2005 mali yılı bütçe kan.tas.(9 uncu tur görüşmelerinde) enerji ve tabii kay.bak.,petrol işl.gen.müd.,dsi gen.müd.,çevre ve orman bak.,orman gen.müd.,meteoroloji işl.gen.müd.
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 39. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Aralık 2004 · 957 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sedat Uzunbay (CHP), 24 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS.(9 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİNDE) ENERJİ VE TABİİ KAY.BAK.,PETROL İŞL.GEN.MÜD.,DSİ GEN.MÜD.,ÇEVRE VE ORMAN BAK.,ORMAN GEN.MÜD.,METEOROLOJİ İŞL.GEN.MÜD.); konuşma 957 kelime.
Sedat Uzunbay (CHP, İzmir). “2005 mali yılı bütçe kan.tas.(9 uncu tur görüşmelerinde) enerji ve tabii kay.bak.,petrol işl.gen.müd.,dsi gen.müd.,çevre ve orman bak.,orman gen.müd.,meteoroloji işl.gen.müd”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-uzunbay-22-2004-12-24-2005-mali-yili-butce-kan-tas-9-uncu-tur-gorusmelerinde-enerji-ve-tab (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA SEDAT UZUNBAY (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının 2005 yılı bütçesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yaşamın ve ekonominin en temel değerlerinden olan enerji ve madencilik sektörlerinin geliştirilmesi ve hizmete sunulması için, hedeflerin belirlenmesi, politikaların oluşturularak uygulanması, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığımızın sorumluluğundadır. Bu sorumluluğa rağmen, bugün, enerji sektörü, doğalgaz ve elektrik alımları yüzünden, kalkınma hedeflerini gerçekleştirmede itici bir güç olmaktan çıkmış, ekonomiye kambur olan bir sektör halini almıştır.
Bugüne kadar, zamanından önce ve gereğinden fazla enerji üretimine gidilmiştir; özelleştirilecek diye, işletmecilik bitirilmiştir; pahalı elektrikle rekabet gücümüz eritilmiştir; mobil ve kömüre dayalı termik santrallarla çevre gözardı edilmiştir.
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, düzenleme amaçlı yasalar nedeniyle, enerji sektöründen elini ayağını çekti "artık yatırım yapmayacağım" diyor. Peki, bu sektöre yatırımı kim yapacak diye sorarsak "özel sektör yapacak" diyor. Maalesef, AKP de, iki yıldır, yeni politika üretemediği gibi, şimdi, daha önce izlediğimiz filmi bize seyrettiriyor.
Değerli milletvekilleri, Maliye Bakanlığının hazırladığı "Yıllık Ekonomik Rapor 2004" adlı raporun, enerjiyle ilgili bölümlerini değerlendirmek istiyorum. Bu raporda, kaynak, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı gösterilmiştir. Bu rapor incelendiğinde, birçok çelişkili veriyi de içerdiği görülecektir.
Değerli milletvekilleri, bu rapora göre, linyit, taşkömürü, hampetrol ve jeotermal üretimleri azalmıştır. Bunların üretimine gereken önemin verilmediği anlaşılıyor. Doğalgaz ve hidrolik üretimler artmıştır. Doğalgaz üretiminin, tüketimdeki payı sadece yüzde 2,5'tir. Hidrolik üretimin artmasında ise, 2003'te işletmeye alınan yeni hidrolik güçlerin ciddî payı vardır. Hepimiz biliyoruz ki, hidroelektrik santralların yapım süresi en az on yıldır. Yeni hidroelektrik santrallarda AKP Hükümetinin büyük bir katkısı yoktur; ancak, Başbakan ve Bakan, bunları kendileri gerçekleştirmiş gibi, büyük şovlarla açılışlar yaparak, milleti etkilemeye çalışmaktadır.
Değerli milletvekilleri, burada önemli bir konuya değinmek istiyorum. Fırat ve Dicle gibi sınır aşan sular üzerinde hidroelektrik santrallar yapılmasına şu an biz karar veriyoruz; ama, yarın, buna biz karar veremeyebiliriz. 2005 yılı bütçesinde, yapmayı planladığımız hidroelektrik santrallar için sembolik de olsa bir ödenek koyarak, bunları müktesep hak haline getirmeyi hükümet sağlayabilirdi. Oysa, kesin uygulama projeleri tamamlanmış, proje yapımı, etüt ve diğer çalışmaları devam eden 600'ü aşkın hidroelektrik santral projesi vardır; ama, ne yazık ki, hükümette ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının 2005 bütçesinde böyle bir anlayışı göremiyoruz.
Değerli milletvekilleri, yine bu rapora göre, elektrik enerjisi üretiminde taşkömürü, ithal kömür, doğalgaz ve hidrolik kullanımı artmaktadır. Doğalgazın genel elektrik enerjisi üretimi içindeki payı 2003'te yüzde 45,2'ye çıkarılmış, 2004'te de 2002 düzeyine düşürülmesi hedeflenmiştir. Yine, bu rapora göre, hidrolik kaynaklardan elektrik enerjisi üretimi, 2003'te yüzde 4,9 artmış, 2004'te de daha fazla arttırılması hedeflenmiştir. Elektrik enerjisi üretiminde linyit, akaryakıt ve jeotermal kullanımı azalmıştır. Linyit rezervlerinin daha yüzde 65'i dururken, linyit kullanımının azaltılması, bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür; bunu, özellikle belirtmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, kayıp-kaçaklar konusunda, Sayın Bakan, daha önce, bu oranın yüzde 22 civarında olduğunu söylemişti. Daha sonra ne olduysa, bu oran yüzde 25'e çıkarıldı. Bugün için, bu oranı yüzde 20'nin altına indirdiklerini söylüyor. Bu ekonomik rapordaki verilerden hesaplayarak, kayıp-kaçak oranını söylüyorum: 2002'nin ocak-haziran döneminde kayıp-kaçak oranı yüzde 22,8 olmuştur. 2004'ün aynı döneminde ise yüzde 22'dir; yani, kayıp-kaçak oranı iki yılda sadece binde 8 düşürülebilmiş ve yüzde 22'lere indirilebilmiştir.
Değerli milletvekilleri, genel tablodan söz etmek istiyorum. Yıl bazındaki elektrik tüketim oranları itibariyle, sanayimiz 2001'deki düzeyindedir, tarım 2001 yılının gerisindedir, meskenlerimiz de 1997 yılındaki düzeydedir. Bu tablo, halkımızın, sanayicimizin ve çiftçimizin içinde bulunduğu acı durumu açıkça ortaya koymaktadır. 2005 bütçesinde enerji yatırımları 2002 yılının gerisindedir. Devlet Planlama Teşkilatının 1998 yılı sabit rakamlarıyla, kamu yatırımı 2002'de 635 trilyon iken, 2005'te 543 trilyon Türk Lirasına gerilemiştir. Özel sektör yatırımı 2002'de 164 trilyon iken, 2005'te 134 trilyon Türk Lirasına gerilemiştir. Bu rakamlar, kötü gidişi açık şekilde göstermektedir.
Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar, her iktidarın bir enerji krizi de olmuştur. Artık, şimdi, AKP'nin de bir krizi var. Ne zaman bir bakan enerji krizi yaşanacağından söz etse, insanın aklına, hemen, yeni santral ihalelerinin olacağı geliyor; acaba, yine mi kazıklanacağız diye düşünüyoruz.
Bakanlığımızın yaptığı tahminlerden sadece ikisine değinmek istiyorum. Birincisi, Sayın Bakan, daha önce, 2006 yılında enerjide darboğaz olacağını söylüyordu; ardından, değiştirdi; darboğaz 2010 yılına ertelendi. Tahminde hata dört yıl. İkincisi, yine, Bakanlık, daha önce 2005 yılı için elektrik talebini 197 milyar kilovat/saat hesaplamıştı; ancak, 2004'te hedefi, şimdilik, 145 500 000 000 kilovat/saat. Tahminde hata oranı, yıl farkıyla, yüzde 35. Böyle tahmin, böyle hesap olur mu arkadaşlar?!
Bakanımız, şimdi de, düşük senaryoyla, 2010 yılında, yani, beş yıl sonra elektrik talebinin yaklaşık yüzde 50 artacağını söylüyor. Bu tahminler, artık, kimseye inandırıcı gelmiyor Sayın Bakanım. Ne çektiysek, bugüne kadar, bu tahminlerden çektik.
Sonra başka gelişmeler oldu. Sayın Bakan, bu senaryoya veya başka nedenlere dayanarak "2012 yılında devreye alınmak üzere 4 500 megavat gücünde 3 adet nükleer santral kuracağız" dedi. Oysa, 2003'te "nükleer santralların kurulmasında aciliyet yoktur" diyordu. Ne değişti; herhalde, nükleer lobiler devreye girdi ya da Fransa'ya Avrupa Birliği konusunda "evet" dedirtmek için nükleer santrallar malzeme olarak kullanılmak istenmiş olabilir.
Değerli milletvekilleri, güvenli nükleer santral diye bir şey yoktur. Nükleer santrallar, tıkır tıkır çalışan teknoloji örnekleri değildir. Alınacak risk, karşılanamayacak derecede yüksek ve tehlikelidir. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı kayıtlarına göre 1989-2003 yılları arasında sipariş edilen nükleer santral sayısı sadece 46'dır. Bunların 45 tanesi 6 Asya ülkesi tarafından verilmiştir. Çin, en son siparişini 1996'da vermiştir. Fransa, 1991 yılından bu yana sipariş vermemektedir. Örnek gösterilen Japonya teknolojisi bile nükleer kazaların önüne geçememiştir. Japonya, son on yılda 9 defa nükleer kaza yaşamıştır.
Sayın Bakanım, gelin, bu nükleer sevdasından şimdilik vazgeçelim; yoksa, bu projemiz de, hızlı tren gibi raydan çıkabilir.
Değerli milletvekilleri, öncelikle, kömür gibi yerli kaynaklarımız ile yenilenebilir enerji kapasitelerimizi değerlendirmeye ve teknolojileri devreye sokmaya yönelmeliyiz. Kurmak istediğimiz nükleer santral gücü kadar gücü, rüzgâr enerjisi santralları ve küçük su hidroelektrik santrallarıyla sağlayabiliriz. Kendi kömürümüzle termik santrallarımızı tam kapasiteye yakın çalıştırabiliriz. Kayıp ve kaçakları azaltabilir, işletmedeki santralların verimliliğini artırabiliriz. Konut ve endüstri sektörlerinde enerji verimliliğini artırmak için yoğun bir çaba içine girebiliriz.
Sayın Bakanım, bakanlık görevinizde iki yılınızı doldurdunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 24 Aralık 2004