İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · SALI

Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Haziran 2004 · 1.207 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 29 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIMSAL ÜRETİCİ BİRLİKLERİ KANUNU TASARISI İLE TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU (S.S.617)); konuşma 1.207 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-06-29-tarimsal-uretici-birlikleri-kanunu-tasarisi-ile-tarim-orman-ve-koyisl-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü Sayın Gürol Ergin Hocamızın, Üretici Birlikleri Kanunu Tasarısıyla ilgili olarak muhalefet adına yaptığı konuşmada, tarım sektörüyle ilgili genel değerlendirmelerini dinledik; ben de kendisine çok kısaca cevap vermek istiyorum. Sondan başlıyorum.

Biz, evvela Hükümet olarak, sonra Tarım Bakanlığı olarak, sonra da şahıs olarak söylüyorum, bu ülkede, bugüne kadar yapılmış olan eserlerin, emeklerin, gayretlerin ahlaken hiçbir zaman inkârcısı olmamalıyız. Kim ne yaptıysa, ona hak ettiğinden çok daha fazla saygı, hürmet ve takdir bizdendir. Bugüne kadar, bu üslubun dışında eğer bir söz bizden çıkmışsa, özü itibariyle bize ait değildir. Dolayısıyla, bugün, bu ülkede müspet olan, olumlu olan, ruhlarımıza huzur veren, memnuniyet veren her şey için kimin emeği geçtiyse, o, bizim açımızdan kıymetlidir, değerlidir. Dolayısıyla, bugüne kadar tarım sektörüne kim emek vermişse, Türk tarımının, Türk çiftçisinin sorunlarının çözümüne katkıda bulunmuşsa, elbette, bizim açımızdan önemlidir. Dolayısıyla, tohumculukta, hayvancılık ıslahında, verimde, kalitede, çeşitte büyük emekler vardır. Nitekim, 1936'da kurulan devlet üretme çiftliklerinin o yıllarda kurulması ne kadar isabetli bir görüştür ve bugün bunların varlığı, ortaya koydukları, koymaya çalıştıkları gayret de, aslında çok uzun bir geçmişe rağmen, doğru yolda atılmış adımlar olduğunu göstermektedir ve hepimiz de çok iyi biliyoruz ki, bu uzun geçmişte, bu kurumlar çok da önemli hizmetler vermiştir; ama, Türk yönetim tarzının bir karakteri var; inişli ve çıkışlı. Bir müddet sonra, dikkat oradan çekildiğinde, bu kurumlar fonksiyonlarını göremez hale geliyorlar. Nitekim, bizim şikâyetçi olduğumuz husus, bu büyük potansiyele rağmen, 2002 ve öncesinde, Türk çiftçisine -tahılda- dağıtılan sertifikalı tohumluk miktarının 50 000 tona düşmüş olması gerçeğidir.

Arkadaşlar, sizin elinizde, devlet üretme çiftlikleri gibi binlerce dönümlük alanınız olacak, kuruluş kanununda tohumluk üretimi amaçlanacak, damızlık hayvan üretimi hedeflenecek ve siz, burada, piyasada talep olduğu için ekmeklik buğday üreteceksiniz!.. Şikâyetçi olduğumuz hal budur, eleştirdiğimiz budur; bugün yapmak istediğimiz de, bu kurumları aslî fonksiyonuna döndürmektir. Tabiî ki, bunu yaparken, önemine binaen, ihtiyacın büyüklüğünü ortaya koymak için bir mukayese yapıyoruz; yoksa, geçmişte, bu kurumlarımızın yapmış olduğu hizmetlerin, insanlarımızın ve sektöre öncülük etmiş olanların kadrini bilmemek değildir. Dolayısıyla, ilkönce bu hususun iyi anlaşılması gerektiğini düşünüyorum ve bunu daha açık nasıl ifade edeceğimi de bilmiyorum.

Onun dışında, bu ülkenin topraklarını satmak... Arkadaşlar, bu ülkede, millî olan, ulusal olan duyguların en yücesi bizdedir. Ben şahıs olarak, bunun sahibi bir insanım. Bu iddiaların ne kadar ağır geldiğini yüreğimde hissediyorum; lütfen, herkes, cümlelerini daha özenle seçsin! (AK Parti sıralarından alkışlar)

Biz, bu ülkenin topraklarını satmak değil, ihya etmek durumunda olan insanlarız. Burası, bu Meclis, bu milletin temsilcilerinin bulunduğu bir yer. Biz, milletimize hizmet...

GÜROL ERGİN (Muğla)Sayın Bakan, yanlış mı?..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Sayın Hocam, bu üslup doğru değil...

GÜROL ERGİN (Muğla)Satılmıyor mu?.. Satmadınız mı?..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Sayın Hocam, bu üslubunuz çok kırıcı, insanı çok rahatsız edici, kalbini sızlatıcı bir üslup; böyle bir üslup doğru değil Sayın Hocam.

Böyle bir anlayışa sahip değiliz. Böyle bir anlayışa sahip olmayan insanları böyle itham etmek çok üzücü.

Bunun böyle olmadığını milletimiz biliyor, en çok biz biliyoruz ve bu konuda da alnımız açık. Biz, düşünce ve sözlerimizi, bu anlamda da, çok net ifade ediyoruz, herkes de, bizim bu tutum ve davranışımızı iyi anlamalıdır.

Sayın Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü, Konya'da, bir genel müdür yardımcımızın mahallî basında yer alan sözlerinden, ifadelerinden bahsetti, süt sığırcılığı konusunda, bu işi yapmamaları konusunda halkı, üreticileri uyardığını söyledi. Ben, bu gazeteyi görmedim, ifadelerin ne olduğunu tam olarak bilmiyorum.

Arkadaşlar, suları tersine akıtmak mümkün değil. Buradaki görevi bu sektörü canlandırmak olan, elimizde bulunan kaynakları verimli kullanmak için gayret içerisinde olan bir insanın, kalkıp "bu işi yapmayın" demesi izah edilebilir mi?.. Böyle bir söz, böyle bir açıklamanın kıymet ifade etmesi, gerçek olması mümkün mü?.. İşi bu olan insan!.. Yani, ben, Türkiye'de hayvancılığı geliştirme konusunda bir bakanlığın sorumlusu olacağım, benim bir genel müdürüm insanlara "bu işi yapmayın" diyecek!.. Arkadaşlar, bu, hepimizin bildiği gibi, başından ve sonundan bazı kelimeler kırpılarak ortaya çıkmış bir cümleden başka bir şey olamaz. Hiç, boşuna bir şey aramayın; çünkü, aksi bir şey, hayatı inkâr, görevi inkâr demektir. Bu insan bunun için çalışıyor. Ben, başka bir söze, ilave bir açıklamaya ihtiyaç duymuyorum; bunun hakikat olmasına imkân yok. Bunu, görevi bu olan bir insan nasıl söyler!

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)Efendim, tahkikat yapın.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Efendim, bakın, insanız, sürçülisan ederiz; ama, biz, hepimiz biliriz ki, insanların söyleyemeyeceği sözler vardır. Sizin, benim ve başkalarının, söylenmeyecek sözü söylemiş gibi ifade etmek... Bu, yaralayıcı bir şey. Hayvancılık sektörünü geliştirmeyle ilgili bir genel müdür yardımcısı böyle bir şeyi söyler mi; evvela bunu bir düşünelim; mümkün mü böyle bir şeyi söylemek?! Bu kadar basit.

İSMET ATALAY (İstanbul)Gazete yazmamış mı?.. Araştırın...

GÜROL ERGİN (Muğla)Sayın Bakan, gazete önünüzde.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Araştıracağız tabiî... Tabiî araştıracağız, tabiî araştıracağız; ama, bunu, böyle, bir hakikat gibi söylemek üzücü.

Efendim, şimdi, müsaade ederseniz, önemli bir konuya, pamukla ilgili konuya geçiyorum. Sayın Hocam diyor ki: "Bir Tarım Bakanı nasıl söyler böyle bir şeyi?" Şimdi, Türkiye'de, şu anda, eksikliğini hissettiğimiz, yurtiçi üretimin ihtiyacı karşılamadığı alan, yağlı tohumlar alanıdır. Bunlardan pamuk birinci sıradadır ve bizim, Dünya Bankasıyla olan ilişkiler içerisinde -geçmiş hükümetler döneminden bahsediyorum- "destekleri tek doğrudan gelir desteğine indirgeyin" dediklerinde, bazı ürünlerde primi zorla kabul ettirdiğimizi biliyorsunuz ve primi, bu ürünlerin Türkiye'deki üretimini artırmak için kullanıyoruz. Pamuk bunlardan biri ve pamuk, toplam prim üretiminin yüzde 60'ını dağıttığımız bir alan; yani, 281 trilyonluk bir prim desteği ödüyoruz, bunun yüzde 60'ını pamuk üreticisine ödüyoruz; ama, bu seneki artış az oldu. Niye az olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Pamukta geçen yılki fiyatlar, üreticisini, nispî olarak, diğer ürünlere göre daha çok tatmin etti. Şimdi, biz, hem desteğin yüzde 60'ını verdiğimiz hem de piyasa fiyatının üreticisini memnun ettiği bir dönemde daha çok ödersek, bizim, ayçiçeğine, zeytinyağına, kanolaya ödeyeceğimiz prim miktarı çok daha az kalacak. Yani, burada bir hesap işi olduğunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla, pamuktaki artış konusundaki rakamın azlığından elbette şikâyet edebiliriz. Nitekim, başta Aydın olmak üzere, bölge milletvekillerimizin, pamuk primindeki bu düşük oranın, daha az olan oranın artırılması konusunda teşebbüsleri oldu. Maliye Bakanıyla görüştüler. Biz, bir hesaplama yaptık. Şu anda, bu primin artırılması konusunda ek bir kaynak arayışı içerisine girdik. Bunu gerçekleştirip pamuk üreticilerimizi sevindirecek ek primleri ilave etmek istiyoruz ve bununla ilgili bir çalışmanın da içindeyiz; ama, bugünkü durum bu.

V. HAŞİM ORAL (Denizli)İthalatı sınırlayın Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Ama, şimdi, düşünün, ithalatı sınırlamakla sorunu çözebilir miyiz Beyefendi?..

V. HAŞİM ORAL (Denizli)İthalatı sınırlamayınca maliyet artar.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Türkiye'nin ihracatının üçte 1'i tekstil sektörü.

V. HAŞİM ORAL (Denizli)Ben de tekstilciyim; oradan biliyorum.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Şimdi, üçte 1'i tekstil sektörü olan bir ekonomide rekabet edeceksek, tekstil sektörü piyasalarında varlığımızı sürdüreceksek, biz, bu alanı hiç görmezden gelebilir miyiz?..

V. HAŞİM ORAL (Denizli)Sayın Bakan, Pakistan'dan, Hindistan'dan ve Çin'den pamuk ithal ediyoruz; bunu biliyor musunuz?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Biliyoruz!.. V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Tamam o zaman, bitmiştir olay.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Ne yapacağız?..

V. HAŞİM ORAL (Denizli)İthalatı sınırlayacaksınız.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Tekstil ihracatını...

V. HAŞİM ORAL (Denizli)Pamuk üreticisinin maliyetini düşüreceksiniz, ihracatçıyı da mecbur bırakacaksınız.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Efendim, siz, Türkiye'deki...

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 29 Haziran 2004

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook