İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 90. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Doğrudan yabancı yatırımlar kanunun tasarısı (s.s.142)

Osman Coşkunoğlu

Uşak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 90. Birleşim · 1. yasama yılı · 5 Haziran 2003 · 860 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Coşkunoğlu (CHP), 5 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR KANUNUN TASARISI (S.S.142)); konuşma 860 kelime.

Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Doğrudan yabancı yatırımlar kanunun tasarısı (s.s.142)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 5 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2003-06-05-dogrudan-yabanci-yatirimlar-kanunun-tasarisi-s-s-142 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Tasarısının "Amaç ve kapsam" başlığını taşıyan 1 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, görüşlerimizi nakledeceğim sizlere.

Bu tasarının 1 inci maddesinden de belli olduğu gibi, aslında, tasarının içi boştur. Bu, olumsuz anlamda bir eleştiri değil; bir çerçeve niteliğinde bir tasarıdır. Yani, bu tasarı çok fazla bir şey getirmiyor; sadece, yabancı sermayenin başka yasalarda belirlenen haklarını listeliyor ve bir çerçeve sunuyor. Bu, bize göre, tasarının bir eksikliği değil; fakat; burada bir eksiklik söz konusu ise -ki, zaman zaman komisyon çalışmalarında bunlar dile getirildi- bu eksiklik, tasarının içermesi gereken siyasî tercihlerin, henüz, hükümet tarafından yapılmamış olmasındadır. Nitekim, 1 inci maddede, yasa için "tespit edilen politikalar yoluyla doğrudan yabancı yatırımların artırılmasına ilişkin esasları düzenlemektedir" denilmektedir. "Tespit edilen politikalar..." Bunları, bürokrasi tespit etmez; bunları, hükümetler siyasî tercih olarak belirlerler.

Nisan sonuna kadar bu konuda 4 yasa çıkarılması gerekiyordu. Birinci yasa tasarısı haziranın ortasına doğru getirildi. Gündemde, nisan sonuna kadar çıkarılacağı taahhüt edilmiş 3 yasa daha vardır. Bunlar, kaçakçılığın önlenmesi ve kaçakçıların kovuşturulması, şirketlerin kaydına ilişkin prosedürleri belirleyecek yasa ve yatırım promosyon biriminin kurulmasına ilişkin yeni yasa. Nisan sonuna kadar bu 4 yasanın çıkarılacağı taahhüt edilmişti, 1 tanesi haziran ortasında getirildi. Bunu, hükümetin çalışkanlığı üzerinde bir eleştiri veya uyarı gibi algılamak mümkün.

Şimdi, bu, çerçeve olduğuna göre; bundan sonra gelecek olan yönetmeliklerle, yasalarla, politikaların önünü açacak bir yasadır. Dolayısıyla, önümüzde ne olduğunu, ne olabileceğini görmek de veya tahmin etmek de, şu anda, bizim, biraz, üzerimize düşen görevdir.

Yasa tasarısının genel gerekçesine bakıyorum; gerekçenin birinci cümlesi: "Yabancı doğrudan yatırımları en çok çeken ülkelerin -bakın, dikkat edin- uzun dönemde ekonomik istikrarı yakalayacağı kabul edilen ülkeler olduğu bilinmektedir." Burada, muhtemelen -belki benim kaygım yerinde değildir; fakat- sanki, yabancı doğrudan yatırımları çeken ülkelerin uzun vadede ekonomik istikrarı yakalayabileceği gibi bir neden-sonuç ilişkisi var. Oysa, ekonomik istikrarı yakalayınca ancak yabancı sermayeyi çekebilirsiniz. Dünyada yabancı sermayenin en çok gittiği yer, en çok gittiği ülke Amerika Birleşik Devletleridir; ucuz işgücüne, ucuz araziye veya diğer bir ucuzluğa gitmiyor oraya, ekonomik istikrara ve bilgiye gidiyor. Ona da sonra değineceğiz. Dolayısıyla, yanlış olabilecek, olası bir kaygıyı belirtiyorum burada. Önce, ekonomik ve siyasî istikrar, ondan sonra yatırımlar; yabancısı, yerlisi. Ondan sonra yatırımların önü açılır. Dolayısıyla, burada, gerek istikrarın sağlanması gerek daha önce Adalet ve Kalkınma Partisi sözcülerinin ifade ettiği, bu yasanın gerekçesinde de ifade edilen teknoloji, istihdam, modern know-how, yönetim becerisi, şu bu gibi şeylerin yabancı sermayeyle Türkiye'ye tepeden inme bir piyango olarak geleceği gibi bir beklenti içerisine de girmemek gerekir. Bunlar, emekle, Bilgiyoğun, yerinde politikalarla kazanılacak şeylerdir. Yabancı sermaye, ben, teknolojimi, know-howumu, her şeyimi getireyim diye çok büyük bir heyecanla gelecek değildir. Burada da, bir yanlış beklenti, bir piyango beklentisi olabilir kaygısıyla bunu belirtiyorum.

Yasanın önemli bir niteliği, getirmiş olduğu önemli bir değişiklik, belki de tek değişiklik, 1 inci maddede yine ifadesini buluyor. 1 inci maddede deniliyor ki: "İzin ve onay sisteminin bilgilendirme sistemine dönüştürülmesi..." Yani, bugüne kadar, bir yabancı sermaye, geleceği zaman, belli bir izin alma sürecinden geçiyordu; şimdi, izin alma ihtiyacı yok, sadece bilgilendirme söz konusudur.

Şimdi, burada, iznin kalkması ve bilgilendirmenin gelmesi, iki soruyu açıkta bırakıyor. Birincisi, kim kimi hangi konuda bilgilendiriyor; yani, sadece, yabancı sermayenin "ben geldim, haberiniz olsun" şeklinde bir bilgilendirmesi mi, yoksa, yabancı sermayeye belli bir bilgi sunma anlayışı da var mı? Ben, bunu, ikincisinin olduğunu, yasa tasarısında göremedim; herhangi bir şirket Türkiye'de açılırken nasıl kaydını yaptırıyorsa, o şekilde "ben geldim, ona göre" şeklinde bir bilgilendirme olarak gördüm. Bunun olası sakıncalarını, Anayasamızın 48 inci maddesine bakarsak, görürüz. Anayasanın 48 inci maddesine göre, devlet, özel teşebbüsün millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlarına uygun yürümesini sağlayacak tedbirleri almakla yükümlüdür. O zaman, bizim, sadece "haber aldık, tamam"ın ötesinde, belli birtakım görevlerimiz var; Anayasa bunu böyle emretmiş. Bu görevlerin, acaba, izin ve onay sisteminin kaldırılıp, sadece bilgilendirme sisteminin konulmasıyla, bu yükümlülükten, bu anayasal yükümlülükten vaz mı geçiyoruz? Böyle bir kaygı, doğal bir kaydır. Bu kaygıyı ortadan kaldırmanın tek bir yolu vardır; o da şudur: Türkiye'yle ilgili yapılan bütün araştırmalarda -daha önceki konuşmacılar da "FIAS" diye söz etti ve hepimizin de, belki, günlük olarak gözlediğimiz- bir işe başlamak için olağanüstü engeller ve olağanüstü bürokratik süreçlerden geçmek zorunluluğu var; ama, başladıktan sonra da, serbest piyasa veya serbestlik adı altında bir başıboşluk ortamı doğuyor. Yani, başladıktan sonra da, bir denetleme mekanizması ortada görünmüyor. Başla, ondan sonra... Ama, o başlamak için de, bir sırat köprüsünden geçmek gerekiyor Türkiye'de; o doğru. Şimdi, bunu ortadan kaldırmak olumlu olabilir; ama, onu ikame edecek çok güçlü bir denetleme sisteminin yerli yerinde olması da kaçınılmazdır. Bunu da, şimdiye kadar, diğer örneklerde, diğer benzer örneklerde, bir işe başlamak için bürokrasinin eksik olduğu, bürokrasinin engel olduğu söylemiyle ilgili konularda, sadece "aman, bırakalım yapsınlar, geçsinler" anlayışının "aman, bırakalım başlasınlar da ondan sonra biz denetleyelim, fazla engel olmadan denetleyelim" anlayışının olmamış olduğunu gördüğüm için, böyle bir kaygıyı burada belirtmek istiyorum.

Son olarak "tespit edilen politikalar yoluyla" deniliyor. Tespit edilen politikalar yoluyla.. Yani, bundan sonra birtakım politikalar tespit edilecek. Bu politikaların neler olduğu konusunda, şu anda, elimizde tek bir belge vardır; o da, hükümetteki partinin seçim beyannamesi, hükümet programı ve şimdiye kadarki, hükümete geldiğinden beri yapmış olduğu söylem, davranış ve ortaya çıkan politikalar. Bu konuda da ciddî bir kaygımı belirtmek isterim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

53 konuşma daha · 5 Haziran 2003

53 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook