2005 bütçe kan. tas. (13 üncü tur görüşmelerinde ) maliye bakanlığı,gelir bütçesi
Eskişehir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 42. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Aralık 2004 · 1.003 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Vedat Yücesan (CHP), 27 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 BÜTÇE KAN. TAS. (13 ÜNCÜ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) MALİYE BAKANLIĞI,GELİR BÜTÇESİ); konuşma 1.003 kelime.
Mehmet Vedat Yücesan (CHP, Eskişehir). “2005 bütçe kan. tas. (13 üncü tur görüşmelerinde ) maliye bakanlığı,gelir bütçesi”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 27 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-yucesan-22-2004-12-27-2005-butce-kan-tas-13-uncu-tur-gorusmelerinde-maliye-bakanligi-ge (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET VEDAT YÜCESAN (Eskişehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maliye Bakanlığı bütçesi hakkında görüş ve düşüncelerimi belirtmek üzere şahsım adına aleyhte söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, yaklaşık bir haftadır, devlet sorumluluğunu umursamayan, kamu sosyal harcamalarını yok düzeye indiren bir bütçeyi tartışmaktayız. Bu bütçe, halka, topluma hiçbir hizmet taşıma umudu vermeyen nitelikte bir bütçedir; vergi ödeyenden daha fazla vergi almayı hedefleyen, tüm çabasını borçları çevirebilmeye odaklayan bir anlayışın ürünüdür; yani, bir hizmet bütçesi değildir, bir kalkınma bütçesi değildir, bir yatırım bütçesi hiç değildir. Bu gerçek, bütçenin kalemlerine bakıldığında apaçık ortaya çıkmaktadır.
Harcamalar bütçede 155,5 katrilyon lira olarak öngörülmüştür. Bu harcamaların 56,4 katrilyon lirası faiz giderlerine, 24 katrilyon lirası faizdışı fazlaya, 26,5 katrilyon lirası da sosyal güvenlik kurumları açıklarına ayrılmıştır. Bu üç kalemin toplamı 106,9 katrilyon liradır. Bu rakam genel bütçe toplamından çıkarıldığında, hizmet için sadece ve sadece 48 katrilyon lira kalmaktadır.
Kamu yatırımları, AKP Hükümetlerinin gerek 2003 ve gerekse 2004 yılında sunduğu bütçelerde olduğu gibi, cumhuriyet tarihinin en düşük düzeylerine inmiş durumdadır. Hükümet, kamu hizmeti yükümlülüğünden kendisini sıyırmaya çalışmaktadır; yani, benim kamu hizmeti verme gibi bir yükümlülüğüm yok zihniyeti içerisindedir. Diğer taraftan, 2005 yılında ekonominin yüzde 5 büyümesi öngörülmesine rağmen, bütçe, reel olarak, 2004 yılı bütçesiyle aynı düzeyde kalmıştır. Bunun anlamı, devletin, halkına daha az hizmet vermesi, daha az yatırım yapması, çalışanlarına da daha az maaş vermesi demektir. Vatandaşlar, estirilmeye çalışılan bahar havasına ve çizilen pembe tablolara bakarak büyük beklentiler içerisindeyken, hizmet gelecek diye sevinirken, işsizler iş bulma umudu içindeyken, emekliler, memurlar iyi maaş ve ücret beklerken, bütçe daha az yatırım, daha az hizmet, daha çok işsiz yaratmayı öngörmektedir. Bir başka deyişle, halkın beklentilerine cevap vermekten çok uzak bir bütçeyle karşı karşıyayız.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 2005 bütçesinin diğer bir özelliği de, iyimser ve olumlu öngörüler ışığında hazırlanmış olmasıdır. Bütçe, büyüme, ihracat, enflasyon, vergi gelirleri, faiz giderleri ve diğer alanlarda her şeyin iyiye gideceği varsayımına dayanmaktadır. Örneğin, bütçe gelirlerinin yüksek olması, vergi gelirlerinde yüzde 18,4 artış olacağı varsayımına dayandırılmaktadır.
Değerli milletvekilleri, ekonominin yüzde 5 oranında büyüyeceği bir yılda, vergi gelirlerini bu kadar artırmak zordur. Bu artışı sağlamak için, hükümet, yine kamu ürünlerine zam yapacak, yine dargelirlinin cebine gözünü dikecektir.
Bütçede sosyal adalet kesinlikle gözetilmemiştir. 2005 yılı bütçesinde öngörülen toplam vergi gelirleri 118,9 katrilyon liradır. Bu gelirin yüzde 73,6'sının, en adaletsiz vergi biçimi olarak bilinen dolaylı vergilerle sağlanması öngörülmektedir.
Değerli arkadaşlarım, nüfusun yüzde 43'ü yoksulluk, yüzde 12'si açlık sınırı altında yaşarken, dolaylı vergilerin bu derece yüksek oluşu, gelir dağılımını daha da çarpıklaştıracak, yoksullaşmanın derinleşmesine neden olacaktır. Ayrıca, dolaylı vergilerin yüksekliği, yasal olarak öngörülen tüm vergilerini ödeyen kesimlerin vergi yükünün daha da ağırlaşmasına yol açmaktadır. Özellikle kayıtlı sektörlerde çalışan ücretliler, uygulanan ağır dolaylı vergiler nedeniyle çifte vergilenmeye tabi tutulmaktadır. Bu çarpık yapı, muhakkak düzeltilmelidir. Bu yapı düzeltilmedikçe, dolaylı vergilerin oranı makul seviyeye çekilmedikçe, vergide adaleti sağlamak ve sosyal adaletten bahsetmek mümkün değildir.
Değerli arkadaşlarım, Anayasada açık madde var; herkes kendi gücü oranında vergilendirilir. Hükümet bunu sağlamakla mükelleftir. Uygulamaya bakıldığında bu maddenin ihlali açıkça ortaya çıkmaktadır. Toplumda asgarî ücretle çalışmak zorunda kalan insanlar yüzde 15 Gelir Vergisi ödemek durumundayken, yine, yılda 700 000 000 lira vergi verirken; trilyonları oturduğu yerden kazanan, devlet kâğıtlarından yılda 345 milyar lira faiz geliri elde edenlerden hiç vergi alınmamaktadır. Bunun anlamı gayet açıktır değerli arkadaşlarım; AKP, sıkıntı içerisindeki çiftçiden, memurdan, işçiden, yoksul vatandaşlarımızdan artan oranda aldığı vergiyi, yüksek reel faizlerle zengin kesime transfer etmektedir. Yoksul kesimler, daha da yoksullaştırılırken, bir ekonomi ve maliye politikası, sistemli, kararlı, düzenli olarak uygulanmaktadır. AKP, zenginleri kollayan ve kendi zenginlerini yaratan bir parti haline gelmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başbakan, geçen hafta içerisinde Kurumlar ve Gelir Vergisinin düşürüldüğünü ilan etti. Yüksek vergilerin düşürülmesi hepimizin arzusudur; ancak, ayrıntılı olarak incelendiğinde, Gelir Vergisindeki yüzde 5'lik indirimin sadece toplumun varlıklı kesimlerini kapsadığı anlaşılmaktadır. Yani, fakirin vergisi azalmamış, yine aynı kalmıştır. Gelir Vergisi mükellefi, gelir dilimlerine göre, yüzde 20 ilâ yüzde 45 oranında vergi ödüyordu. Bundan sonra, en yüksek vergi, yüzde 45 yerine yüzde 40 olacak. Bu durum, yıllık geliri 140 milyar lirayı aşan, yani, aylık gelirleri 11 milyardan fazla olanlara yarayacak. Gelir Vergisi mükelleflerinin onbinde 1'ini teşkil eden bu kesimin vergisi yüzde 5 düşüyor; yoksa, fakirin ödediği vergi değil.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe, belirttiğim eksik yönlerinin yanı sıra, daha fazla borçlanmaya davetiye çıkarırken, ihracatçıyı da zor durumda bırakan, ithalatı teşvik eden, dışticaret açığını ve cari açığı artıran politikaların aynen devam edeceği mesajlarını veren bir bütçedir.
2005 yılı için ortalama dolar kurunda yüzde 11,5'lik bir artış öngörülüyor. Yüzde 8 enflasyonun olduğu bir ortamda 11,5'lik bir kur artışı, değerlenmiş Türk Lirası anlayışına dayalı politikanın aynen sürdürüleceğini ortaya koymaktadır. Bu politikanın sonucu ise, büyük ithalat patlamasıdır, büyük dışticaret açığı verilmesidir, büyük cari açık verilmesidir, büyük borçlanma yapılmasıdır. Bu nedenlerle, 2004 yılındaki politikaların 2005 yılında da uygulamaya devam edilmesi, ekonomide ciddî sıkıntıların yaşanmasına sebep olacaktır.
Ayrıca, aşırı değerli Türk Lirası, ekonomimizi sıcak para istilasına uğratmıştır. Ülkemizde sıcak para miktarı 23 600 000 000 dolar gibi tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Hazine Müsteşarlığı verilerine göre sıcak paranın 8 500 000 000 doları hazine bonosunda, 12 300 000 000 doları hisse senedinde, 2 800 000 000 doları ise mevduatta değerlendirilmektedir. Yani, sıcak para sahipleri, bir yılda, 7 300 000 000 dolar para kazanmaktadır; üstelik de, bir kuruş vergi ödemeden.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hazine bonosunda değerlendirilen 8 500 000 000 doların ülke ekonomisindeki dolaşımı şu şekilde gerçekleşmektedir: Bu paranın, 22 Kasım 2003 tarihinde dönemin kuru olan 1 480 000 liradan bozdurulduğunu ve elde edilen 12 katrilyon 580 trilyon liranın hazine bonosunda değerlendirildiğini varsayalım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Yücasan.
MEHMET VEDAT YÜCESAN (Devamla)Değerli arkadaşlar, yüzde 22,1 ortalama faiz üzerinden, bu yatırım miktarı -Sayın Bakanımızın dikkatini istirham ediyorum- bir yılda, 15 katrilyon 360 trilyon liraya ulaşıyor. Bu rakam, 1 450 000 lira üzerinden dolara çevrildiğinde, 10 600 000 000 dolara tekabül ediyor; yani, 8 500 000 000 dolar portföye sahip arkadaşlar, hazine bonosu alımlarıyla yılda 2 milyar dolar net faiz geliri elde ediyor. Böylesi bir kazanç mekanizmasının, vurgun düzeninin mantıklı bir izahı olabilir mi?! Aynı basit hesap, 12 264 000 000 dolarını hisse senedinde değerlendiren arkadaşlar için de geçerlidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 27 Aralık 2004