2005 mali yılı bütçe kan.tas. (gider,gelir,denge ) maddeler
Genel Kurul, 42. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Aralık 2004 · 1.434 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Oğuz Oyan (CHP), 27 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (GİDER,GELİR,DENGE ) MADDELER); konuşma 1.434 kelime.
Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (gider,gelir,denge ) maddeler”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 27 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2004-12-27-2005-mali-yili-butce-kan-tas-gider-gelir-denge-maddeler (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 malî yılını konuşuyoruz. 2005 yılı bütçesi nasıl bir bütçedir sorusuna, burada, benden önce konuşan bütün arkadaşlarım, bir yanıt aramaya, bir yanıt vermeye çalıştılar. Bu bütçe, acaba, halkımızı zenginleştiren, zenginleşme konusunda, refah dağılımı konusunda yeni bir adım atan bir bütçe mi; yoksa, bundan önce, yıllardır örneklerini gördüğümüz türden yoksullaştırıcı bir bütçe mi? Böyle bir soru sorduğumuz zaman ve bu bütçeye baktığımız zaman verilecek yanıt, hiçbir duraksamaya yer kalmadan, bunun yeni bir yoksullaştırma bütçesi olduğu noktasındadır.
Bakınız, 1999 ve sonrasındaki bütçelere baktığımızda şunu görüyoruz: Faizdışı bütçe, yani faiz harcamaları dışarıda bırakıldığında halka hizmet götüren bütçe kalemlerini içeren bütçeye baktığımızda, bunun millî gelire oranı milim kımıldamıyor; yani, 1999 bütçesinde faiz hariç bütçenin millî gelire oranı yüzde 22, şimdi yüzde 23, aradaki yıllarda da yüzde 22-23 arasında değişiyor. Yani, Türkiye, faizdışı bütçe büyüklüğü bakımından yüzde 22-23'lük bütçelerle yönetilen bir ülke. Oysa, bizim üye olmak için çaba sarf ettiğimiz Avrupa Birliği ülkeleri ortalaması faizdışı bütçe olarak yüzde 40'lardadır; yani, biz, gelişmiş bir dünyaya kıyasla, Avrupa Birliğine kıyasla çok küçük fonlarla bu ülkeyi bir yetişme ve gelişme gayreti içine sokmaya çalışıyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bu tür bütçelerle, Avrupa Birliğiyle aramızdaki farklar azalmaz artar ve eğer on yıl müzakere vesaire gibi birtakım süreçler yaşanacaksa, göreceksiniz ki, on yıl sonra, bu coğrafya ile Türkiye arasındaki ekonomik ve sosyal farklar büyümüş olacaktır. Böyle bütçeyle, Türkiye'nin, geleceğini inşa etmesi mümkün değildir; tarım destekleri, yatırımlar ve diğer burada verilen bütün örnekler bakımından mümkün değildir; yani, bir borç ödeme bütçesi mantığının dışına, ne yazık ki, çıkılabilmiş değildir.
Tabiî, bir başka açıdan, gelir boyutu açısından bakıldığında, yenilik var mı diye baktığınızda şunu görüyorsunuz: Vergi yükü, sizin iktidarınız döneminde, yani, 2003'te 2002'ye kıyasla yaklaşık 2 puanlık millî gelire oranla bir artış gösterdi, 2004'te sabit kaldı yüzde 23,7 dolayında. Şimdi, 2005'te bunu millî gelire oranla 1 puan daha artırmayı hedefliyorsunuz. Öyle anlaşılıyor ki, IMF'yle alınacak üç yıllık yeni istikrar programı, artık sınıra dayanmış olan harcamaları azaltmak üzerinden değil de, gelirleri artırmak, yani, vergi yükünü artırmak üzerinden faizdışı fazlayı tutturmaya yönelmektedir.
Değerli arkadaşlarım, peki, bu kadar vergiyi artıracağız da, bunu topluma hizmet olarak sunabilecek miyiz; temel soru budur, halkın sorduğu soru budur; yani, ben vergi veriyorum; pekâlâ, bunun karşılığını bana hizmet olarak döndürecek misiniz? Ne yazıyor vergi dairelerinin tepelerinde; "vergi veriniz ki, size hizmet olarak dönsün." Peki, siz, bütçenin yüzde 36'sını -şimdi iyileşmiş haliyle bile- faize aktarıyorsanız, vergi gelirlerinin yüzde 70'e yakınını faize aktarıyorsanız, bunun neresi hizmet bütçesi değerli arkadaşlarım?! Eğer vergi ile hizmet arasında bağlantı kopmuşsa, topladığınız vergiler hizmete dönüşmüyorsa, o zaman, vergi mükelleflerinin bu tür bir bütçeye itiraz hakkı, tepki hakkı doğmuyor mu değerli arkadaşlarım -Sayın Maliye Bakanı yok ama- değerli hükümet temsilcileri?!
Şimdi, bu 20 nci maddeyle ilgili de bazı şeyler söyleyeceğim; bu bütçenin teknik özellikleriyle ilgili. 2003 ve 2004 bütçelerinden sonra, bir 2005 bütçesiyle karşımıza çıktınız. Giderek kanun maddeleri azalan bütçeler. 2003 bütçesi 53 maddeli bir kanundu, 2004 bütçesini 51 maddeye indirdiniz, şimdi 40 maddelik bir kanunla geliyorsunuz. Güzel, bu ayıklama iyi bir şey.
Aslında bunun arkasında bir başka şey daha var. Bu ayıklama, aslında Anayasaya aykırı maddelerin, yani "bütçeyle başka kanunlarda değişiklik yapılamaz" yönündeki Anayasa hükmüne aykırı maddelerin ayıklanmasıyla ilişkili. Bu, bizim buradaki muhalefetimiz sonucunda, bunun etkinliği sonucunda ortaya çıkmış bir yenilik; ama, bunu nasıl yaptınız; bunu, 5234 sayılı bir yasa çıkararak yaptınız; yani, bütçe yasasında düzenlenmeyen hükümleri, bunun içinde düzenlediniz. Bütçe yasasıyla geçici olarak, yıllık olarak getirilen düzenlemeleri, siz, daimî olarak, sürekli olarak, bu 5234 içinde düzenlemeye yöneldiniz.
Dolayısıyla, burada, bütçe yapma tekniği açısından, kamu maliye yönetimi açısından çok da tutarlı olmayan bir yolu benimsediniz. Kendi çıkardığınız bir düzenlemeyi, 2003 sonunda çıkardığınız Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Yasasını uygulamaktan imtina ederek bu tür düzenlemelere giriyorsunuz ve sürekli olarak da bu düzenlemenin, 5018 sayılı bu düzenlemenin birçok maddesinin yürürlüğünü erteleyerek yol almaya gayret ediyorsunuz. Biraz önce, 15 inci maddede Sayın Keleş de söyledi. Bu 15 inci madde, burada şimdi söyleyeceğim örneklerden bir tanesi; yani, biz, burada, bütçeyi fonksiyonel bir tasnif itibariyle, aslında, Maliye Bakanına aktarma yetkisi veriyoruz; fakat, 15 inci maddede, bunun, fonksiyonel ve ekonomik sınıflandırma üzerinden karşımıza gelmesi durumunda, burada hiç yasamanın öngörmediği birtakım yetkilerin devri ortaya çıkıyor.
Şimdi, 20 nci maddeye baktığımızda da, "her türlü bağış ve yardımlar bütçelerine gelir kaydedilir. Nakdî olmayan bağış ve yardımlar, ilgili mevzuatına göre değerlemeye tabi tutularak kayıtlar alınır" şeklinde düzenleme yapılmışken Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda, siz, şimdi, gerek 2004 yılı bütçesinde gerekse 2005 yılı bütçesinde, her türlü bağış ve yardımların bütçede gelir kaydedilmesini esneterek, yurtiçi ve yurtdışı kaynaklardan alınan bağış, hibe ve yardımların -altını çiziyorum- gereğine göre bütçeye gelir veya ödenek kaydedilmesine Maliye Bakanına yetki veriyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, yasama organı olarak, biz, şimdi, Maliye Bakanına inanılmaz bir yetki aktarıyoruz; isterse bunu bütçeye gelir ve ödenek kaydedecek, isterse bu bağış ve hibeleri kaydetmeyecek. Böyle bir yetkiyi verdiğiniz zaman, bu, demokratik, şeffaf bir ülkenin bütçesi halinden çıkar. Bütçeyi biz, keyfî kullanımlara alet etmiş oluruz. Maliye Bakanına böylesine keyfî kullanımlara açık, isterse gereğine göre gelir ya da ödenek kaydetmesi bir keyfîlik unsuru olarak bu bütçe içinde yer almaktadır. Tabiî, ne yazık ki, buna benzer başka maddeler de var şeffaflık açısından altını çizmek istediğimiz.
Bakın, 5234 sayılı Kanunda; yani, bütçede Anayasaya aykırı hükümleri by-pass etmek için, bir anlamda takıyye yapmak için getirdiğiniz 5234 sayılı Kanunda birtakım düzenlemeler var; bunun, 7 nci maddesine göre, iktisadî devlet teşekkülleri, kamu bankaları, belediyeler, il özel idareleri... Bunlarla ilgili, "devlete ait olan ve bu Kanun kapsamına giren borçlarına karşılık, mülkiyeti bu idarelere ait ve üzerinde herhangi bir takyidat bulunmayan taşınmazlarından genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idarelerce ihtiyaç duyulanlar (...) takdir edilecek değeri üzerinden, borçlu kurumun da uygun görüşü alınarak bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin Maliye Bakanlığınca satın alınabilir" diyorsunuz. İşte, 5234 olmasaydı, bu, bütçe kanununda bir madde olarak karşımızda olacaktı. Şimdi, bu, madde olarak karşımızda yok, bütçede bunu konuşamıyoruz; ama, 5234 orada asılı duruyor, öbür tarafta bir kanun olarak var ve siz, buradan elde edilecek her türlü takdir edilecek değerlerin, bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin Maliye Bakanınca satın alınabileceğini söylüyorsunuz, yeni bir keyfîlik durumu ortaya çıkıyor.
Keza, yine 5234'ün, bütçeyi by-pass etmek için getirilen yasanın 16 ncı maddesi, benzer bir şeyi Türkiye İhracat Kredi Bankası Anonim Şirketi açısından getiriyor. Bütçelerde şimdiye kadar yer alıyordu, bu yıl yer almadı; ama, yine karşımızda duruyor. Yine, bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahiyetlerine göre ilgili devlet hesaplarına kaydettirmeye Maliye Bakanına yetki veriyor. Yani, burada, bütçe kanununda yok; ama, bunlar, bütçe kanunda var aslında, bütçe kanununda dışında bir kanunda düzenlenerek var. Dolayısıyla, bu keyfîlikleri burada hatırlatmayı bir görev biliyorum.
Yine, bu 5234'ün 18 inci maddesi, Türk Telekomünikasyon Şirketiyle ilgili. Bu "kurumların hâsılatından pay" başlıklı maddesi. Yine, burada "gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin devlet hesaplarına kaydettirmeye Maliye Bakanı yetkilidir" diyoruz. Dolayısıyla, bütçede yok; ama, dediğim gibi, bütçenin kenarında var.
Yine, 5234'ün 21 inci maddesi, bu defa tarım kredi kooperatifleri maddesi üzerinden, görev zararı ve gelir kaybı alacaklarına mahsup etmeye, bütçenin gelir veya gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksiniz, Maliye Bakanına yetki verilmektedir.
Bu örnekler bize neyi gösteriyor; aslında, hükümetin şeffaflıkla bir alışverişinin olmadığını gösteriyor. Yani, şeffaflık bir yana, hükümetimiz bir yana. Kamu malî yönetiminde şeffaflık gibi çok önemli bir kavramın ve -tabiî, bu kavramın altının doldurulması gerekiyor- hesap verilebilirliğin mutlaka birtakım mekanizmalara sahip olması gerekiyor. Bütün bunları da 2005 bütçesinde göremiyoruz. Performans bütçe olarak da önerilen bir 2005 bütçesinde bütün bunları da göremiyoruz. Dolayısıyla, şeffaflık adına, bu bütçede, gerçekten, mercekle bile arasak, çok fazla ilke ve tutarlılık göremiyoruz. İşte, bu nedenle, biz, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun bir an önce yürürlüğe girmesini, bizzat bu iktidarın devreye soktuğu bu kanunun, yine bu iktidar tarafından, yanından dolaşılmadan, ertelenmeden, bir an önce yürürlüğe girmesini savunuyoruz.
Bakınız, biz, o kanunun kendisine muhalefet etmiştik; çünkü, yeterli mekanizmayı içermiyordu; ama, şimdi, siz, kendi getirdiğiniz, bizim yetersiz bulduğumuz, eksik bulduğumuz bir yasayı ayak bağı olarak görüyorsunuz ve bunu uygulamaya sokmakta bir türlü yol almıyorsunuz.
Dolayısıyla, bu bütçenin bu ve benzer maddelerinin, 5234 sayılı Yasada sayılan maddelerin bütçede olmamasının, bütçenin şeffaf bir şekilde hazırlandığı, Anayasaya aykırı olmayan bir şekilde hazırlandığı anlamına gelmediğini söylemek istiyorum.
Kuşkusuz, bütçede, Anayasaya aykırılıklar önceki bütçelere göre azalmıştır; çünkü, madde sayısı azalmıştır, Anayasa aykırı olan maddeler 5234 sayılı Yasaya taşınmıştır. Dolayısıyla, biz, bu sene, muhtemelen, daha az maddeyi Anayasaya aykırılıktan götüreceğiz; ama, değerli arkadaşlarım, burada, önemli olan zihniyettir. Bu zihniyet, yürütmenin yasama tarafından denetlenmeyi kabul edip etmemesi meselesidir; yani, bütçenin yasamanın bir denetim aracı olarak var olup olmaması meselesidir. Bu verilen yetkilerle, Maliye Bakanı, âdeta, yasamaüstü bir makam, bir kurum olarak çalışma imkânını elde etmektedir.
O nedenle, biz, bu zihniyetin, bütçelere taşınan bu mantığın, bütçe yapma tekniğine, yasamanın yürütme karşısındaki özerkliğine, yasamanın yürütmeyi denetlemesi ilkelerine, dolayısıyla, bütçe prensiplerine aykırı olduğunu söylüyoruz. Bu nedenle de, bütçenizi ve bu maddeyi desteklemediğimizi burada size duyurmak istiyoruz.
İlginiz için teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 27 Aralık 2004
