2005 mali yılı bütçe kan.tas. (5 inci tur görüşmelerinde ) gençlik ve spor genel müdürlüğü,vakıflar genel müdürlüğü,danıştay başkanlığı
Kırşehir Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 37. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Aralık 2004 · 1.018 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mikail Arslan (AK Parti), 22 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (5 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,DANIŞTAY BAŞKANLIĞI); konuşma 1.018 kelime.
Mikail Arslan (AK Parti, Kırşehir). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (5 inci tur görüşmelerinde ) gençlik ve spor genel müdürlüğü,vakıflar genel müdürlüğü,danıştay başkanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mikail-arslan-22-2004-12-22-2005-mali-yili-butce-kan-tas-5-inci-tur-gorusmelerinde-genclik-ve (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA MİKAİL ARSLAN (Kırşehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Genel Müdürlüğü 2005 yılı bütçesi hakkında Grubum adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Vakıf nedir ve niçin önemlidir; vakıf, kişilerin hiçbir tesir altında kalmadan, kendi hür iradeleriyle, emvallerini Allah rızası için veya kendilerine göre kutsal saydıkları bir gaye için kendi mülkiyetlerinden çıkararak bir amaca tahsis etmektir diye tanımlanabilir.
Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Vakıf Müessesesi adlı eserinde "Vakıf, karşılıklı yardım esasına dayanan medenî bir müessesedir. Toplum hayatının temeli ise, karşılıklı yardımlaşmadan doğar. Zayıflarda daima bir sığınma hissi mevcuttur. Kuvvetlilerde de sahip çıkma ve himaye duygusu gözükür. Bu hisler, insanları toplum halinde yaşamaya sevk eder. Bu yüzden, zayıflarda, kuvvetlilere hürmet, itaat ve sevgi yelleri eser. Kuvvetlilerden de, zayıflara iyilik ve merhamet esintileri gider. Karşılıklı yardımlaşma, medenî olmanın birinci şartıdır. Vakıf anlayışında karşılıksız yardım esastır" demektedir.
Vakıf medeniyeti, aslında, bir hayrat medeniyeti ve iyilikler medeniyetidir. Özellikle Osmanlılar döneminde çok büyük gelişmeler gösteren vakıflar sayesinde, bir adam, vakıf evde doğar, vakıf beşikte uyur, vakıf mallardan yer ve içer, vakıf kitaplardan okur, vakıf bir okulda hocalık eder, vakıf idaresinden ücretini alır, öldüğü zaman da vakıf bir tabuta konur ve vakıf mezarlığa gömülürdü.
Vakıf kültür mirasının ürünlerini Anadolu'nun birçok yerinde görmek mümkündür; bu sayede, Anadolu, âdeta bir açık hava müzesi haline gelmiştir. Yurt içinde birçok vakıf eseri bulunduğu gibi, yurt dışında da önemli ölçüde vakıf eseri bulunmaktadır. Yurt dışında, Arnavutluk, Bulgaristan, Suriye, Tunus, Yemen, Yunanistan, İsrail gibi ülkelerin yanı sıra, Kıbrıs Rum Kesiminde Hala Sultan Külliyesi, Macaristan-Budin'de Gül Baba Türbesi, Mısır-Kahire'de Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camii, Suudi Arabistan Medinei Haremi Şerif Camii ve Külliyesi, Bosna-Hersek'te Mostar Köprüsü bulunmaktadır.
Vakıflar, Osmanlı Devletinde çok önemli görevler üstlenmiştir; bu görevler başlıca şunlardır: Dinî hizmetler (mescit, cami, türbe gibi), eğitim hizmetleri (sibyan mektebi, idadî mektepler gibi), sağlık hizmetleri (hastane, darüşşifahane ve bimarhane gibi), şehircilik hizmetleri (su, su yolları, temizlik gibi), bayındırlık hizmetleri (köprü, yol, sebil, kervansaray, çeşme, kemer, kanal gibi), askerî hizmetler; (kale, istihkâm, gemi, donanma gibi), sosyal hizmetler; (aşevi, tabhane, ihtiyaç sahibi insanlara yiyecek, giyecek yardımı gibi) çevre ve diğer canlılara yönelik hizmetler olarak da özetlenebilir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, Osmanlıda iç ve dışgüvenlik ve adlî hizmetlerin haricinde tüm hizmetler vakıflar kanalı eliyle yürütülmüştür. Bu sayede sosyal adalet sağlanmış, sosyal çatışmalar önlenmiş, gelir ve servet dağılımında denge sağlanmıştır, kişi ve toplumlar arasında sosyal ilişkiler düzenlenmiştir. O yüzden, Osmanlılar, vakıfların desteklenmesini bir devlet politikası haline getirmiştir. Bu anlayışın neticesi de şairin ifadesinde kendini bulmuştur:
"Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu,
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna,
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?"
Ordu millet el ele her alanda hizmet yarışında olmuşlardır. Her fetih hareketinden sonra, ardında çil çil kubbeler, medreseler, camiler, han ve hamamlar bırakılmıştır. O yüzden, vakıf kuruluşları, halk nezdinde büyük bir itibar sahibi olmuş, vakıf eserlerine sahip çıkılmış ve halk tarafından gözbebekleri gibi korunmuşlardır. Vakıfların bu yapısını ve itibarını maalesef siyaset kurumu siyasal amaçları için kullandığı gibi, kamu idaresi de vatandaşlardan zorla para toplamanın aracı olarak kullanmıştır. Osmanlılar devrinde, veren, halka yardım elini uzatan vakıf anlayışı, son zamanlarda zorla yardım alan vakıf anlayışına bürünmüştür. Halbuki, veren el, alan elden hayırlıdır; halbuki, vakıf anlayışında gönüllülük ilkesi esastır.
Vakıf anlayışına prestij kaybettiren ve yıllarca vakıf imkânlarını amacı dışında kullanan yönetim anlayışı yerine, aslî amacında hizmet vermesi için çalışmalar yapılmıştır. 59 uncu hükümet döneminde, bu uygulamalara son verilmekle beraber, siyasetin getirdiği kaosu bertaraf etmek için, vakıf denetimi ve kuruluşunda amacı aşan kısıtlamalar getirilmiştir. Bu da vakıf çalışmalarını ve çalışanlarını olumsuz yönde etkilemektedir.
Vakıf gelirleri, yıllarca amacı dışında kullanılmıştır. Vakıf, bireyin kendini ifade edip, kamu hizmet anlayışını sivil inisiyatif olarak sunduğu çok hayırlı bir müessesedir. Vakıf anlayışında, birey, yönetilen değil yönetici olmakta ve toplumsal sorumlulukları paylaşmaktadır.
2004 yılı içerisinde Vakıflar Genel Müdürlüğü çok değerli çalışmalara imza atmıştır; vakıf gayrimenkullerinin envanter çalışmalarından, sorunları yerinde görüp incelemeye kadar, statükocu olmayan, dinamik bir yönetim tarzı sergilenmiştir. Binlerce gayrimenkulden 18 000 civarındaki tescil edilerek, abide eser olarak kabul edilmektedir. Bunların bakım ve restorasyon çalışmaları Genel Müdürlük imkânlarıyla yapılmaktadır.
Yap-işlet-devret modeliyle, kat karşılığı ve restore et-işlet-devret modeliyle, toplam 133 adet gayrimenkul değerlendirilmiş, sadece 2004 yılında onarım ihalesi yapılan ve protokol dahilinde onarımı devam eden eser sayısı 349 olmuştur. Bunda, restorasyon karşılığı kiralama süresinin on yıldan yirmidokuz yıla çıkarılmasının rolü de çok büyük olmuştur.
Hazineyle arsa trampası imkânı sağlayan kanunî düzenlemeyle de, özellikle Okmeydanı, Alibeyköy, Antalya ve Adana'daki işgalli taşınmazların, 10 000'i aşkın taşınmazın, yıllarca kangren haline dönüşen problemlerine çözüm imkânı getirilmiştir. Bu değişiklikle beraber, 24 000 olan dava sayısı 4 000'lere düşmüştür.
66 adet imarette, 51 000 kişiye günlük sıcak yemek ve kurugıda verilmektedir. Bu dağıtımın da sefertaslarıyla evlere yapılması suretiyle bir ilk başlatılmıştır; usul ve yöntem açısından da basında takdire şayan ifadeler çıkmıştır. Hedef, 100 000 kişiye ulaşılmasıdır.
Muhtaç maaşı alan kişi sayısı 1 500'den 3 000'e çıkarılmış; önümüzdeki yıl ise, 5 000'e ulaşılması planlanmaktadır.
Yıllardır bir türlü bitirilemeyen 104 adet eserin birçoğu, yüzde 80'i bitirilmiş ve hizmete sokulmuştur.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün birçok sorunu bulunmaktadır. Kalifiye personel sayısı yeterli değildir; mütercim, mühendis, sanat tarihçisi, şehir plancısı ihtiyacı vardır. Personel içinde, arazide çalışanların arazi tazminatı alması verimliliği daha da artıracaktır. 4/B'ye göre çalışan 36 personelin bir defaya mahsus kadroya alınması hakkaniyet ölçülerine uygun olacaktır. 36 kişilik bu personel sekiz yıldır Genel Müdürlükte çalışmaktadır.
Genel Müdürlük binası da tarihî misyonuna uygun bir binaya taşınmalıdır. Vakıf eserlerinden çalınarak yurt dışına çıkarılan eserlerin getirilmesi çalışmalarına da devam edilmelidir.
Başbakanlıkta bulunan ve kamuoyunun görüş ve önerilerine açılan vakıflar kanun tasarısının da bir an önce Genel Kurula getirilmesi sağlanmalıdır.
Yurt dışındaki vakıf eserlerine de sahip çıkılmalıdır.
Restorasyonlar aslına uygun yapılmalıdır.
Kurum, idarî ve malî özerkliğe kavuşmalıdır.
Sorunlar olarak sıraladığımız bu konuların tamamına ilişkin de çalışmalar yapıldığını öğrenmiş bulunuyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANToparlayın Sayın Arslan.
MİKAİL ARSLAN (Devamla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Çünkü, işine vâkıf ve kendini halkına vakfetmiş bir hükümet anlayışı görev başındadır. Dolayısıyla, vakıflara yeni bir ruh ve heyecan getiren çalışmalarından dolayı, başta Sayın Bakan olmak üzere, Genel Müdür ve çalışma arkadaşlarını canı gönülden tebrik ediyorum, bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum.
Yoksulları gözeten ve kollayan, eski eserleri restore eden vakıf anlayışına dayalı 2005 yılı bütçesinin hayırlı olmasını temenni ederken, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 22 Aralık 2004