Anayasa değişikliği
Giresun Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 59. Birleşim · 1. yasama yılı · 1 Nisan 2003 · 469 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Işık (CHP), 1 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ); konuşma 469 kelime.
Mehmet Işık (CHP, Giresun). “Anayasa değişikliği”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-isik-22-2003-04-01-anayasa-degisikligi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET IŞIK (Giresun)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Anayasamızın 169 uncu maddesinde yapılacak değişiklikle ilgili olarak şahsî görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, hepinizin bildiği gibi, Türkiye, orman fakiri bir ülkedir. Ormanlarımız, yüzölçümümüzün ancak yüzde 26'sını teşkil etmekte; ama, daha da kötüsü, bunun yüzde 50'si bozuk ormanlardır; yani, verimsiz, sadece yeşil örtü gibi görünen, aslında, ülke ekonomisine herhangi bir katkı yapmayan ormanlardır.
Yalnız, bizim ormanlarımızın, başka ülkeler ormanlarından farklı bir konumu vardır; bizim ormanlarımız, tabiat ormanıdır, doğal olarak gelişmiş, yaşayan ormanlardır. Batıya baktığımız zaman, Batı ormanları kültür ormanlarıdır, yani, yetiştirilmiş ormanlardır; ikisi ayrı bir ekosistemdir. Tabiat ormanları, içerisinde çok çeşitli bitkiyi barındırabilen farklı bir ekosistemi oluşturan ormanlardır. O bakımdan, 6 000'e yakın bitkinin ormanlarımızda var olduğunu belirterek, bu zenginliğe sahip çıkmamız gerektiğini bu vesileyle belirtmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, ülkemizin yüzde 80'i az veya çok erozyona tabidir; ırmaklarımız düzenli bir rejime sahip değildir, sel yataklarıdır; sel, heyelan, çığ, günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiştir.
Bu kısa girişten sonra, Anayasamızın 169 uncu maddesiyle ilgili değişiklik teklifini irdelemek istiyorum, çok basit gibi görünüyor; ama, "Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir -arkasından bir de- ve işlettirilir" deniliyor. Bu, düpedüz ormanları özelleştirmedir arkadaşlar; yapılmak istenen şey, ormanların özelleştirilmesidir; bunu, burada, özellikle belirtmek istiyorum. Devlet ormancılığından özel sektör ormancılığına geçiyoruz, geçmek istiyoruz, geçirilmek isteniyor; bunu, özellikle belirtmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, bugün, mevcut yasalara göre, ormanlarımız işletilirken yapılan işlemi, size, kısaca izah etmek istiyorum. Ormanlarda, ağaç türü, yaş, kapalılık derecelerine göre tespitler yapılır ve amenajman heyetleri gider, ağaçları tek tek ölçer, yıllık artımını hesap eder, üzerindeki serveti hesap eder; yani, bir tüccarın sermayesi nedir ona bakar. Bu artımdan, bu araziden gerekli verimi alabilmek için ne kadar bir servetin üzerinde olması gerektiğini tespit ettikten sonra, servetin eksiğini artımın fazlasıyla karşılar; onun üzerinde bir artım varsa, o bir değer olarak üretime sokulur. Üretim, sadece bir ağacı kesip taşıma işlemi değildir. Burada, silvikültür devreye girer; yani, ağacın biyolojik özellikleri, bulunan yerin ekolojisi ve ormanın yapısı dikkate alınarak, kesilecek ağaçlar tek tek işaretlenir ve ondan sonra da, üretim başlar.
Bu uygulama, ne gibi eksiklikleri var ki, özel sektöre açılmak isteniyor anlayamadım. Orman işçimiz mi yok, yeterli teknik elemanımız mı yok, bilgili, birikimli elemanımız mı yok; neden kaynaklanıyor bu?! Değerli arkadaşlarım, bu, büyük bir çelişki, büyük bir yanlış. Özellikle belirtmek istiyorum, büyük bir yanlış yapılıyor; ormanlarımız, sadece ağaç üreten, odun hammaddesi üreten bir kaynak olarak görülüyor. Biraz önce, benden önce burada konuşan arkadaşım, özellikle bunu vurgulamaya çalıştı "orman bilinci, çevre bilinci yaratılmalıdır" dedi; ama, bu çevre bilincini, orman bilincini, önce, biz kendimizde yaratmalıyız. Bunu, bu yasalarla sağlayamayız; bu yasaları hazırlamakla da sağlayamayız.
Değerli arkadaşlarım, orman işçiliğini, yani, biraz önce bahsettiğim üretim işçiliğini orman köylüsü yapar. 7 500 000 orman köylümüz var. Bu ormanda yaşayan insanlar, ülkemizin en fakir insanlarıdır. Geçim kaynakları, şu aşamada, tamamen orman işçiliği ve hayvancılıktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 1 Nisan 2003