İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 37. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)

Mehmet Mustafa Açıkalın

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 37. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Aralık 2003 · 1.800 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Mustafa Açıkalın (AK Parti), 25 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (SS.316)); konuşma 1.800 kelime.

Mehmet Mustafa Açıkalın (AK Parti, İstanbul). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mustafa-acikalin-22-2003-12-25-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasarisi-ss-316 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisinin görüşünü açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım; heyetinizi saygıyla selamlarım.

Bu tasarıdan önce de, Adalet ve Kalkınma Partisi, bilindiği üzere, bu Meclise birçok kanun tasarısı sevk etmiştir. Hatırlanacağı üzere, yapılanlardan bir geçit yapmak istersek, birinci olarak malî milat kaldırılmıştır. Vergi barışı getirilmiştir. Bazı mal ve hizmetlerde Katma Değer Vergisi indirimli oranda uygulanmıştır. Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde istisna getirilmiştir.

Kayıtdışı ekonomiyle mücadele etmek üzere, 10 milyar lira ve bunun üzerindeki nakit hareketlerinin bankacılık sisteminden geçmesi temin edilmiştir. Elbette ki, tek başına, bankacılık sistemine 10 milyar lira üzerindeki nakitlerin girmesi suretiyle mücadele etmek mümkün değildir. Kayıtdışı ekonomi, bu ülkenin vergi sistemi bakımından, gerçekten, en önemli problemlerinden bir tanesidir. Bununla mücadele etmek için, vergi sisteminde alınması gereken fevkalade önemli tedbirler vardır. Bu hükümet, bunları peyderpey Meclisin gündemine getirmektedir.

Bu tasarıyla yapılmak istenilen nedir?.. Baktığımızda, bu tasarı, vergi sistemimizdeki, Gelir Vergisi Kanununda, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda, Kurumlar Vergisi Kanununda, Katma Değer Vergisi Kanununda, Damga Vergisi Kanununda ve Harçlar Kanununda, önemli ölçüde, usule ilişkin değişiklikler yapmaktadır.

Bu getirilen tasarının amacına baktığımızda, getirilen maddelerle sınırlı olmak üzere, vergi sistemi basitleştirilmek istenmektedir. Vergi teşvikleri getirilmektedir, özellikle ihracatta ve döviz kazandırıcı işlemler bakımından. Malî sisteme yönelik olarak, aracılık maliyetlerinin azaltılması amaçlanmaktadır. Bu yıl sona eren mevcut vergi teşviklerinin süresi uzatılmaktadır. Vergide adalet ilkesine uyulmak istenmektedir.

Tasarının detaylarına girdiğimizde; Kurumlar Vergisi Kanunu bakımından yapılan düzenleme şöyle: Bilindiği üzere, şirketlerin aktiflerinde mevcut gayrimenkuller ve iştirak hisselerinin satışlarından elde edilen kârlar, gelirler sermayelerine ilave edildiği takdirde, bu miktarla sınırlı olmak üzere, vergiden istisna edilmiştir. Buradaki amaç, şirketlerin malî yapılarını kuvvetlendirmektir. Bu istisna bu yıl sona ermekteydi. Bunun bir yıl daha uzatılması temin edilmiştir. Esasen, bu istisnanın daimî hale getirilmesinin yararlı olacağını düşünmekteyim.

Aynı şekilde, bankacılık sisteminin kuvvetlendirilmesi amacıyla ve bankalara borçlu durumda olan mükelleflerin borçlarının ödenmesinde de benzer bir istisna, bir yıl süreyle, yeniden uzatılmıştır.

Kurumlar Vergisi Kanunu bakımından önemli ölçüde getirilen değişikliklerden bir tanesi, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ilişkin bulunmaktadır. Bilindiği üzere, Vakıflar Genel Müdürlüğü, bünyesinde 18 000 adet mazbut vakıf bulundurmaktadır. Bu yıl, Vakıflar Genel Müdürlüğünün yatırım bütçesi 200 trilyon lira mertebesindedir. Bu bütçeyi bu eserlere böldüğümüzde, aşağı yukarı bir eser başına 10 milyar lira civarında bir harcama isabet etmektedir. Takdir edileceği üzere, böyle cüzi bir rakamla, bu tarihî eserlerin, bedii eserlerin korunması, bakımı, onarımı ve restorasyonunu gerçekleştirmek imkânı bulunmamaktadır. Bu amaçla, sevk edilen kanun tasarısında, özel sektörün, müteşebbislerin ve -vergi bakımından baktığımızda- mükelleflerin de, bu tarihî eserlerin, eski eserlerin, tescilli eski eserlerin bakım, onarım ve restorasyonlarına iştirakleri temin edilmiş bulunmaktadır. Bu amaçla, özel sektör, kişiler, mükellefler, tarihî eserlerin bakımı ve restorasyonu için Vakıflar Genel Müdürlüğüne yapacakları bağış ve yardımların tamamını gider olarak kaydedebileceklerdir.

Burada, üzerinde durulması gereken bir nokta, buradaki gider yazılmadaki sınır kaldırılmış bulunmaktadır. Şahıslar veya kurumlar, sadece bağış ve yardım dışında, bizzat, bu harcamaları, kendileri de, Vakıflar Genel Müdürlüğünün uygun bulduğu projelerde ve onların gözetiminde yapmak suretiyle gider yazma imkânlarını muhafaza etmektedirler. Benzer düzenleme, aynı zamanda, Gelir Vergisi Kanunu bakımından da yapılmış bulunmaktadır.

Vakıflarla ilgili olarak diğer bir düzenleme de şu: Vakıf mülklerinin kiralanmasında, işyeri kirası dolayısıyla kesilmekte bulunan -Gelir Vergisine mahsuben- stopaj, maliye ile mükellefler arasında önemli ölçüde ihtilaflara sebep olmuştur. Yapılan düzenlemeyle, bu stopaj, mazbut vakıflar bakımından kaldırılmış bulunmaktadır.

Hükümetimiz, bu tasarıyla, uygulanmakta olan ekonomik programın bir gereği olarak, 2004 yılında, Kurumlar Vergisi oranını, biraz önce de ifade edildiği üzere, yüzde 33 olarak tespit etmiş bulunmaktadır. Ancak, takdir edileceği üzere, 3 puanlık bir artış gibi gözükmekle birlikte, daha önceki uygulamada yüzde 10 mertebesinde fon bulunduğundan, aslında, Kurumlar Vergisindeki toplam vergi yükü artmış değildir. Bu, yalnız 2004 yılına mahsus bir uygulamadır, önümüzdeki yıl yeniden gözden geçirilecektir.

Gelir Vergisi Kanunu bakımdan baktığımızda, özellikle serbest meslek kazançlarında gider yazma sınırları ve kapsamı önemli ölçüde genişletilmiştir.

Yapılan düzenlemeyle, finansal kiralama yoluyla edinilen otomobillerin giderleri, kira gideri olarak yazılabilecektir.

Gelir Vergisi Kanununda yapılan diğer bir düzenlemeyle, mevduat faizleri, faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kâr payları, repo gelirleri ve yatırım fonlarının katılma belgeleri, kâr payları için yıllık beyanname verilmemesine yönelik düzenleme bir yıl uzatılmıştır. Esasen, bilindiği üzere, bunlar üzerinden stopaj yoluyla vergi tahsil edilmektedir. Burada, basitliğin muhafazası amaçlanmıştır. Aksi takdirde, bunlar üzerinde herhangi bir vergi bulunmadığı tarzında bir yanlış anlaşılmaya meydan verilmemesi icap eder.

Bir diğer bir yıllık uzatma, yine, devlet tahvili, hazine bonosu faizleri üzerinde uygulanan istisnadır. Bu da yıl sonuna uzatılmıştır. Esasen, bu istisnanın uzatılmasının lehinde ve aleyhinde söylenecek sözler olabilir. Bilindiği üzere, bunun vergiye tabi tutulması, borçlanma maliyetlerini en azından vergi kadar artıracaktır.

Esasen, hükümetimiz, iktidara geldiği tarihten bugüne kadar, borçlanma maliyetlerinde önemli indirimler temin etmiştir. Bu da, borç verenlerin siyasî iktidara ve istikrara, aynı zamanda TL'ye olan güvenleri sayesinde gerçekleşmiştir. Gerçekten de, baktığımızda, bankalar mevduatı içerisinde TL'ye olan güven önemli ölçüde gelişme göstermiş ve iki yıl aradan sonra, ilk defa, 2003 yılında TL mevduatı döviz mevduatının üzerine çıkmış bulunmaktadır.

Tasarıyla, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda bir değişiklik yapılmış bulunmaktadır. Teknoloji bölgelerini işleten yönetici şirketlere, on yıl süreyle, Kurumlar Vergisi istisnası getirilmiştir. Burada asıl amaç, tabiî, teknoloji bölgelerinde gerçekleştirilen ar-ge ve yazılım hizmetlerini teşvik etmektir. Esasen, bu bölgelerde gerçekleştirilen yazılım ve ar-ge hizmetleri de, aynı şekilde, Kurumlar Vergisinden istisna edilmiştir. Keza, bölgede istihdam edilen nitelikli personelin Gelir Vergisi istisnası bulunmaktadır. Aynı şekilde, bu bölgelerde, münhasıran teknoloji geliştirme bölgelerinde gerçekleştirilen mal ve hizmet teslimlerinde, yazılım teslimlerinde Katma Değer Vergisi istisnası bulunmaktadır.

Ülkemizde, halen, 12 adet teknoloji geliştirme bölgesi bulunmaktadır. Bunların önemli kısmı, tamamına yakını üniversite çevresinde, üniversiteyle işbirliği içerisinde veya bir üniversite kampusü çevresinde bulunmaktadır. Bu, bir adımdır. İleride, yazılım konusundaki teşvikin ve ar-ge teşvikinin üniversite dışına da -konuya yönelik olarak, tamamen yazılım ve ar-ge'ye münhasır olmak üzere- bu fizikî çevre dışına da taşacağını, taşması gerektiğini düşünüyorum.

Damga Vergisi Kanununda yapılan değişikliklerin aracılık maliyetlerinin azaltılmasına matuf olduğunu ifade etmiştim. Bu amaçla, bazı kâğıtlar Damga Vergisinden istisna edilmiş bulunmaktadır. Baktığımızda, bankacılık işlemlerinde, bireysel amaçlı taşıt kredisi, ev kredisi ve ihtiyaç kredisi kullanımları; kurumsal bankacılık işlemleri kapsamında da, yatırım kredisi kullanımları Damga Vergisinden istisna edilmiştir.

Bunun dışında, Damga Vergisi Kanununda yapılın değişiklikle, döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin işlemlerde, 3505 sayılı Kanunun geçici maddesiyle bu yıl sonunda biten süre kalıcı hale getirilmiş bulunmaktadır.

Aynı şekilde, yatırım kredileri için teşvik belgesi alma mecburiyeti kalkmış bulunmaktadır. Bilindiği üzere, daha önce bu Meclisten geçen bir kanunla, yatırım indiriminde de teşvik belgesi uygulaması kaldırılmış ve yatırım indirimi uygulaması, yüzde 40 mertebesinde olmak üzere, bütün ülke sathında tek bir oran olarak tanzim edilmişti.

Damga Vergisi Kanununda yapılmış bulunan bu düzenlemelere paralel olarak Harçlar Kanununda da düzenlemeler yapılmıştır.

Bilindiği üzere, Türk vatandaşlarından, yabancı elçilik ve konsolosluklar nezdindeki vize müracaatları sırasında "müracaat parası" veya "işlem parası" adı altında bir tahsilat yapılmakta, vizenin gerçekleşmemesi durumunda da bu para iade edilmemekteydi. Harçlar Kanununda yapılan düzenlemeyle, mütekabiliyet esası prensibinden hareketle, Dışişleri Bakanlığımıza benzer bir yetki verilmektedir.

Aynı şekilde, Harçlar Kanununda yapılan diğer bir düzenlemeyle, ikamet tezkeresi harcının kalınan süreye bağlı olması esası benimsenmiştir.

Harçlar Kanunundaki diğer önemli bir düzenlemeyle, anonim, limitet ve eshamlı komandit şirketlerin, kuruluşlarında, sermaye artırımlarında, birleşmelerinde düzenlenen kâğıtlar harçlardan istisna edilmiştir.

Aynı şekilde, yurtiçi ve yurtdışı kredi kuruluşları tarafından veya uluslararası kredi kuruluşları tarafından temin edilen kredilerdeki harç uygulaması Harçlar Kanununun kapsamı dışına çıkarılmış bulunmaktadır.

Bu tasarıyla getirilmiş bulunan önemli düzenlemelerden bir tanesi 6183 sayılı Kanuna ilişkin bulunmaktadır. Bilindiği üzere, enflasyonun inişine paralel olarak, çok yakın bir zamanda, yüzde 7 nispetinde uygulanan gecikme zammı yüzde 4 mertebesine çekilmiştir. Bu yüzde 4, bu defa, kanuna konulmuştur. Aynı zamanda, Bakanlar Kuruluna, yine ekonomik gelişmelere paralel olarak, bu yüzde 4 mertebesinin yüzde 10'una kadar, yani 3,6'ya kadar indirme yetkisi verilmiş bulunmaktadır.

Aynı şekilde, bundan önceki uygulamalarda, gecikme zammında, kanun gereği olarak, ay kesirleri tam ay olarak kabul edilirken, günlük hesaba dönülmüştür. Bileşik faiz uygulanması konusunda hükümete yetki verilmiştir. Sayın Maliye Bakanının, zorunlu olmadıkça, bu yetkiyi kullanmamasını, şahsen, temenni ediyorum.

Mahkemelerin hükmettiği, ceza niteliğindeki amme alacaklarında, gecikme zammı yüzde 50 mertebesinde uygulanacaktır. Ayrıca, ceza mahiyetindeki amme alacaklarında gecikme zammı uygulanmayacaktır.

Diğer bir önemli değişiklik, bilindiği üzere, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununda yapılmıştır. Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunundaki vergi matrahının tespitindeki amaç, otomobilin doğru değerine ulaşmaktır. Bugüne kadar uygulanan yöntem, bilindiği üzere, ağırlık esaslı idi. Bu tasarıyla ağırlık esasından vazgeçilmiş, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin çoğunluğunda uygulanan sisteme uyumlu hale getirilmesi amacıyla, tasarıda bu vergi yeniden düzenlenmiştir. Ağırlık esasından vazgeçilmiş, silindir hacmi esası getirilmiş, yaş kriterleri yeniden tanzim edilmiş, daha adil, basit bir vergiye ulaşılmak istenmiştir.

Aynı şekilde, engellilerin kullanımına uygun hale getirilmiş olan özel tertibatlı araçlar, bu kişiler tarafından bizzat kullanılmasa dahi vergi istisnasından istifade eder duruma getirilmiştir.

İlk defa, yine, bu kanunla, motosikletler vergi kapsamına alınmış bulunmaktadır.

Geçen yıl alınan Ek Motorlu Taşıtlar Vergisinin 2004 yılı Motorlu Taşıtlar Vergisinden mahsubuna yönelik düzenleme yapılmıştır. Bu mahsup işlemi ocak ayında gerçekleştirilecektir. Artan bir vergi bulunuyorsa, ocak ayında araç sahiplerine iade edilecektir. Aynı araca ilişkin iadelerde de başvuruya ihtiyaç bulunmamaktadır.

Çevre Temizlik Vergisinde, verginin tahsilinde önemli bir değişiklik yapılmıştır. Yapılan değişiklikle, çevre temizlik vergisi bundan böyle, konutlar bakımından, su idareleri tarafından su faturası içerisinde tahsil edilecektir. Bilindiği üzere, büyükşehir belediyesi bulunan yerleşim merkezlerinde, önemli ölçüde, özel kanunlarla kurulmuş ayrı bir su tahsil yönetim idareleri bulunmaktadır; işte, İSKİ, ASKİ gibi. Bunun dışındaki illerde de, belediyeler tarafından su bedelleri tahsil edilmektedir.

Yapılan önemli değişiklikle, bu şekilde tahsil edilen Çevre Temizlik Vergisinin yüzde 20'si çöp imha tesislerinin inşa ve bakımında kullanılacaktır. Bunun başka bir amaçla kullanılması mümkün değildir. Esasen, bakıldığında, gerçekten de, çöp, uzaklaştırılması gereken bir atık olmaktan ziyade, çağımızda bir sanayi hammaddesi, önemli bir sınaî faaliyet konusu olarak gündeme gelmektedir. Gerçekten de, çöpten, elektrik enerjisi, kompos gübre elde edilmektedir. Ülkemizde de bunun uygulamaları başlamıştır. Ümidim odur ki, bu yüzde 20'lik pay, bu tür işlemlerin gerçekleştirilmesinde finansal katkı temin edecektir.

Eğitime Katkı Payı ve Özel İşlem Vergisiyle ilgili olarak, bu düzenlemeler ilgili kanunlarında yapılmıştır.

Şans oyunları üzerinden alınan pay ve vergi, Gider Vergileri Kanunu kapsamına alınmıştır.

Eğitime Katkı Payı ve Özel İşlem Vergisi konusunda yapılan düzenlemeyle eğitime ayrılan kaynağın azalmaması amaçlanmıştır. Bu konuda yeni bir düzenleme getirilmemiştir.

Son olarak; Özel İletişim Vergisi sürekli hale getirilmiştir. Cep telefonu abonelerinden tesis sırasında alınan Özel İşlem Vergisi bu verginin kapsamına alınmıştır.

Katma Değer Vergisi Kanununda yapılan önemli bir değişiklik de şu: İndirime tabi işlemleri bulunan mal ve hizmet teslim eden mükellefler, indiremedikleri Katma Değer Vergisini yıl sonunda nakden iade almaktaydılar, yani, bir yıl beklemek zorundaydılar. Bu yapılan değişiklikle, bir yıl beklemek zorunda kalmadan, iade miktarlarını, SSK borçlarına, diğer vergi borçlarına veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın aldıkları mal ve hizmetlere ilişkin borçlarına mahsup edebileceklerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son olarak, bu kanun tasarısında amaçlanan önemli hedeflerden bir tanesi de, vergi tahsilatının bankacılık sistemiyle yapılacak olmasıdır. Bu amaçla, Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi, Geçici Vergi beyannamelerinde beyanname verme süresi ile ödeme süresi farklılaştırılmıştır. Bu farklılaştırmanın uygulayıcılara bazı zorluklar getireceğini tahmin ediyorum; ancak, bankacılık sisteminin vergi tahsilatında daha çok devreye sokulması doğru bir tercihtir. Buradaki amaç, bankaların, beyannamelerin daha önce verilmiş bulunması münasebetiyle önlerinde tahakkuklarını bulabilmeleridir. Dolayısıyla, doğru bir tahsilata imkân ve yol açılmış olmasıdır.

Yapılan bu düzenlemelerin hayırlı olmasını diliyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

48 konuşma daha · 25 Aralık 2003

48 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook