Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 92. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Nisan 2005 · 875 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 29 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)); konuşma 875 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2005-04-29-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, kısa adı TÜBİTAK, yasa önerisi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi grubu adına söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu yasa önerisi, dozu kaçmış klasik bir AKP örneği; hukuka, Anayasaya, etik kurallara aykırı bir öneriyle karşı karşıyayız. 14 kişilik Bilim Kurulunun 7'si Başbakan tarafından atanıyor, geri kalan 7'si de yine Başbakan tarafından onanıyor ve Başbakana bağlanıyor.
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)Başbakana bağlı zaten.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Eskiden, Başbakan yalnız iletme göreviyle görevliyken, hiçbir etkisi yokken, şimdi, tamamen Başbakana bağlı. Ne gariptir ki, hâlâ özerk olduğu savlanıyor. Bir öneriyle karşı karşıyayız. Amaç nedir: Amaç, bu bilim kuruluşunu ille de ele geçirmek ve orada siyasal etkimizi göstermek; açıkça da söylendi AKP sözcülerince, burada bu etkiyi göstermek. Daha da öte -ben kadrolaşmayla da yeterli görmüyorum- bilimi yönlendirme ve baskı altında tutma anlayışı var. Belki bundan da öte, TÜBİTAK bilimsel yayınları var ve bu yayınlar da "Bilim ve Teknik" gibi 449 uncu sayıya ulaşan ve çok büyük, kendi alanında birinci derecede baskı yapan, "Çocuk Bilim" gibi 88 inci sayıya ulaşmış, çocuklar arasında sevilen, bilimsel teknik dergiler; ayrıca, "Popüler Bilim Kitapları" var; onlar da çok etkili ve kimileri 30 000'in üzerinde baskı yapıyor, bilimsel düşünceyi topluma yayıyor. Çıkardığı makaleler, evrim kuramı dahil, bilimsel makaleler, kimilerini rahatsız etmiş olmalı ki, bir bütünle... Benim aklıma başka türlü bir şey gelmiyor; amaçlardan birisi bu olabilir. Yani, dergisiyle, kitabıyla, makalesiyle, bilim üreten bu kuruluştan rahatsız olmak... Böyle bir bilimsel görüşün biz yayılmasını toplumda istemiyoruz; biz, evrim kuramını istemiyoruz; biz, bilimsel düşüncenin gençlerimize çocuklarımıza aşılanmasını istemiyoruz...
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)Yapmayın Hocam...
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Burada söylenmeyen ikinci bir neden olabilir. TÜBİTAK bir proje desteği veriyor. 1963'ten beri, kurulduğundan beri, üniversitelere hep destek veriyor; 1996'dan bu yana da, sanayie veriyor. Şimdi, burada konuşan arkadaşım diyor ki: "TÜBİTAK kapalı bir kurum, ne sanayiyle ilgisi var; toplum değişti, nüfus değişti, dışsatım değişti." Elbette değişecek; sanki, sanayiyle şimdiye değin hiç ilişkisi yokmuş gibi, burada, AKP sözcüleri söyledi; oysa, 1996'dan bu yana, ilgili bilim kuruluşu, sanayi alanındaki projelere de destek veriyor. Bu destekler trilyonlara varıyor...
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)Evet... Devam edecek... Doğru...
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)...ve arkadaşlarımızın söylediği gibi bu yıl da artırıldı. Bir amaç da, bu projeleri tarafsız bir TÜBİTAK Kurulunun seçmesi yerine, kendi etkilerinde bu projelere destek olmak. Başka türlü... Ortada Anayasa Mahkemesi kararı var, idarî kararlar var, birçok kararlar var; bunlar yok sayılacak ve TÜBİTAK yasa değişikliği getirilecek! Burada, yasa önerisini getiren arkadaşım, hiç, 2003'ten beri AKP'nin TÜBİTAK ile uğraşmalarından söz etmedi; kapalı, kendi kendine seçim yapan bir kuruluşu, birdenbire, dünya değiştiği için, sanayiyle işbirliği yapılması gerektiği için, bir zorunlu yasa değişikliği getirmiş gibi sundu.
Değerli arkadaşlar, TÜBİTAK Bilim Kurulu seçilmesinde, öyle, sürekli kendini seçen bir kuruluş yok; bir seçilen bir kez daha seçilebiliyor -bugünkü öneride olduğu gibi- ikinci kez seçilmiyor. Doğruları, halkımızdan da, buradan da saklamayalım, çarpıtmayalım.
Bilim, bilim insanlarının işidir değerli arkadaşlar. Yok, bilim bilim için değildir, bilim insan içindir... Peki, bilimi siyaset mi üretir, biz mi yaparız?! O kuruluşu siyasallaştırdığınız zaman bilim olur mu?! Bilim, bilim insanlarının işidir. Oraya karışmak, gölge yapmak, etki yapmak, bilimi gölgeler. Siyasal etkiyle bilim üretilmez. Öyle söz oyunları yapmayalım; yani, sanki, TÜBİTAK'ta, 1963'ten bu yana onca başarılı çalışmalar, üretim yapılmamış gibi, "toplum değişti", efendim, "bilim bilim içindir", "orada kendi kendilerine bir şeyler yapıyorlar..." Hayır, üniversitelerle işbirliği TÜBİTAK'ta var, orduyla işbirliği TÜBİTAK'ta var, sanayiyle işbirliği var, demin sözünü ettiğim bilimsel yayınlar var; yani, o kadar çok başarılı hizmetleri var ki... TÜBİTAK'ı ille de ele geçirme anlayışı... Peki, TÜBİTAK'la ilgili üniversiteler ne diyor şimdi, hiç dönüp bakıyor musunuz? Örneğin, bu konuda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü, Üniversitelerarası Kurul Başkanı Prof. Dr. İsmet Vildan Alptekin "TÜBİTAK siyasallaştırılır, bilim yaşamı büyük yara alır bu öneri geçerse" diyor. YÖK Başkanı Sayın Erdoğan Teziç "bu değişiklik, mahkeme kararlarına karşı hile yapmak demektir" diyor. Bir anayasa hocası aynı zamanda Erdoğan Bey. Ankara Üniversitesi Rektörü, Senatosu, Başbakanın boyunduruğu altında bir bilim kurulu olamayacağını, TÜBİTAK'ın siyasetten arındırılması gerektiğini, yani "bu yasa siyasallaştıracaktır, ondan arındırılması gerekir" diyor.
Şimdi, ben sizlere soruyorum, sizin sözcülerinize soruyorum: Bir tek üniversite, bir tek rektör, bir tek bilim adamının "gerçekten de TÜBİTAK bu yasa önerisini bekliyordu, öyle olunca bilimsel buluşlar artacaktır" dediğine dair bir tek örnek gösterin bize, bir tek! Ben, size, onlarca demokratik kitle örgütlerinden, burada kurumlardan söz ettim. Bakın, Üniversitelerarası Kurul Başkanının söylediğini, YÖK'ün söylediğini, saygın üniversite rektörlerinin söylediklerini söyledim.
Değerli arkadaşlar, burada "ben yaparım" anlayışı var "ben çoğunluğum, egemenliği, devleti bütünüyle kullanırım" anlayışı var. İşte, başından beri AKP ile anlaşamadığımız, iktidarla anlaşamadığımız budur. Türkiye bir hukuk devleti, anayasal bir devlet. Siz egemenliğin tümünü, buradaki çoğunluğunuza güvenerek yapamazsınız ve her şeyi, Anayasaya karşın, hukuk devletine karşın yapamazsınız; yapamadınız nitekim. Bundan öncekiler Cumhurbaşkanından döndü, Anayasa Mahkemesinden döndü ve idarî mahkemelerden döndü.
Değerli arkadaşlar, şimdi, elimizdeki yasa teklifinin gerekçelerine bakıyorsunuz... Biliyorsunuz, 2003'te, bir kereye özgü Başbakana yetki veren bir tasarıyla geldiniz karşımıza. O zaman, o yasanın gerekçesinde dediğiniz -bu, tutanaklarda var- şuydu: "TÜBİTAK çalışmıyor, çalışamaz duruma geldi; onu tekrar çalışır duruma getirmek için, biz, bu yetkiyi istiyoruz." Güzel, bakın, TÜBİTAK'ın ne sanayiyle işbirliği yapamadığı, ne toplumun değiştiği, hiçbir şey yok.
Şimdi, arada hiçbir şey olmamış gibi, 2003'ten beri oralarla uğraşıp...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Kişisel söz istemim de vardı Sayın Başkanım; ekleyebilir misiniz.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 29 Nisan 2005