Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)
Mardin Milletvekili ·
Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Haziran 2004 · 653 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem Doğan, 29 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIMSAL ÜRETİCİ BİRLİKLERİ KANUNU TASARISI İLE TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU (S.S.617)); konuşma 653 kelime.
Muharrem Doğan (Mardin). “Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-dogan-22-2004-06-29-tarimsal-uretici-birlikleri-kanunu-tasarisi-ile-tarim-orman-ve-koyisl (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUHARREM DOĞAN (Mardin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu Tasarısının tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, ülkemizde tarımsal işletmelerin küçük ve dağınık olması, söz konusu işletmelerin girdi, finansman, teknoloji, bilgi ve pazarlara erişimlerinin yeterli olmaması, pazarlama sahasında aracıların çok olması, üreticilerin işini zorlaştırmaktadır. Arzın, bazı ürünlerde yüksek bazı ürünlerde düşük olması, arz ve talep dengesini altüst etmektedir; dolayısıyla, çiftçilerimiz ve üreticilerimiz mutlu değildir, mağdur olmaktadır.
Bu nedenle, üreticilere kredi ve girdi temini ile muhtelif hizmetler götürmek ve üretilen ürünleri pazarlayabilmek amacıyla tarım sulama birlikleri, hayvan yetiştirici birlikleri, makine kullanım birlikleri, ziraî mücadele birlikleri, köye hizmet götürme birlikleri, süt birlikleri gibi, değişik kanunlarla kurulmuş, değişik bakanlık ve kuruluşlar tarafından yönlendirilen örgütler, hizmetlerin hedef kitleye ulaştırılmasında dağınıklığa, yetki karmaşasına ve kaynak israfına yol açmaktadır.
Bunun yanında, var olan örgütlenme düzeyi istenilen düzeyde gerçekleşmemiş olup, üretici örgütlenmesi, üretimden pazarlamaya kadar her aşamada yetersiz kalmıştır.
Gelişmiş ülke modellerinin birçoğunda olduğu gibi, örgütlenmenin, ziraat odaları, kooperatifler ve üretici birlikleri şeklinde teşekkül etmesi gerekmektedir. Bu üç örgütün birbirine alternatif veya rakip olarak değil, aksine, birbirini tamamlayıcı nitelikte olması gerekmektedir.
Tasarı, ülkemizde küçük ölçekli ve aile işletmesi şeklinde faaliyet gösteren üreticilerin daha büyük ölçeklerde faaliyetlerini yürütmesi, üretimden pazarlamaya kadar olan safhalarda verim, gelir ve maliyetler açısından avantajlı bir konuma getirilmesi ve devletin üretici kitleye yönelik politika ve uygulamaları daha kolay ve etkin olarak yerine getirmesinin sağlanması amacıyla hazırlanmıştır. Bu nedenle, bu tasarının olumlu olduğuna inanıyorum ve destekliyorum.
Değerli milletvekilleri, tarımı konuşuyoruz; ama, Türkiye'nin en büyük gündemi olan, konuşulması gereken ve Türkiye'nin vizyonu olan GAP'ı bugüne kadar hiç konuşmadık. Ben, bu arada, Sayın Tarım Bakanımızı da burada yakalamışken, GAP'ı konuşmamızda fayda görüyorum.
Değerli milletvekilleri, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatı, biliyorsunuz, 1989 yılında, onbeş yıllığına, 388 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle kurulmuştur ve süresi 6 Kasımda dolmaktadır.
Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, GAP, bölgelerarasında gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak, kırsal alandaki verimliliği artırmak ve istihdam yaratmak için kurulmuş genel bir projedir. Bu proje, sadece enerji ve tarımdan ibaret bir proje değildir; bunun içerisinde sağlık var, eğitim var, haberleşme var, sanayi var, kredi var, her şey var. Dolayısıyla, Türk ekonomisinin temel dinamiğidir. Bu kanun hükmünde kararnamede, süresi dolduğu zaman, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatının bütün elemanlarının kadroları, hiçbir şeye gerek kalmadan, iptal edilir denilmektedir. Bu nedenle, GAP'ın ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatının sürdürülebilir hale getirilmesi için konuşulması gerektiğine, vermiş olduğumuz kanun teklifinin de gündeme getirilerek desteklenmesi gerektiğine inanıyorum.
Değerli arkadaşlar, GAP'ın tarihçesi 1930'lu yıllara dayanır. O tarihte "Keban Projesi" olarak adlandırılmış; dolayısıyla, bu bölgede, Fırat ve Dicle Nehirleri arasındaki alanda o verimliliği artırmak için, Fırat ve Dicle Nehirlerinin sularının en güzel şekilde kullanılabilmesi için bu proje konuşulmuş ve dile getirilmişti. 1970'li yıllarda Güneydoğu Anadolu Projesi olarak devam edilmiş, sonra, 1980'li yıllarda, rahmetli Özal zamanında, GAP olarak kurulmuştur.
Bu proje çerçevesinde, bugüne kadar, çok güzel yatırımlar gerçekleştirilmiştir. Bu projenin toplam yatırım değeri 32 katrilyon liradır, bugüne kadar 16,5 katrilyon liralık bölümü gerçekleştirilmiştir. En fazla enerjide mesafe katedilmiştir ve şu anda yapılan barajlarla, bu oran yüzde 74 civarındadır. Tabiî, Mardin, Diyarbakır, Şırnak ve Siirt İllerimizin odak noktası olan Ilısu Barajı da -inşallah- sizlerin desteğinizle hayata geçirildiği vakit, sanıyorum, enerji alanında projenin yüzde 100'üne ulaşılacaktır.
Bugüne kadar, tarım alanında yüzde 12'lik bir yatırım gerçekleştirilmiştir; bu da, çok az bir yatırım olarak görülmektedir.
Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, proje, Urfa'ya kadar gelmiştir ve Urfa'da bekletilmektedir, Urfa'dan öteye geçememiştir. Sulama kanalları Mardin'in Derik, Kızıltepe ve Nusaybin Ovalarına kadar ulaştırıldığı takdirde, ikinci Çukurova konumundaki bu ovalarımız, ekonomik ve sosyal açıdan gelişecektir.
Oradaki çiftçilerimiz çok mağdur durumdadırlar; sulamasuyu ihtiyaçlarını, 300-400 metre gibi, çok derin sondaj kuyularından karşılamakta ve elde ettikleri ürünü de maliyetine satmaktadırlar. Dolayısıyla, bu projenin, mutlaka ve mutlaka, gündeme getirilmesi, konuşulması ve hayata geçirilmesi gerekir.
Bu proje kapsamında, eğitim, haberleşme, sağlık sorunlarımız had safhadadır. Haberleşmenin gerçekleşme oranı yüzde 27 civarındadır. Bu projenin amacına ulaşabilmesi için desteğinizi bekliyorum. Şu anda, görüşmekte olduğumuz 617 sıra sayılı bu kanunu tasarısını destekliyorum, olumlu buluyorum, olumlu oy vereceğimi belirtiyorum.
Beni dinlediğiniz için hepinize saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 29 Haziran 2004