Dernekler kanunda değişiklik yapılmasına dair kanunun 27. maddesinde kızılay ile ilgili değişiklik yapılması hakkında (s.s.283)
Tunceli Milletvekili · Bağımsız
Genel Kurul, 44. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Ocak 2009 · 1.182 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç (Bağımsız), 14 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DERNEKLER KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNUN 27. MADDESİNDE KIZILAY İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.283)); konuşma 1.182 kelime.
Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Dernekler kanunda değişiklik yapılmasına dair kanunun 27. maddesinde kızılay ile ilgili değişiklik yapılması hakkında (s.s.283)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 14 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-01-14-dernekler-kanunda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanunun-27-maddesinde-k (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 283 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, Türkiye Cumhuriyeti devleti ciddi bir devlet. Bu ciddi devletin her faaliyetinin de her organ tarafından ciddi bir statü içinde nazara alınması, yürütülmesi gerekir. Yani şimd,i daha önce burada bir kanun müzakere ediyoruz, onu kesiyoruz bilmem 9’uncu sıradaki Kızılayla ilgili bir kanuna geçiyoruz. Bizim haberimiz yok. Yahu, niye birdenbire bu kanunları bu kadar atlıyorsunuz, buna geliyorsunuz? Bunun ihtiyacı ne? Bir parlamenter olarak bunları bilmemiz lazım. Olabilir, grubu olan partilere bunlar izah edilebilir. Efendim, siz bir şey demediniz, “Kızılay kanununa geçiyoruz.” dendi. Niye geçtiniz ama? Sebebi neydi? Yani en azından burada Hükûmet ve komisyon sırasında oturan arkadaşlarımız “Yahu, işte şu zaruretten dolayı bu teklife geçiyoruz.” diyebilirlerdi, yani bunlar bize açıklanmadan…
Yani, şimdi tabii, siyasi iktidar grupları da hep “Bizim 340 milletvekilimiz var. Biz istediğimizi yaparız.” hesabıyla burada faaliyette bulunmaya çalışıyorlar. Beyler, bu kürsü… Türkiye Cumhuriyeti devletinin her kademesindeki insanların görev yaptığı bir salondur burası. Bu salonun her köşesinde oturan herkesin burada düşünceleri vardır, bu düşüncelerin de herkes tarafından nazara alınması lazım. Ha, bu düşüncelerin vicdan süzgecinden geçirilmesi lazım, Anayasa’ya uygun olması lazım, işte milletvekili yeminindeki ilkelere uygun olması lazım, bunları hepimizin kabul etmesi lazım. Ama “Benim 340 milletvekilim var, ben istediğimi geçiririm.” ama sıkıştığın zaman da “Yahu hele sen şimdi konuşma.” denilirse… O olabilir, yani ben bundan şikâyetçi değilim ama burada dile getirilen konu bu kanunu niye çıkarıyoruz?
Yani evvela işte “Türkiye Kızılay Derneği uluslararası anlaşmalara göre tayin edilen nitelik ve duruma göre; Merkezinde genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulu, şubelerinde genel kurul ve yönetim kurulu oluşturulması şartıyla tüzüğünde belirlenen şekilde teşkilatlanır ve yönetilir.” Zaten bir yerde bir tüzük varsa, bir yönetim varsa ona göre teşkilatlanır, yönetilir. Burada eksik olan ne, yani bizim anlamak istediğimiz bu.
Şimdi, bakın değerli milletvekilleri, şimdi, İsrail bugün Gazze’de vahşet işliyor. İşte vahşet işlendi, tabii hakikaten insan olan bu vahşetin karşısında bütün gücüyle durur. Bu vahşetin durması için mücadele etmesi lazım. Ama burada, mesela bir yılbaşında 7 tane genç zehirlendi, öldü, doğal gazdan zehirlendi. Ama sizin İktidarınızdaki hiçbir yöneticiniz “Yahu bunlar Türk gençleridir, Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşlarıdır, bunlar işte bizim devletin hatası nedeniyle gittiler, öldüler…” Bir şey demediler, üstelik de iftira attılar bu çocuklara. Böyle bir devlet anlayışı olur mu? Hele hele iktidarda bulunan bir zihniyet…
Tamam, Tayyip Erdoğan dün… Gazze’den gelen o gençlerin, o çocukların acılarını hepimiz görüyoruz, gözyaşı dökülebilir. Yani güzel bir şey ama bunlar hep siyasi yatırım. Arkadaşlar…
MURAT YILDIRIM (Çorum)Allah’tan kork!
KAMER GENÇ (Devamla)Allah’tan siz korkun.
MURAT YILDIRIM (Çorum)Biz korkuyoruz, sen de kork!
KAMER GENÇ (Devamla)İşte sizin Allah korkusu yok içinizde. Sizin içinizde Allah korkusu olsa var ya, bu memleketi böyle hunharca yönetemezsiniz.
AVNİ ERDEMİR (Amasya)Onu Allah bilir.
KAMER GENÇ (Devamla)Yani işte bu memleketin kaynaklarını kendi yandaşlarınıza bu kadar hunharca kanalize edemezsiniz. Bu memleketin belediyedeki kaynaklarını bu kadar yandaşlarına kanalize edemezsiniz.
Bugün siz Melih Gökçek’in Ankara’da doğal gazda, suda, çeşitli alanlarda bu halka attıkları kazıklara rağmen halkla alay edercesine Melih Gökçek’i getirip de Ankara’da belediye başkan adayı gösteremezsiniz. Diyorsunuz ki: “Yani benim iktidar gücüm var, ondan sonra da sen istersen buna oy ver istersen verme.”
Şimdi, Allah’tan korkmak Allah’ı tanıyan insanlara mahsus. Allah’ı tanımayan insanlar Allah’tan korkmaz.
AVNİ ERDEMİR (Amasya)Doğru söylüyorsun, aynen öyle.
KAMER GENÇ (Devamla)Ben Allah’ın varlığına inanan insanım ve Allah’a karşı büyük bir… Onun beni yarattığına inanan bir insanım çünkü ben o güç, o korku ve o vicdan ölçüsü içinde kendi siyasi faaliyetlerinde bulunan bir insanım. Ama siyaset icabı için ikiyüzlü değilim.
Efendime söyleyeyim, insan insandır. İnsanın dini de değişik… Benim için mezhebi de, ırkı da neyi olursa olsun benim özümde insan temel ögedir. İnsanı insan olarak kabul ederim, insan benim için her yerde değerli bir varlıktır. Ama yani bir siyasi iktidar koltuğunda oturmak için istismarcı olmam. Ben giderim, vatandaşın, devletin malına el uzatmam. Şimdi, bunu görüyoruz yani. Yıllarca buralarda faaliyette, görüyoruz.
Şimdi, değerli milletvekilleri, elbette ki, fantezi için, bakın, gidip de… Tamam… Evvela Türkiye Cumhuriyeti devleti hududu içinde o kadar muhtaç insan var ki, o kadar açlık sınırı içinde yaşayan insanlar var ki… Evvela özümüzü görelim, evvela insanlarımızı görelim. İşte, ben bu hafta sonu Tunceli’deydim. O kadar çok sefalet içinde ki insanlar… Okula giden öğrenciler, işte, vasıta bulamıyorlar, devletin imkânları bunlara yardım etmiyor, oradaki -yeterli araç-gereç olmaması nedeniyle- yollar usulüne uygun, zamanında açılmıyor, icabında, bölge yatılı okullarında, YİBO’larda yeteri kadar ısınma araçları yok. Bunları evvela… Türkiye Cumhuriyeti hudutları içinde yaşayan, biz, Türk milletinin bir ferdi olarak, Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşları olarak evvela bu insanların refahını artıracağız, ondan sonra gösteriş için gideceğiz birilerine yardım edeceğiz. Gitmişsiniz, Afganistan’a 400 milyon dolar yardım etmişsiniz. Kimin için yapıyorsunuz? Amerika’nın gözüne girmek için yapıyorsunuz. Bana ne Amerika’dan kardeşim! Bana ne Amerika’dan! Evvela ben Türkiye Cumhuriyeti devleti hududu içinde yaşayan vatandaşıma yardım etmek zorundayım, evvela burada sefalet içinde olan şeyleri…
Şimdi, dernekleri o kadar horca kullanıyorsunuz ki. Derneklerin özünde… İnsanlık duygusunun bir gereği olarak herkes zor içinde olan insanlara yardım etmek zorundadır. Bakın, gittiniz Almanya’da Deniz Feneri... O, Almanya’da çalışan insanlar yıllarca yemediler, içmediler, ondan sonra, çocuklarını okutmadılar, para biriktirdiler. Gittiler camilerde vaaz verdiler... O insanların Allah’a inancı çok yüksek. Ama Allah’a inancı olan o insanların o inançlarını o kadar kötü istismar ettiniz ki. O paraları Türkiye’ye getirdiniz. Türkiye’ye getirilen o paralar nereye gitti? Ben soruyorum şimdi, diyorum ki: 14 milyon euro gelen kişi Zekeriya Karaman’ın oğlu ile Tayyip Erdoğan’ın oğlu bacanak. E, buraya gelen o paralar nereye gitti kardeşim? Çıkın burada hesap verin yahu!
Efendim, burada, Türkiye’de birtakım derneklere, insanların yine en kutsal duyguları olan Müslümanlık duyguları, din duyguları istismar ediliyor, para toplanıyor. Bu paralar niçin siyasi amaçlar için kullanılıyor? Bu siyasi amaç. Yani bu da dine, Allah’a karşı, bana gösterilen, insanların inançlarına karşı gösterilen en büyük saygısızlık, çünkü insanlar eğer muhtaçsa o insanları teşhir etmeye gerek yok. İnsanlar kendi varlıklarında birtakım insanlara eğer yardım ediyorsa, bunları gösterişe de gerek yok.
Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletiyse, Türkiye'nin kaynaklarını vergi yoluyla toplayalım, böyle dernekler mernekler yoluyla değil. Vergi yoluyla toplayalım. Sosyal amaçlı bir devlet Türkiye Cumhuriyeti devleti. Anayasa’nın 2’nci maddesinde sosyal devletin ne olduğu belirtilmiştir, bunu okuma yazması olan herkes de biliyor ve bu okuma yazması olan insanlar işte buraya gelmiştir, Parlamentoya gelmiştir; bu Anayasa’nın çizdiği hudutlar içinde sosyal amaçlı kanunlar yapalım, bunları seçim malzemesi yapmayalım, ondan sonra, insanlara, muhtaç olan insanlara, öğrenciye, köylüye, şehirliye, şehirde olup da işsiz olan insanlara sosyal amaçlı, kanunlar çerçevesinde, genel, hukuka uygun çerçeve içinde yardım yapalım. E, şimdi, siz öyle yapmıyorsunuz ki.
Belediyeler kömür dağıtıyor. Bu kömürden o kadar büyük kazançlar sağlanıyor ki. Bir defa kömür ocakları, evvela, sizin yandaşlarınız tarafından işletiliyor. Orada maliyet 10 lira ise 50 lira gösteriyorsunuz, bir defa 4 misli oradan kâr ediyor. Sonra, normal olarak, böyle ihale yoluyla araçlara taşıtmıyorsunuz, kendi yandaşlarınızın nakliye vasıtalarıyla taşıtıyorsunuz.
AVNİ ERDEMİR (Amasya)Kanunla ne alakası var bunun?
KAMER GENÇ (Devamla)Ayrıca da yine size yandaş olanların kanalıyla orada çalışarak dağıtıyorsunuz, yani bir taşla 10 tane kuş vuruyorsunuz.
AHMET YENİ (Samsun)Türk halkının tamamı bizim yanımızda!
KAMER GENÇ (Devamla)Bu, insanlık ölçüsüyle bağdaşmayan bir davranıştır, davranış biçimleri.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 14 Ocak 2009