Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma
Konya Milletvekili · MHP
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 28 Ekim 2026 · 1.979 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Kalaycı (MHP), 28 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.979 kelime.
Mustafa Kalaycı (MHP, Konya). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 28 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-kalayci-2026-10-28-tutanak-metni (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90918
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MUSTAFA KALAYCI (Konya)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Değerli Başkanı, değerli milletvekilleri, Sayın Sayıştay Başkanı, Kamu Başdenetçisi, TBMM Genel Sekreteri, kıymetli bürokratlar ve basın mensupları; sizleri hürmetle selamlıyorum.
Yarın 29 Ekim, cumhuriyetimizin 103'üncü yıl dönümünü kutlamanın gururunu yaşayacağız. Cumhuriyet ezelden ebede akıp giden tarihimizde çok önemli bir dönüm noktasıdır. Cumhuriyet, milletimizin tarih sahnesinde yeniden dirilişinin adıdır. Elbette Türkiye Cumhuriyeti haklı bir davanın, zulme boyun eğmeyen milliyetçi bir şuurun ilelebet payidar kalacak bir mirası, her şartta müdafaa edilecek kutlu bir emanetidir. Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti dünya durdukça var olacaktır. Cumhuriyet Bayramı'nızı yürekten kutluyorum. Cumhuriyetimizin kurucusu ve Meclisimizin ilk Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Millî Mücadele kahramanlarımızı ve aziz şehitlerimizi rahmetle, hürmetle ve şükranla yâd ediyorum.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş temeli Türkiye Büyük Millet Meclisinde atılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Türk milletinin bağımsızlık, hürriyet ve kalkınma ülküsünün sembolü, demokrasimizin, millî devletimizin ve geleceğimizin güvencesidir. Hiç kuşku yok ki Türkiye Büyük Millet Meclisi hem yüz altı yıl önce hem de 15 Temmuzda işgalcilere direnen, istila emelleri karşısında devleşen Gazi Meclistir. Meclisimiz bağımsızlığımıza ve egemenliğimize yönelen her türlü saldırı karşısında vatanımızı ve milletimizi korumak ve demokrasimizi yaşatmak için zamanında tavır alarak millî ve etkili bir duruş sergilemiş, sergilemeye de devam etmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi millî iradenin temsil kurumu, millî hassasiyetlerin, millî gayelerin, millî birlik ve kardeşliğin ana karargâhıdır. Egemenliğin kayıtsız, şartsız millete ait olduğunun tecessümü olan Türkiye Büyük Millet Meclisinde demokratik, katılımcı ve kapsayıcı bir anlayış ölçeğinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihî bir vazife üstlenmiştir. 5 Ağustos 2025 günü çalışmalarına başlayan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, üyesi olan 50 milletvekilinden 47'sinin oyuyla 18 Şubat 2026 tarihinde raporunu kabul etmiş, bir toplumsal mutabakat zemini ortaya çıkmıştır. Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'nin başlattığı ve bir devlet politikası olan terörsüz Türkiye, millî birlik ve kardeşlik projesidir. Terörsüz Türkiye, terörsüz ve istikrarlı bölgeye açılan kapı, emperyalist senaryolara vurulan darbedir. Üçüncü bir göz, yabancı bir el, dışarıdan bir ara bulucu olmaksızın millî iradenin temsilcilerinin kararıyla süreç yürütülmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'la önemli bir aşamaya gelmiştir. Bu kanun uyarınca İzleme Komisyonu kurularak hızla görevine başlaması temennimizdir. Kanunun 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmiş olması, millî iradenin izdüşümü, terörsüz Türkiye'ye, kardeşliğe, millî dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik kararlılığın ve kapsamlı mutabakatın göstergesidir. Bu mutabakatın sağlanmasında büyük emeği olan, yapılan çalışmalarda üstün gayret gösteren Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş'a teşekkür ediyoruz.
Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin barış, huzur ve kardeşlik içinde yeni atılım ve hedeflere hazırlanmasında milliyetçilik ve demokrasiyi siyasi ve kültürel çerçevenin iki anahtar kavramı olarak kabul etmektedir. İnsan hak ve hürriyetleri, hukukun üstünlüğü ve adalet gibi değerler partimizin temel referanslarıdır. Demokratik standartları yükseltecek, hukuk devletini güçlendirecek reform niteliğindeki adımların etkin şekilde hayata geçirilmesi gerekmektedir. Demokratik ve sivil nitelikli bir anayasa hazırlayıp Türkiye'yi ayak bağlarından tümüyle kurtarmak, bu suretle 21'inci yüzyıla Türk milletinin mührünü vurmak en temel gündem konusudur. Mazisi neredeyse yüz elli yılı bulan Anayasa tartışmaları toplum ve devlet hayatımıza -deyim yerindeyse- ambargo koymuştur, bu tartışmaların kalıcı bir mutabakatla düğümlenmesi temel amaç olsa da istisnai dönemler haricinde bu amaç maalesef gerçekleşememiştir. Milliyetçi Hareket Partisine göre yeni Anayasa yapmak, yeni bir toplum sözleşmesini milletimize kazandırmak bir tercihten öte tarihî ve millî bir sorumluluktur; biz bu sorumluluk duygusuyla hareket ederek üzerimize düşen siyasi görevi yerine getirmiş durumdayız: Başlangıca "Allah'ın lütfu, kardeşlik ruhu ve vatan sevgisiyle varlık bulmuş biz Türk milleti" düsturuyla giriş yapılan Anayasa teklifimiz 100 maddeyle hazırlanmıştır.
Seçim sistemlerinde temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkeleri arasında denge sağlamak esas olup seçim kanunları bu ilkeleri dikkate alacak şekilde yeniden düzenlenmeli, darbe dönemi ürünü olan Siyasi Partiler Kanunu değiştirilmeli, siyaset kurumu demokratikleştirilmelidir. Amacı ülkeye ve millete hizmet olan siyasetin ahlaki değerlerle bezenmesi bize göre bir mecburiyettir. Siyasetin, siyasetçinin ve tüm devlet düzeninin saygınlığını geliştirmek için her şeyden önce siyasi etik kurallarına uygun davranan bir Parlamentonun varlığı tesis edilmelidir; Türkiye Büyük Millet Meclisinde siyasi etik komisyonu mutlaka kurulmalıdır. Milletvekili dokunulmazlığı kamu vicdanının kabul edeceği makul esaslara bağlanarak belli durumlar dışında kaldırılmalıdır, işlenmiş suçlar da hiç kimsenin yanına bırakılmamalıdır.
Sayın Başkan, Kıymetli Meclis Başkanımız, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usul ve esasları İç Tüzük'le düzenlenmektedir. 1 Eylül 1973 tarihinde yürürlüğe giren İç Tüzük'ün aradan geçen elli yılı aşkın süre içinde çeşitli maddelerinde birçok değişiklik yapılmıştır, bu değişiklikler aynı zamanda İç Tüzük'ün sistematiğini bozmuştur; mevcut bazı hükümler hiç uygulanmazken İç Tüzük'te dayanağı olmayan bazı uygulamalarda çok güçlü teamüller oluşmuştur. Öteden beri yasama sürecinin istenilen kaliteye ulaşamaması, kanun yapım sürecinin yavaşlığı, komisyonların etkin çalışamaması, denetim sürecinin etkisizliği, Meclis çalışmalarının planlı ve programlı olmayışı ve milletvekillerinin bireysel olarak yasama ve denetim süreçlerine yeterli düzeyde aktif katılım sağlayamadıkları konuları siyasi parti grupları ve milletvekillerince hep dile getirilmiştir. Bundan dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzük'ünün yenilenmesine yönelik oluşturulan iki uzlaşı komisyonu tarafından 2009 ve 2013'te taslak metinler ortaya çıkarılmış ancak siyasi parti gruplarınca önemli boyutta uzlaşma sağlanmakla birlikte hayata geçirilememiştir. Bu çerçevede, daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde oluşturulan uzlaşma komisyonlarınca ortaya konulan çalışmaların dikkate alınması, hatta bir uzlaşı ürünü olan 2009 tarihli metnin esas alınması hâlinde kısa sürede yeni bir İç Tüzük'ün çıkarılabilmesi mümkündür. Esasen yeni İç Tüzük konusunda çok geç kalınmıştır, İç Tüzük yenilenmez ise Meclisin ve siyaset kurumunun itibarını da zedeleyen ve yıllardır yaşanan gereksiz tartışmalar ve zaman kayıplarının hâliyle aynen devam edeceği açıktır.
Meclisin çalışma usul ve esaslarında yaşanan sorunlar son dönemde haksız ve mesnetsiz bir şekilde Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine mal edilmek istenmektedir, hâlbuki bu sorunların ve yapılan uygulamaların hükûmet sistemiyle alakası yoktur, bunlar parlamenter sistem döneminde de hep eleştirdiğimiz konulardır. Milliyetçi Hareket Partisi daha demokratik, hızlı, etkin, şeffaf, katılımcı ve kaliteli bir yasama sürecinin ortaya çıkarılmasını sağlayacak yeni bir İç Tüzük'ün hazırlanması konusunda katkı ve destek vermeye her zaman hazırdır. Yasama kalitesinin artırılması, yasama ve denetim sürecinin odağını komisyonların teşkil etmesi, kanun tekliflerinin etki analizini yaparak tarafsız ve teknik rapor sunacak altyapının oluşturulması, denetimin etkinleştirilmesi kapsamında kesin hesap ve denetim raporlarının görüşüleceği ayrı bir daimî ihtisas komisyonu kurulması Milliyetçi Hareket Partisi olarak yeni İç Tüzük çalışmasında önemli gördüğümüz ve önerdiğimiz bazı konulardır.
Sayın Başkan, Değerli Meclis Başkanımız, değerli milletvekilleri; Anayasa'mızın 98'inci maddesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün "Bilgi Edinme ve Denetim Yolları" başlıklı altıncı kısmında da gösterildiği gibi Meclisin en önemli fonksiyonlarından biri denetleme yetkisidir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin yazılı soru, genel görüşme, Meclis araştırması, Meclis soruşturması araçlarıyla denetleme yetkisi bulunmaktadır. Yazılı soru önergelerinin on beş gün içinde cevaplandırılması kuralına tam uyum sağlanamadığı görülmekle birlikte, Komisyonumuza verilen bilgilere göre yazılı soru önergelerinin cevaplandırılma oranı geçmişe göre daha yüksektir. Yazılı soru önergelerine titizlikle cevap verilmesi, özellikle on beş günlük anayasal süreye uyulması konusunda ilgili bakanlıkların uyarılmaya devam ettirilmesi görüşündeyiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Meclis çalışmalarının verimli ve etkin yürütülmesi için faaliyet göstermektedir. Kadrolu, sözleşmeli, işçi ve taşeron elemanı statülerinde çalışan Meclis personelinin özlük haklarında farklılıklar bulunmaktadır. Aynı yerlerde ve hizmetlerde aynı işi yapan personelin aralarında özlük hakları yönünden farklılıklar bulunması çalışanların motivasyonunu ve çalışma barışını olumsuz etkilemektedir. Meclis çalışanlarının mali ve sosyal haklarında ve çalışma şartlarında eşitliği esas alan iyileştirici düzenlemelerin yapılması verimliliği artıracak, hakkaniyet sağlayacaktır. Ayrıca, aynı unvandaki Meclis çalışanlarının özlük haklarında "eskiler ile yeniler" gibi de bir farklılık bulunmakta. Eşit işe eşit ücret gerekçesiyle yapılan düzenleme maalesef tam tersine sonuç doğurmuştur. Yasama uzmanlarımız, stenograflarımız "eski girenler, yeni girenler" gibi hakikaten kabul edilemeyecek bir ayrıma maruz kalmışlardır. Meclis personelinin ücret düzeyleri görev ve sorumluluk esasına dayalı olarak yeniden düzenlenerek eşitsizlikler giderilmelidir. Ayrıca, kamuda kadrosu olmayan gerek grup gerekse milletvekili danışmanlarının iş güvencesi bulunmamaktadır. Üstelik söz de verilmiş olmasına karşın hâlâ iş sonu tazminatından da yararlanamıyorlar. Bu konunun bir masaya yatırılması gerekmektedir. İş sonu tazminatı alamamalarının hiçbir izahı yoktur. Verilen sözler mutlaka yerine getirilmelidir.
Sayın Başkan, Kıymetli Meclis Başkanımız, değerli milletvekilleri; kamu mali yönetiminde hesap verebilirlik ve saydamlık ilkelerinin önemi her geçen gün artmaktadır. Vatandaşların kendilerinden toplanan vergilerin nerelere, ne kadar harcandığından git gide artan ölçüde haberdar olma istekleri, daha kaliteli kamu hizmeti beklentileri de Sayıştayların önemini daha da artırmıştır. Türk Sayıştayı 1862 yılında hem Meclis-i Mebusandan hem de hükümdar ve hükûmetten bağımsız bir denetim ve yargı mercisi olarak "Divan-ı Ali-i Muhasebe" adıyla kurulmuştur. Sayıştay yaklaşık yüz altmış dört yıllık mazisiyle, bağımsız statüsüyle hukuk devletinin temel taşlarından biri olma özelliğini taşımaktadır.
Sayıştay Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkının kullanımına ve denetim görevini yerine getirmesine katkı sunan çok önemli bir anayasal kuruluşumuzdur. Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, dolayısıyla Türk milleti adına yapılan Sayıştay denetiminin konusu kamu gelirleri, kamu giderleri ve kamu malları olup 86 milyonun üzerinde hakkı olan bir konudur. Sayıştay tarafından 2025 Yılı Denetim Programı kapsamında toplam 708 kamu idaresinde düzenlilik denetimi gerçekleşmiştir. Genel uygunluk bildirimi, dış denetim genel değerlendirme raporu, faaliyet genel değerlendirme raporu, mali istatistikleri değerlendirme raporu ile kamu idarelerine ilişkin 248 adet denetim raporu olmak üzere toplam 252 adet Sayıştay raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmuş, Başkanlık makamı tarafından Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilmiştir. Mahallî idarelere ilişkin 449 adet denetim raporu ilgili kamu idarelerine, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına ilişkin 11 adet denetim raporu İçişleri Bakanlığına ve ilgili valiliklere gönderilmektedir. 104 kamu işletmesine ilişkin denetim raporu raporlama süreci tamamlandıktan sonra KİT Komisyonunda görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulacaktır. Sayıştay, ayrıca, siyasi partilerin mali denetiminin yürütülmesinde Anayasa Mahkemesine yardım sağlamaktadır. Dünyada Sayıştay raporlarının görüşüldüğü ve karara bağlandığı esas zeminler Parlamento komisyonlarıdır. Sayıştay raporlarını görüşecek Meclis komisyonunun kompozisyonu, çalışma tarzı, üreteceği raporun içeriği ve formatı, komisyon raporundaki tavsiyelerin izlenme usul ve esasları da son derece önemlidir. Plan ve Bütçe Komisyonuna gönderilen Sayıştay raporlarının hangi işleme tabi tutulacağı hususunda Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nde net bir düzenleme yapılmamıştır. Anayasa'mızın 161'inci maddesinde kesin hesap kanunu teklifinin yeni yıl bütçe kanunu teklifiyle birlikte görüşülmesi ve karara bağlanması amir hükmü bulunmaktadır. Kesin hesap kanun teklifleri ve Sayıştay denetim raporlarının Plan ve Bütçe Komisyonunun iş yükü de dikkate alınarak oluşturulacak ayrı bir komisyon tarafından görüşülmesi için gerekli düzenlemelerin gerek Anayasa gerekse İç Tüzük'te yapılması yerinde olacaktır.
Denetim yoluyla idareyi geliştirmek önemli bir fonksiyondur. Sayıştay yaptığı denetimlerle bu amaca yönelik önemli katkılar sunmaktadır. Sayıştay tüm kamu idarelerine ilişkin 2025 yılı denetim raporlarında 2.784'ü mali rapor ve tabloları etkileyen, 7.241'i mevzuata uygunluğuna ilişkin, 213'ü mali yönetim ve iç kontrol sistemine ilişkin toplam 10.238 bulgu tespit etmiştir. En fazla bulgu 9.136 adetle mahallî idarelere ilişkin olmuştur.
CAVİT ARI (Antalya)Muhalif belediyeleri denetliyor sadece Mustafa Bey.
MUSTAFA KALAYCI (Konya)Denetim raporlarında yer alan Sayıştay önerilerine riayet edilmesine özen gösterilmesi gerekmektedir. Esasen, idareler tarafından Sayıştay bulgularına önceki yıllara göre daha çok dikkat edildiği ve uygun düzenlemelerin yapıldığı da görülmektedir. Özellikle mevzuatın yahut uygulamanın kamu kurumlarındaki uygulayıcılarca bilinmemesi, yanlış muhasebeleştirme gibi sebeplerle yapılan eksik işlemlerin giderilmesi için Sayıştay ile kurumların iş birliği büyük önem taşımaktadır.
Kamu Denetçiliği Kurumu kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere 2012 yılında kurulmuştur. Milliyetçi Hareket Partisi olarak tarihimizden ve geleneğimizden gelen kamu denetçiliği sisteminin sağlıklı işlemesini vatandaşlarımızın idareden kaynaklanan mağduriyetlerinin süratle giderilmesi bakımından önemli görüyoruz ve takip ediyoruz. Kamu Denetçiliği Kurumuna 2025 yılında 21.034 başvuru yapılmış, 20.473 adet dosya karara bağlanmıştır. 2.042 adet başvuru dostane yollarla çözüme kavuşturulmuştur. 2025 yılında 1.214 adet başvuruyla ilgili tavsiye kararı verilmiştir. Tavsiye kararına uyum oranı yüzde 59,38 düzeyindedir. Kurum verdiği kararlarla kamu hizmetlerinin kalitesinin artırılmasına katkı sunmuş, diğer taraftan mahkemelerin yükünü hafifletmiş, on binlerce davanın idari veya adli yargıda açılmasının önüne geçmiştir. Tavsiye niteliğinde kararlar alan Kamu Denetçiliği Kurumunun etkinliğinin beklenen kapasiteye ulaşması için daha da artırılması gerekmektedir. Kurumca verilen tavsiye kararlarının ilgili kurumlarca uygulama oranının artırılması da kuruluş amacının bir gereği olacaktır. Kamu Denetçiliği Kurumu bir hak arama müessesesidir. Kuruma erişimin daha da kolaylaştırılması, dostane çözüm ve sulh mekanizmalarının daha da etkin kullanımı, önleyici ve eğitici rol ön plana çıkarılarak idarelere rehberlik edilmesi ve toplumun geniş kesimlerini etkileyen sorunlara daha fazla çözüm üretilmesini de gerekli görmekteyiz.
Bu düşüncelerle Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Sayıştayın ve Kamu Denetçiliği Kurumunun 2027 yılı bütçelerinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlar getirmesini ve bereketli olmasını diliyorum.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
6 konuşma daha · 28 Ekim 2026