Iv.tur (milli savunma bak.,bayındırlık bak.,ulaştırma bak.,)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Aralık 2003 · 804 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
İnci Özdemir (AK Parti), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: IV.TUR (MİLLİ SAVUNMA BAK.,BAYINDIRLIK BAK.,ULAŞTIRMA BAK.,)); konuşma 804 kelime.
İnci Özdemir (AK Parti, İstanbul). “Iv.tur (milli savunma bak.,bayındırlık bak.,ulaştırma bak.,)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/inci-ozdemir-22-2003-12-20-iv-tur-milli-savunma-bak-bayindirlik-bak-ulastirma-bak (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA İNCİ ÖZDEMİR (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Savunma Bakanlığının 2004 Malî Yılı Bütçesi hakkında, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına görüşlerimi arz etmek üzere huzurunuzdayım; Grubum ve şahsım adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu bütçenin, Atatürk'ün hedef olarak gösterdiği muasır medeniyet seviyesine erişebilmemiz için güvenli ortamın tesisine katkı sağlayacağına inanıyor ve güveniyoruz.
Bakanlığımızın 2004 yılı bütçe teklifi, Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar, bölgedeki askerî ve siyasî gelişmeler, mevcut ekonomik ve sosyal politikalar, kalkınma planları, ekonomik istikrarı sağlama ve enflasyonla mücadele programı çerçevesinde hazırlanmıştır; buna göre değerlendirilmesi gerekir. Bu bütçe, Türk Silahlı Kuvvetlerinin zorunlu ihtiyaçları, uluslararası siyasî durum dikkate alınarak, azamî tasarruf prensibiyle düzenlenmiştir.
Sayın Başkan, değerli üyeler; 11 Eylül saldırıları uluslararası toplum için de yeni bir dönemi başlatmıştır. Bu olaylar, dünya gündemine asimetrik tehdit kavramını getirmiştir. Asimetrik tehditlerle birlikte, günümüzde, güvenlik kavramı, geçmişte olduğundan farklı algılanmaya başlanmıştır. Düzenli orduların oluşturduğu klasik anlamdaki tehditler, yerini, terörizm, mikro milliyetçilik, kitle imha silahlarının kontrolsüz olarak yayılması, çevre sorunları, organize suçlar ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi çokyönlü tehditlere bırakmıştır.
Dünyanın en istikrarsız bölgesinin jeopolitik kavşak noktasında bulunan bir ülkenin, konjonktüre göre aldığı tedbirlerle ayakta kalması mümkün değildir, düşünülemez. Soğuk savaş sonrası dünyada olan hızlı ve köklü gelişmeler, Türkiye'yi, farklı sorumluluklar ve farklı yükler altına sokmuştur. Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu'daki gelişmeler ile komşu ülkelerimizdeki gelişmeler üzerine etkili olmayan bir Türkiye düşünülemez.
Asimetrik tehdidin en önemli unsuru terörizmdir. Askerî terminolojide bu kavramın karşılığı "savaşdışı araçlar kullanılarak yapılan saldırı" olarak tanımlanmaktadır.
Ülkemiz, yıllardır teröre karşı mücadele vermiş ve bu sıkıntıları maddî, manevî olarak tek başına karşılamış ve yaşamıştır. Bu mücadele, 30 000 kişinin hayatını kaybetmesine, ülke kaynaklarının heba edilmesine, kalkınmamızın gerilemesine ve ülkemizde, geride unutulmaz acılar bırakmasına sebep olmuştur.
İçinde bulunduğumuz dünyada kavramlar kargaşası da yaşanmaktadır. Bunu da, terörizmle mücadele bağlamında dikkate almamız gerekiyor. Bütün dengelerin güçlüden yana olduğu, beynelmilel hukukun siyasallaştığı, siyasal ve hukuk alanında netice alınamadığı bugünkü dünya düzeni içinde asimetrik davranışlar, maalesef, artarak devam etmektedir. Vatanperverlik ile teröristlik sınırının iyi belirlenmesi gerektiği hususunun altını çizmekle yetiniyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünyamız, 21 inci Yüzyıla hızlı değişimlerle girerken, bilim ve teknolojinin başdöndürücü ilerleyişiyle birlikte, sadece ekonomik ve siyasî alanda değil, aynı zamanda, savunma alanında da yeniliklere sahne olmuştur. Bu çerçevede, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, içinde bulunduğumuz dönemin güvenlik ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir yapı içerisinde imkân ve kabiliyetleri nitelik bakımından daha da geliştirilerek, daha az mevcutlu, ancak, daha yüksek teknolojiye sahip, daha modern, ateş gücü ve manevra kabiliyeti yüksek bir güce kavuşması için gerekli çalışmalar yapıldığı bilinmektedir. Bu kapsamda, Savunma Sanayii Müsteşarlığının kuruluşundan bu yana geçen süre içerisinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin modern ekipmanla teçhiz edilmesi, savunma sanayiinin altyapısının oluşturulması ve geliştirilmesi yönünde daha da çaba gösterilmelidir.
Ulu Önder Atatürk, 1 Kasım 1937 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılış konuşmasında, savunma sanayiine verilmesi gereken önemi belirtirken şu ifadeleri kullanmışlardır: "Harp sanayii tesisatımızı daha ziyade inkişaf ve tevsi için alınan tedbirlere devam edilmeli ve endüstrileşme mesaimizde ordu ihtiyacı ayrıca gözönünde bulundurulmalıdır."
Bizler de, bugün, bu direktifin ışığında, savunma sanayimize gereken önemi vererek, her türlü gayret ve faaliyet içerisinde çalışmalarımızı sürdürmeye devam etmeliyiz.
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin silah, mühimmat ve uçak konusunda dışa bağımlı olmaması için yerli ağır sanayimizi geliştirmemiz gerekmektedir. Bu bağlamda, Bakanlığımıza bağlı olan Ar-Ge ve Teknoloji Dairesi Başkanlığı, millî harp sanayimizin araştırma, geliştirme ve teknolojik faaliyetlerini yürütmektedir.
Hepimizin bildiği gibi, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası ülkemize uygulanan silah ambargosu, savunma sanayimizin ve millî olmasının önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Geçmişte, PPK ve haşhaş ekimi dolayısıyla, yine, bize silah ambargosu uygulandığını da hatırlardan uzak tutmamamız gerekir. Bu süreç içerisinde, ordumuzda, sayı üstünlüğü yerine, etki üstünlüğünün oluşturulması esas olarak alınmalıdır. Küçülmeyle birlikte, daha az sayıda; fakat, modern silah gücüne sahip, vurucu gücü fazla profesyonel ordunun çağın gereği olduğunu, altını çizerek belirtmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak konusu, ülkemizin geleceği yönünden hayatî önem arz etmektedir. Bu bölgede yaşayan halk, bizim dostumuz, kardeşimiz, akrabamızdır. Irak'ın bağımsızlığı, toprak bütünlüğünün aynen korunması, Irak'ın doğal kaynaklarının tüm Irak Halkının zenginliği olarak kalması ülkemizin temel hedeflerinden biridir. Mevcut durumun kısa zamanda barışla sonuçlanmasını, bölgeye istikrar gelmesini büyük bir ümitle beklemekteyiz.
Türkiye, Irak konusunda, savaşın önlenmesi için yapabileceklerinin tamamını ortaya koymuş, 58 inci ve 59 uncu cumhuriyet hükümetlerimiz, bu bağlamda diplomasi trafiği başlatmıştır. Başta Arap âlemi olmak üzere, bütün dünya bu husustaki gayretimize şahittir.
Sınırlarımızda oluşan bu türlü sıcak çatışmaya seyirci kalmamız bizden beklenemez. Burada olanlar en çok bizim ülkemizi ilgilendirir. Komşumuzda olan yangına karşı önlem almak bizim en tabiî hakkımızdır. Bu bölgede yaşayan soydaşlarımız yalnız bırakılamaz. Bizim, bunların geleceklerini garanti altına almamız lazımdır, burada oluşacak yapıda bunların söz sahibi olması lazımdır.
Türkiye'nin millî savunma politikasını yönlendiren temel ilke, Büyük Atatürk'ün "yurtta sulh cihanda sulh" vecizesiyle belirlenmiştir. Bölgenin geleceği, ülkenin geleceğiyle yakinen ilgilidir; bitaraf kalmamız mümkün değildir.
Bilmeliyiz ki, Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk Ulusunun ayrılmaz bir parçasıdır; gücü, ulusun gücünü yansıtır.
Bu vesileyle, Millî Savunma Bakanlığı bütçesinin milletimiz ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına hayırlı olmasını diler; Grubum ve şahsım adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 20 Aralık 2003