İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 99. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

4483 sayılı memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması hk (s.s.466)

Mehmet Ali Bulut

Kahramanmaraş Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 99. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Haziran 2004 · 1.191 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ali Bulut (AK Parti), 9 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 4483 SAYILI MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HK (S.S.466)); konuşma 1.191 kelime.

Mehmet Ali Bulut (AK Parti, Kahramanmaraş). “4483 sayılı memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması hk (s.s.466)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-bulut-22-2004-06-09-4483-sayili-memurlar-ve-diger-kamu-gorevlilerinin-yargilanmasi-hk-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ALİ BULUT (Kahramanmaraş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bazı Maddelerin İlavesi Hakkında Kanun Teklifi üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, Anayasamızın 129 uncu maddesinin son fıkrasında yer alan "memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır" hükmüne dayanılarak 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun çıkarılmıştır. Bu kanun, 1913 yılından 1999 yılına kadar usul hukuku olarak uygulanmakta olan Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatınca yerine getirilen bir düzenlemeydi.

Önceki usul kanununa göre oldukça yeni sayılabilecek ve yaklaşık dört yıldır yürürlükte bulunan bu kanunun uygulanmasında birtakım aksaklıkların yaşandığı bilinen bir gerçektir. Bu kanunu uygulamada gerek isimsiz, imzasız veya sahte isimli, imzalı, gerçeği yansıtmayan ihbar ve şikâyet dilekçelerinin getirdiği sıkıntılar gerek makamlar gözetilerek memurlar arasında oluşturulan eşitsizlik gerekse yüksek yargı organlarının iş yükünü artırması, bazı değişikliklerin yapılmasını gerekli kılmıştır. Buna göre, kanun teklifinin 3 üncü maddesinin (e) bendinde yapılan değişiklikle, daha önce yer verilmeyen bağlı kuruluşların müşterek kararnameyle atanan yetkilileriyle ilgili durum açıkça belirtilerek kapsama alınmıştır.

Ayrıca, Başbakanlık merkez teşkilatıyla sınırlandırılmış olan Başbakanın izin verme yetkisi, Anayasaya uygun biçimde ve Anayasanın 112 nci maddesinden kaynaklanan yetkisine paralel olarak, bakanlıklar ve bağlı kuruluşlarda müşterek kararnameyle atanan görevliler yönünden genişletilmektedir.

Bu değişiklik, uygulamada hem ihbar ve şikâyetlerle hem de savcılıklarca Başbakanlığa iletilen konuların zaman kaybına meydan vermeden süratle öninceleme yapılarak sonuçlanmasını sağlayacak, gereksiz yazışma ve süre kaybını önleyecektir.

Yine 3 üncü maddeye eklenen (k) bendiyle, yerel yönetimlerde çalışan personelin en üst amiri olan belediye başkanı izin vermeye yetkili kılınarak, diğer idarelerde geçerli olan "kuruluşun en üst amiri" kavramıyla uyum sağlanmaktadır.

Kanun teklifinin 4 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, ihbar ve şikâyetlerin değerlendirilmesinde yeni kriterler getirilmektedir. Bilindiği üzere, 4483 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip, özellikle, isimsiz, imzasız veya sahte isimli, imzalı ihbar ve şikâyet dilekçeleri kamu kurum ve kuruluşlarını aşırı derecede meşgul eder hale gelmiştir. Ayrıca, savcılığa intikal eden her şikâyet, ciddî olsun olmasın, ihbarın soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikâyetlerde kişi veya olay belirtilmesi kaydıyla, hemen, izin vermeye yetkili mercie gönderilerek soruşturma izni istenmektedir. Ortada herhangi bir ciddî bulgu veya belge bulunmadığı halde, gerçek isim, adres ve imza olmadan yapılan ihbar ve şikâyetlerin, savcılar tarafından ilk inceleme yapılmadan hemen izin vermeye yetkili mercie gönderilmesi, hem kamu kurum ve kuruluşlarının iş yükünü çoğaltmakta hem hakkında öninceleme açılan kamu görevlisinin çalışma motivasyonunu bozmakta ve onları diğer personel gözünde zanlı durumuna getirmekte hem de yargının mevcut bulguları kendisince değerlendirmesini engellemekteydi.

Değerli milletvekilleri, işte bu nedenlerle, bu gibi olumsuzlukları gidermek için, 4483 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası "iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur" şeklinde değiştirilmiştir. Dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle "ancak iddiaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konmuş olması halinde ad, soyad ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz" hükmü eklenmek suretiyle, üçüncü fıkrada yer alan zorunlu şartların istisnası belirlenmektedir. Böylece, sahih olduğu şüphe doğurmayacak belgelerin varlığı halinde, şartları taşımasa bile, ihbar ve şikâyet dilekçesinin işleme konulması sağlanacaktır.

Yine "başsavcılar ve yetkili merciler ihbarcı veya şikâyetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmak zorundadır" hükmüyle, ihbarcı ve şikâyetçinin güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Kanunun 5 inci maddesinde yapılan değişiklik ise, mükerrer öninceleme yapılmasını önleme amaçlıdır. Aynı konuda hiçbir yeni belge ve bulgu olmaksızın, şikâyetçiler, incelemenin yeniden yapılması için müracaat etmektedirler. "Cumhuriyet başsavcılıkları ile izin vermeye yetkili merciler, ihbar ve şikâyetler konusunda daha önce sonuçlandırılmış bir öninceleme olması halinde müracaatı işleme koymazlar" hükmü, bunun önlenmesine yöneliktir.

Diğer taraftan, aynı konuda sonucu ve kararı etkileyebilecek yeni bulgu ve belgelerin elde edilmesi ve ilgili mercilere sunulması halinde, yeni bir inceleme yapılması ya da incelemenin bu delillerden yararlanılarak yürütülmesi gerektiği de açıktır. Bu nedenle, tasarıda getirilen "ancak, ihbar veya şikâyet edilen kişilerin konuyla ilgili olarak daha önceki önincelemenin neticesini etkileyecek yeni belge bulunması halinde müracaatı işleme koyabilirler" hükmü bu duruma işaret etmektedir. Böylece, daha önce incelenerek karara bağlanmış şikâyet konularında yapılan mükerrer inceleme ve soruşturmalarla kamu görevlilerinin karşılaştığı mağduriyet önlenmiş olacaktır. Diğer bir anlatımla, bürokrasinin lüzumsuz yere meşgul edilmesi durumu ortadan kaldırılmış olacak; ancak, yeni belge ve bulgu bulunması halinde yeniden yapılacak bir incelemede de engellenmemiş olacaktır.

Değerli milletvekilleri, kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, 12 nci ve 13 üncü maddelerinde yapılan değişiklik ise, yargı mercileriyle ilgilidir. Şöyle ki, memurlar ve diğer kamu görevlileri makamlarına göre bir ayırıma tabi tutularak, öninceleme kararlarına itirazlara Danıştay ve/veya bölge idare mahkemesi tarafından bakılırken, hazırlık soruşturmaları, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı veya cumhuriyet başsavcılığınca, yargılanmaları ise, Yargıtay veya genel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemelerde yapılmaktadır. Bu durum, görevliler arasında eşitlik ilkesine aykırılık arz etmektedir. İşte bu gerekçelerle, 9 uncu maddede yapılan değişiklikle "itiraza, yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi bakar" hükmü getirilerek, tüm memur ve diğer kamu görevlilerinin aynı idarî mahkemeye itiraz etmeleri sağlanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, yine, 12 nci maddede yapılan düzenlemeyle, "hazırlık soruşturması genel hükümlere göre yetkili ve görevli cumhuriyet başsavcılığı tarafından yapılır.

Hazırlık soruşturması sırasında hâkim kararı alınmasını gerektiren hususlarda; genel hükümlere göre yetkili ve görevli sulh ceza hâkimine başvurulur" hükmü getirilerek, hazırlık soruşturmasının memur veya diğer kamu görevlilerinin makamlarına göre ayırıma tabi tutularak savcılık tespiti kaldırılmış ve hazırlık soruşturması sırasında hâkim kararı gerekiyorsa, bu mahkemelerin de makamlara göre değişmemesi sağlanmıştır.

13 üncü maddede ise "davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkeme, genel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemedir" hükmüyle, tüm memur ve diğer kamu görevlilerinin genel hükümlere göre görevli ve yetkili mahkemelerde yargılanması sağlanmaktadır.

Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, kötü maksatlı ihbarcı ve şikâyetçinin caydırılması ve cezalandırılması için mevcut düzenlemede öngörülen "garaz, kin veya mücerret hakaret" koşulunun uygulamada ispat edilmesinin mümkün olmaması sebebiyle yapılmıştır. Koşul "ihbar veya şikâyet edileni mağdur etmek amacı" olarak yeniden düzenlenmiştir. Böylece, uydurma suç isnatları için cumhuriyet savcılarına resen dava açabilmeleri için hareket kabiliyeti sağlanmış, suçsuz görevlinin haklarının korunması amaçlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, kanuna geçici maddeyle eklenen "bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanuna göre Yargıtayın ilgili ceza dairesinde ve il ağır ceza mahkemesinde açılmış davalar ile Danıştayca itirazen incelenen kararlar, bu kanunun yürürlüğe girmesini müteakip genel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemelere devredilir" hükmüyle, kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren yargılanan tüm memur ve kamu görevlilerinin "eşitlik" ilkesine uygun olarak genel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemelerde yargılanması ve itirazların incelenmesi öngörülmüştür.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisinin değerli sözcüsünün birtakım iddiaları var; bu iddiaların bazılarına değinmek istiyorum. Değerli sözcü "kanun teklifi olağandışı yollarla getirildi" iddiasında bulunuyor. Kanun teklifi vermek ve bunu takip etmek, her milletvekilinin hem hakkı, hem hakkı hem de görevidir. O bakımdan, bu iddiasını doğru bulmamız, yerinde bulmamız mümkün değildir.

Yine, değerli milletvekili, Adalet Bakanını ve Adalet Komisyonu Başkanını, teklife olumlu bakmasından dolayı eleştirdi. Burada, herhangi bir usulsüzlük olduğunu sanmıyorum. Adalet Bakanının ve Adalet Komisyonu Başkanının teklif hakkında olumlu düşünmesi, kabahat olamaz, kusur olamaz diye düşünüyorum.

Yine, memur yargılanmasını zorlaştırdığı iddiası da yerinde değildir.

CHP sözcüsünün, Anayasaya aykırı bir biçimde geriye yürütülmesi iddiası da yerinde değildir. Bütün hukukçu arkadaşlar bilirler ki, usule ilişkin hükümler, yürürlükten önceki olaylarda da uygulanmaktadır.

Kanun teklifimizin hayırlı olması dileğiyle, hepinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 9 Haziran 2004

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook