İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · CUMA

Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)

Kazım Türkmen

Ordu Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 113. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Temmuz 2004 · 1.176 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kazım Türkmen (CHP), 9 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNUTASARISI (S.S.619)); konuşma 1.176 kelime.

Kazım Türkmen (CHP, Ordu). “Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kazim-turkmen-22-2004-07-09-buyuksehir-belediyeleri-kanunutasarisi-s-s-619 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA KÂZIM TÜRKMEN (Ordu)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; asıl büyükşehir belediyelerimizi ilgilendiren "Büyükşehir belediyesinin gelirleri" başlıklı 23 üncü madde üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.

Dün, burada, Belediye Yasasını geçirirken, o yasa üzerindeki görüşlerimizi orta yere koyarken, belediyelerin gelir yasalarının ne olduğu bilinmeden, maddeler üzerinde tartıştık, görüştük ve maddeleri kabul ettik.

Şimdi, bugün, burada, aynısı, büyükşehir belediyeleri için de söz konusudur; ancak, burada bir fark var; hiç olmazsa, burada, büyükşehir belediyelerinin gelir kalemleri ayrı ayrı sayılmıştır; ama, hemen bundan sonra, tekrar, yeniden, belediyelerle ilgili, mahallî idareler, yerel yönetimler gelir yasası tasarısı gelecek; o yasa tasarısının ne getireceğini, burada, henüz bilmemekteyiz.

Belediye kanunlarını konuşurken, özellikle, belediyenin tüm yetkileri kamu görevi niteliğinde olduğundan, şirket kurma, başka şirketlere ortak olma, bu şirketler kanalıyla işleri yürütmenin son derece yanlış olduğu, Türkiye'deki yolsuzlukların sebeplerinden birinin de bu olduğu konusunda özellikle durduk ve durmaya çalıştık.

Değerli milletvekilleri, devletin sürekliliği esastır. 7.7.1994 tarihinde, o gün İçişleri Bakanlığı yapan Nahit Menteşe tüm belediyelere genelge göndererek, son zamanlarda belediyelerde kurulan şirketlerin olumsuzluklarını, yanlışlıklarını, bunun da kamuoyu üzerindeki etkilerinin giderilmesi bakımından disipline edilmesi gerektiğini bildirmiş. Bu yetmemiş, bu genelgelerin sayısı giderek, sürekli artmış; ama, ne yazık ki, geçmişte bunların hiçbirisinden ders alınmamış olacak ki, tekrar şirketlerin kurulması olanağı öylesine genişletilmiştir.

Geçmişten ders almak zorundayız. Bugün sizlerin oturduğu sıralarda, 12 Eylülden sonra, Anavatan Partisi, çok daha farklı bir biçimde, vizyonu çok daha yüksek biçimde oturdu. İçinizden birçok arkadaşımız bu partimizde de görev yaptı; ama, şimdi o partimiz bu Meclisin bu salonlarında yok; ama, o günden bize kalan, unutmamamız gereken bir yanlışı biz tekrarlamamalıyız; çünkü, hepimiz biliyoruz ki "benim memurum işini bilir" sözü Türkiye'de birçok yanlışlığın ana kaynağı olmuştur, ana sebebi olmuştur. Bunu söylerken ne niyetle söylüyoruz; Türkiye'de artık insanların kurum ve kuruluşlara olan itimatlarında bir sıkıntı olmasın, bir yanlışlık olmasın diye söylüyoruz. Bu kurulan şirketlerin son derece yanlış olacağını, belli bir süre sonra bu şirketlerin uygulamalarının hem halkımızı, oy verenleri hem de hükümeti rahatsız edeceğini bir defa daha dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Sayın milletvekilleri, her birimiz ülkemizin bir köşesinden geldik. Haklı biçimde, geldiğimiz her yurt köşesinin mamur ve müreffeh olması hepimizin değişmez emelidir. Türkiye'nin her tarafının güzel olması, insanların mutlu olması, insanımızın akşam evine giderken çocuklarına hangi yiyeceği, hangi aşı yedireceğinin sıkıntısını çekmemesi hepimizin ortak dileğidir.

Ancak, burada bir haksızlığı yapmaya devam ediyoruz. Bu nedir; büyükşehir belediyelerine kendi sınırları içerisindeki paylardan yüzde 5 pay aktarmak. Bunun gerekçesi şöyle izah ediliyor: Büyükşehir belediyelerinin hizmete olan ihtiyaçları, il belediyelerine göre, belde belediyelerine göre çok daha fazla olduğundan, çok daha fazla paraya gereksinimi var deniliyor.

Sevgili milletvekilleri, şu anda benim bildiğim en az 500 000 Ordulu, Kastamonu'nun da yarısı İstanbul'da yaşıyor. Bu insanlar, zamanında kendi yöremizin kalkınması sağlanmış olabilseydi, kendi yerinden yurdundan, bütün hatıralarının yaşadığı doğduğu yerden kalkıp başka bir yere gitme ihtiyacını duyarlar mıydı... Şimdi, burada, Hakkâri'de yaşayan insanımızın ihtiyacı olan anayasal haklarını alıyor bir başka şehre aktarıyoruz. Adaletsizlik burada da bitmiyor, büyükşehirler arasında da bir yarış var. Bakın, bu tasarı önümüze gelinceye kadar, bu payların dağıtımı şöyleydi: Yüzde 40'ı doğrudan büyükşehir belediyelerine veriliyordu, yüzde 60'ı ise bir havuzda toplanıp nüfus oranına göre dağıtılıyordu; ama, büyükşehir belediyeleri bunda anlaşamadılar, zaman zaman mahkemeye gittiler, şimdi bu oran, burada, Sayın Başbakanın talimatıyla değişti; yani, yüzde 5'lerin yüzde 75'i doğrudan kendi belediyesine verilecek, yüzde 25'i ise havuzda toplanacak, nüfus oranına göre dağıtılacak; ama, haksızlık burada başka bir biçimle de devam ediyor.

Şimdi, sanayimizin büyük bir ağırlığı İzmit'tedir; her türlü altyapısını, giderlerini İzmit Belediyesi çekecek; ama, oradaki geliri, genel müdürlüğü İstanbul'da olduğu için İstanbul Belediyesi alacak! Şöyle düşünülebilir: Peki, İstanbul'da yaşayan insanlarımız bizim insanımız değil mi; elbette bizim insanımız; ama, ben şunu ifade ediyorum: Türkiye'de ihracatıyla övündüğümüz, 158 inci sırada olan Çamsan Genel Müdürlüğü Ankara'da, her gün en az 2 tane çöp arabasını göndermek zorunda olduğu Sagranın Genel Müdürlüğü Ankara'da; bu hizmetleri Ordu Belediyesi yapacak; ama, onların devlete vermiş olduğu gelirden sadece Ankara yararlanacak!.. Bu haksızlığın giderilmesi lazım. Özellikle, İktidar Partisinin belediye başkanı kökenli arkadaşlarımızın buradaki tutum ve davranışlarına hayret ediyorum. Biz, bütün yasalar geldiği zaman katkı yapmaya çalışıyoruz, eğer yasanın bir eksikliği yoksa yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Bakınız, şimdi burada olmasını isterdim, Sayın Asım Aykan bu kitabı bütün Trabzon'a seçim boyunca dağıttı "benim bir tek emelim var; Trabzon'un büyükşehir belediyesi olmasıdır" diyor. Buradaki gerekçeleri okuduğum zaman, çok haklı olduğunu, son derece haklı olduğunu görüyorum. Biz, muhalefet olarak bunu seslendiriyoruz; ama, buradaki haklı nedenlerini, kitap yapmaktaki haklılığını gelip burada konuşmuyor. Bu, Trabzon halkı için istenen herhangi bir ayrıcalık değildir; bütün Türk insanının aynı, eşit çerçevede olması arzumuzdur, dileğimizdir. Bugün, Hakkâri'ye de bu para gitmiş olsa, oradaki belediye başkanı, orada bir işyeri açamaz mı, oradaki insanların büyükşehirlere göçünü önleyemez mi?.. Bu para eşit miktarda dağılmadığı sürece, biz, insanlarımıza eşit davranmıyoruz; o insanlarımıza, kendi ülkesindeki adaletsizliğin sıkıntısını yüreklerinde taşıttırıyoruz.

Belki, bugün, burada, bunları düzeltmek mümkün olmayacaktır; bunu görüyorum; ama, bir temennim var ki, gelecek olan belediye gelir yasalarında, her birimiz elimizi vicdanımıza koymalıyız. Balıkesir'in, Manisa'nın, Trabzon'un, Ordu'nun, Hakkâri'nin, Kars'ın insanlarının da bu memleketin çocukları olduğuna, onların yöresinin de mutlak gelişmesi gerektiğine, bu paradan mutlaka pay almaları gerektiğine karar vermeliyiz ve o yasada bir haksızlığı gidererek, vicdanımıza karşı sorumlu olmaktan, mutlaka, ama mutlaka kaçmamalıyız.

Bu tasarının en önemli maddelerinden biriyse... Belediye gelir yasalarında zaten bu kalemler bellidir; ama, birçok yer var ki, bu gelir yasalarında alt ve üst sınırlar çok farklı biçimde kullanılıyor. Bugün, Türkiye'de, millî gelirden en çok nasibini alan il olarak, örneğin İzmit diyelim, en çok geri kalmış olarak da Kars'ı gösterelim.

Değerli milletvekilleri, Kars'taki insanın vergi dilimi ile, millî gelirden en çok pay alan İzmit'teki insanın vergi dilimi arasında bir fark var mı; hiç yok. Peki, arada bir fark yokken, biz, devlet olarak, İller Bankası payından veya orada toplanan millî gelirden pay verirken ciddî bir haksızlık yapmış olmuyor muyuz?! Bunu, çok iyi niyetle söylüyorum, bir tecrübeye dayanarak söylüyorum, hiçbir ayırım yapmadan söylüyorum. Eğer, bu haksızlığı yaparsak, her birimizin şikâyetçi olduğu büyükşehirlere göç devam edecektir. Peki, büyükşehirlere olan bu göçler devam ettiği zaman, büyükşehir belediyeleri bundan mutlu mu olacak; hayır, o insanların yeni ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalacak.

Şimdi, buradan dağılıp gideceğiz; bugün, Büyükşehir Belediyeleri Yasası Tasarısı buradan çıkacak. Şimdi, biz, bu yasa tasarısıyla neler getirdik?.. Elbette ki, bu yasa tasarısının olumlu birçok yönü vardır; ama, asıl şu sorulara cevap vermek gerekiyor: Biz, gecekonduları önleyebilecek miyiz? Bu yasayla, arsa mafyasına, gecekondu mafyasına dur diyebilecek miyiz? Büyükşehirlerde yüzde 60 oranında mevcut olan ve hiçbir medenî ölçüsü olmayan, bize yakışmayan bu konut kepazeliğine yasalarla dur diyebilecek miyiz? Her seçim dönemi, özellikle büyük kentlerde, her birimizin ortak olduğu hazine arazileri üzerinde kurulan büyük mafyalara karşı bu yasa tasarısında hangi önlemleri aldık? Bütün bu sorulara cevap arıyoruz; ama, ne yazık ki, cevabı yoktur.

Sayın Bakanım, özellikle İçişleri Bakanı olarak size söylüyorum; belediyeler, yanlış yapılan bir ruhsatsız binayı, encümen kararıyla, yıkma kararı alıyorlar; zabıtaya talimat veriyorlar, o zabıtanın üzerine -hepimizin televizyonlarda gördüğü gibi- taşla, sopayla saldırıyorlar. Bu belediye memurlarının görev yapmasını engelleyen bu insanlara karşı, bu tasarıda hangi yaptırımlar yer aldı, bunları nasıl durduracağız? Bunu söylerken, hiçbir zaman, zabıtaya silah verilmesini savunmuyorum; ama, orada, devletin görev verdiği insanları oraya sokmayan, devleti küçük düşüren, daha çok arsa mafyasının arkadan desteklediği insanlara karşı da ciddî bir yaptırım mutlak gelmesi gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 9 Temmuz 2004

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook