İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)

Recep Özel

Isparta Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Aralık 2003 · 985 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Özel (AK Parti), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: V. TUR (ADALET BAK.,YARGİTAY BAŞK.,DANIŞTAY BAŞK.,ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAK.)); konuşma 985 kelime.

Recep Özel (AK Parti, Isparta). “V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-ozel-22-2003-12-20-v-tur-adalet-bak-yargitay-bask-danistay-bask-enerji-ve-tabii-kayn (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA RECEP ÖZEL (Isparta)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anayasal bir kurumumuz olan yüksek mahkeme Yargıtayın 2004 yılı bütçesi hakkında AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlarım.

Adliye mahkemelerince verilen ve yasanın başka bir adlî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri son merci olarak incelemekle görevli Yargıtay, "Divanı Ahkâmı Adliye" adıyla 1868'de kurulmuştur; yani, Osmanlının bir eseridir, yadigârıdır.

Yargıtay, 11 ceza, 21 hukuk dairesinden oluşmaktadır ve "Ceza Daireleri Genel Kurulu" ve "Hukuk Daireleri Genel Kurulu" olmak üzere 2 de genel kurulu vardır.

Yargıtaya her yıl ortalama olarak 600 000 dosya gelmekte; bunun yüzde 75 ile 80'inin kararı çıkmaktadır. Ne kadar bir iş yükü altında olduğu, bu rakamlarla ortadadır.

Adalet konusunda en çok tenkit edilen husus, adaletin geç işlemesi veya yerini bulmaması noktasında toplanmaktadır. Geç gelen adalet, adalet değildir. Toplumda her şey tükenebilir; fakat, adalet tükendiği, tıkandığı zaman, bütün sistem çöker. Sistemin, tüm kurumlarıyla, kurallarıyla, iyi, sağlıklı işleyebilmesi, ancak, sağlıklı işleyen bir adalet sistemiyle mümkün olabilir.

Türkiye'de adalet ve yargı, problemler yumağı içerisindedir. Her zaman 22 inci Dönemin farklı bir dönem olduğu söylenegelmekte. Adalet hizmetlerinin mekân problemleri var, personel problemleri var, özlük haklarıyla ilgili problemleri var, yasa problemleri var. Tüm bu problemlerin çözümü noktasında en fazla gayreti, bu, 22 inci Dönem Parlamentosu ve AK Parti Hükümeti göstermektedir.

Meclisimizin ve hükümetimizin, insan hak ve hürriyetlerine daha geniş bir boyut ve anlam kazandıran, güvence veren çalışmaları, özellikle Avrupa Birliği uyum yasaları, Çek Kanunu, İş Kanunu, İcra İflas Kanununda Değişiklik Yapan Kanun, Adalet Akademisi Kanunu ve Bilgi Edinme Hakkı Kanunu gibi kanunlar, 2003 yılı içerisinde yasalaşmış bulunmaktadır. Tüm bu düzenlemeler, dış dinamiklerin zorlamasıyla değil, halkımızın ihtiyacı olduğundan, istekleri ve talepleri bu doğrultuda olduğundan; yani, halkımız bu düzenlemelere layık olduğundan yapılmaktadır.

Bu dönemde, uzun yıllardan beri "hukuk reformu" olarak adlandırılan; fakat, bir türlü gerçekleştirilemeyen birçok temel yasa da, bu Parlamento tarafından yasalaştırılmaya çalışılacaktır.

Meclis gündeminde bulunan bölge adliye mahkemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Tasarısı yürürlük maddelerine kadar Meclisin onayından geçmiştir; Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve Ceza İnfaz Kanunu Tasarılarının ise, Adalet Komisyonundaki görüşmeleri devam etmektedir.

Tüm bu düzenlemelerin eşzamanlı olması gerektiğinden, hepsi birden yasalaştırılacaktır. Bu çalışmalar esnasında, Meclis Adalet Komisyonu çok iyi bir performans sergilemiştir. Buradan, gerek AK Partili gerek CHP'li Adalet Komisyonu üyelerine, göstermiş oldukları uyum ve ahenkli çalışmalardan dolayı teşekkür ederiz.

Bölge adliye mahkemeleri, yani, istinaf mahkemeleri hakkındaki kanun yürürlüğe girdiği zaman, Yargıtayımızın yükü hafifleyecek ve asıl fonksiyonu olan içtihat mahkemesi konumuna gelebilecektir. İnsan hak ve özgürlüklerini en geniş anlamda tanıyıp güvence altına alan evrensel normlara uygun yasalar çıkarılmakta; fakat, doğru, etkin ve zamanında, yasa koyucunun da iradesine uygun uygulanması da bir o kadar önemli bulunmaktadır.

Yargıtay, yargının siyasallaşmasına asla izin vermemelidir. Yargıtaydan beklenen, ellerindeki kanunu, Meclisin iradesini doğru yorumlamak, doğru ve adil karar verilmesidir. Meclisimiz ve hükümetimiz, Avrupa Birliği konusunda elinden gelen tüm mevzuat yenilemesini, uyum yasalarını çıkarmıştır. Milletçe hedefimiz Avrupa Birliğine girmek olduğuna göre, yargı da, uygulama noktasında bu uyumu sağlamak zorundadır.

Yeri gelmişken, burada, Yargıtayda uzun süreden beri yapılmakta olan ve bir türlü netice alınamayan daire başkanlığı seçimlerine, kısa da olsa değinmek istiyorum.

Maalesef, daire başkanlığı seçimleri, gerekli görülen yasal değişiklik de yapılmış olmasına rağmen tıkanmış bulunmaktadır. Şu anda 209 uncu tur seçimler yapılmış; fakat, netice alınamamıştır. Bu seçim ve seçim sistemi, yüksek yargıyı, maalesef, yıpratmaktadır. Yargıtayda görev yapan tüm hâkimler yüksek yargıçtır. Daire başkanlığının görevi, duruşmaları idare etmek ve gelen dosyaları tetkik hâkimlerine dağıtmak olduğuna göre, aynı usulle, Yargıtaya üye olarak seçilen hâkimlerin, kıdem esasına göre, belirli bir süre, dönerli bir sistemle ait oldukları dairede başkanlık yapmalarının uygun olacağı kanaatindeyim.

Önerilen bu sistemin faydaları şöyle de mülahaza edilebilir: Her şeyden önce, yargı üyelerinin birbirlerinden oy istemeleri gibi ikili faaliyetler sona erdirilecek, yargıda gruplaşma, bölgeleşme ve siyasallaşma gibi durumların önüne geçilecektir.

İkinci olarak; bütün üyeler, bir gün başkanlık görevinin kendisine geleceğini bilerek buna göre hareket edecek, dosyalar üzerindeki müzakerelere daha aktif şekilde katılacaklardır.

Yargıtay üyelerinin seçiminde liyakate daha çok önem verilmeli, liyakat esas alınmalıdır. Liyakati belirleyen en önemli husus da, bir imtihanla meslekî bilgi ve kariyerini ortaya koyması, imtihan neticesine göre, yine, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca seçilmesi daha isabetli olacağı kanısındayım.

Demokrasi, farklı düşünce ve yapıdakilerin bir arada yaşama sanatıdır. Biz ise, durmadan birbirimize yakıştırdığımız çeşitli kimliklerle, görüşlerle, önyargılarla yaşıyoruz. Enerjimizi, birliğimizin eksiğini tamamlamak için değil, yok saymak, nerede ise yok etmek için tüketiyoruz. Uzlaşmak ve demokrat insana ulaşmak için çaba sarf etmiyoruz. Adalet, duyarlıdır; zira, en ufak kuşkuyla gölgelenen, kirlenen bir değerdir. Özenli olmak zorundayız. Ülkemizde hukuk, sadece yapılmak, yazılmak içindir. Pek çok yetkili yetkisiz insan, yargının önüne gelen her davada yorumlar yapar, hatta, kararlar dahi verir. Önyargıdan uzak, adil yargılanma ilkesi, suçsuzluk, "beraatı zimmet asıldır" ilkesi sürekli olarak çiğnenmektedir. Bunlara artık bir son vermeliyiz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir kararında "1982 Anayasası, yargıyı, yasama ve yürütme karşısında zayıflatmıştır" diyor. Kendisini yargılayanları bile seçen yürütmenin başındaki Cumhurbaşkanına verilen yetkiler, günümüzde, yarı başkanlık sisteminde bile fazla görülmektedir. 1982 Anayasası, kişiyi devlete göre biçime, şekle soktuğundan, kişiyi baskılara karşı çaresiz bırakıyor; yargıyı ayakbağı gibi bir engel gördüğünden, balık ağı gibi, güçlülerin delip geçtiği, güçsüzlerin, garibanların takılıp kaldığı kanun devletinden hukukun üstünlüğüne bir türlü geçemiyoruz. Bu nedenle, halkımız, toplumun bütün kesimlerini kucaklayan, uluslararası hukuk ile ulusal hukuku tam manasıyla birleştirmiş ve hür iradeyle benimsenmiş, yepyeni, kusursuz ve özrü olmayan bir anayasa istiyor. Sayın muhalefet partisi uzlaşma komisyonuna bir an önce üye vererek komisyonun çalışmalarını sağlamalı, toplumun bu talebine bir an önce bu Parlamento cevap vermelidir.

Yasama ve yürütme erki nasıl millete karşı sorumlu ise, yargı erkinin de layüsel olmaması, millete karşı sorumlu olması gerekir. Bu sorumluluk, kararlarından ötürü olmayıp, denetim, özlük hakları gibi konularda olmalıdır. Bağımsızlık ve tarafsızlığın önşartı budur. Yargının siyasallaşması önlenmeli, siyasete yön verme yolu kendilerine kapatılmalıdır. Kararlarında tam bağımsız ve tarafsız olan yargı mensupları, örnekleri sıkça görüldüğü gibi, yasama ve yürütmenin yetkisi dahilindeki konulara müdahale etmemeli, talep ve direktif verir mahiyette olmamalıdır.

Hukukumuzda birtakım müesseseler vardır. Nedir bunlar; sulhtur, vazgeçmedir; yani, barıştır. Bunlar, adaleti hızlandıran, adaleti çabuklaştıran, adaletin yükünü hafifleten müesseselerdir; ama, ne yazık ki, uygulamada, bu müesseselerden yeterince faydalanamıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

88 konuşma daha · 20 Aralık 2003

88 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook