Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)
Aydın Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 101. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Haziran 2004 · 1.502 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Mesut Özakcan (CHP), 15 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(SS.508)); konuşma 1.502 kelime.
Mehmet Mesut Özakcan (CHP, Aydın). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 15 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mesut-ozakcan-22-2004-06-15-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-ss-508 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 508 sıra sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 5 inci maddesinde yer alan ek madde 32'yle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Telekomun özelleştirilmesiyle ilgili, daha doğrusu, Türk Telekomun özelleştirilmesinin kolaylaştırılmasıyla ilgili tasarıyı incelemeden ve tartışmadan önce, Türkiye'deki özelleştirme mantığının, özelleştirme uygulamalarının nasıl bir çarpıklık gösterdiğini bir kez daha yinelemek istiyorum.
Ülkemiz, uzun bir süredir, hem özel sektör hem de kamu sektörü açısından, nitelikli yatırım anlamında en kısır dönemi yaşamaktadır. Son yıllarda ülke ekonomisine artı değer sağlayan, ciddî istihdam yaratan, uluslararası anlamda rekabet edebilecek tek bir sanayi ve hizmet yatırımı yapılmamıştır. Siyasî iktidarlar, elimizdeki en büyük işletmeleri haraç mezat pazarlayıp, âdeta yok etmeye çalışırken, Türkiye'nin özel sektörünün de, bu işletmeleri ucuza kapatıp, kısa yoldan kâr etmek dışında herhangi bir büyük iktisadî atılımı görülmemiştir.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin büyük işletmelerini -işletme kavramanın altını çizerek söylüyorum- sayacak olursak, aklımıza gelen ilk isimler, PETKİM, TÜPRAŞ, Tekel, Türk Telekom, Türk Hava Yolları gibi kamu işletmeleri değil midir. Özel sektör içerisinde, bu işletmeler düzeyinde bir köklü kuruluş gösterebilir misiniz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şunu sorgulamalıyız: Özelleştirme uygulamalarının belki de en kabul edilebilir gerekçesi, Türk özel sektörünün önünü açmak ve daha global bir yapıya kavuşmalarını sağlamak, ekonomide verimliliği artırmaktır. Acaba, özelleştirme sonrasında böyle mi olmaktadır?! Yıllardır, özel sektöre onca kaynak aktarıldı; emekçilerin hakları gasbedilirken, sermayenin önündeki bütün engeller kaldırıldı. Peki, bu süre içerisinde, özel sektörde, bir PETKİM, bir TÜPRAŞ, bir Türk Telekom kurabilen bir girişimci çıkabildi mi?!
Küreselleşme süreci ve gümrük birliği de, sanıldığı gibi, ülke ekonomisini, sanayiini, fabrikasyon üretimini güçlendirmedi; tam tersine, bu süreçte, biraz olsun üretim potansiyeli olan girişimler yok olurken, meydan, çokuluslu şirketlerin kâr ortaklığına, hatta, daha çok acenteliğine soyunan sözde holdinglere kaldı. Bunlar, elbette, bu topraklara ait fabrikalar açmadılar, yüzde 100 yerli sanayi işletmeleri kurmadılar, büyük yatırımlar yapmadılar. Tıpkı yabancılar gibi, Türk Halkını büyük bir pazar, Türk kamu işletmelerini büyük bir rant alanı olarak kabul ederek, sadece yabancı ortaklarıyla el ele verip, bu pazarı nasıl daha kârlı hale getireceklerinin hesabını yaptılar.
Değerli arkadaşlar, işte, devletin, cumhuriyetin en köklü, en güzide işletmeleri, bunlar için, bu zihniyet için özelleştirilmek isteniyor. Rüştünü ispat etmiş olan, artık, devletin beslemeliğinden kurtulmuş olan ve daha külfetli, daha emek isteyen yatırımlar, yani, fabrikalar, büyük işletmeler kuran bir özel sektör olsaydı, yine, bu özelleştirmeler bir ölçüde mazur görülebilirdi. Soruyorum, Türk özel sektörü içerisinde, yabancıların acenteliğini yapmadan, montajcılığını yapmadan, yani, tam anlamıyla kendi ayakları üzerinde durabilen kaç tane işletme var?! Kaç holding, Türk Telekomu, TÜPRAŞ'ı, PETKİM'i almayı hak ediyor?! Kaç tanesi, bu işletmeleri satın aldıktan sonra büyütebilecek, istihdam yaratabilecek, bu güçle dış rekabete göğüs gerebilecek niteliğe sahip?! Kaç girişimcinin, bu işletmeleri satın aldıktan sonra, yabancılara daha pahalıya satıp veya kapatıp, onbinlerce işçiyi işsiz bırakıp gitmeyeceğinden emin olabiliyorsunuz?! Et ve Balık Kurumu özelleştirmesinde, SEK özelleştirmesinde bu durumu yaşamadık mı?! Bu yüzden, hayvancılığımız, tarımımız zarar görmedi mi?! SEKA, Şeker Fabrikası gibi büyük bir gayrimenkule sahip işletmeler, sırf bu zenginlikleri için talep edilmiyor mu?!
Hükümet, kafasına koymuş, ne pahasına olursa olsun satacak. Gözden kaçırdığımız esas nokta ise, bunları kimlerin satın almak istediği. Bakınız, Türk Telekoma, dünyanın bir numaralı spekülatörü Soros bile talip olmuştu. Aslında, özelleştirmeyi en çok isteyenler, iktisadî hayata Soros'un gözleriyle bakanlardır. Emekle, üretimle, bileğinin hakkıyla bir işletme kuramayanlar, yatırım yapamayanlar, yani çıkarcı ve fırsatçılar hükümetle işbirliği yapıyor ve Türkiye'nin, Türk Halkının alınteri olan işletmelerimizi parselliyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülke olarak, üretmeyi, sanayileşmeyi, kalkınmayı unuttuk. Birileri, satarak kısa yoldan gelir elde etmeye çalışıyor, başka birileri, haraç mezat satın alarak emeksiz zenginleşmek istiyor. İşte, özelleştirme ekonomisi ülkemizde budur ve bu ekonomide yine sömürülen, yoksullaşan Türk Halkı olacaktır.
Değerli arkadaşlar, konuştuğumuz tasarı, Türk Telekomun özelleştirilmesinin kolaylaştırılmasıyla ilgilidir. Yıllardır, Türk Telekomun nasıl özelleştirileceği tartışılıyor, daha doğrusu, bu güzide kuruluşumuzun nasıl tasfiye edileceği, uluslararası tekellerin baskılarıyla nasıl yabancılaştırılacağı tartışılıyor. Daha önce, bu konuyla ilgili bir yasa kabul edilmişti; ama, ülke içinde, bu işletmeyi ederine yakın bir fiyata satın alabilecek girişimci çıkmadığı için, yabancı şirketleri nasıl çekerizin hesabı yapıldı. Anayasaya açıkça aykırı olmasına rağmen, bu ulusal şirketin, stratejik işletmenin yabancılaştırılması için çaba sarf ediliyor. Hatta, bu kârlı işletmenin satılmasına o kadar şartlanıldı ki, satılabilmesi için, değeri bile, olduğundan daha düşük gösterildi.
Değerli arkadaşlar, sanki, bu özelleştirme veya diğer özelleştirmeler olursa bütün ekonomik sorunlarımız hallolacakmış gibi bir dayatma içerisinde bırakılıyoruz. IMF'nin de böyle bir dayatması var; ama, siyasî iktidarlar, borçlardan nasıl kurtulacağımızı, ekonomik büyümeyi nasıl sağlayacağımızı, nasıl yatırımlar yapacağımızı, nasıl yeni teknolojiler getireceğimizi, IMF kıskacından nasıl kurtulacağımızı düşünmek ve bu konuda projeler geliştirmek yerine, elimizdekileri nasıl satacağımızı planlıyorlar. Herkes buna odaklanmış; çünkü, IMF böyle istiyor, çokuluslu şirketler ve küreselleşmeciler böyle istiyor.
Dikkat ediniz, ülkemizde özelleştirilmesi öncelikle gündeme getirilen ve IMF'nin de üzerinde durduğu işletmeler Türkiye'nin en kârlı işletmeleridir. Bu işletmelerin çoğu Türkiye'nin en çok vergi veren, en çok istihdam yaratan, en çok yatırım yapan ilk 100 işletmesi içinde en üst sıralarda yer almaktadır; sadece Türkiye'de değil, dünya piyasalarında da en ön sıralarda yer alan işletmelerdir; TÜPRAŞ öyledir, Tekel öyledir, Türk Hava Yolları öyledir, Telekom öyledir, PETKİM öyledir, Demir-Çelik öyledir. Telekom, dünya sıralamasında 13 üncü sırada yer alan bir büyük yapıdır, bir büyük şirkettir. Peki, buna rağmen nasıl bir zihniyetle bunların yok pahasına elden çıkarılması, temmuz ayında pazar artığı domates gibi, özelleştirilmesi bile değil, âdeta yabancılaştırılması teşvik edilebiliyor; neden çok açık; bu işletmeler özel sektör tekellerinin, uluslararası tekellerin, kartellerin değil, kamunun, halkın mülkiyetindeki özerk kuruluşlardır da ondan. İşte, kimilerine rahatsızlık veren esas nokta budur, IMF'ye rahatsızlık veren budur, IMF'ye, uluslararası tekellere ve onların yerli ortaklarına göbekten bağlı siyasal iktidarları rahatsız eden de budur.
Değerli arkadaşlar, özelleştirme dayatması Türk ekonomisini ve Türk siyasetini kısırlaştırmıştır, Türk girişimcisini tembelleştirmiştir. Üstelik özelleştirilmek istenilen işletmelerin, en başta Türk Telekomun Türkiye'nin en çok gelir getiren işletmeleri olduğu gerçeği de düşünülürse, bu durum, ayrıca büyük bir komediyi de yansıtmaktadır. Hem devlet hem de özel sektör son yirmi yılda Türkiye'nin en büyük işletmelerini satmak veya satın almak için harcadıkları çabanın yarısını kalkınma politikalarına, güçlü yatırımlara ayırsalardı, bugün, Türk Telekom mevcut kârını, istihdamını ikiye katlar, uluslararası alanda da daha yüksek sıralara çıkabilirdi, hatta özel sektörün de TÜPRAŞ'ı, PETKİM'i, Türk Telekomu olurdu; ülke kalkınır, refah artar, millî gelir artar, işsizlik bir problem olmaktan çıkardı. En kötü koşullarda yüzlerce işletme açan, büyük ekonomik kuruluşlar oluşturan "on yılda demir ağlarla ördük anayurda dört baştan" diyerek, umudunu, coşkusunu marşlara yansıtan Türkiye Cumhuriyetine bu eziklik, bu tembellik yakışmıyor. Özelleştirme politikaları Türkiye'nin ufkunu daraltmış, kalkınma umudunu azaltmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özelleştirilmek istenilen Türk Telekom içerisinde 63 000 emekçi çalışıyor; bu, nereden bakarsanız, aileleriyle birlikte en az 300 000 kişi demektir. Tasarının şimdi görüştüğümüz maddesi, bu 300 000 kişinin hayatını tam anlamıyla olumsuz yönde etkileyecek düzenlemeler içeriyor.
Bu maddeyle birlikte, siyasî iktidar, özelleştirme sonrasında yaşanacak olan acı sosyal tabloyu bildiği için, gördüğü için, yani işten atılmaları, çalışma koşullarının kötüleştirilmesi uygulamalarını ve bunlara karşı olabilecek insanî tepkiyi bildiği için, daha özelleştirme olmadan, özelleştirme sonuçlarını yaşatacak bir yasal düzenleme getirmiş bulunuyor. Yani, iktidar, Türk Telekomu satın alan kimseyi o kadar düşünüyor ki, onu, bu tür sosyal sıkıntılardan da kurtarıyor; tam anlamıyla, dikensiz bir gül bahçesi teslim edeceğini taahhüt ederek, nasıl birkaç kuruş daha fazla alabilirimin hesabını yapıyor.
Maddeyle getirilen düzenlemeyle, hükümet, özelleştirme sonrası işten çıkarmaları azaltabildiği kadar azaltmak istemekte. Bunun için, yasanın yürürlüğe giriş tarihinden itibaren, iki ay içerisinde kendi isteğiyle emeklilik hakkını kullanan veya kadro güvencesini terk ederek, kendini, kölelik yasası olarak tabir edilen yeni İş Yasası hükümlerinin insafına terk etmek isteyenleri, bazı artış önerileriyle ikna etmeye çalışıyor. İşin komedisi, hükümet, üzerindeki bu yükten o kadar çabuk kurtulmak istiyor ki, neredeyse tehdit edercesine, çalışanlardan, iki ay içerisinde hayatlarının kararını vermelerini bekliyor "ya kendi rızanla işten çıkarsın, alırsın yüzde 20, yüzde 30 -neyse, ek bir para- ya da sözleşmen feshedilir ve hiçbir şey alamazsın; sen seç" diyor; yani, ölümlerden ölüm beğen.
Maddede, İş Kanununa tabi olup da kendi isteğiyle iş bırakacaklara kıdem tazminatında yüzde 20 artış öneren siyasî iktidar, aynı konumda olup işten atacaklarına ise hiçbir şey vermiyor. İktidar diyor ki: "Sen çıkmazsan ben atarım, ben atmazsam yeni patronun atacak; sen iyisi mi, gel şu yüzde 20'ye, yüzde 30'a razı ol, kadro ve güvence heveslisi de olma o kadar."
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP Hükümeti, siyasî iktidar, Türk Telekomun özelleştirilmesinin kolay olabilmesi için, alıcıya üç kolaylık sunuyor, daha doğrusu üç ulusal taviz veriyor; bunlardan birincisi, özelleştirme değerini asıl değerin çok altında gösteriyor; ikincisi, anayasal engel olmasına rağmen, yüzde 50 kamu payı zorunluluğunu ortadan kaldıracak yeni düzenlemeler yaparak, bu işletmeyi satın alacak yabancı özel tekelin veya kartelin, bu alanda tam bir hâkimiyet kurması yönünde teminat veriyor; üçüncüsü de, Türk Telekomu satın alacak tekeli, özelleştirme sonrası uğraması muhtemel tehlikelerden, sosyal tepkiden, yargısal denetlemeden, sendikal tepkiden, demokratik hareketlerden şimdiden kurtarmak istiyor. Üzerinde konuştuğumuz madde, bu üç hazırlığı kolaylaştırıcı hükümler içeriyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hükümet, özelleştirmelerin istihdam yaratıcı değil, istihdamı yok edici özelliğini âdeta ispat edercesine, Türk Telekomun özelleştirilmesinden sonra işten atılmaların yoğunlaşacağını kabul ederek, bu süreci önceye almış ve binlerce emekçinin işinden olacağını açıkça deklare etmektedir. Demek ki, 63 000 kişi, 13 üncü büyük telekom şirketi olan Türk Telekom için, fazla olarak görülmekte, kabul edilmektedir. Şimdi, özelleştirmecilere soruyorum: Büyüklük sıralamasında Türk Telekomu geçebilmiş dünyanın diğer 12 telekom işletmecisinin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
12 konuşma daha · 15 Haziran 2004