İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 93. BİRLEŞİM · SALI

Çevre kanununda değişiklik yapılması kanunu (s.s 871)

Osman Pepe

Kocaeli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 93. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Nisan 2006 · 734 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Pepe (AK Parti), 25 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEVRE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI KANUNU (S.S 871)); konuşma 734 kelime.

Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli). “Çevre kanununda değişiklik yapılması kanunu (s.s 871)”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 25 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2006-04-25-cevre-kanununda-degisiklik-yapilmasi-kanunu-s-s-871-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Özdoğan'ın "sokak hayvanlarıyla alakalı olarak, sokak hayvanlarına bazı illerde, bazı bölgelerde uygulanan insanlıkdışı itlaf eylemleriyle alakalı olarak neler yapıyorsunuz" diye bir suali oldu.

Tabiî, bizim, Çevre ve Orman Bakanlığı olarak, sokak hayvanlarının durumunun rehabilitasyonuyla alakalı olarak, Bakanlık olarak çıkartmış olduğumuz kanunlar, yerel yönetimlerle birlikte, belediyelerle birlikte ortak hareket etmemizi gerektiren, bir çalışma takvimi içerisinde, bazı çalışmalarımız bazı bölgelerde bitti, bazı bölgelerde de bununla alakalı altlıklarını oluşturduk. Öyle zannediyorum ki, önümüzdeki mayıs ayı içerisinde, bazı bölgelerde, bu konuyla alakalı eylem planımızı kamuoyuna açıklayacağız.

Tabiî, yerel yönetimlerin sokak hayvanlarına karşı uygulamış oldukları bu haksız eylemi kınamamak mümkün değildir. Biz, öyle bir gelenekten geliyoruz ki, yük taşıyan beygirlerin günde ne kadar arpa yiyeceğiyle, günde kaç saat çalıştırılacağıyla alakalı, kuşlarla alakalı yapılan düzenlemeler, evcil hayvanlarla alakalı, evde beslenen hayvanlarla alakalı çıkartılan fermanlar… Bizim medeniyetimizde, hayvanlara merhamet etmenin insanlığın şiarından olduğunu hepimiz biliyoruz; ama, maalesef, bu usule uymayan, herhangi bir kural tanımayan ve faili meçhul gibi âdeta, kim tarafından yapıldığı belli olmayan -araştırsanız da, hiç kimse bunu üstlenmiyor- bazı belediye çöplüklerinden çıkan hayvan ölülerinin kamuoyundaki hassasiyetini, Bakanlık olarak, fazlasıyla paylaştığımızı ve… Bu konuyla alakalı il müdürlüklerimizin yapmış oldukları tespit çalışmaları, elbette ki, bizim Bakanlığımızın zaten yapması gereken çalışmalardır.

Sayın Özdoğan, altın madeniyle alakalı ve bazı maden işletmeleriyle alakalı sormuş olduğu bir sualde de "bu konularda neler yapılıyor, nasıl bir yöntem izleniyor" diye soruyorlar.

Değerli arkadaşlar, beş altı ay kadar önceydi, Avustralya'ya gittiğimde… Avustralya, dünyadaki altın madenlerinin en geniş şekilde işletildiği ve dünya altın rezervlerinin önemli bir kısmına sahip olan… Türkiye'deki altın işletmeciliği aramasını yapan firma, aynen Avustralya'da da yapıyor bunu, dünyanın pek çok yerinde yapıyor. Zaten, uluslararası bir firma. Avustralya Çevre Bakanına sordum, dedim ki: Bunu hangi yöntemlerle yapıyorlar, buradaki altın işletmesi ocaklarda hangi yöntemlerle yapılıyor? Bizdeki aynı yöntemle yapılıyor. Yani, Türkiye'de Normandi diye bir şirket hangi yöntemleri kullanıyorsa, Avustralya'da da aynısını kullanıyor, dünyanın gelişmiş ülkelerinde de aynısını kullanıyor; çünkü, dünyada ticarî altın işletmesinde aşağı yukarı kullanılan yöntem belli.

Sayın Akdemir, İstanbul'daki varillerle alakalı olarak "insan sağlığına verilen zararlarla alakalı bir araştırma yapıldı mı" diye sordular. Biz, varilleri çıkarmaya başladığımız ilk günde almış olduğumuz numuneleri TÜBİTAK'a götürmüştük. TÜBİTAK'tan bugün il müdürlüğümüze ulaşan raporlarda, atıkların son derece toksik olduğunu, zehirli olduğunu, tehlikeli olduğunu… Hani, bazıları "efendim, bu atıklar hiç de iddia edildiği kadar zehirli değildir" diyorlardı; ama, elimizde, bugün, atıklarla alakalı, Türkiye'nin en saygın kuruluşlarından birisi olan TÜBİTAK'ın raporları, atıkların son derece zehirli olduğunu ifade ediyor. Tabiî, biz, Devlet Su İşleriyle birlikte bölgede yapılan sondajlarla, yeraltı sularında herhangi bir kirlenme var mı, bu kirlenmenin boyutu nedir; toprakta kirlenme var mı, bunun boyutu nedir… Kirlenen toprak, zaten, yüzlerce ton olarak kaldırılmış, bölgeden götürülmüştür. Şu anda, bölgede, toprak açısından insan sağlığını tehdit edecek herhangi bir durum söz konusu değildir.

Yine, ölçümlerle, yapılan sondajlarla yeraltı sularında herhangi bir kirlenmenin olmadığını da görmüş durumdayız; ama, hemen derenin yatağına gömülmüş olan bu varillerin gömülürken delinmiş olmaları, muhtemeldir ki, yüzey sularıyla birlikte bu varillerin içerisindeki atıklar dere tarafından alınıp, denize götürülmüştür.

Yine, ÇED süreciyle alakalı olarak "pek çok kurumdan siz görüş alıyorsunuz. Bakanlık olarak bu ÇED sürecini yönetirken -ilgili kurum ve kuruluşların vermiş oldukları raporlar süreci uzatıyor- burada, acaba, siz sınırlayıcı olamaz mısınız?.." Bu minval üzere, zannediyorum, bir soru oldu Sayın Akdemir tarafından. Tabiî, bizim şu andaki ÇED sürecimiz, Avrupa Birliği ÇED süreciyle, mevzuatıyla aşağı yukarı yüzde 95 oranında uyumlu hale getirilmiştir. Tabiî, halkın katılımı sürecini önümüzdeki günlerden itibaren başa alarak, ÇED sürecini bu şekilde yeniden tanzim ediyoruz ve AB standartlarına aynen, birebir uygun hale getiriyoruz; ancak, şu kadarını ifade edeyim… Avrupa Birliğinden ÇED sürecini, bizim, Bakanlık olarak otuz güne indirmemizden dolayı eleştiri aldığımızı, sürecin çok kısa olmasından dolayı yeterince irdelemelerin yapılamadığını ve birtakım risklerin oluşabileceğini, Avrupa Birliği makamları, bize ifade ediyorlar; ancak, şunu söyleyeyim: Biz, tabiî, Bakanlık olarak, ÇED sürecinde pek çok kurumun görüşünü alıp, Bakanlık olarak maksimum bir ay içerisinde cevabı veriyoruz. Yani, ÇED raporunu hazırlayanlar ve de bu süreci takip edenler işin hızlanmasında önayak olabilirler.

"Sivil toplum kuruluşları, önümüzdeki süreçte, bu süreçte size katkı sağlamaları noktasında ne tür bir çalışma yapıyorsunuz?"

Değerli milletvekilleri, sivil toplum örgütleriyle, Çevre ve Orman Bakanlığı olarak çok yakinen çalışmak mecburiyetindeyiz; çünkü, son derece hassas olan bu iki başlık, Türkiye'nin gündemini her zaman meşgul eden ve sürdürülebilir kalkınma açısından da olmazsa olmaz olan bu enstrümanlar, bu başlıklar, bizim, sivil toplum kuruluşlarıyla zaten belli periyotlarda paylaştığımız bir husustur. Biz, sivil toplum kuruluşlarıyla belli randevuya göre, randevu esasına göre çalışmayı benimsemiş bir bakanlık değiliz. Zaten, sivil toplum kuruluşlarıyla…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 25 Nisan 2006

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook