İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 78. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

At yarışları hakkında kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1090)

Mehmet Vedat Melik

Şanlıurfa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 78. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Mart 2006 · 857 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Vedat Melik (CHP), 22 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AT YARIŞLARI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S.1090)); konuşma 857 kelime.

Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “At yarışları hakkında kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1090)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 22 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2006-03-22-at-yarislari-hakkinda-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hk-s-s-1090 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; At Yarışları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci maddesinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yarışlar sırasında ve özellikle yarışlarda derece alan atlarda görülen performanslarını olumlu veya olumsuz etkileyecek maddelerin kullanımının kontrol edilmesi, bildiğiniz gibi, 6132 sayılı Yasayla her an mümkündür. Yani, yarışlara kayıtlı, daha doğrusu, deklare edilen bir at hakkında herhangi bir şüpheye kapılınması durumunda o ata doping kontrolü yapılmakta ve tespit edilmesi durumunda başta atın sahibi olmak üzere, ata, antrenörüne, jokeyine ve seyisine çok ağır cezalar verilebilmektedir.

Bu yasayla yapılacak değişikte ise, at, ister koşsun ister koşmasın, yarış için kayıt yaptırılmışsa, istenirse doping testine tâbi tutulabilecektir. Bu konu, öncelikle at sahiplerini, daha sonra da elbette ki, müşterek bahis oynayanları ilgilendiren bir konudur; ancak, bazı at sahipleri, yarışa kayıt yaptırdıkları atlarının yarıştan hemen önce rahatsızlanabileceğini, hemen tedaviye başlamaları gerekebileceğini ve tedavi için kullandıkları ilaçların da, yapılacak bir testte ata doping yapıldığı kanaati oluşturacağı düşüncesiyle bu yasa değişikliğine çekinceli yaklaşmaktadırlar. At yetiştiricileri benim ne söylediğimi çok iyi anlamaktadırlar; ancak, bu yasa değişikliği önerilirken, hem Türkiye Yarış Atı Yetiştiricileri Derneğinin hem de Türkiye Jokey Kulübünün tam olarak görüş ve desteği alınmıştır. Bu madde değişikliğinin iyi niyetli yarışçılar açısından hiçbir sakıncası yoktur.

6132 sayılı Yasanının, yine, 4 üncü maddesinin (b) bendinde yapılacak değişiklik ise, mevcut yasada verilen cezaların bir an önce yerine getirilmesi için bazı düzenlemeler yapmakta ve sorunun yerinde çözülmesi için Yüksek Komiserler Kurulu ile Yarış Komiserler Kuruluna ayrı ayrı yetki vermektedir.

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz yasa tasarısı, daha çok, hipodromun içini, ahırları, seyisleri ve antrenörleri ilgilendiren biraz teknik bir konudur. Türkiye'de yarış atı yetiştiricilerinin en önemli sorunu yüzde 60'ları geçen ve dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyen kesinti oranlarıdır. Benden önceki konuşmacılar bu konuya değindikleri için, ben, bu konuya tekrar girmek istemiyorum; ama, bu vesileyle şunu belirtmek isterim ki, bu kadar kesinti yapılmasının nedeni de, tabiî ki, sektör hakkındaki önyargı, yanlış bilgilendirme ve sektörün sahipsizliğidir. Bizim, zaman zaman hamasi duygularla övündüğümüz, kıtaları fethettiğimizi sık sık vurguladığımız, ayrılmaz bir parçamız olarak gördüğümüz ata kamuoyunun verdiği önem hiç de bu duygularla bağdaşmamaktadır.

Türkiye'de atçılığı ayakta tutan iki tür aktivite vardır bildiğiniz gibi; bunlardan biri, atla engelli atlamadır, diğeriyse üzerinde konuştuğumuz düz koşu, yani yarış atçılığıdır. Birincisi, ülkemizde spor olarak kabul edilen, birçok gencimizi at binmeye teşvik eden, güzel bir spor yapmalarına neden olurken, diğeriyse, konu hakkında doğrudan fikir sahibi olanlar dışındaki insanların biraz dudak bükerek baktıkları bir faaliyettir. Aslında, ülkemizde, hem ekonomik hem kültürel hem de sosyal yönden birçok faydası olan ve belki de verdiği sonuçlar itibariyle hizmet sektörü içinde sayılması gereken yarış atçılığıdır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde at yetiştiren ve at koşturan insanların büyük bir çoğunluğu, orta ve onun altındaki gelir seviyesine sahip insanlardır. Her atın bir seyisi vardır; bu seyislerin büyük bir çoğunluğu da ilkokul mezunu ve belli bir meslek sahibi olmayan vatandaşlarımızdır.

Eğer, bir at, üç yaşından sonra yarışlarda dereceye girmeye başlarsa, bu başarısından çok sayıda insan faydalanmaktadır; ama, eğer, ilk yarışında, herhangi bir sakatlık nedeniyle yarışlara dönmemek üzere yarışlardan koparsa, birçok umudu da beraberinde götürmektedir.

Yarış atçılığının, dünyanın gelişmiş ülkelerinde hangi noktalara geldiği ve o ülkelerin ekonomileri için de önemini, verilen rakamlar ortaya koymaktadır. Fransa, İngiltere, Avustralya ve İrlanda gibi ileri ülkelerde dahi yarış atçılığı, o ülkelerin ekonomilerine çok ciddî katkılarda bulunmaktadırlar. Türkiye'de ise, bütün engellemelere rağmen tarım ve turizm sektörüne önemli katkı yapan, vasıfsız işgücünün istihdam edilebildiği, ayrıca yetimlerin ve kimsesizlerin geçim kaynağı olan bir sektördür. Dolayısıyla dünyadaki örnekler göz önüne alınarak, ülkemizde yarış atçılığının hak ettiği düzeye getirilmesi için Tarım Bakanlığı bu konuya el atmalı, dünyada atçılık hangi düzeyde ise, örneğin, düz koşuların dışındaki yarışmaların yapılabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler de bir an önce yapılmalıdır. Bu fikir de, komisyonda, Sayın Tarım Bakanına aittir, onu da belirteyim. Yani, düz koşu dışında televizyonlarda gördüğümüz rahvan yarışlar, arabayla yapılan yarışlar veya İngiltere'de olan engelli yarışlar da yapılabilmelidir. Yani, atçılıkla ilgili yapacağımız tüm değişiklikleri yapıp, bir an önce bu konuyu kapatmalıyız, atçılığı gerekli seviyeye ulaştırmalıyız.

BAŞKANToparlayın lütfen.

MEHMET VEDAT MELİK (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, çok kısaca, atçılığın faydalarını anlatabilmek için kendi seçim bölgem Urfa İlinden bahsetmek zorundayım. Çünkü, Arap atının Anadolu'daki en önemli yatağı Urfa İlidir, Arap atı üzerine türkülerin yazıldığı şehirdir. Cumhuriyet döneminden itibaren atçılığın yeniden geliştirilmesi amacıyla bugün sahibi bulunduğumuz tarım işletmelerindeki haralar kurulurken ve özellikle, Arap atları toplanırken, Anadolu'da en çok yararlanılan kaynak, Urfa ve Mardin İlleri olmuştur. Urfa'da bugün Tarım Bakanlığına bağlı cins erkek atların bulunduğu atçılık istasyonunun son yıllarda kapatılarak…

ZÜLFÜKAR İZOL (Şanlıurfa)Suruç'u unutma.

MEHMET VEDAT MELİK (Devamla) -Urfa'yı derken, tabiî Suruç son yıllarda lokomotiftir, onu da söylemek isterim.

Bugün, Urfa'da çağdaş bir pansiyon hara vardır. Bu hara sayesinde Urfa ve çevre illerinde Arap atı yetiştiriciliği daha da gelişmiştir.

Atçılığın Urfa'ya en basit bir faydasını söyleyerek konuşmamı tamamlamak istiyorum Sayın Başkanım. 2005 yılında Şanlıurfa Hipodromundan Şanlıurfa Belediyesine 2 trilyon gelir kalmıştır; ki, Şanlıurfa Belediyesi, bu hipodroma 20 kilometre uzaklıktadır, hiçbir ilgisi ve alakası yoktur bu atçılıkla.

Son olarak, atın yumurtlayan tavuğu kesmeye çalışmamalıyız, aksine, büyütmeliyiz. At, kendi yemini kendi artıran uğurlu bir hayvandır.

Bu kanunun ülkemizde yarış atçılığının sorunlarının çözümüne başlangıç olması umuduyla, herkese hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 22 Mart 2006

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook