İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 95. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Ulaştırma bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (ss1135)

Nusret Bayraktar

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 95. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Nisan 2006 · 928 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nusret Bayraktar (AK Parti), 27 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ULAŞTIRMA BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (SS1135)); konuşma 928 kelime.

Nusret Bayraktar (AK Parti, İstanbul). “Ulaştırma bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (ss1135)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nusret-bayraktar-22-2006-04-27-ulastirma-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-ss1135 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 1135 sıra sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin görüşülmesinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; elbette, bu kanunun düzenlenmesinde bazı tartışmaların yapılması doğaldır. Ancak, peşinen şunu söylemek isterim ki, yetki ve sorumluluğun gasbı konusunun ifade edilmesinin doğru olmadığını düşünüyorum; çünkü, bu kanunla ilgili söz konusu olan tüpgeçidin yanında, raylı sistemin yanında, lastik tekerlekli araçların geçişine uygun, karayolu sistemiyle entegre edilecek bir ikinci tüpgeçit inşaatının, kimler tarafından yapılıp yapılmayacağı hususunda yetki ve sorumlulukta bir boşluk vardır. Elbette, bunu, Bayındırlık Bakanlığı da yapabilirdi, Ulaştırma Bakanlığı da yapabilirdi. Bunu, hükümet teklifi olarak da buraya getirmek mümkündü, bir milletvekili arkadaşımızın teklifiyle, Bayındırlık, İmar, İskân, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda olgunlaştırılarak Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yetki verilir veyahut verilmez. Bu yetkiyi bizler vereceğiz. Burada tartışılmadığı zamanlarda gelen teklifleri niçin bize danışmadan iyi görüşülmeden getirdik diye zaman zaman eleştirilerde bulunuyoruz. Oysa, bu işin yapılıp yapılmamasının faydalı olup olmadığını tartışmak lazım, gerekli olup olmadığını tartışmak lazım. Nitekim, Türkiye'de birçok hizmetler yetki ve sorumlulukların kavram kargaşasıyla çeliştiğini ve kime ait olduğu bilinmeden bazı çözümsüzlüklerin ortada olduğunu biliyoruz. Depremle ilgili çalışmalar da, bu konuda aynı şekilde gündemdedir. Eğer bir yetki gasbı söz konusu olsa idi, bakanlar arasında bir uzlaşmazlık söz konusu olsaydı, aynı hükümetin üyeleri olan iki değerli bakanımız, işte, Ulaştırma Bakanımızın yerinde Bayındırlık ve İskân Bakanı bulunmazlardı. Komisyon Başkanımız da burada, ilgili Bakanlığın bürokratları da burada, Anavatan Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve AK Parti Grubuna mensup milletvekilleri de burada. Burada beraber tartışıyoruz; ama, İstanbul başta olmak üzere, körfez gibi, boğazlardan tüpgeçidin yanında, aslında, yıllar önce tartışılan bu planlar var mıydı yok muydu konusuna gelince, ta Osmanlı döneminden beri, İstanbul'da bir tüpgeçidin yapılması gerektiğini, 1976 yılından bu yana ikinci köprünün, zaman zaman, üçüncü köprünün de tartışıldığı bu ortamlarda, tüpgeçitle karşıdan karşıya iki kıyıyı bağlamanın faydalı olacağını, o esnada, sadece raylı sistem değil, lastik tekerlekli sistemle de entegre edilmesinin faydalı olduğunu yıllar önce tartışmıştık.

Belki, gecikmekte olduğumuzdan dolayı bunu eleştirebiliriz. İşte, o gecikilmiş olan trafik ve ulaşım sorununa çözüm getirilmesine bir nebze olsun katkı sağlayacağına inandığımız bu projeyi, elbette, mütehassıs olan bir kuruluş Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılmasının daha faydalı olacağı öne çıktı.

Zaman zaman biz tartışmıyor muyuz ki, havayolları, denizyolları, demiryolları Ulaştırma Bakanlığına, karayolları neden Ulaştırma Bakanlığına bağlanmıyor diyor idik. Gerekirse, bunu bile tartışarak, Ulaştırma Bakanlarının yetki ve görevleri değiştirilmesi gerekiyordu. Bayındırlık ve İskân Bakanlığının da, bir yetkili, teknik bir kadro olarak proje koordinatörü olmasının daha uygun olacağı tartışıldığı bir ortamda, neden böyle bir tüpgeçidin Ulaştırma Bakanlığına verildiğinin tartışılmasının çok doğru olduğu kanaatinde değilim; birinci konu bu.

İkincisi, İstanbul'da, çok değerli arkadaşlarım, 2 300 000 vasıta vardır. Yani, Avrupa ortalamasının çok altında olmasına rağmen, 1 000 kişiye, hâlâ, 180 araç düşmekte; oysa, Avrupa Birliğinde 450-500 araç. Türkiye'de de her gün 600 araç İstanbul trafiğine kaydolmakta; zaman içerisinde bu gelişme hızıyla, bizde de 300, 400, 500'lere çıkacağını düşünelim. Elbette, tercih edilen konu şudur: Araç trafiğine yol açacak değil, taşımalarda toplutaşımacılık esastır; ama, raylı sistemlerin, metronun, tüpgeçitlerin yapımının ne kadar zor olduğunu, ne kadar uzun yıllar alacağını hepimiz biliyoruz. Daha henüz şu anda 85 kilometrelerden bahsediyoruz. Oysa, şu anda İstanbul'da 400 kilometrelik -asgarî seviyede söylüyorum- metro ve raylı sistemle ilgili ulaşım projelerinin bitmiş olması gerekiyordu. O halde ne yapılması gerekir; SİT alanları vardır, Boğaz siluetini bozuyor deniyor, üçüncü köprü olsun mu olmasın mı, dördüncü köprü olsun mu olmasın mı konularının yanı sıra, İstanbul trafiğine en çok etki eden Marmara Denizine paralellik aksında, yani, güney aksında Sirkeci-Kadıköy-Maltepe kesimlerindeki yatay çizgi üzerindeki araç trafiği çok fazla, yolcu trafiği çok fazla. Sayın Milletvekili arkadaşımın belirttiği gibi, o yöredeki otomobillerin ve şahısların karşıdan karşıya geçişlerinde köprülere ulaşmaları için trafiği ciddî bir şekilde etkiledikleri doğru. Eğer, güney aksında yer altında tünelle bir lastik tekerlekli bir sistemle ki, ilk öngörülere göre günde 70 000 araç, yani 2 şerit gidiş 2 şerit dönüş; bana göre 2 şerit gidiş ve 2 şerit dönüşün az olduğunu, bunun 3 şerit gidiş ve 3 şerit dönüşe göre programlanması gerektiğini belirtmek istiyorum; ama, 2 şerit dahi olsa, trafiğin büyük bir bölümü toplutaşımacılıkla zaten metro, Marmarayla giderilmiş olacak.

İkincisi de, güneydeki yoğun trafiğin bir bölümü, araçlarla, şimdi düşünülen belki yap-işlet-devret modeli de dahil olmak kaydıyla, proje ve ihaleleri yapılacak deniyor. Oysa, Sayın Karademir "ısmarlama bir proje" diyor; böyle bir şey olmaz. Daha kanunu olmayan bir işle ilgili kime, hangi şartlarda, hangi şekilde devredileceği hususunu şimdiden söylemenin doğru olmadığını da belirtmek gerekir. Bu bakımdan…

ERDAL KARADEMİR (İzmir)Komisyon toplantısında Müsteşar Yardımcısı aynen böyle söyledi!

NUSRET BAYRAKTAR (Devamla)Hayır, bu tartışmalar söz konusu olabilir; ama, Zeynep Karahan Uslu Hanımefendinin söylediği gibi, Ulaştırma Bakanlığı, eğer, bu yetkiyi alırsa, en iyi projeyi belli ortamlarda, platformlarda şeffaf bir şekilde tartışarak, sizleri de, Meclisimizi de, kamuoyunu da bilgilendirmek suretiyle, 2 şeritli midir, 3 şeritli mi olup olmayacağının tartışmasını birlikte yapalım.

TUNCAY ERCENK (Antalya)Bayındırlık Bakanlığı yapamıyor mu bu şeffaflığı? Bayındırlık Bakanlığı yapamıyor mu?

NUSRET BAYRAKTAR (Devamla)Ben de onu istiyorum. Şu kürsüden ben de aynı şeyi belirtmek istiyorum, bir İstanbul Milletvekili olarak, elbette, hem de bir teknik eleman olarak, yerel yönetimden gelen bir kişi olarak, 1976 yılından bu yana, İstanbul trafiğini etkileyen olumsuzlukların giderilmesine yönelik proje hazırlayanlardan biri olma sıfatıyla ben de bunun detayını öğrenmek isterim, o ayrı bir konu; ama, bu anda bir yetki yok. Ulaştırma Bakanlığı mı yapacak, Karayolları veyahut da Bayındırlık Bakanlığı mı yapacak bu belli değil. İşte, yetkisi belli olmayan bir şeklin, Ulaştırma Bakanlığına vererek, o koordinasyonu sağlamak, yani yerel yönetimlerle koordinasyonu sağlayacak, belki Bayındırlık Bakanlığıyla da uluslararası platformda teknik projeleri, çalışanlardan da bilgi ve belgeleri alacak ve ondan sonra yapacak, yaptıracak, işletecek veyahut işlettirecek. İkinci merhalede konuşulacak konu.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

29 konuşma daha · 27 Nisan 2006

29 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook