İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 42. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2005 mali yılı bütçe kan.tas. (gider,gelir,denge ) maddeler

Muhsin Koçyiğit

Diyarbakır Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 42. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Aralık 2004 · 1.154 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muhsin Koçyiğit (CHP), 27 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (GİDER,GELİR,DENGE ) MADDELER); konuşma 1.154 kelime.

Muhsin Koçyiğit (CHP, Diyarbakır). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (gider,gelir,denge ) maddeler”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 27 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2004-12-27-2005-mali-yili-butce-kan-tas-gider-gelir-denge-maddeler-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının 24 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hükümet, geçmiş yıl bütçelerinde olduğu gibi, 2005 yılı bütçesinde de, memurları, işçileri, emeklileri ve çiftçileri, kısaca, dar ve sabit gelirlileri yine unutmuş, onları çetin yaşam koşulları karşısında kaderleriyle başbaşa bırakmıştır. Evet, her geçen yıl, memur, işçi, emekli ve çiftçilerin durumu daha da kötüye gitmektedir.

Bugün, reel maaşların satın alma gücü her geçen gün erimektedir. Şöyle ki; 1995 yılını baz alıp 100 kabul edersek, reel maaşlar, 1999'da yüzde 127, 2002'de yüzde 115 iken, 2003'te yüzde 106 ve 2004'te yüzde 105'e kadar gerilemiştir. Görüldüğü gibi, IMF programının uygulandığı son beş yılda memur maaşlarının satın alma gücü yüzde 127'den yüzde 105'e gerileyerek, yaklaşık yüzde 22'lik bir kayıpla, kamu çalışanlarının maaşları tam bir çöküşe geçmiş bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, 2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısıyla, kamu çalışanlarına ortalama yüzde 10,7 gibi çok düşük düzeyde zam yapan hükümet, onlara, 2004 ve 2005 yılları refah payı toplamı olan ilave yüzde 4'lük zammı dahi esirgeyerek vermemiştir.

Aynı şekilde, kamu çalışanları ve emeklilerin ücretleri, temel gıda maddelerindeki artışlar karşısında da oldukça yetersiz kalmaktadır.

2003 yılını baz alırsak, son onüç yılda, memur maaşları 450 kat artarken, gıda maddelerinin fiyatı aynı dönemde, 500 ile 2 688 kat arasında artmış bulunmaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; AKP Hükümeti, son otuz yılda konsolide bütçeden personele en az ödenek ayıran hükümet olma unvanını da elinde bulundurmaktadır. 1999 yılında yüzde 24,6 olan personel giderlerinin konsolide bütçe payı, IMF programının uygulamaya konulmasıyla, izleyen beş yılda sürekli gerileyerek, 2004 yılında yüzde 19'la en düşük düzeye düşmüştür. Bu, aynı zamanda, IMF programını uygulayan hükümetin kamu çalışanlarına bakış açısını sergilemekte olup, iktidarın memurları, emeklileri, çiftçileri, kısaca kamu emekçilerini ezen siyaset anlayışının da bir ürünü olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu fiyat artışları karşısında dahi memur ve emekli maaşlarına beklentilerin çok altında zam yapan hükümetin, gıda maddelerindeki artışı ve geçmiş yıllardaki kayıpları da dikkate alarak, bu kesimi bir nebze olsun rahatlatmak için, bunlara asgarî yüzde 25 oranında zam yapması, sosyal devlet olmanın bir gereği olarak ortaya çıkmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bugün, kamu çalışanlarının, memurların, emeklilerin ve çiftçilerin büyük bir kısmı açlık ve yoksulluk sınırı içinde yaşam mücadelesi vermektedir. Evet, bugün, 4 kişilik bir ailenin gıda harcamalarından oluşan açlık sınırı tutarı 549 000 000 lira, temel harcamalardan oluşan yoksulluk sınırının tutarı ise 1 500 000 000 Türk Lirasıdır. Asgarî ücretin 318 000 000 lira, ortalama emekli aylığının 447 000 000 lira olduğu yerde, asgarî ücretliler ile emeklilerin tümü, memurun ve işçilerin çok büyük bir bölümü açlık sınırı, geri kalanlar ise yoksulluk sınırı düzeyinde bir gelirle yaşamaya mecbur edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hükümet, maaş ve ücretlere yeterli düzeyde zam yapmadığı gibi, 3 800 000 dolayındaki emeklinin geçmiş yıllardaki enflasyon farkından doğan ve yargı kararıyla da kesinleşen emekli maaşına ortalama 250 000 00-300 000 000 lira tutarındaki alacağını da hak sahiplerine vermeyerek, o paralara da elkoymuştur. Bununla yetinmeyen iktidar, aynı zamanda, emeklilere ve kamu çalışanlarına yeterli düzeyde zam yapmayarak onları makus talihleriyle başbaşa bırakmıştır.

Değerli arkadaşlarım, hepimizin bildiği gibi, bugün ayrıca ücretli kesimin vergilendirilmesinde bir paradoks yaşanmaktadır. Şöyle ki; bir yandan yıl sonuna doğru enflasyon sürekli artarken, öte yandan da matrah diliminin artması sonucu ücretliler yüksek oranda vergilendirildiğinden, gelirlerinin, yani, satın alma güçlerinin düşmesine neden olmaktadır. Bunu önlemek için, eskiden olduğu gibi, ücretlilerin yıl boyunca, sabit düz oranlı, örneğin, yüzde 10-15 gibi bir vergi oranıyla ya da yüzde 5'ten başlayan yüksek dilimli bir tarife içinde vergilendirilmesin yolu açılmalıdır. Çünkü, bugün ülkemizde vergi verenler arasında korunmaya en muhtaç olan kesim ücretlilerdir. Bunların gelirinden düşecek ne bir amortismanı ve ne de bir gider unsuru mevcut değildir. Ücretli vergisini, enflasyona karşı değer yitirmeden, peşin, kaynaktan kesilmek suretiyle ödemektedir. Bu nedenle, ücretler üzerindeki aşırı vergi yükü aşağıya çekilerek bir an önce azaltılmalıdır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; evet, bugün kamu çalışanları ve emekliler geçinememektedir. Memur maaş artışları, sözde memur sendikalarıyla yapılan toplugörüşme sonucu belirlenmektedir. Bu toplugörüşmeler ve Uzlaşma Kurulu kararları on onbeş günlük formalite bir süreçten öteye gidememektedir; çünkü, bugün, memurların göstermelik bir sendika kurma hakkının üç ayağından sadece birisi mevcuttur; o da, toplugörüşme hakkıdır. Sendikalaşmanın olmazsa olmaz koşullarından olan diğer iki ayağı toplu pazarlık ve grev hakkı ise mevcut değildir.

Üzülerek belirtmeliyim ki, bugün memur sendikalarının, hükümetle, eşit koşullarda masaya oturarak, toplupazarlıkla ücretlerini belirleme hakkı yoktur. Hele, anlaşmazlık halinde greve gitme hakkı hiç yoktur. Yani, kamu çalışanlarının ve emeklilerin maaşları, eskiden olduğu gibi, hükümetin iki dudağı arasında belirlenmektedir. Hatta, burada hükümet, bazen öyle ileri gitmektedir ki, maaş artışları konusunda anlaşmazlık halinde, kendi atadığı kendi görevlendirdiği Uzlaşma Komisyonunun kararlarını bile hiçe saymaktadır.

Değerli arkadaşlarım, kamu çalışanlarına verilmesi planlanan son derece düşük ve yetersiz zam oranı sonucu toplumumuzdaki orta ve orta alt sınıflar tamamen yok olacak, gelir dağılımı sosyal patlamalara neden olacak şeklide bozularak sınıflar arasındaki uçurumlar iyice derinleşecektir. Oysa, demokrasinin ve özgürlüklerin yaşayabilmesi için, öncelikle gelir dağılımının düzeltilerek, sınıflar arasındaki uçurumun ortadan kaldırılması gerekmektedir. Ne yazık ki, tartıştığımız 2005 Yılı Bütçe Kanununda bunu görmek mümkün değildir.

Bunun için, acilen, Avrupa Birliği standartları ve ILO sözleşmeleri esas alınmak suretiyle, gerekli yasal düzenlemeler yapılarak, kamu çalışanlarına grevli, toplusözleşmeli, özgür ve icazetsiz bir sendikalaşma hakkı verilmelidir. Ancak bu şekilde bir sendikalaşmayla, kamu çalışanları, hükümetle toplupazarlık masasına oturarak, kendi ücretlerinin belirlenmesinde söz sahibi olabilecektir.

Kamu çalışanları, demokrasidışı yöntemlerle örgütsüz bırakılmamalıdır. Bilinmelidir ki, ancak toplumun tüm kesimlerinin haklarını koruyarak ve güvence altına alarak demokrasi ve özgürlükleri yaşatabilir, geliştirebiliriz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 yılı bütçesinde tarıma ayrılan destek miktarı çok yetersizdir; gayri safî millî hâsılanın ancak binde 7'si kadardır. Oysa, tarımın millî gelire katkısı yüzde 11,7'dir. Bir başka deyişle, tarım kesiminin millî gelire katkısı yüzde 12 olduğu halde, millî gelirden aldığı pay yüzde 1 bile değildir. Bu oran, Avrupa Birliği ülkelerinde yaklaşık 1'e 1'dir.

Evet, bugün sadece kamu çalışanları ve emekliler değil, aynı zamanda, hükümetin basiretsiz ve IMF dayatması politikaları sonucu, bir taraftan tütün ve şeker pancarı ekim alanları daraltılırken, öte yandan da tabanfiyatları düşük tutulmak suretiyle tarım kesimi yok edilerek, çiftçilerimiz yoksulluğa mahkûm edilmiştir.

Evet, sıra kamu çalışanlarına, emeklilere ve çiftçilere gelince, bütçe dengeleri, ekonomik kriz, IMF programı ve dayatmaları gündeme getirilmek suretiyle, âdeta, toplum kesimleri korkutularak sindirilmek istenmektedir. Oysa, sıra hortumculara, vurgunculara, banka soyanlara, kotacılara gelince, ses çıkarılmamaktadır. Evet, son yıllarda, batık bankacıya, hortumcuya ve özelleştirme hortumcusuna kaptırılan ülke kaynakları, memurdan, işçiden, emekliden ve çiftçiden esirgenmektedir. Anlaşılan, IMF'den yana tavır alanların, çalışanların, emeklilerin ve çiftçilerin makûs talihini yenmeye hiç mi hiç niyeti yoktur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; açıklanan tüm bu nedenlerle, 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının sosyal boyutunun bulunmadığı görülmektedir; çünkü, bu bütçede memur yoktur, işçi yoktur, emekli yoktur, çiftçi yoktur, bu bütçede işsizlik vardır, yoksulluk vardır, borç ve faiz ödemesi vardır. Yine, bu bütçede, yatırım olmadığından, üretim olmadığından, çağdaş yaşamın ölçütü olan eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik harcamaları asgarî düzeyde tutulduğundan, buna onay vermemiz mümkün değildir.

Değerli Başkan, değerli arkadaşlarım; sözlerimi burada bitirirken, 2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının, başta Bakanlığımıza, ülkemize ve milletimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 27 Aralık 2004

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook