Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 113. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Temmuz 2004 · 1.177 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Özyürek (CHP), 9 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNUTASARISI (S.S.619)); konuşma 1.177 kelime.
Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2004-07-09-buyuksehir-belediyeleri-kanunutasarisi-s-s-619 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bir konuşma ortamı bulabilirsem, bazı görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, burada, gerçekten, kanun müzakeresi açısından, son derece olumsuz koşullarda görev yapıyoruz. Çalışmalarımızı uzattık, bir cuma gününde, kanun tasarıları üzerindeki müzakerelere devam ediyoruz. Yeterli çoğunluğu bulamıyoruz. Yoklama istediğimiz zaman arkadaşlarımız salona geliyorlar; fakat, dışarıdan gelmiş olanlar, kulisteki sohbetlerini burada devam ettirme ihtiyacında olunca, buradaki hatibin sağlıklı bir şekilde konuşma şansı olmuyor. O açıdan, acaba, yoklama istemekle yanlış mı yapıyoruz diye zaman zaman düşünüyorum. Herkes kuliste konuşlandığı yerde dursun, biz de, burada kalan bir avuç arkadaşımızla, konularımızı sağlıklı bir şekilde görüşelim diye düşünüyorum.
Sayın Başkan, buradaki tartışma ortamını sağlama yönünden, size de önemli bir görev düştüğünü belirtmek zorundayım.
Değerli arkadaşlarım, çok önemli reform tasarıları olarak gündeme getirilmiş olan Belediye Kanunu Tasarısını dün kanunlaştırdık. Bugün büyükşehir belediyeleriyle ilgili tasarıyı birlikte konuşmaya çalışıyoruz. Arkadaşlarım orada da ifade ettiler, Belediye Kanunu, toplumdaki beklentilere cevap veren, özellikle belediye başkanlarının, belediyeyle ilgili olan kimselerin beklentilerine cevap veren bir kanun olmaktan çok uzak. 1930'da çıkmış olan 1580 sayılı Kanunun, biraz daha Türkçeleştirilmiş, biraz daha derli toplu hale getirilmiş şeklinden ibaret. Ne yazık ki, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısı da aynı nitelikte; yirmi yıl önce çıkarılmış olan kanunun, biraz daha derli toplu hale getirilmiş şekli. Yalnız, burada, ilçe belediyeleri veya ilk kademe belediyeleri ile büyükşehir belediyesi arasında korunması gereken denge oldukça bozulmuş. Kimin lehine bozulmuş; büyükşehir belediyeleri lehine bozulmuş. Bunu nereden çıkarıyorsunuz diye sorarsanız, şunları söyleyebilirim:
Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz tasarının 7 nci maddesine bakarsanız, orada deniliyor ki: İmar planlarının yapılmasıyla ilgili 1/2 000'lik ve 1/25 000'lik imar planları büyükşehir belediyeleri tarafından yapılır, diğer imar planları ilçe veya ilk kademe belediyeleri tarafından yapılır. Ama, 7 nci maddenin (b) bendinde de deniliyor ki: İlçe belediyelerinin hazırladıkları imar planları büyükşehir belediyesinde değiştirilerek onaylanır. Şimdi, bir ilçe belediyesinin hazırladığı imar planını, eğer, büyükşehir belediyesi değiştirerek onaylama yetkisine sahipse, o zaman, ilçe belediyesinin bütün yetkileri büyükşehir belediyesine geçmiş demektir. Geçmiş dönemde hazırlanmış olan büyükşehirle ilgili bir yönetmelikte, belediye başkanına, tadilen onay yetkisi verilmişti. Şimdi, burada, tadilen onay yetkisini belediye başkanından alıyorsunuz belediye meclisine vermiş oluyorsunuz. Bu, gerçekten, hem katılımcılık açısından hem de demokrasi açısından son derece sakıncalı bir durumdur. Eğer, son tahlilde ve nihaî olarak bu yetkiyi büyükşehir belediyesi kullanacaksa, niçin ilçe belediyeleri kuruyoruz; niçin ilk kademe belediyeleri kuruyoruz?! O bakımdan, bu tasarı, büyükşehir belediyeleri lehine ilçe belediyeleriyle kurulması gereken dengeyi geniş ölçüde bozuyor.
Yine, bu tasarının 11 inci maddesinde büyükşehir belediyesine denetim yetkisi veriliyor; deniliyor ki: "Denetim sonucunda belirlenen eksiklik ve aykırılıkların giderilmesi için ilgili belediyeye üç ayı geçmemek üzere süre verilir. Bu süre içinde eksiklik ve aykırılıklar giderilmediği takdirde, büyükşehir belediyesi eksiklik ve aykırılıkları gidermeye yetkilidir." Şimdi, özellikle, ilçe belediye başkanlıkları ile büyükşehir belediye başkanlığının ayrı partilerde olması durumunda, bitip tükenmeyen ihtilafların ortaya çıktığını hepimiz biliyoruz. Böyle bir ihtilaf çıktığı takdirde, burada, yetki, bütünüyle büyükşehir belediyesine veriliyor ve ilçe belediyelerinin yetkisi bir anlamda elinden alınıyor. Buradaki ifadeler de son derece muğlak. Diyebilirsiniz ki, hazırlanan bir planla ilgili olarak "bunun eksikleri var; tamamla." Nedir, neresi eksik, ne kadar eksik bunu bilmeden "sen tamamlayamadın; öyleyse, getir, bu yetkiyi ben kullanacağım" diyebilirsiniz.
Yine, 14 üncü maddenin son fıkrasında deniliyor ki: "Büyükşehir kapsamındaki ilçe ve ilk kademe belediye meclisleri tarafından alınan imara ilişkin kararlar, kararın gelişinden itibaren üç ay içinde büyükşehir belediye meclisi tarafından nazım imar planına uygunluğu yönünden incelenerek aynen veya değiştirilerek kabul edildikten sonra büyükşehir belediye başkanına gönderilir."
Şimdi, değerli arkadaşlarım, gerçekten, daha önceki kanunda bulunmayan bu yetkilerle, dengeyi bütünüyle ilçe belediye başkanlıklarının, ilçe belediyelerinin aleyhine bozmuş oluyoruz. Burada, belediye başkanlığı yapmış pek çok arkadaşımız var. Bunun, mutlaka, ciddî bir şekilde gözden geçirilmesi lazım. Sayın Bakandan da ben bunu istirham ediyorum; bu dengesizliği giderecek bir çözümü mutlaka bulunuz; aksi takdirde, ilçe belediyelerini, ilk kademe belediyelerini bütünüyle işlevsiz kılmış, bütün yetkilerin büyükşehir belediyesinde toplandığı bir sistemi burada getirmiş oluyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bu tasarılar gündeme ilk geldiğinde, bendeki izlenim, daha doğrusu, benim beklentim şuydu: Acaba, geçmişte yaşanan olaylar da dikkate alınarak, ilçe belediyeleriyle büyükşehir belediyesi arasında bir denge bulunabilir mi, bu belediyeler arasında çıkan ihtilafları çözecek etkin bir yöntem bulabilir miyiz? Ne yazık ki, bu tasarıları, dünkü tasarıyı ve bugünkü tasarıyı incelediğimizde, bu yönde sağlıklı hiçbir adım atılmadığını görüyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bir önemli nokta şu: Büyükşehir belediyelerine, ilçe belediyelerinin yapması gereken işlerin hepsini aktarıyoruz; ama, tam da büyükşehir belediyesinin yetkisinde olan bazı görevleri o belediyelerden alıyoruz. Bunlardan biri, biraz sonra görüşülecek olan Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilinin ve arkadaşlarının verdiği bir önergede kendini gösteriyor. Orada deniliyor ki: "4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ve organize sanayi bölgelerine tanınan yetki ve sorumluluklar bu kanun kapsamı dışındadır."
Değerli arkadaşlarım, toplukonutla ilgili düzenlemelerde yetkiyi belediyelerden alıp Toplu Konut İdaresine veriyoruz, özelleştirilen bölgelerle ilgili yetkileri Özelleştirme İdaresine veriyoruz; nedir bu belediyelere olan güvensizliğimiz!.. Edebiyata gelince "yerel yönetimler demokrasinin beşiğidir" diyoruz, katılımcı bir anlayışla halkın seçtiği yöneticiler gelsin, o beldenin imar planından başlayarak bütün sorunlarını çözsün istiyoruz; ama, çok önemli görevleri de onlardan esirgiyoruz ve onlardan kaçırıyoruz.
Elbette, organize sanayi bölgesiyle ilgili görüşler alınır, o idarelerin katılımı sağlanır, katkısı sağlanır; ama, bir beldenin, bir yörenin, bir şehrin imar planı nihaî olarak belediyenin elindedir. Şimdi, biz, çeşitli istisnalarla, belediyeyi, esas görevlerini yapamayan bir kurum haline getiriyoruz.
Özellikle, bu son seçimde, Adalet ve Kalkınma Partisi, belediyelerin büyük çoğunluğunu kazandı; şaşıyorum, kendi belediye başkanlarınıza, kendi belediye meclislerinize güvenmiyor musunuz? Onların, sanayiin gereklerini de düşünerek, ama, öncelikle o beldede yaşayan insanların ihtiyaçlarına göre bir imar planı yapmasından mı korkuyoruz? Gerçekten, ben, bunu anlayabilmiş değilim. Belki salı günü, belki çarşamba günü görüşeceğimiz bir tasarıyla, örneğin, İstanbul'daki Haydarpaşa Rıhtımını bütünüyle başka bir noktaya dönüştürüyoruz ve konudaki yetkiyi de belediyeden alıp başka organlara veriyoruz.
Değerli arkadaşlarım, imar planı yapma işi, belediyelerin işidir. Geliniz, daha yeni elimizle bir statü verdiğimiz, bir yetki vermeye çalıştığımız belediyelerin elinden, yok organize sanayi bölgesiydi, yok Toplu Konut İdaresiydi, yok Özelleştirme İdaresiydi diye, esas yetkilerini almayalım.
Bunların sonunda ne olacak ben size söyleyeyim; bunların sonunda, İstanbul'da yaşadığımız Gökkafeslerin yeni yeni örneklerini yaşayacağız. Hangi partiden olursa olsun, halkın seçtiği bir belediye başkanının, o beldenin, o yörenin güzelliğini bozacak, yeşilalanlarını talan edecek, tahrip edecek bir karara kolay kolay imza atması söz konusu değildir; çünkü, beş sene sonra gidecek, onlara hesap verecek; ayrıca, her gün yüz yüze baktığı insanların eleştirilerine muhatap olacak; ama, bir Özelleştirme İdaresi yetkilisinin, bir organize sanayi bölgesi yetkilisinin halka hesap verme durumu olmadığı için, o beldenin imar planının bütünlüğünü bozacak kararlar vermesi kaçınılmaz hale geliyor.
Değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısını incelediğimiz zaman, anakentin yetkileri 23 madde halinde sayılmış, ilçe belediyelerinin yetkileri ise 5 madde halinde sayılmış. Orada da görülüyor ki, anakentleri çok öne çıkaran, ilçe belediyelerini ve alt birim belediyelerini etkisiz kılan bir düzenlemenin içerisindeyiz.
Bazı mükerrerlikleri de burada düzenliyoruz. Örneğin, defin işleri; yani, vefat edenlerin mezarlıklara gömülmesiyle ilgili işlemler. Bu işlemler anakent belediye başkanlığına veriliyor ve anakent belediyesinin görevleri sayılırken, deniliyor ki: "Mezarlık alanlarını tespit etmek, mezarlıklar tesis etmek, işletmek, işlettirmek, definle ilgili hizmetleri yürütmek." Aynı maddenin devamında, ilçe belediyelerinin yetkileriyle ilgili olarak "definle ilgili hizmetleri yapmak" deniliyor. Zaten, yaşayanlarla ilgili pek fazla hizmet verme umudumuz yok; demek ki, ölenlerle ilgili olarak bir mükerrer hizmet yapmak istiyoruz. Burada, gerçekten, bir gereksiz düzenleme var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 9 Temmuz 2004