz üniversiteyi bitirdiğinde, asgarî ücretle dahi iş bulamıyor.
Üniversitelerimize baktığımızda, kadrosuzluk, perişanlık içerisinde; kadro aranıyor, kadro verilmediği için hizmetler yeteri kadar yerine getirilmiyor. Üniversitede öğretim üyesi darlığımız var, öğretim üyesi yetiştiremiyoruz ve bu kadrolar verilmeyerek, öğrencilerimiz, üniversiteden araştırma ve bilgi bakımından yeteri kadar donanımlı mezun olmadı diye, bir de, bunları ayrıca imtihana tabi tutuyoruz. Üniversiteyi bitirse bile, imtihanı kazanamayan çocuklarımız mağdur oluyor, psikolojik olarak sıkıntı içerisine giriyor, aileler de perişan oluyor.
Değerli arkadaşlar, bir çözüm bulmak zorundayız. Bu gençler bizim gençlerimiz; enerjilerini -bu genç yaşta evlere hapis olarak, ailelerine kızarak- yok etmeye hiçbirimizin hakkı yoktur. Öğrencilerimizi gerçekten iyi eğiterek -nasıl Avrupa'ya gönderiyoruz burslarla- bu öğrencilerimizi burada da yetiştirmek zorundayız, bunlara gerekli önemi vermek zorundayız. Yeteri kadar kredi veya burslarla donatarak, bir öğrencinin öğrenci olduğunu göstererek, topluma daha faydalı, ülkeye faydalı birer eleman olarak yetişmesi gerekir. Ama, biz bakıyoruz, dışarıda bursunu ödemeyen öğrencilerin bursunu affediyoruz; ama, Türkiye'de milyonlarca öğrencimiz kredi almış, bu kredinin faizini ödeyemeyen de birsürü öğrenci velileri var, çocuklar var, öğrencilerimiz var, okulunu bitirenler var. Bunlar için neden bir çözüm bulmuyoruz? Bu çifte standart değil mi, haksızlık değil mi?! Hani "adalet ve kalkınmaydı?!" Bunun adalet ve kalkınması nerede, anlatabilir misiniz?! Elbette değil. Eğer adaletse, herkes için adalet. Bütün bu ülkede yaşayan insanlar için, öğrenciler için, veliler için, herkes için adalette eşit davranmak zorundayız. Yoksa, bizim güvenilirliğimiz, adalete olan inancımız da sarsılmış olur.
Değerli arkadaşlar, bu yasa gerçekten mağdur olanlar için bir ilaç gibi gelmiştir. Çok sıkıntıdan aileler kurtulmuştur ve çok geç kalan bir yasa. Keşke bugüne kadar kalmasa, çok insanın da canı yanmasa diye düşünüyoruz. Ama, bu bir başlangıç diyoruz. Bundan sonra yasaları ve yönetmelikleri düzenleyerek, yurt dışına gönderdiğimiz öğrencilerimiz olsun, yurt içinde olan öğrencilerimiz olsun, daha sağlıklı, daha donanımlı, daha yetişkin bir eğitime kavuşturmak için hep birlikte çaba göstermeliyiz. Bunu yapmadığımızda, eğitim sistemimize önem vermediğimiz sürece ülkemizi ileriye götürmek, çağdaşlığı yakalama konusunda çok büyük zaman kaybına sebep olacaktır. Bizler eğitime önem vermek zorundayız.
Eğitim, bütün ülkedeki kapıları açar. Eğer siz eğitime yeteri kadar önem vermezseniz, üniversitelerimize ve okullarımıza, ta çocuk yaştan başlamak üzere eğitim sistemimizde işlerlik ve objektiflik getirmediğimiz sürece bizler bir ayağı sakat gibi dolaşmak zorunda kalırız ülke olarak. Bizim amacımız, ülkemizi çağdaş, demokratik, laik ve gerçekte dünyayla rekabet edebilecek; üniversitesiyle, okuluyla, sporuyla, her şeyiyle rekabet edebilecek bir ülke yapacaksak eşit davranmalıyız, eğitime önem vermeliyiz, eğitime katkıda bulunmalıyız, eğitim sistemimizi daha büyük desteklerle fizikî olarak da, bilgi olarak da, birikim olarak da donatmak zorundayız.
Bu dileklerle, bütün Meclisimizi, Yüce Halkımızı saygıyla selamlıyorum. Bütün eğitim camiasına hayırlı olsun diyorum. İyi akşamlar diliyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 6 Haziran 2006