Tc.emekli sandığ genel müdürlüğünün tasvibe sunulan 2000-2001 yılları hesap ve işlemlerine ait, kit komisyonu raporu ve bu rapora yapılan itiraz ile komisyonun görüşü hk.( ss : 457 )
Genel Kurul, 101. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Haziran 2004 · 1.093 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Sağ (CHP), 15 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TC.EMEKLİ SANDIĞ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN TASVİBE SUNULAN 2000-2001 YILLARI HESAP VE İŞLEMLERİNE AİT, KİT KOMİSYONU RAPORU VE BU RAPORA YAPILAN İTİRAZ İLE KOMİSYONUN GÖRÜŞÜ HK.( SS : 457 )); konuşma 1.093 kelime.
Kemal Sağ (CHP, Adana). “Tc.emekli sandığ genel müdürlüğünün tasvibe sunulan 2000-2001 yılları hesap ve işlemlerine ait, kit komisyonu raporu ve bu rapora yapılan itiraz ile komisyonun görüşü hk.( ss : 457 )”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 15 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-sag-22-2004-06-15-tc-emekli-sandig-genel-mudurlugunun-tasvibe-sunulan-2000-2001-yillari (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 2000 ve 2001 yıllarına ait hesap ve işlemleri ile itiraz müzekkeresinde yer alan konular hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Uzun yıllar Maliye camiasında görev yapmış olmam nedeniyle faaliyetlerini yakından izleme imkânı bulduğum Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün, son yıllarda, hak sahiplerine etkin, verimli, nitelikli ve ekonomik hizmet vermesi, geliştirdiği ve hayata geçirdiği birçok proje ve uygulamayla, tarafsız kamuoyundan olumlu değerlendirme aldığı açıktır.
Bugün itibariyle, sosyal güvenlik kurumları arasında, her yönüyle örnek gösterilen bir kurum haline gelen Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı yönetici ve çalışanlarının takdir edilmelerinin beklendiği bir dönemde, tüm olumlu yanlar bir yana bırakılarak, KİT Komisyonunun 26 Haziran 2003 tarihli toplantısında tesis edilen ibra işlemi, anlamakta güçlük çektiğim bir tavırla, yine, aynı komisyonun birkısım üyeleri tarafından, bir yıl bile geçmeden kaldırılmıştır.
İbra işleminin kaldırılmasına neden olan itiraz müzekkeresinde yer alan konular incelendiğinde, tüm hususların, tereddüte meydan verilmeyecek şekilde ve belgeye dayalı olarak kurum tarafından cevaplandırıldığı görülecektir. Bu cevaplara değinilmeden yapılacak her türlü değerlendirmeler bizleri yanlışa götürebileceğinden, itiraz müzekkeresinde yer alan bazı konulara ve Sandık yönetimince verilen cevaplara kısaca değinmeyi gerekli görmekteyim.
İtiraz müzekkeresinin 1 inci maddesinde, özetle, Sandık Yasasına aykırı olarak yönetmelik ihdas etmek ve aşırı derecede menfaat sağlamak suretiyle, Sandığın aslî fonksiyonları arasında sayılan dinlenme ve bakımevlerinin işletilmesi işinin, personel vakfı ve iştirakleri vasıtasıyla yerine getirildiği; bu uygulamalarla, Başbakanlık genelgesine, idare hukuku kurallarına ve yerleşmiş teamüllere aykırı hareket edildiği ve Sandık kaynaklarının suiistimale uğratıldığı öne sürülmektedir. Oysa, kurum cevapları incelendiğinde, bu işletmeciliğin, kâr esasına dayalı olmayan, sosyal amaçlı bir faaliyet olduğu, şirkete gördürülen hizmet karşılığında, binde 5 gibi çok cüzî bir ücret ödemesinin sözleşmeye bağlandığı görülmektedir.
2003 yılı sonu itibariyle, üç dinlenme ve bakımevinin işletilmesi sonucu, şirket, aylık 4 milyar lira ücret almıştır. Evet, yanlış duymadınız; kaynak aktarıldığı iddia edilen şirketin, verdiği hizmetler karşılığında, ayda sadece 4 milyar lira ücret aldığı görülmektedir. Kaldı ki, anılan şirketin, 2002 yılında, özkaynaklarından elde ettiği faiz geliri dahil, tüm faaliyetlerinden, vergi sonrası sadece 78 milyar lira kâr elde etmiş olması, şirkete aşırı derecede menfaat sağlandığını iddia etmenin mümkün olmadığını ortaya koymaktadır.
Öte yandan, Sandık tarafından yapılan uygulamanın, Başbakanlık genelgesiyle yasaklanan durumlardan olmadığı Devlet Bakanlığının 19.9.2001 tarihli yazısıyla ortaya konulmuştur. Ayrıca, İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 9.11.2001 tarihli ve Danıştay 11. Hukuk Dairesinin 8.12.2001 tarihli kararlarıyla, Sandık uygulamasının 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 41 inci maddesine aykırı olmadığının tevsik edildiği bilinmekte iken, tüm bu hususların yok sayılmasını anlamakta doğrusu güçlük çekiyorum.
Yine, mülkiyeti TC Emekli Sandığına ait olan; ancak, imar mevzuatına göre kullanımında kısıtlılık bulunan Ankara İtfaiye Meydanı arsasının işgallere ve olumsuz kullanımlara karşı korunması ve arsanın atıl bırakılmayarak, gelir getirmesine yönelik kurum çabalarının eleştirilmesinde de isabet bulunmamaktadır. Öyle ki, bugün itibariyle, anılan arsadan alınan kira miktarı, aradan geçen yaklaşık üç yıl içerisinde 7,5 kat artırılmış olmasına rağmen, Sandığın mevcut yönetiminin tüm bu çabaları bir kenara bırakılmakta, dayanaktan yoksun iddialarla yıpratılmaya çalışılmaktadır.
Eleştirilen bir diğer uygulama, Sandık mülkiyetindeki 6 adet Emek Otelinin uluslararası otel zincirlerine işlettirilmesi projesinde, ara organizasyon olarak bir vakıf şirketinin kullanılıyor olmasıdır. Söz konusu otellerin, uzun yıllar Emek İnşaat ve İşletme AŞ tarafından işletildiği; ancak, izleyen yıllarda, çeşitli olumsuz koşullar nedeniyle, beklenen kalite ve kârlılığa ulaşamadıkları ve devletin üzerinde büyük bir yük oluşturdukları tüm kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Sandık yönetimi, bu olumsuz koşulları dikkate alarak, otellerin daha kârlı işletilmesini sağlamak amacıyla, 1985 yılından itibaren, onbeş yıl içerisinde dört ayrı ihale girişiminde bulunmuş; ancak, bu girişimden bir sonuç alınamamıştır. Emekli Sandığı Yasasının 20 nci maddesi gereğince, Sandık gayrimenkullerinin satışı mümkün olmadığından, bu gelişme üzerine, anılan kıymetlerin satış yoluyla değerlendirilmesi amacıyla yasal düzenleme yapılmış; ancak, bu düzenleme de Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Satış yolunun kapanması karşısında, kamu kaynaklarının etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesini sağlamak amacıyla uluslararası otel zincirlerine yönelik ihale yapılmış ve dünyanın önde gelen üç otel zinciriyle sözleşme imzalanmıştır. Sandığın bu projeyle sağlayacağı toplam kâr payının 328 000 000 dolar, net nakit girişinin ise 184 000 000 dolar olacağı tahmin edilmektedir. Bu noktada, otel zincirlerine ait tekliflerin yönetim sözleşmesi olduğu dikkate alınarak, Sandık ile otel zincirleri arasında, yine, Sandığın kontrolünde bir ara organizasyon gerekliliği söz konusu olmuş ve personel vakfına ait bir şirket kurularak uygun bir çözüm modeli yaratılmıştır. Bu düşünceler, dönemin Maliye Bakanına ve üst düzey yetkililerine arz edilmiş ve yeni bir KİT yaratmamak amacıyla bu yol uygun bulunmuştur. Dolayısıyla, itiraz müzekkeresine konu olan Sandığın tüm bu uygulamalarının zorunluluktan kaynaklandığı, Sandık yönetiminin sunduğu cevabî yazılarla da ifade edilmiştir. Kapanış tarihlerinden önceki son üç yılda ortalama 2 200 000 dolar zarar eden otellerle ilgili olarak yaşanan olumsuzluklar gözardı edilerek onsekiz yıldır yapılamayanı başarma yönünde adım atan Sandığın eleştirilmesi de, yine, isabetli bir yaklaşım tarzı değildir.
Emek Otelleriyle ilgili yürütülmekte olan bu uygulamanın Başbakanlık genelgesine aykırı olduğunun iddia edilmesi de, gerçeklerin tahrip edilmesidir; çünkü, konuyla ilgili tüm girişimlerin Sandık tarafından yerine getirildiği ve Maliye Bakanlığı ile Başbakanlıktan gerekli izinlerin alındığı, yönetim tarafından Komisyona ibraz edilmiştir.
Bir diğer iddia da, uluslararası otelcilik işletmesi olan ve otelcilikteki başarısı tüm dünyada kabul gören Hilton Otelleri zinciri ile kuruluş amacı ve faaliyet alanı belli olan Emek İnşaat AŞ'nin aynı kategoride değerlendirilmeye çalışılmasıdır; böyle bir değerlendirmenin bizleri doğru bir sonuca götürmesine imkân yoktur. Üstelik, tüm bu eleştiriler yapılırken, Hilton'la yapılan, imzalanan son sözleşmenin 17 Mart 1993 tarihli olduğunu, süresinin de 31.12.2015 tarihinde sona ereceğinin dikkate alınmamasını da manidar bulduğumu belirtmek isterim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Emekli Sandığı yönetiminin ibrasıyla ilgili, bana göre önemli gördüğüm bazı iddialar konusunda görüşlerimi dile getirmeye çalıştım, zaman darlığı nedeniyle diğer konulara değinmeyeceğim; ancak, özetle, şunu belirtmek istiyorum ki: KİT Komisyonunda, Adalet ve Kalkınma Partili değerli arkadaşlarımızın da oylarıyla ibra edilmiş olan Emekli Sandığının 2000 ve 2001 yılları hesap ve işlemlerinin tekriri müzakere talebiyle, tekrar, yine Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarca yeniden görüşmeye açılmasını ve bu defa, daha önce tesis edilmiş bulunan ibra kararının kaldırılmasını, doğrusu anlayamıyorum. Emekli Sandığı yetkilileri, iddia konularını, hem ilk görüşme aşamasında hem tekriri müzakere sırasında belgelerle açıklayıp, iddiaların doğru olmadığını ortaya koymuşlardır. Hal böyleyken, Adalet ve Kalkınma Partisinin bu konuda ısrarını sürdürmesi, bana göre, hiç anlamlı ve doğru değildir. Bugün, Adalet ve Kalkınma Partisi, Emekli Sandığı işlemlerini ibra etmediği takdirde, bunun arkasında başka nedenler aramak gerektiğini de, doğrusu, düşünüyorum. Acaba, diğer kurumlarda olduğu gibi burada da mı kadrolaşma isteği ağır basıyor? Eğer değilse, o zaman, aklıselim sahibi tüm milletvekili arkadaşlarımı, parti ayırımı olmaksızın, olumlu oy vermeye davet ediyorum. Aksi takdirde, kamuoyunun, Adalet ve Kalkınma Partisinin kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolaşmasına ilişkin görüşlerini teyit etmiş olacaksınız. Unutmayınız ki, eğer böyle giderseniz, yakında, devlet hizmetlerinin iyi yürümesi için, yetişmiş bürokrat kadrosu bulamayacağız.
Bu düşüncelerle, sizleri vicdanınızla başbaşa bırakıyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
12 konuşma daha · 15 Haziran 2004
