İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 42. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2005 bütçe kan. tas. (13 üncü tur görüşmelerinde ) maliye bakanlığı,gelir bütçesi

Mustafa Nuri Akbulut

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 42. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Aralık 2004 · 1.084 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti), 27 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 BÜTÇE KAN. TAS. (13 ÜNCÜ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) MALİYE BAKANLIĞI,GELİR BÜTÇESİ); konuşma 1.084 kelime.

Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti, Erzurum). “2005 bütçe kan. tas. (13 üncü tur görüşmelerinde ) maliye bakanlığı,gelir bütçesi”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 27 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-nuri-akbulut-22-2004-12-27-2005-butce-kan-tas-13-uncu-tur-gorusmelerinde-maliye-bakanligi-ge (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Maliye Bakanlığı 2005 yılı bütçesi üzerinde şahsî görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Maliye Bakanlığı, maliye politikalarının hazırlanması, uygulanması, takibi ve denetlenmesiyle görevli bakanlığımızdır. Hazırlanan maliye politikalarının bir bütünlük içerisinde, kararlılıkla uygulanması, ülke ekonomisinin yönlendirilmesi, bütçe disiplininin sağlanması ve bütçe hedeflerine ulaşılmasında çok büyük önem taşımaktadır.

Bildiğiniz gibi, ülkemiz, yıllarca yüksek enflasyon, kamu borç stoku, yüksek faizler, gelir dağılımındaki adaletsizlikler gibi çok ciddî sorunlarla birlikte yaşamak zorunda kalmış, kamu borç stokundaki artışlar nedeniyle, ülkenin tüm gelirleriyle, borçların ödenmesi bir yana, faizleri dahi karşılanamaz hale gelmiştir.

Yine, kamu harcamalarındaki aşırı savurganlık ve izlenen harcama politikaları malî disiplini yok etmiş, bu nedenle önemli oranda bütçe açıkları meydana gelmiştir; ancak, son iki yılda yaşanan gelişmelerle ülkede yeniden huzur ve güven ortamı tesis edilmiş, 58 inci hükümetimizin ilk bütçesinden itibaren ortaya konulan ve bugüne kadar tavizsiz bir şekilde uygulanan malî disiplin sonunda, iki yıl öncesinde hayal dahi edilemeyecek sonuçlara ulaşılmıştır.

Gerçekten, 2001 yılında yüzde 69 olan enflasyon oranı, yaklaşık otuzbeş yıl aradan sonra bu yıl tek haneli rakamlara düşürülebilmiş; 2001 yılında kaydedilen yüzde 9,5 oranındaki küçülmeden sonra, 2003 yılında yüzde 5,9 oranında ve yine 2004 yılının ilk dokuz ayında yüzde 9,7 oranında dünya ölçeğinde rekor sayılabilecek büyüme sağlanmıştır.

Yine, faizlerde önemli şekilde düşüşler yaşanmış, birkaç yıl önce yaşanan gecelik yüzde 7 500 faiz oranları, artık, kötü bir anı olarak gerilerde kalmış; halen yüzde 20 seviyesinde olan faiz oranlarının, ekonomik göstergelere göre daha da düşeceği anlaşılmıştır.

Yine, ülkemizin dışticaret hacminde önemli şekilde artışlar olmuş; 2001 yılında 73 milyar dolar olan dışticaret hacmimiz, 2004 yılı ekim ayı itibariyle 130 milyar dolara ulaşmış; 2002 yılında 2 620 dolar civarında olan fert başına düşen millî gelir, 2004 yılı itibariyle 4 000 dolar seviyesine çıkmıştır.

Değerli arkadaşlar, birkaç gün sonra paradan 6 sıfır atılmasıyla ülkemiz, bu alanda da tarihî prestijine kavuşacak ve hepimiz için hayal olan bu uygulama, yine Adalet ve Kalkınma Partisi eliyle gerçekleştirilmiş olacaktır. Ülkede sağlanan güven ve huzur ortamı, istikrar nedeniyle yeni bir yatırım seferberliği başlamış, ülkeye yabancı doğrudan yatırım girişinde önemli oranda artışlar olmuştur ki, bunun, işsizliğin giderilmesinde olacak etkileri, inşallah, hep birlikte görülecektir.

Maliye Bakanlığı 2005 yılı gider bütçesi için öngörülen 27 664 000 000 Yeni Türk Liralık bütçe, konsolide bütçede ikinci büyüklükte bir bütçe olsa da, bu bütçenin ancak yüzde 6'lık kısmı Bakanlık faaliyetleri için kullanılacak olup, diğer kısmı bazı kamu kurumlarının gereksinimleri için planlanmıştır.

Yine, uygulamada, bütçe harcamalarının sağlam gelir kaynaklarına dayandırılması, kamu kaynaklarının etkin ve verimli bir şekilde tasarrufa riayet edilerek kullanılacak olması, yatırım ödeneklerinin de ekonomik ve sosyal kalkınmayı sağlayacak şekilde planlanmış olması nedeniyle, 2005 yılı bütçe hedeflerine de kolaylıkla ulaşılabileceğini göstermektedir.

Sayın milletvekilleri, Avrupa Birliği 17 Aralık zirve toplantısı sonuçları, bu yılki bütçe uygulamalarında önemle yer almıştır. Bildiğiniz gibi, ülkemizin 1959 yılından beri devam eden Avrupa Birliğine katılım süreci içinde, 2002 Avrupa Birliği zirve toplantısında, Kopenhag Kriterlerinin yerine getirilmesi şartıyla, Türkiye'yle üyelik müzakerelerinin başlanmasına karar verilmişti.

Ülkeler ve halkları için, öncelikle, ekonomik ve siyasî istikrar anlamına gelen Avrupa Birliği üyeliğiyle elde edileceği düşünülen eksiksiz bir demokrasi, teminat altına alınmış insan hak ve özgürlükleri, hukukun üstünlüğü, güvenli gelecek, refah içinde bir yaşam, insan onuruna yaraşır eğitim, sağlık, ulaşım ve çevre imkânları asil milletimizin en tabiî hakkıdır. Ancak, ne yazık ki, ülkemiz, yıllardan beri yaşanılan ekonomik ve siyasî istikrarsızlıklar, haksızlıklar ve yolsuzluklarla bu hedefinden uzaklaştırılmış; tarihten gelen sımsıkı bağlarla birbirine kenetlenmiş olan halkımızın arasına nifak sokulmaya çalışılmış; ülkenin biriken sorunlarının çözümü yerine, süslü laflar üretmeyi başarı sayan, siyasî tartışma ve gerginliklerden medet uman politikacılar yüzünden vatandaşlarımız, fakirlik, işsizlik, yoksulluk, enflasyon, döviz ve faiz karmaşasında yalnız bırakılmış, sefalete itilmiştir; ancak, Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara gelmesinden sonra, büyük bir samimiyet, inanç ve kararlılıkla meselelerin üzerine gidilmiş, yalnız ve yalnız halka hizmet etmek amacıyla vatandaşlarımız arasında hiçbir ayırım yapılmadan ve bu fakir milletimizin hakkı yenmeden, yedirilmeden, planlı bir çalışmayla ülkede istikrar ve huzur ortamı yeniden tesis edilmiş, bu suretle, ülkemizin kötüye giden kaderi değişmeye, milletimizin yüzü gülmeye, gelecekle ilgili umutları da yeniden yeşermeye başlamıştır.

Sayın milletvekilleri, hükümetimiz ve Parlamentomuz, son iki yıl içinde, yıllardan beri yapılamayan reform niteliğinde düzenlemeleri gerçekleştirmiş, bu suretle, üyelik müzakerelerinin başlayabilmesi için gerekli olan Kopenhag Kriterlerine ulaşılmıştır; ancak, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliği, Avrupa'nın refahı, istikrarı, güvenliği ve birliği için ne kadar gerekli olursa olsun, başta Kıbrıs Rum kesimi, Fransa ve Avusturya gibi Avrupa Birliğine üye bazı ülkelerin, farklı kültür, tarih ve inanç yapısı itibariyle Türkiye'nin Avrupa Birliğine üye olmasını istemediklerini hepimiz bilmekteyiz.

Diğer yandan, bilinen diğer bir gerçek de, Avrupa Birliği üyesi olan bu ülkelerin katılacakları Avrupa Birliği zirve toplantısında alınacak olan kararların oybirliğiyle alınması zorunluluğudur.

Diğer bir gerçek de, Avrupa Birliği zirve toplantısından önce Avrupa'da başlatılan Türkiye aleyhtarı faaliyetlerdir; ki, bunlar, Türkiye'ye müzakere tarihi verilmemesi veya özel statü verilmesi gibi çalışmaları içeren ve kamuoyu oluşturmaya yönelik faaliyetlerdir.

Bu nedenle, Avrupa Birliği zirve toplantısında özel statü verilmesi, Türkiye'ye tarih verilmemesi veya şartlı tarih verilmesi gibi seçenekler değerlendirilmesine rağmen, tüm olumsuzluklar, engellemeler bir kenara bırakılarak, hükümetimizce, koşulsuz ve net bir müzakere tarihi alınmış olması, şüphesiz ki, çok büyük bir başarıdır. kırk yılı aşkın bir süreden beri bütün cumhuriyet hükümetlerinin hedefi olan Avrupa Birliğine giriş için müzakere tarihi alınması, yine, hiç şüphe yok ki, son iki yıldan beri sağlanan gelişmeler, sürdürülen uluslararası ilişkiler, yine, kararlılıkla ve sınır tanımayan çalışmalar sonucunda olmuştur; ancak, ne yazık ki, bu büyük başarı da eleştiri konusu edilmiştir.

Türkiye'nin kaderini etkileyecek tarihî kararların alınacağı 17 Aralık Avrupa Birliği zirve toplantısı için Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Genel Başkanı, davet edilmesine rağmen, bir bahaneyle, Sayın Başbakan ve beraberindeki heyetle Brüksel'e gitmemiştir. Oysa, Avrupa Birliği üyeliği, yalnızca partimizin değil, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dış siyaset hedeflerinden biridir. Bu hedef, siyasî rant konusu edilmemesi gereken, partilerüstü hassasiyeti olan bir hedeftir. Devletin yüksek menfaatları söz konusu olmasına rağmen, dosta düşmana karşı en azından birlik mesajı verilmesi adına hükümetin yanında yer almayanlar, gelecek kaygısı ve beklentisiyle, doğruyu yanlış, iyiyi kötü, güzeli çirkin, yapılanı olmamış gibi gösterme gayretiyle ve ucuz politik söylemlerle, tüm dünyanın tanık olduğu, insanüstü gayretler sonucu elde edilen bu büyük başarıyı küçümsemeye çalışmaktadırlar. Bu arkadaşlarımıza soruyorum: Madem bu kadar bilgili, yetenekli ve dikkatliydiniz, bahane uydurmak yerine, neden, siz de, Başbakan ve beraberindeki heyetle Brüksel'e gitmediniz?! Devletin yüksek menfaatları söz konusu olmasına rağmen, tabiri caizse, sotada bekleyip, hükümetçe alınacak muhtemel sonuçlara göre eleştiri yapmayı anamuhalefet anlayışıyla nasıl bağdaştırıyorsunuz?

UFUK ÖZKAN (Manisa)Ayıp, ayıp!

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla)Bu davranış, sorumlu devlet adamlığıyla ve devlet memurluğu sorumluluğuyla nasıl bağdaşır?

UFUK ÖZKAN (Manisa)Ayıp, ayıp! Çok ayıp!

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla)Sayın milletvekilleri, Türkiye'de, her şeyde olduğu gibi, siyasette de, artık, istismar ve demagojiye son verilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 27 Aralık 2004

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook