4483 sayılı memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması hk (s.s.466)
Niğde Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 99. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Haziran 2004 · 527 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Eraslan (CHP), 9 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 4483 SAYILI MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HK (S.S.466)); konuşma 527 kelime.
Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “4483 sayılı memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması hk (s.s.466)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2004-06-09-4483-sayili-memurlar-ve-diger-kamu-gorevlilerinin-yargilanmasi-hk-s-s-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 5 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlarım.
Değerli arkadaşlarım, tümü üzerinde görüşme yaparken, bu teklifin aslında bir tasarı olduğunu; ama, tasarı olarak getirilmesini hükümet uygun bulmadığı için teklif olarak sunulduğunu ve bunun bir kurtarma teklifi olduğunu, esas itibariyle, Adalet ve Kalkınma Partisine mensup birkaç büyükşehir belediye başkanını, Ankara, Adana ve İstanbul eski Belediye Başkanını kurtarma amacına dönük, şahsa münhasır bir kanun teklifi olduğunu açıklamıştık.
Diğer maddelerde yapılan değişikliklerle de görüldü ki, bizim dediğimiz, artık, ayan ve beyan oldu; sadece büyükşehir belediye başkanları, daha güvenceli yargı ve soruşturma kapsamından çıkarılarak, politik etkiye daha açık olan makamlara tevdi ediliyor. Bu çerçeve içerisinde, bunun bir gereği olarak da 5 inci maddede düzenleme yapılmış.
Aslında, Bakanlar Kurulu kararıyla atanan valiler, müsteşarlar ve büyükşehir belediye başkanları Yargıtayın ilgili ceza dairesinde yargılanırken, bunların, artık, bulundukları ilin ağır ceza mahkemelerinde yargılanabilmeleri için bir yol açılmış bulunuyor. Burada, amaç, Yargıtay Başkanının da açıkladığı gibi, yargıya nüfuz edebilmektir. Daha güvenceli, daha üst düzeyde, daha etkiden uzak olan bir yerden belediye başkanının yolsuzlukla ilgili soruşturmasını, dosyasını alıp -8 inci madde de nazara alındığında, bu, ayan beyan gözükecektir- daha politik etkiye, daha Adalet Bakanının etkisine maruz kalacak bir yerde yargılatmaktır; ama, değerli arkadaşlarım, burada, şu sakıncalar hep olacaktır: Bakanlar Kurulu kararıyla atanan vali, bulunduğu ilin ağır ceza ya da asliye ceza mahkemesinde, görev durumuna göre, yargılanacaktır; aynı şekilde, kaymakam, bulunduğu ilçenin asliye ceza ya da ağır ceza mahkemesinde yargılanabilecektir; müsteşarlar için ve diğer kamu görevlileri için de aynı şey söz konusudur. Sanıyorum, ben konuştuktan sonra, biraz sonra bu konuyla ilgili teferruatlı bir değişiklik maddesi gelecek, herhalde sadece büyükşehir belediye başkanları kalacak ve maksat hâsıl olacak.
Değerli arkadaşlarım, bu, doğru değil; kişiye özel bir düzenleme yapıyorsunuz ve buna da Büyük Millet Meclisini alet ediyorsunuz. Aslında, şimdiye kadar yaptığınız değişikliklerle -müjdenizi vereyim- Anayasaya aykırı davrandınız; 10 uncu maddeye takılıyorsunuz, eşitlik ilkesine aykırı davrandınız; kanunun kendi içerisinde bir tutarlılığı da kalmadı. Çok ayan beyan, kişiye özel olduğu, büyükşehir belediye başkanları için çıkarıldığı, her şeyiyle belli oldu. Hani "eşitlik ilkesi gereği yaptık bunu, eşitleştiriyorduk memurları" dediğiniz gerekçenin de gerçek olmadığı, amacın bu olmadığı, perdelemeye çalıştığınız ortaya çıktı.
Değerli arkadaşlarım, eşitlik nedir biliyor musunuz; eşitlikte, atamada izlenen yol aynı olur, hepsi Bakanlar Kurulu kararıyla atanır, aynı biçimde yargılanır; bunlar arasında farklılık olursa, o eşitliğe aykırıdır. Şimdi, burada, artık "eşitlik" demeyin; "belediye başkanlarını kurtarmak için getirdik; ama, bunu getirirken başka yolsuzluklara da yol açtık, yol verdik" deyin ve bunu, bu şekilde kabul edin. Bana göre, bu teklifin burada yasalaşması, Meclis için, hakikaten üzüntü verici bir şey olacaktır, çok ayıp bir şey olacaktır; ileride, yaşananları gördüğünüzde, bunun altından kalkamayacaksınız, göğüsleyemeyeceksiniz.
Burada, arkadaşlarımızı kurtaralım, ne de olsa bizim hırsızımız, bizim soyguncumuz, bizim düzenbazımız mantığında davranmayın. Hırsızın partisi olmaz; her partiden olabilir hırsız, soyguncu her partiden olabilir, her partiye mensup olabilir. Aslolan, dürüst ve temiz insanların, bunu, kendi içlerine sindirmemesi, barındırmamasıdır. Bu ülke, yolsuzlukla yoksul duruma düştü. Yoksul duruma düşen bu halkın son kaynaklarının da haramzadelere peşkeş çekilmesine izin vermeyin, bu teklifi yasalaştırmayın; bunu, çok rica ediyorum, yasalaştırmayın.
Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum; söylenecek her şey söylendi. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 9 Haziran 2004