H.hüsametten özkan ve recep önal haklarında 9/3 meclis soruşturması raporu üzerinde görüşmeler (ss : 463 )
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 101. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Haziran 2004 · 857 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Telat Karapınar (AK Parti), 15 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: H.HÜSAMETTEN ÖZKAN VE RECEP ÖNAL HAKLARINDA 9/3 MECLİS SORUŞTURMASI RAPORU ÜZERİNDE GÖRÜŞMELER (SS : 463 )); konuşma 857 kelime.
Telat Karapınar (AK Parti, Ankara). “H.hüsametten özkan ve recep önal haklarında 9/3 meclis soruşturması raporu üzerinde görüşmeler (ss : 463 )”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 15 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/telat-karapinar-22-2004-06-15-h-husametten-ozkan-ve-recep-onal-haklarinda-9-3-meclis-sorusturmasi-ra (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TELAT KARAPINAR (Ankara)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, bugün hayatlarını kaybeden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Piriştina ve Abdurrahman Oğultürk'e Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 463 sıra sayılı ve (9/3) esas numaralı, Devlet eski Bakanları Hüsamettin Özkan ve Recep Önal hakkında kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu raporu üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Komisyonumuz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 13.1.2004 tarihli 41 inci Birleşiminde üye seçimiyle görevlendirilmiş, 14.1.2004 tarihinde ise ilk toplantısını yaparak komisyon organları belirlenmiştir. O tarihten komisyon çalışmalarımızın bittiği, raporun hazırlandığı 27.5.2004 tarihine kadar, olağanüstü bir gayret ve mesai harcanmıştır. Bu süre içerisinde 40 civarında tanık ve ilgili dinlenilmiş, komisyonda görevli uzmanlarımızla birlikte, mesai mefhumu gözetilmeksizin, çok titiz bir çalışma sonucunda bu rapor hazırlanmıştır.
Yeri gelmişken, bizimle ve bizden ayrı olarak 16, hatta, 18 saat çalışıp, komisyon çalışmalarımıza katkı sağlayan görevli uzman ve çalışanlarımıza da ayrıca teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada, komisyon üyesi bir milletvekili olarak şunu ısrarla vurgulamak isterim ki, gece gündüz çalışan komisyonumuzun, siyasal tarihimize adı gibi ak bir sayfa açan Adalet ve Kalkınma Partimizin, hiçbir zaman, devri sabık yaratmak gibi bir düşünce ve gayreti olmamıştır.
İncelemelerimiz ve çalışmalarımızda, bilgi ve belgeler ışığında, ilgili kişi, kurum, tanık ve uzmanların görüş ve düşünceleri alınarak bir mahkeme titizliği ve hassasiyetiyle çalışılmış, kişi ya da siyasetçi adları hiçbir zaman deklare edilmemiştir. Bugün Meclis çatısı altında yer almayan siyasetçilerin yargısız infazları asla yapılmamış, defalarca kendileri davet edilerek, saygı çerçevesinde kendileriyle görüşülmüştür.
Komisyon çalışmaları süresince, gizliliğe azamî oranda riayet edilerek, soruşturması yapılan kişilerin haklarına azamî oranda saygı gösterilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; komisyon çalışmalarımızda da gördük ki, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük iki krizinin yaşanmasına giden yolda, komisyonumuzu ilgilendiren konularda yapılanların ve yapılmayanların ne kadar etkili olduğu görülmüş, ülke kaynaklarının birilerine nasıl peşkeş çekildiği, yağma Hasan'ın böreği misali nasıl dağıtıldığı üzüntüyle müşahede edilmiştir.
Komisyonumuzca dinlenilen tanıkların ifadelerinde beyan ettikleri birkısım hususlar ise -açık söylüyorum- milletimiz adına dehşetle dinlenilmiştir.
Burada bir örnek vermek istiyorum, işin vahametini anlatabilmek açısından. Bu kredilendirme süreciyle ilgili, kredilerle ilgili, şube müdüründen genel müdüre kadar birkısım arkadaşlarımızı dinledik ve Halk Bankası mensuplarına bu kredilerin neden ve nasıl verildiğini sorduk. Şimdi, başlıyoruz. Şube müdürünü çağırdık, sorduk: "Sayın müdür, bu kredileri, bu istihbarat raporuna göre nasıl olumlu görüşle teklif ettin?" Cevap: "Efendim, biz, bunu teklif ederiz; ama, neticede bizim krediler müdürümüz, bu teklifi inceler ve yönetime sunar. Onun için, bu teklifin fazla bir önemi yoktur." Krediler müdürüne soruyoruz: "Sayın müdür, bu kredileri uygun görüşle nasıl yönetim kuruluna havale ettin?" Cevap: "Efendim, biz, şubeden olumlu görüşle gelen teklifi çok fazla incelemeyiz. Uygun görüş kaşesini basar, yönetime göndeririz." Yönetim Kurulu üyesine soruyoruz: "Sayın Kurul üyem, siz, bu kredi için nasıl olumlu oy kullandınız?" Cevap: "Efendim, biz, haftada bir kez toplanırdık. Yaklaşık 200 dosya görüşürdük. Çok fazla bakma fırsatımız olmazdı. Üstelik, bu dosyalar 48 saat önce bize gelmesi gerekirken, çoğu zaman dosyayı Yönetim Kurulunda görürdük. Yönetim Kurulu Başkanı uygun görürse, biz de olumlu oy kullanırdık." "Peki, bu 200 dosyanın kaç tanesi yüksek montanlı krediydi?" Cevap: "3 veya 4." "Peki, bu dosyaları da mı incelemezdiniz?" Cevap: "Evet." Kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısına soruyoruz: "Nasıl verildi bu krediler?" Cevap: "Efendim, şube tarafından, krediler müdürlüğü tarafından bu talepler en ince ayrıntısına kadar incelenirdi. Ayrıca, Yönetim Kurulu kararıyla bu krediler verilirdi." Genel Müdüre soruyoruz: "Bu krediler nasıl verildi?" Cevap: "Efendim, oybirliğiyle verildi. Tüm krediler bizde oybirliğiyle çıkardı. Üstelik, bu krediyi kullandırmaya yetkili olan, şube müdürüdür. En son söz de, şube müdürüne aittir. Her ne kadar, biz, Yönetim Kurulu olarak, bir kredi hakkında olumlu karar alsak bile, o krediyi kullandırıp kullandırmamak tamamen şube müdürünün yetkisindedir."
Görüyorsunuz sayın milletvekilleri, krediler nasıl veriliyor, istihbarat raporları nasıl değerlendiriliyor! Bu arada, bu kişilere "bu krediler kendi paranız olsaydı, bu istihbarat raporuna göre borç verir miydiniz" diye sorulduğunda ise, hiçbirisinden, maalesef, cevap alınamadı.
Diğer bir örnek; vatandaş geliyor diyor ki: "Benim bir petrol istasyonum var; ayrıca, küçük çaplı dağıtım işi yapıyorum; ancak, depolama tesisi kurmayı düşünüyorum..." Dikkat edin "düşünüyorum" diyor. Bu "düşünüyorum" ibaresi aynen, istihbarat raporunda da aynı şekilde geçiyor. Düşünüyor. "Nerede kuracağıma da karar vermedim. Yalnız, benim ipotek verecek gayrimenkulum yok. İki adet bina inşa ediyorum. Bu binadaki daireleri sattıkça borcumu ödeyeceğim. Bana 5 000 000 dolar kredi verin, ben öderim." Bu söylediklerim, istihbarat raporunda geçen sözler arkadaşlar, burada yapılan şifahî konuşma değil. Bu rapora göre, vatandaş 5 000 000 doları alıyor, bir sene sonra tabiî ki kredi ödenmiyor. Ne olacak?.. Al sana bir kredi daha...
Yine bir örnek: Halk Bankası vatandaşın birisine kredi veriyor. Allah var belki de en iyi niyetle verilen kredilerden birisi bu; ancak, firmanın verdiği ipotekler sahte. Bir şekilde tapuda sahte ipotek tesis edilmiş ve firma kredilendirilmiş. Peki, banka ne yapmış? Kredi müşterisi olan ve yine milyonlarca dolar batık kredi verdiği -bu şahıs üstelik daha sonra çete kurmaktan yargılanıp mahkûm olmuş- bu vatandaş, kiraladığı özel uçakla sahte tapu işlemlerini yapan tapu memurunu Ankara'ya getiriyor, otelin birisine çekiyor ve ifade alıyor. Bu konuda yorum yapmak istemiyorum; kararı siz sayın milletvekillerinin ve yüce milletimizin takdirine bırakıyorum.
Örnekler o kadar çok ki, müracaat tarihiyle aynı günde verilen krediler, olumsuz istihbarat raporlarına rağmen verilen krediler, neler neler. Peki, burada eski bakanların günahı ne? Komisyonumuzun kuruluş amacı, Halk Bankasının bağlı olduğu bakanlarımızın, soruşturma raporlarında belirtilen temennilerin gereğini yapmaması...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
12 konuşma daha · 15 Haziran 2004