Türkiye atom enerjisi kurumu ile ukrayna devlet nükleer düzenleme komitesi arasında nükleer düzenleme konularında teknik işbirliği ve bilgi değişimi mutabakat zaptının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:233)
Tunceli Milletvekili · Bağımsız
Genel Kurul, 125. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Temmuz 2008 · 1.233 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç (Bağımsız), 2 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU İLE UKRAYNA DEVLET NÜKLEER DÜZENLEME KOMİTESİ ARASINDA NÜKLEER DÜZENLEME KONULARINDA TEKNİK İŞBİRLİĞİ VE BİLGİ DEĞİŞİMİ MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:233)); konuşma 1.233 kelime.
Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Türkiye atom enerjisi kurumu ile ukrayna devlet nükleer düzenleme komitesi arasında nükleer düzenleme konularında teknik işbirliği ve bilgi değişimi mutabakat zaptının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:233)”. TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim tutanağı, 2 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-07-02-turkiye-atom-enerjisi-kurumu-ile-ukrayna-devlet-nukleer-duzenleme-komi (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Ben varım.
BAŞKANBuyurun.
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ile Ukrayna Devlet Nükleer Düzenleme Komitesi Arasında Nükleer Düzenleme Konularında Teknik İşbirliği ve Bilgi Değişimi Mutabakat Zaptı’nın tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
2 Temmuz 1993 yılında, biliyorsunuz Sivas’ta Madımakta 37 tane vatandaşımız hunharca yakılmıştı. Bugün onun yıl dönümüydü. Ben de oraya gittim ve tabii, bu arada buradaki kanunda da benim önergelerim vardı. Tesadüfen Sivas’tan Cebeci’ye kadar üç buçuk saatte geldim ama Cebeci’den buraya iki saatte gelemedim. Her tarafı kapatmışlar, nedense trafik işlemiyor. İşte, vatandaşın çektiği zulüm, işkence ortada.
NURETTİN AKMAN (Çankırı)Ama “Sivas’tan üç buçuk saatte geldim.” diyorsun.
KAMER GENÇ (Devamla)Evet, üç buçuk saatte geldim ama Cebeci’den buraya…
NURETTİN AKMAN (Çankırı)Üç buçuk saat… Demek ki…
KAMER GENÇ (Devamla)Efendim, kendinize bir paye çıkarmayın.
Yani, neyse…
NURETTİN AKMAN (Çankırı)Duble yol…
KAMER GENÇ (Devamla)Efendim, duble yolun yani görüntüsü ortada, kimlere ne kazanç sağladığı, ne kadar var, şey bir de…
Sivas’a giderken… Tabii bu arada Sivaslı vatandaşlarımıza da çok teşekkür ediyoruz; orada, hakikaten, yapılan anmalara karşı çok toleranslı, çok misafirperver ve çok insanca tavırlar koydular. Gerçekten, bütün Sivaslılara, gösterdikleri bu çok güzel davranıştan dolayı teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, ben orada bir konuşma yaptım, konuşmamın özünü de size söyleyeyim. Şimdi, bakın, bir Başbağlar’da insanlar katledildi, bir Sivas’ta yakıldı. Biz hepimiz Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşlarıyız. Niye birbirimizi yakıyoruz, niye birbirimizi öldürüyoruz? Bu memleket bizim!
Bakın, insanların tarihimizi iyi okuması lazım. Geçenlerde bir yazı geçti elime. İzmir’in eski bir belediye başkanı İsviçre’de bir otelde otururken yanına bir adam yaklaşıyor -tanıyor tabii kendisini- diyor ki: “Biz, geçmişte ‘Barış gönüllüleri’ olarak Anadolu’ya gittik. Anadolu’da siz zannettiniz ki ‘Biz size eğitim getirmeye geldik, bilim getirmeye geldik.’ Hayır, biz gittik, orada sizi, o kadar aileleri birbirine karşı tahrik ettik; işte, bütün düşmanlıkları, aşiretler arası düşmanlıkları, mezhepler arası düşmanlıkları, devletle vatandaş arasındaki düşmanlıkları tahrik ettik ve birçok insan birbirini öldürdü. Ben Amerikalıyım, Amerika’da bilgisayar mühendisiyim. Sonra bu yaptıklarıma pişman oldum, Amerika’dan da göç ettim, geldim şimdi İsviçre’de yaşıyorum, vicdan azabı çekiyorum ve evlenmiyorum da evlenirsem yaptığım o kötülüklerin günahını benim çocuklarım çeker diye.” Bunun gibi birçok olaylar var.
Şimdi, değerli milletvekilleri, Türkiye’yi iyi tahlil etmemiz lazım. Şimdi, niye birbirimizle kavga ediyoruz? Niye birbirimize… Şu memleketimiz dünyanın en güzel memleketi, en güzel coğrafyası. Bu memlekette, hakikaten, dürüst, ülkesini seven, memleketini seven, insanlarını seven yöneticiler başa gelse, ceplerini düşünmese, ille zengin olup da, yani, katrilyonlar kazanma yoluna gitmese bu memleket o kadar kısa zamanda düzelir ki, o kadar kısa zamanda ilerler ki -inanmanızı istiyorum- ve bizim kimse önümüzü tutamaz. Ama, maalesef hep oyuna geliyoruz, birbirimize kavgalı hâle geliyoruz.
Bakın geçmişte Demirel’le Ecevit birbirine düşmandı değil mi? Yani o kadar insan öldü. Cenazelerde görüyordunuz, sırt sırta dönüyorlardı, ellerini sıkmıyorlardı. E, sonra ne oldu? Geldi, birisi Cumhurbaşkanı oldu, birisi Başbakan oldu. Şimdi, bunlardan bir ders çıkaralım sayın milletvekilleri, bir ders çıkaralım da bu memleketimize yeni bir hedef koyalım, yeni bir ilke getirelim. Biz neyi paylaşmıyoruz? Eğer, hakikaten, memleketsever duygularımız gelişmişse, hakikaten memleketimizi seviyorsak, hakikaten bu memleketi dünyada lider bir devlet yapmak istiyorsak bunun bir mantığı var, bir yolu var. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Herkes görevini dürüst yapacak, herkes görevini dürüst yaparsa bu memlekette… Bir de, bir doğru var değerli milletvekilleri yani on tane doğru yok.
Ben geçenlerde Almanya’ya gittim. 2 tane sosyal demokrat Alman parlamenter, tesadüfen, bu atom enerjisi konusunda bir konuşma yaptılar, ben de gittim oraya. Şimdi, adamlar diyorlar ki: “Dünyada her devlet nükleer enerji ve atom bombasını elde etmek istiyor. Niye? İşte, Irak’ta atom bombası olsaydı, Amerika girip de Irak’ı işgal edemezdi. O hâlde, bütün devletler atom bombasını elde etmek istiyor.” Bana da sordu: “Türkiye’de atom bombası var mı?” Vallahi bilmiyorum, çünkü hükûmetler bize bir bilgi vermiyor ki. Ama geçen gün gazetenin birisinde, işte doksan atom bombasının Adana’daki İncirlik Havaalanı’nda olduğunu yazdı ama, tabii, bilmiyoruz ki… Bakın, biz parlamenter olarak birçok şeylerin farkında değiliz, bize bilgi verilmiyor.
Yani, bakın, geçen gün yine gazetenin birisi yazdı: Amerika Türkiye’yle nükleer enerji konusunda bir anlaşma yapmış. E, nedir bu anlaşma, bilelim. Yani, hakikaten… Şimdi, Amerika, tarihi boyunca, Türkiye Cumhuriyeti devletinin gelişmesi için, ilerlemesi için hiçbir hayırlı iş yapmamıştır. Hep, yıllarca, Sovyetleri, bakın, kötüledik “Komünisttir, Türkiye’ye zararı var.” dedik. İşte Sovyetlerin Türkiye’de yaptıkları yatırımların Türk ekonomisine yaptığı katkılarla Amerika’nın Türkiye’de yaptığı yatırımların Türk ekonomisine yaptığı katkıları gelin, bir araştırın bakalım. Hangisi daha insanca davranmış? Hangisi Türkiye Cumhuriyeti devletine daha dostça davranmış?
İşte, değerli milletvekilleri, ben evvela şunu diliyorum, yani özellikle AKP’li milletvekillerinden şunu diliyorum: Arkadaşlar, şu Hükûmeti zorlayın, bu Meclise doğru dürüst bilgi versin. Biz de parlamenterler olarak dış ülkelerin parlamenterleri karşısına gittiğimiz zaman bazı konularda bilgi verelim. Yani şimdi, bir senedir biz buradayız, bir bakan çıkıp da burada dünyadaki olaylar konusunda bir bilgi verdi mi? Kıbrıs’ta ne oluyor ya? Kıbrıs’ta “tek egemenlik” diye bir laf dönüyor. Nedir bu acaba? Dışişleri Bakanınız gelip de burada “Ya, arkadaşlar, Kıbrıs budur…” Bakın, bu Kıbrıs, insanların, Türk halkının kanıyla, canıyla alınmış bir ada. Şimdi, Parlamentonun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu konuda çok ciddi kararları var. Siz bu kararlardan dönecek misiniz? Gelsin buradaki bakanlarınız, bir cevap versin.
Değerli milletvekilleri, bakın, sizin bir milletvekiliniz çıkıyor, diyor ki: “Atatürk’ün devrimleri travma yarattı.” Benim için travma değil. Çünkü bakın, bazı yerlerde travma oldu, şıhlarda oldu, ağalarda oldu, beylerde oldu ama ben Tunceli’nin bir dağ köyünde fakir bir aile çocuğuydum. Atatürk devrimleri olmasaydı belki de biz şimdi toprak altında olacaktık. Çünkü o zaman tamamen şeri kanunlarına göre yönetilen bir Türkiye… Ama Atatürk’ün getirdiği o çağdaşlık, o aydınlık devrimi dolayısıyla bu devlet bize okullar açtı, geldik yatılı okullarda okuduk ve geldik bu makamlara. Şimdi, ben onun için Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Yüce Atatürk’ü ve onun devrimlerini hayatım kadar önemsiyorum. Çünkü bu devlet beni okuttuğu, bana imkânlar sağladığı için ben bu devleti hayatım kadar kıymetli kabul ediyorum ve bu devlet için ben gerektiği zaman -inşallah o duruma düşmeyiz de- hayatımı da veririm. Çünkü arkadaşlar, bakın, yani insanlar nankör olmamalı yani hem devletin imkânlarından yararlanacaksın hem o devlete ihanet edeceksin. Bu olmaz, bu zaten hiçbir insanlık duygusuna sığmaz.
Şimdi, biz burada çıkıyoruz, bazı şeyleri dile getiriyoruz. Arkadaşlar, yani biz burada… Söyleyin bakalım hangi konuda iftira ediyoruz? Bakın, geçen, belediyelere yardım kanununu getirdiniz. Kardeşim, diyoruz ki: “Ey İçişleri Bakanı, bu Ankara, İstanbul, İzmit Belediyelerinin borcunu söyle.” Yok, söylemiyor. E, niye çekiniyorsun kardeşim? Ya şimdi senin… Yani, insanların ayıbı olmasa çekinir mi? Çekinmez. Ama, arkasından da çıkıyor, diyor ki: “Biz, ooo ne kadar dürüstüz. Biz çok tarafsızız. Biz hiç ayrım yapmıyoruz.” Kendisine bir teklifte bulundum “Sayın Bakan, aynı ilin içinde AKP’li belediye başkanlarına 300 milyar ama öteki belediyelere 1 kuruş yardım yapılmamış. Misalini getireyim, size ispatlarsam siz de Mir Dengir Fırat gibi bir şeyden bahseder misiniz?” dedim, hiçbir şey demedi.
Yani, şimdi, arkadaşlar, bakın, burada birbirimize karşı açık olmamız lazım. Milletvekili olarak namusumuz ve şerefimiz üzerine, bazı kurallar, ilkeler üzerine yemin ettik. Bu yeminin gereklerini yerine getirelim.
Şimdi, bakıyorum, ben konuşunca birçok arkadaşımız rahatsız oluyor. Ama değerli milletvekilleri, ben çok gerçeği biliyorum. Hangi sözümde iftira varsa söyleyin. Yani varsa ben onun hesabını vermeyi düşünüyorum.
Şimdi, bu Ergenekon olayı çok önemli bir olay. Bakın, bundan sonra bu işi büyüteceğiz. Yani, Cumhuriyet gazetesinin Başyazarı Mustafa Balbay’ın fikirlerini biliyorsunuz. Bu adam vatan haini değil, hırsızlık yapmıyor, hiçbir olayda bu memlekete aykırı hareketleri yok ve memleketin halis muhlis, en vatansever ve şerefli bir vatandaşı. Ama şimdi, sırf sizin iktidarınıza karşıdır diye Cumhuriyet gazetesinin üzerine bu kadar gidemezsiniz. (AK PARTİ sıralarından “Kim gidiyor?” sesleri) Ben şimdi…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 2 Temmuz 2008