İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 73. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çalışma saatleri hakkında

Mustafa Özyürek

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 73. Birleşim · 1. yasama yılı · 30 Nisan 2003 · 954 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Özyürek (CHP), 30 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 954 kelime.

Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 30 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-04-30-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; tasarıyla ilgili olarak, oyumun rengini belli etmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Burada, millî eğitim sistemimizle ilgili çok çeşitli konulara değinildi. Elbette, millî eğitimimizin çok büyük sorunları var. Sayın Bakan, resmî eğitimin, yani, kamunun verdiği eğitimin kalitesi üzerinde kuşku doğuracak bazı açıklamalarda bulundu ve özel eğitimin, daha kaliteli olduğunu çağrıştıracak beyanları oldu.

Öncelikle, bir Millî Eğitim Bakanımızın, kamu eğitiminin, yani, resmî eğitimin kalitesini nasıl yükselteceğini anlatması gerekir. Özel eğitimi öne çıkarmak, özel eğitimi daha kaliteli göstermek doğru bir yaklaşım değildir. Elbette, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz, özel eğitime karşı değiliz; ama, bizim esas sistemimiz, kamunun verdiği eğitimidir, kamuda verdiğimiz eğitimdir ve buralarda oturan arkadaşlarımızın yüzde 90'ı da, resmî okullardan yetişerek buralara gelmişlerdir. Devletimizin amacı, bu okulların, ilkokuldan başlayarak üniversiteye kadar, belli kalitede, belli nitelikte devam etmesini sağlamaktır. Özel eğitim, istisnadır, parası olanların gideceği yerdir, yoldur; ama, büyük çoğunluk, kabul etmeliyiz ki, resmî okullarda okuyor ve oralarda 80-90 öğrencinin bir sınıfta bulunması, hepimizin yüreğini parçalıyor; bunlara, mutlaka çözüm bulmak zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Millî Eğitim eski Bakanımızın, doğal olarak, bir söz hakkı oldu. Biz, geçmiş dönemde emeği geçen, millî eğitime hizmet veren herkese teşekkür ederiz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Tabiî, herkes, kendine göre bir emek vermiş, bir çaba harcamıştır; bazıları az etkili olmuştur, bazıları çok etkili olmuştur. Sayın Köksal Toptan da, kendi döneminde, öyle inanıyorum ki, o günkü mensup olduğu partinin ilkeleri doğrultusunda, millî eğitimimizi belli bir noktaya götürme çabasında bulunmuştur; kendilerine teşekkür ederiz. Ancak, millî eğitimimizin büyük bir sorunlar yumağı içinde olduğuna da hiç kuşku yoktur; yani, gösterilen iyiniyetli çabalara rağmen, ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti, bugün, geldiği noktada, millî eğitim sorununu çözememiştir; altyapısıyla, öğretmenleriyle, öğrencileriyle, ilkokuluyla, ortaokuluyla, üniversitesiyle, ne yazık ki, millî eğitim sorununu çözememiştir. Bugün, içinde bulunduğumuz şartlarda, Türkiye'nin birinci sorunu, temel sorunu millî eğitimdir; ama, bunu çözecek, bütüncü, reformcu bir yaklaşımı, uzun zamandır, Türkiye'de, biz göremedik; bugünkü hükümetin de, böyle bir yaklaşım içinde olduğuna dair bir emare yok. Hep tartıştığımız konu, öğretmenlerimizi, nasıl, oradan oraya nakledebiliriz.

Değerli arkadaşlarım, yirmibeş sene bürokraside bulunmuş bir arkadaşınız olarak söyleyeyim ki, bürokrat olmak, bugünlerde, özellikle hükümet değişikliklerinde, ıstırap verici, şansız bir olaydır. Her gelen bakan, her gelen yönetici, önce, gücünü göstermek için, o çaresiz bürokratı, nasıl, nereden nereye süreceğinin yollarını arar. Sayın Bakanımız, biz kimseyi sürmedik diyebilir; ama -bir özel talep olarak değil- geçen gün, bir öğretmenimizin, Mersin'in Bozyazı'sından Kars'ın Susuz İlçesine nasıl sürüldüğüne dair yazıyı, kendilerine takdim etmiştim. Bunun, yüzlerce, binlerce örneğini hepimiz biliyoruz. Burada, birbirimizi kandırabiliriz, diyebiliriz ki, biz, partizanlık yapmıyoruz; biz, kimseyi, bir yerden bir yere sürmüyoruz. Öyle bir değişiklik yapıyoruz ki, öğretmenleri, eş durumundan nasıl bir araya getirebiliriz, bunun için maddeler de getirdik diyorsunuz, getiriyorsunuz; ama, Sayın Bakana misal olarak verdiğim öğretmenler de, eş durumundan; biri Mersin'de kalmıştır, öbürü Kars'a sürülmüştür. Böylesine, 15 yıldır, 20 yıldır bu devlete hizmet etmiş, çocukları eğitmiş...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)... insanlar, bu vatana, bu millete ne gibi kötülükler yaptılar, bu eğitime nasıl kötülükler yaptılar da oradan oraya sürülüyorlar, eziliyorlar, kıyılıyorlar? Bunlara bir çare bulmamız lazım. Herkes, güven içinde, huzur içinde görevini yaptığı zaman, huzursuz olmayacağı, sürülmeyeceği, kıyılmayacağı inancıyla çalışmalıdır. Bunları sağlayamazsanız... Altı aydır Türkiye'de yaşadığımız dram budur değerli arkadaşlarım. Öyle bir hava verdiniz ki, biz herkesi yerinden edeceğiz havası verdiniz. Ne kadar ettiniz, ne kadar etmediniz tartışılır; ama bu huzursuzluğu, acaba beni de görevden alacaklar mı huzursuzluğunu yaydığınız, verdiğiniz anda o bürokrasiyi çalıştıramazsınız; ne yazık ki, bu huzursuzluğu vermiş bulunuyorsunuz.

Bundan sonra yapmanız gereken şey, şuna bir nokta koyun, bir çizgi çekin; artık değişim bitmiştir, bundan böyle, gelen gelmiştir, giden gitmiştir, kalanlar huzur içinde çalışsın deyin. Gidin bir resmî daireye, görün; hiç kimse görev filan yapmıyor. Kim geliyor?.. Değerli arkadaşlarım, gelenlerle ilgili değerlendirmeleri de lütfen iyiniyetle dinleyiniz, hiç kimse için, bileğinin hakkıyla oraya geldiği söylenmiyor; onun yakını olduğu için, bunun yakını olduğu için oraya geldiğini söylüyorlar. Böylesine bir anlayışın yerleştiği ortamda bürokrasiyi çalıştıramazsınız, kimseden hizmet alamazsınız. Bir huzur sağlayınız, bir güven veriniz, bu atamalara, görevden almalara bir çizgi çekiniz ve deyiniz ki, ey bürokratlar, bundan sonra huzur içinde çalışın, görevini yapana biz bir şey demeyeceğiz, kimseyi görevden almayacağız; bunları demek lazım.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan da söyledi, bazı sözcüler de sık sık Cumhuriyet Halk Partisi sıralarına dönerek, hep diyorlar ki:"Sizin bu imam hatip takıntınız nedir?"

Değerli arkadaşlarım, bizim, imam hatip takıntımız falan yoktur; ama, sizin olduğunu anlıyorum. Bizim, Türkiye'de, Anayasamızın temel ilkelerine saygı duyan hiç kimseye karşı takıntımız yoktur, ama, Anayasamızın bu temel ilkeleri bellidir; Türkiye demokratik bir devlettir, Türkiye bir cumhuriyettir, Türkiye bir hukuk devletidir ve Türkiye laik bir devlettir değerli arkadaşlar. (AK Parti sıralarından "Biliyoruz" sesleri) Bazı arkadaşlarımızın bunu bildiğinden kuşkum var da, onun için söylüyorum. (AK Parti sıralarından gürültüler)

Bu ilkelere uyan, bu ilkelere saygı duyan herkes, nereden mezun olursa olsun, bizim saygımız vardır; ama, bizim hafızamızda yer alan, bizim unutmadığımız noktalar da var; o da nedir; "imam hatipler bizim arka bahçemizdir" diyenleri de unutmadık. (CHP sıralarından alkışlar)

FATİH ARIKAN (Kahramanmaraş)Bizi ilgilendirmez!

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)O nedenle, hiçbir kesimi, hiçbir okuldan mezun olanı, hiç kimse, arka bahçesi gibi görmemelidir. (AK Parti sıralarından gürültüler)

Değerli arkadaşlarım, size, bununla ilgili yüzlerce demeç getiririm.

İLYAS ARSLAN (Yozgat)Bir tane getiremezsin...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Çok getiririm, hepsi var, hepsi delilli, hiç merak etmeyiniz; arşivler orada duruyor, hafızalarımız yerinde, gazete kupürleri ortada...

Diyorsanız ki, bundan sonra, biz bu anlayışta değiliz, kimseyi arka bahçemiz gibi görmek istemiyoruz; mesele yoktur; ama, bunlar hep söylenmiştir. Bizim herhangi bir imam hatip takıntımız yoktur, imam takıntımız da yoktur, kimseye karşı bir peşin hükmümüz yoktur...

HALİL AYDOĞAN (Afyon)Var, var...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Ama, belli kesimleri kullananlara hiçbir zaman saygımız olmamıştır. Bu nedenle, bu görüşlerimizi açıkça burada belirtmek istedim.

Bu tasarıya, biz, sözcülerimizin baştan beri ifade ettiği gibi, olumsuz oy vereceğiz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 30 Nisan 2003

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook