İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 28. BİRLEŞİM · SALI

Mersin ilinde tarım ve çiftçilerin sorunlarıyla ilgili

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 28. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Aralık 2003 · 812 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 16 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERSİN İLİNDE TARIM VE ÇİFTÇİLERİN SORUNLARIYLA İLGİLİ); konuşma 812 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Mersin ilinde tarım ve çiftçilerin sorunlarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-12-16-mersin-ilinde-tarim-ve-ciftcilerin-sorunlariyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Mersin Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Özcan'ın, daha çok Mersin'in tarımsal ekonomisiyle ilgili olarak dile getirdiği konuşmasına kısaca cevap vermek istiyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konya Milletvekilimiz Sayın Remzi Çetin'in, Mevlana Haftasıyla ilgili konuşmasını biraz sonra dinleme imkânını bulacağız; kendisi kusura bakmasın.

Evvela, konuşmasının son kısımlarında belirttiği birkaç ana noktadan başlayarak Sayın Hüseyin Özcan'a cevap vermek istiyorum. En son söylediği cümlelerden bir tanesi şuydu: "Türk çiftçisini IMF'nin kararlarına terk etmeyelim."

Geçen hafta Antalya milletvekilimizin gündemdışı konuşmasına cevap verirken, bununla ilgili, benzer bir konuya girmiştik. Şimdi, ben, yine, aynı noktada şöyle bir ortak davette bulunmak istiyorum: Tarımla ilgili olarak 2005 yılı sonuna kadar yürütülecek bir programın Dünya Bankasıyla ilgili ayağı olarak yürürlükte olan bölümünün daha erken sona erdirilebilmesi hususunda bir çalışmayı başlattığımızı söylemiştim. Dünya Bankasıyla yürütülen bu tarım politikalarında özellikle doğrudan gelir desteği için verilecek payın yüzde 82 gibi çok yüksek bir pay olması ve bu destekleme aracının, âdeta, tek hâkim araç olması konusunda bizim de tereddütlerimiz olduğunu, çiftçilerimizin, tarım teşkilatlarının, örgütlerinin, üniversitelerdeki konuyla ilgili uzmanların benzer eleştirileri olduğunu; ayrıca, muhalefet ve İktidar Partilerimizin de benzer düşüncelerde olduğunu ve dolayısıyla, bununla ilgili bir çalışmanın, ilgili kurumlar; yani, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilatı ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı arasında yürütüldüğünü söylemiştim. Bu oranın aşağı doğru çekilmesi, bunun yerine primlere ağırlık verilmesi, yeni bazı teşvik mekanizmalarının devreye sokulması, özellikle Tarım Ürünleri Sigortası Yasasının uygulanması açısından, bu unsurun teşvik kapsamı içerisine alınması dahil olmak üzere bir çalışmamız vardır ve dolayısıyla, bununla ilgili öngörüşlerimiz de Dünya Bankasına iletilmiştir.

Bugün, konuyla ilgili daha üst seviyede bir görüşme yapılacaktır. Yine, bu kurumun beklediği bir uzmanlar heyetiyle de konu çok yüksek seviyede tartışılacaktır. Dolayısıyla, hep beraber, Türkiye'nin tarımla ilgili politikalarında, daha yerli ve daha millî olanı ve kaynaklarımızı çok daha etkin kullanacak şekilde belirleme hususunda karşılıklı görüş alışverişini mutlaka gerçekleştirmeliyiz. Bu konuda diyaloğa açığız; bilgilerinize arz olunur.

Sayın Milletvekilimiz Hüseyin Özcan'ın, sulu tarımın önemi ve Mersin'de bu oranın çok yüksek olduğunu belirttikten sonra özellikle üzerinde durduğu, en önemli sorun olarak ifade ettiği ve benim de yürekten katıldığım husus, tarım arazilerinin amaç dışı kullanılmasının önlenmesidir. 2003 yılı sonunda, Türkiye'nin içerisinde bulunduğu şartlarda, tarım arazilerimizi amaç dışı kullanma konusunda bir talebin hâlâ geliyor olması ve bu maksatla, varlıklarımızın, toprak kaynaklarımızın amaç dışında kullanılmasını kabul etmek, bu hususta meydana gelen gelişmeleri hâlâ önleyememek acıdır ve dolayısıyla, bununla ilgili kamuoyu desteğine çok şiddetle ihtiyaç vardır. Hepimiz biliyoruz ki, bu kaynakların geri dönüşü imkânsızdır. Bugün, bunları koruma konusundaki bilincimiz de toplumda en yüksek seviyesindedir ve mutlaka bunları korumalıyız. Bu hususta hepimize çok büyük görev düşmektedir. Muhalefet partimizin bu hususta bize vereceği destek için de şimdiden teşekkür ediyorum.

Önemli olarak belirttiği bir başka husus ise, ilaç kullanımı konusudur. Bu hususta, elbette, birinci derecede sorumluluk Bakanlığımıza aittir. Mersin, belki, bitkisel örtü bakımından Anadolu'da hâkim olan üretim şeklinin dışına kaymakla birlikte, bu hususta en temel olarak zarar gördüğümüz ve mücadelede, âdeta, şevkimizi kıran olay, tahıl ziraatındaki ziraî mücadeledir. Bu mücadelede çok uzun yıllar başarılı olamadığımız ve büyük kayıplara uğradığımız bilinmektedir.

Nihayet, ilk gelişme ve ümit, bu yıl içinde doğmuştur. Bu ümit, küçük bir yörede, Ankara'nın Polatlı İlçesinde doğmuştur; ama, bu, örnek olacak bir mücadeledir. Bu mücadelenin, bu sene, İç Anadolu'da, mutlaka, örnek bir olay olarak yaygınlaştırılmasını ve hepimize emsal teşkil edecek, örnek olay olarak anlatabileceğimiz bir gelişmeye vesile olmasını diliyor ve buna çok önem veriyoruz. Bu mücadele, süne mücadelesidir. İnşallah, bu konuda sağlanacak başarıyı, ziraî mücadele gerektiren diğer bütün bitkisel alanlarda yaygınlaştırmak en önemli hedeflerimizden birisidir.

Tabiî, ziraî mücadele demek, büyük bir gelir kaybı demektir; yani, eğer, gerektiği şekilde bir mücadele yapamazsak, çiftçilerimizin bir gelir kaybına uğraması demektir. Tarım, bu haşarata karşı en tabiî şekilde mücadele yapılması zorunluluğunun yanında, birkısım tabiî afetlerle de karşı karşıyadır ve yine hepimizin bildiği gibi, bu konuda çiftçilerimizi himaye edecek mekanizmalardan da yoksunuz.

Yine, daha önce ifade ettiğim gibi, bununla ilgili aracımız, Tarım Ürünleri Sigortası Yasasıdır. Bunu, bir genel çözüm olarak, bir gelişme olarak, kısa bir süre içerisinde önünüze getireceğiz; desteğinizi bekliyoruz.

Benzer şekilde, tarım ürünleriyle ilgili en temel sorunlarımız şunlardır: Dünyada, arz esnekliği kadar, talep esnekliği diye ifade ettiğimiz, tüketicilerin fiyat değişmeleri karşısında çok hassas olmadığı ürünler vardır ve bunların en başında tarım ürünleri gelir. Tarım ürünlerinin, fiyatları düşse de, yükselse de, tüketimlerinde fazla bir değişme olmaz. Bu grubun en başta gelen örnekleri, tarım ürünleri ve temel gıda maddeleridir. Dolayısıyla, kendi içinde farklılaşsa bile, eğer, tarım ürünlerinin üretiminde meydana gelecek gelişmeyi çok kontrollü yapamazsak ve pazardaki gelişmeyi buna uygun hale getirmezsek, üreticimizin, bütün ürünlerimizde, fiyat hareketlerinden etkilenmemesi imkânsız hale gelir. Dolayısıyla, bununla ilgili en yaygın tedbir Üretici Birlikleri Yasa Tasarısıdır, halen Meclisimize intikal safhasındadır, tüm kurumların görüşü alınmıştır; dolayısıyla, ben, bununla ilgili bilgileri de tekrar sizlere sunmayı önemli bir gelişme olarak ifade ediyorum. Bu vesileyle, önümüzdeki günlerde gelecek tarımsal yapının iyileştirilmesi yönündeki yasa tasarılarımıza desteğinizi ve fikrî katkınızı beklerim.

Önümüzdeki yılın çiftçilerimiz için daha umutlu, daha hayırlı, daha iyi sonuçlar vermesini temenni ederim; hepinize saygılar sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

42 konuşma daha · 16 Aralık 2003

42 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook