İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KOMİSYON · ÇARŞAMBA

Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

Numan Kurtulmuş

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 28 Ekim 2026 · 2.320 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma

Kaynak göster

Numan Kurtulmuş (AK Parti), 28 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 2.320 kelime.

Numan Kurtulmuş (AK Parti, İstanbul). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 28 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/numan-kurtulmus-2026-10-28-tutanak-metni-2 (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90960

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞÇok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle ben de yarın kutlayacağımız 29 Ekim dolayısıyla buradaki milletvekili arkadaşlarımızın ve bütün milletimizin Cumhuriyet Bayramı'nı tebrik ediyorum. 29 Ekim sadece senede bir gün hatırlayacağımız bir mesele değil; millî egemenliğe, cumhuriyetin temel ilkelerine, değerlerine, bu milletin tarihî müktesebatına sahip çıkmamızı da bize hatırlatan bir gündür. Ülkemizin bağımsızlığı için şehit olan şehitlerimize ve gazilerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum. Başta cumhuriyetimizin kurucusu, bizim Meclisimizin de ilk Başkanı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere şimdiye kadar bu Mecliste görev yapan bütün herkesi de saygıyla anıyorum.

Değerli arkadaşlar, çok soru soruldu, her birine tabii ki tek tek cevap vermek imkânsız, süre bakımından imkânsız. Bunların hepsine arkadaşlarımız süresi içerisinde cevap vereceklerdir.

Öncelikle Erhan Bey'in bıraktığı yerden devam edeyim. Geçtiğimiz senelerde de Plan ve Bütçe Komisyonunda danışman arkadaşlarımızla ilgili konu gündeme geldiğinde biz o zaman da arkadaşlarımıza yani idari personelimize, Genel Sekreterliğimize bu konuyla ilgili hazırlıkları söylemiştik. Bir hazırlık yapıldı ama burada şunu ben de çok samimiyetle, akşamın bu saatinde samimiyetle söyleyeyim: Hiç kimse bir diğer partinin pozisyonunu kollamaksızın burada samimi olarak iktidar ve muhalefet birlikte bir adım atarsa bizim Meclis Başkanlığı olarak sizlere önerebileceğimiz taslak, bu konuyla ilgili yasa taslağı bu şekildedir. Bunlar geliştirilebilir, üzerinde konuşulabilir. Eğer müştereken bir karar alacaksanız parti grupları olarak ben yarın sabah bunun hemen başlatılması için adım atılmasını isterim.

ERHAN USTA (Samsun)Biz hazırız Başkanım.

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞOy veririm diyemem çünkü biliyorsunuz Meclis Başkanının oyu yok ama en azından burada böyle bir çalışmanın yapıldığını ifade etmek isterim.

Bir diğer konu -çok sık dile getirildi- soru önergelerine verilen, daha doğrusu verilmeyen cevaplar meselesi. Benim Meclis Başkanı olarak yürütmedeki herhangi bir arkadaşımızın yerine geçerek cevap yazma imkânım yok ama şunu yapıyorum Meclis adına: Milletvekillerinin soru önergelerinin vaktinde ve yeterli bir müktesebatla cevaplandırılması bakımından göreve geldiğimden bu yana -6 kez- bütün bakanlıklara bu soruların vaktinde cevaplandırılması için yazımızı yazıyoruz. Bana gelen yani Meclis Başkanlığına gelen soru önergelerinin reddedilme oranı ise bizim bu 28'inci Dönemde yüzde 0,82'ye düşmüştür yani hemen hemen gelen 100 tane soru önergesinden 1 tanesi bile asla bize takılmadan Bakanlıklara gönderiliyor, bunu da söylemek isterim.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli)Adalet Bakanı hiç cevaplamıyor Sayın Başkan.

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞBen genel olarak konuşuyorum, benim vazifem bunu genel olarak ilgili arkadaşlarımıza, yürütmeye aktarmaktır.

Şimdi müsaade ederseniz burada çok detaylı şeyler var. Öncelikle şunu söyleyeyim: Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarıyla ilgili konuda biraz kendinizi de hafife almayın, kendinizi de küçük görmeyin, Türkiye Büyük Millet Meclisini de öyle değersiz bir yermiş gibi görmeyin. Ben Allah'ın lütfettiği her alanda, her uluslararası platformda sizleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisini, bu aziz milleti temsil etmek için önüme çıkan her fırsatta şunu görüyorum: Bu benden kaynaklanan bir şey değil, milletimiz gerçekten takdire layık olduğu için, Türkiye Büyük Millet Meclisi saygıya layık olduğu için katıldığımız bütün uluslararası toplantılarda neresi olursa olsun ister İslam İşbirliği Teşkilatı ister NATO Meclis Başkanları ister Avrupa Parlamento Başkanları toplantısı olsun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin fevkalade yüksek bir saygıyla karşılandığını görüyorum ve bundan da çok büyük bir memnuniyet duyuyorum; bu, hepimizin ortak başarısıdır. Aynı şekilde, uluslararası asamblelerde, temaslarda bulunan arkadaşlarımızın da bu temasları sırasında Türkiye'ye ve Türkiye Büyük Millet Meclisine gösterilen saygıya birinci derecede şahit olduklarını görüyorum; bundan da memnuniyet duyuyoruz.

Değerli arkadaşlar, tabii ki eleştirilecek hususlar yok mu? Var ama eleştirilecek hususları, Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplam itibarını zedeleyecek şekilde de gündeme getirmemek lazım. Daha evvel de konuşmuştuk. Türkiye'de her zaman -ben çocukluğumdan beri hatırlıyorum- bir odak vardır "Aman, bir şey olsun da Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarını zayıflatalım." diye. Türkiye Büyük Millet Meclisinde içilen çorbadan tutun, yenilen pilavdan tutun Türkiye Büyük Millet Meclisinin önündeki var sayalım ki bir çöpe kadar her şeyi büyüterek Meclisi itibarsızlaştırmak isterler. Bunun arkasındaki temel neden A partisine ya da B partisine karşı bir tutum değil, Türkiye'de sivil siyasete karşı geliştirilmiş sinsi bir tutumdur; bu tuzağa da düşmememiz lazım. Eleştirimizi yapacağız, sonuna kadar mücadele edeceğiz, iktidar ve muhalefet tabii ki farklı fikirlerde olacağız ama Meclisin itibarının zedelenmemesi için de fevkalade ciddi bir gayret içerisinde olacağız.

İlk bölümde ifade etmeye çalıştım. Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmaları bakımından, müzakereci demokrasi bakımından, demokratik standartları yüksek bir Meclis uygulaması bakımından Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu fevkalade büyük bir değer üretmiştir. Ben sadece ortaya çıkarılan raporu kastetmiyorum ama o Komisyonda, 21 toplantıda, uzun toplantılarda... Şimdi sadece bir toplantı olarak görmeyin. O her bir toplantının oluşumunun arkasında nice perde arkası diplomasi var, nice partiler arasında yakın temas var, arkadaşların birbirlerini ikna etme çabaları var ama sonuçta herkese ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Büyük bir iyi niyetle o toplantıya katılan arkadaşlarımızın hepsi, hem milletvekillerimiz hem davet ettiğimiz Türkiye'nin farklı kesimlerini temsil eden insanlar, çevreler büyük bir çabayla, gayretle katkıda bulundular. Yani, efendim, Mecliste herhangi bir konuda oturup anlaşılamaz, konuşulamaz zannedilen Türkiye Büyük Millet Meclisi, istisnasız hemen hepimizin kabul edeceği gibi, cumhuriyetimizin ilk yüzyılının en büyük sorunu olan terör meselesini çözebilmek için fevkalade samimi bir çalışma ortamını başarıyla ortaya koymuştur. Ardından, raporun kabul edilmesiyle birlikte -yine burada söz alan arkadaşlarımın fikirlerine ben de katılıyorum, raporun her kelimesini, her cümlesini arkadaşlarımızla yaptığımız uzun tartışmalarla benimsemiş, özümsemiş birisi olarak söylüyorum- rapor bir bütündür ve bir yol haritasıdır. Bu, terörün çözülmesiyle ilgili 6'ncı bölümde yer alan konular olduğu gibi, Türkiye'nin demokratik standartlarının yükseltilmesiyle ilgili yine ittifakla kabul ettiğimiz 7'nci bölümdeki konular da Türkiye siyasetinin birebir kontrolündedir. Yani hem Komisyon Başkanı olarak hem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak ve Komisyona katkı sunmuş olan bütün siyasi partiler olarak, hiç şüphesiz 7'nci bölümdeki demokratikleşme adımlarının da gerçekleştirilmesi için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getireceğiz. Yurt dışında yaptığımız temaslarda da inanın ki, gerçekten samimi olarak bu konuyla ilgili fikir beyan edenlerin, özellikle raporun 7'nci bölümüyle ilgili sorular sorduğunu, buradaki adımların atılıp atılmayacağıyla ilgili kaygılarını belirttiğinde de şunu söylüyorum: Bu kadar farklı 15-16 siyasi parti bu konuda bir araya gelmiş ve müştereken bir rapor hazırlamış ve bu raporla birlikte de bir karar almış, tabii ki, siyaset aldığı bu kararın arkasında duracak ve bunun takibini yapacaktır. Rapordan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kişinin oyuyla, milletvekilimizin oyuyla kabul edilen yasa ise sadece bir rakamdan ibaret değildir. Türkiye toplumunun bütün kesimlerinin, hemen hemen bütün kesimlerinin "Evet." dediği bir durumdur. İtiraz eden partililerimiz oldu. İtiraz eden partilerimizin de itirazlarını saygıyla karşılıyoruz hatta onların itirazlarının da Türk demokrasisine büyük bir katkı sunduğu kanaatindeyim. Dolayısıyla ben şöyle görüyorum meseleyi: Rapor, bir kapının aralanmasıydı. Bu yasanın kabul edilmesi, hele hele Türkiye'deki Parlamento tarihinde görülmüş en büyük ittifakla kabul edilmiş olması ise kapının sonuna kadar açılmasıdır. Bu kapı barışa, dostluğa, kardeşliğe, birliğe, beraberliğe, bütün Türkiye'nin güçlü ve büyük Türkiye istikametinde yürüyüşüne ve Allah'ın izniyle de bölgede inşallah terörsüz bir bölgeye, istikrarlı bir bölgeye, bütün bölge halklarının; Türk'ünün, Kürdü'nün, Arap'ının, Acem'inin, Sünni'sinin, Şii'sinin, Müslüman'ının, gayrimüsliminin, hepsinin huzur içerisinde yaşadığı bir bölgeye açılan, sonuna kadar açılan bir kapıdır. Bu bir fırsattır, bu bir imkândır. Çok açık söylüyorum: Kim basit siyasi hesaplarla bu imkânı heba ederse millete karşı ve bütün bölge halklarına karşı sorumlu olur. Bundan sonra bu atılan adımların semeresini Allah'ın izniyle alacağız. İlk bölümde ifade ettim; bu, Irak'ı da Suriye'yi de etkileyecek ve inşallah çok güçlü bir şekilde bu süreçten yüzümüzün akıyla çıkacağız. Şunu söylemek isterim: Tabii, bu süreçte farklı fikirleri olanlar olacak, kusura bakmayın, terör örgütünün şu anda da bir şekilde sözcülüğünü yapan liderlerinin ne söylediğinin bizim için hiçbir kıymeti yoktur. Bizim için kıymetli olan, değerli olan bu süreci başından itibaren dikkatle yürüten Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasi partilerdir, siyasi partilerin ortaya koymuş olduğu görüşlerdir ve siyasi partilerin ittifakla oluşturduğu yol haritasıdır. Bu yol haritasında da zaman zaman halkımızda şöyle tereddütler olur: "Efendim, ya silah bırakmazlarsa?" Böyle bir durum yok. Değerli arkadaşlar, her kelimesi üzerinde titizlikle çalışılarak, cümle demiyorum, her kelimesi titizlikle hazırlanarak bir yasa ortaya konuldu ve yasanın içine de 3 tane önemli sigorta konuldu yani silahsızlanmanın temin edilmesi için gerekli olan 3 tane sigorta konuldu. Bunlardan biri Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısının Başkanlığında kurulacak olan ve çalışmalarına başlamış olan Kuruldur. Bu Kurulun içerisinde devletin bakanları, güvenlik birimlerimizin yöneticileri var ve bunlar sürekli olarak bundan sonraki süreçte de süreci zaman zaman dosya bazında da inceleyerek sürecin ilerlemesine katkıda bulunacaktır. İkinci sigorta, örgütün silahlarını bütünüyle bıraktığı ve kendisini feshettiğinin ülkemizin güvenlik birimleri tarafından tespit ve tescili, bunun da en üst güvenlik kurumumuz olan Millî Güvenlik Kurulu kararıyla kararlaştırılması, ilan edilmesi. Üçüncü sigorta da bazı arkadaşlarımızın haklı olarak söyledikleri İzleme Komisyonu. Türkiye Büyük Millet Meclisi içerisinde oluşturulacak, önümüzdeki günlerde çok kısa bir süre içerisinde oluşturulacak bu Komisyon da siyasi olarak sürecin takibini, sürecin kontrolünü, başlangıçta ifade ettiğim gibi, gerektiğinde de ilgili yasaların teklifiyle ilgili çalışmaların yapılması ve hatta yürütmede ortaya çıkacak konuları da yakinen takip ederek onlarla da eşgüdüm içerisinde gerekli önerilerin yapılması. Dolayısıyla yasa bizatihi süreci hem kontrol altına alınmakta hem garantileriyle birlikte 467 kişinin oyuyla kabul edilmiştir. İnşallah bunu ciddi bir şekilde gerçekleştireceğiz.

Oyunbozanlık yapan kurduğu oyunun altında kalır. Çok açık söylüyorum. Buradan bir siyasi hesap peşinde koşan kurduğu hesabın altında kalır. Bu, bütün milletimizin, 86 milyonun tamamının yıllardır özlemle beklediği bir şeydir. Değerli arkadaşlar, bir şey söylüyoruz başından itibaren, daha evvel de -vaktinizi almak istemiyorum- bu konudaki Türkiye'nin bütün geçmiş müktesebatını bilen birisi olarak konuşuyorum, ayrıca dünyadaki bütün çatışma çözümleri konusunda iyi kötü onları da yakinen bilen birisi olarak söylüyorum, geldiğimiz nokta başka ülkelerin sekiz-on yılda geldiği noktaya eşdeğerdir. Türkiye'de daha evvel de bu konuyla ilgili adımlar atılmaya çalışılmış ama maalesef hem ülkenin şartları hem de -yine bir arkadaşımız çok açık bir şekilde ifade etti- bu meselenin Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde benimsenememiş olması dolayısıyla maalesef buna benzer teşebbüsler akamete uğramıştır. Şimdi, çok şükür, siyaset üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdi, bundan sonra da getirmeye hiç şüphesiz devam edecek. Burada söylediğimiz bir şey var, bu bir kapı, açıldı, bu kapı açıldı ve bundan sonra Allah'ın izniyle kazanan milletimiz olacak, kazanan bu bölgenin halkları olacak, kaybedenler ise terör ve savaş baronları olacak.

Ben sadece bir örnek vereyim: Geçtiğimiz sene aşağı yukarı 44-45 milletvekili arkadaşımızla beraber gittiğimiz Gabar'daki petrol çıkarma törenini hatırlıyorum. Önceden bir tek sivil vatandaşın gidemediği Gabar Dağı'na şimdi bütün sivil vatandaşlarımız böyle güle oynaya, şenlik havası içerisinde gidiyorlar ve orada bir şekilde Türkiye günde 85 bin varil petrol çıkartıyor. Dolayısıyla bu muazzam bir gelişmedir. Terör baronları, savaş baronları kaybedecek, milletimiz kazanacaktır Allah'ın izniyle.

Bu süreçte önemli bir gelişme de şudur: Biz, bunu sadece bir siyasi başlık olsun diye söylemiyoruz. İlk sefer bu konuda devlet aklı ile millet vicdanı bir araya gelmiştir. Örnek, çok örnek verebilirim, birkaç hafta evvel Konya'da yaptığımız üniversitedeki açılış töreninden sonra, STK toplantılarından sonra ben Gabar örneğini verince genç bir arkadaşımız geldi -benzetmek gibi olmasın- sağ ayağı protez, dedi ki: "Başkan, çok teşekkür ediyoruz, ben Gabar'da terörle mücadelede ayağını kaybetmiş olan bir gaziyim, EYP'ye bastım ve ayağım gitti ama vatana feda olsun." Bu memlekette asla artık insanlar ölmesin, bu memlekette artık gençlerin ölmemesi, anaların ağlamaması için biz bu sürecin başarıyla tamamlanmasına büyük destek veriyoruz. Kamu vicdanı dediğimiz, millet vicdanı dediğimiz şey budur.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana)Her gün trafik kazasında asker ölüyor.

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞBen sizi dinledim, bir dakika...

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana)Her gün trafik kazasında asker ölüyor.

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞBen dinledim, kusura bakmayın, sabahtan beri dinliyorum, haddinizi bilin!

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana)"Haddinizi bilin."e geldiysek...

YASİN ÖZTÜRK (Denizli)Haddimizi biliyoruz...

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞBöyle bir şey olmaz, bir şey olmaz.

BAŞKAN MEHMET MUŞSayın Türkeş... Değerli milletvekilleri...

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞArkadaşlar, ben bir tek arkadaşımızın konuşmasına müdahale etmedim, rica ediyorum, siz de müdahale etmeyin.

ERHAN USTA (Samsun)Ama niye "Haddinizi bilin." diyorsunuz?

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana)"Haddinizi bilin." doğru bir laf yani! Allah Allah!

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞSiz de müdahele etmeyin. Tamam, onu geri alıyorum, siz de sözlerinize dikkat edin, o manada söyledim.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana)Allah Allah!

BAŞKAN MEHMET MUŞDeğerli milletvekilleri...

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞSözlerinize dikkat edin.

ERHAN USTA (Samsun)Bir hakaret yok.

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞEyvallah kardeşim, tamam da niye sözümü kesiyorsun?

ERHAN USTA (Samsun)Olabilir.

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞYa, böyle bir şey yok, ben sizi dinliyorum, ben sizi dinliyorum.

ERHAN USTA (Samsun)Tamam, biz de sizi dinledik.

BAŞKAN MEHMET MUŞDeğerli milletvekilleri... Sayın Başkan...

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞKemaliedeple dinledim, kemaliedeple dinlenilmek isterim.

ERHAN USTA (Samsun)Kemaliedeple dinliyoruz...

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞEyvallah.

Dolayısıyla, bu anlamda ortaya çıkan süreç bütün milletimizin iftiharı olacaktır, bütün bölgenin iftiharı olacaktır. Tekraren söylüyorum: Hiç kimse bu sürecin arkasında başka niyetler aramasın, hiç kimse bunun üzerinden siyasi hesaplar peşinde olmasın. İnşallah, milletimiz bu süreçten de yüz akıyla çıkacak. Cumhuriyetimizin 1'inci yüzyılımızın en önemli sorunu olarak ortaya çıkan sorun artık tamamıyla Türkiye'nin gündeminden kalkacak ve Türkiye'de huzurun, barışın, kardeşliğin, dayanışmanın hep birlikte sonuçlarını elde edeceğiz. Artık savaşın ekonomisini değil, barışın ekonomisini konuşacağız. Bölgemiz fiilen bu gelişmelerin sonucu olarak büyük bir istikrar içerisinde, fevkalade ciddi bir ekonomik kalkınmanın içerisinde olacaktır diye ümit ediyorum.

Son olarak şunu söyleyeceğim: Aslında bu projenin, bu millî projenin bir önemli özelliği de bir asır evvel, bakın, cumhuriyetin 2'nci asrından bahsediyoruz, bir asır evvel ortaya konulan Birinci Sykes-Picot'un sonuçlarını ortadan kaldırmaktır. Yani bu bölgeyi halklar arasında ayrılık, etnik farklılıklar koyarak, mezhebî ve hatta dinî farklılıklar koyarak bu bölgeyi hallaç pamuğu gibi atan emperyalist güçlere verilecek en büyük cevaptır. Bu bölgenin bütün unsurlarıyla hep birlikte biz, biriz, beraberiz. Değerli arkadaşlar, bunu böylece hissetmek mecburiyetindeyiz yani sadece dille konuşmak değil, bunu kalben de hissetmek ve bütün bölge halklarının müşterek bir şekilde hareket etmesini temin etmemiz lazım. Sadece küçük bir örnek olarak söylüyorum: Dün, pazartesi günü Batman'daki programımız çerçevesinde Batman'daki Ezidi arkadaşlarımız, oradaki Ezidi yurttaşlarımız da geldiler, onları dinledik; daha evvel de Parlamentoda ağırlamıştık. İsveç'e gittiğimizde orada hem Ezidi vatandaşlarımızla hem de Süryani vatandaşlarımızla ayrı ayrı toplantılarda bir araya gelmiştik. Bu bölgenin halklarının tamamının sorunu bizim sorunumuzdur. Bunların hepsinin sorunlarını çözme iradesi Türkiye'nin iradesidir, bu aziz milletin iradesidir. Bu millet tarihten beri bu bölgede böylesine büyük bir alicenaplığın merkezi olmuş bir ülkenin sahibi ve aziz Türk milleti olarak da gerçekten bu konuda fevkalade güçlü bir iradeye sahip bir milletiz.

Allah bu milleti birlikten, beraberlikten ayırmasın; geleceğimiz aydınlık olsun diyor, hepinize selam ve sevgilerimi sunuyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

59 konuşma daha · 28 Ekim 2026

Tümü →
59 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook