Nato parlamenter asamblesi türk grubu olarak afganistan'a yaptıkları ziyaret ve temaslar konusunda
Kırıkkale Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 93. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Mayıs 2004 · 1.183 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Vahit Erdem (AK Parti), 26 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NATO PARLAMENTER ASAMBLESİ TÜRK GRUBU OLARAK AFGANİSTAN'A YAPTIKLARI ZİYARET VE TEMASLAR KONUSUNDA); konuşma 1.183 kelime.
Vahit Erdem (AK Parti, Kırıkkale). “Nato parlamenter asamblesi türk grubu olarak afganistan'a yaptıkları ziyaret ve temaslar konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahit-erdem-22-2004-05-26-nato-parlamenter-asamblesi-turk-grubu-olarak-afganistan-a-yaptiklari-z (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
VAHİT ERDEM (Kırıkkale)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, komşumuz Irak ve Filistin'de yaşanan ve hiçbir insanî değer ölçüsüyle bağdaşmayan olaylar dile getirildi ve hem İktidar hem de muhalefet sözcüleri, oralarda yaşanan olayları net bir şekilde dile getirdiler ve kınadılar. Bu vesileyle, ben de, Filistin'deki mezalimi ve Irak'ta meydana gelen işkence olaylarını ve -ister terörist, ister devlet tarafından- sivil halka yönelik katliamı şiddetle kınıyorum.
Değerli milletvekilleri, Genel Kurulda bugüne kadar gündeme fazla gelmeyen Afganistan hakkında Yüce Meclise kısa bilgi vermek üzere Değerli Başkandan söz istedim ve onun için huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
NATO Parlamenter Asamblesi Daimî Komitesi, Oslo'da yaptığı bir toplantıda, Uluslararası NATO Parlamenter Asamblesinden 4 kişilik milletvekili heyetinin Afganistan'ı ziyaret etmesi öngörüldü ve ismen, -Fransız, Portekiz, İtalyan ve bir de bendeniz, milletvekili olarak- bu seyahati gerçekleştirmek üzere davet edildik. Bu heyete, NATO Parlamenter Asamblesi Genel Sekreteri ve Savunma ve Güvenlik Komitesi Direktörü de katıldı. Almanya'nın Bonn Şehrinden askerî bir uçakla evvela Tirmiz'e, Afganistan sınırındaki ve Özbekistan'da olan Alman hava üssüne indik, oradan da, diğer askerî uçakla Kâbil'e ulaşabildik.
Çalışma gezisi hakkında gerekli değerlendirmeyi yapmadan önce, Afganistan'ın geçmişiyle ilgili özet bilgi arz etmek istiyorum.
Afganistan, 1947'den 1978 yılına kadar monarşi yönetimi altında kalmış ve nispeten sakin, istikrarlı bir dönem yaşamıştır. 1979 yılında Rusya tarafından işgal edilmiş ve on yıl süreyle işgal altında kalmıştır. Ruslara karşı şiddetli bir direniş oluşmuş ve ülkede, o dönemde, bölgesel mücahit güçler oluşmuş ve savaşçılar, savaş liderleri dediğimiz kişiler meydana çıkmış ve ülkenin çeşitli bölgelerini kontrol altına almışlardır. İşgal döneminde devlet ve toplum sistemi çöküntüye uğramış, ülke büyük çapta içgöçlere maruz kalmıştır.
1989 yılında, Rusya, Afganistan'dan çekilmeye başlamış ve oluşan otorite boşluğunu çeşitli gruplara ait güçler almaya başlamıştır. Bu güçler ve liderler Kâbil'e girmişlerdir.
Savaş liderleri adıyla anılan bu kişiler arasında da, maalesef, birlik oluşturulamamış; bu boşluktan yararlanan Taliban ve diğer terörist diye tabir ettiğimiz güçler, bilahara El Kaide, Kâbil'de ve Afganistan'da üslenmeye başlamışlardır. Ülke, yeniden, bu güçler arasında çatışmaya maruz kalmıştır.
Amerika Birleşik Devletlerine 11 Eylül 2001'de yapılan terörist saldırıdan sonra, Amerika Birleşik Devletlerinin girişimi ve Birleşmiş Milletlerin kararıyla, Afganistan'a müdahale kararı alınmıştır. Afganistan'da askerî müdahale hâlâ devam etmektedir.
Afganistan'da, şu anda iki ayrı güç bulunmaktadır; birincisi, Birleşmiş Milletler gücü olarak ve bilahara NATO'ya devrolunan Uluslararası Güvenlik ve Yardım Komutanlığı, ki, buna, kısaca ISAF diyoruz. ISAF'ın görevi, bölgede güvenliği sağlamak ve Afgan millî ordusuyla, Afgan polis teşkilatının kurulmasını, eğitilmesini ve geliştirilmesini sağlamak; tedrici olarak da, bu güçler geliştikçe, Afganistan'ın güvenliğini bunlara devretmek.
Türkiye'nin de bir dönem komutanlığını üstlendiği ISAF, halen 6 300 kişilik askerî bir güçle Kabil ve çevresinde güvenliği sağlayabilmiştir.
Ayrıca, ISAF'a bağlı, çeşitli ülkelerin oluşturduğu 12 adet bölgesel imar timi, 150 ve 200'er kişilik bir askerî personelle ve sivil örgütlerle işbirliği yaparak imara ortam hazırlamaya ve güvenlik adacıkları oluşturmaya çalışmaktadırlar.
Bu 12 bölgesel imar timinin 9'u Amerika Birleşik Devletlerine, 1'i Fransa'ya, 1'i İngiltere'ye, 1’i de Yeni Zelanda'ya aittir.
ISAF'ın askerî gücünün artırılması ve Afganistan'ın tüm kuzeyinin güvenlik altına alınması, şu anda en önemli sorunlardan biridir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
VAHİT ERDEM (Devamla)İkinci askerî komutanlık, Amerika Birleşik Devletleri önderliğinde, çoğunluğu Amerikan askeri olmak üzere, yaklaşık 11 000 kişinin oluşturduğu Sürekli Özgürlük Harekâtıdır. Bu gücün görevi ise, Güney Afganistan'da ve Pakistan sınırı boyunca yer alan El Kaide, Taliban ve diğer unsurları temizlemektir. Bu konuda, ilerleme kaydedilmiş olmakla beraber, bu unsurlar, hâlâ, varlıklarını devam ettirmektedirler. Özellikle Pakistan sınırının geçirgen olması işi daha da güçleştirmektedir. Pakistan Cumhurbaşkanı Sayın Müşerref, samimî ve ciddî bir şekilde, uluslararası koalisyonla işbirliği yapmaktadır; ancak, her iki tarafın da aynı etnik gruba ait olan Peştunların olması, sınır kontrolünde güçlükler yaratmaktadır.
Afganistan'daki Birleşmiş Milletler birimi de, insanî yardım ve ülkede yapılması öngörülen seçimlere hazırlık konusunda çalışmalar yapmaktadır. Böylece, üç ayrı uluslararası kurum Afganistan'a yerleşmiş durumda.
Karzai Başkanlığındaki 39 bakandan oluşan geçici yönetim, ülkede çok sınırlı bir kontrole sahiptir. Ülkede geçmiş dönemde oluşan ve savaş patronları adı verilen bölgesel güçler, hâlâ, ülkenin önemli bir kısmını kontrol altında tutmaktadırlar. Bu bölgesel lider ve güçlerin sayısının 600'lere kadar çıktığı söylenmektedir. Bu güçlerin silahsızlandırılması, terhis edilmesi ve yönetime entegrasyonu çalışmaları ISAF tarafından sürdürülmektedir.
Afganistan'ın geliştirilmesine çalışılan millî ordusu ve polisi ise, daha, henüz, Afganistan'ın belli bölgesini kontrol edecek kabiliyete dahi sahip değildir. Esas amaç, Afganistan'ın millî ordusunu teşkil ettirip, polis teşkilatını oluşturup ve Afganistan'daki güvenliğin kendi güçleri tarafından sağlanmasıdır.
Afganistan'ın anayasası, anayasal kurum olan Loya Jiga adındaki kurum tarafından 4 Ocak 2004'te onaylanmıştır. Cumhurbaşkanlığı ve yasama organı seçimlerinin haziranda yapılması planlanmışsa da, bunun mümkün olmadığı görülmüş ve eylüle ertelenmiştir.
Seçimlerin yapılmasında güvenlik ve seçmen kaydının tamamlanmasındaki zorluklar önemli sorun teşkil etmektedir. Ülkede 11 000 000 civarında oy kullanmaya hak kazanmış Afgan Halkından, bugüne kadar sadece 2 200 000 seçmen kaydı yapılabilmiştir.
Uluslararası güçlerin müdahalesinden sonra, Afganistan'da, azımsanamayacak kadar ilerleme kaydedildiğini vurgulamak isterim. Kâbil ve çevresinde güvenlik oluşmuştur. Halk, normal yaşamını bu bölgede sürdürmektedir. Kâbil Havaalanı kontrol altındadır.
Amerikan komutanlığındaki güçler çeşitli unsurları temizlemede epeyi mesafe katetmişlerdir; ancak, çok ciddî sorunlar daha varlığını korumaktadır. Bunları kısaca özetlemek istiyorum:
Güvenlikle ilgili olarak; ülkede güvenliğin Kâbil dışında da yaygınlaştırılması, hem ISAF gücünün yetersizliği hem de mahallî güçlerin bu boşluğu doldurmaktan uzak olması sebebiyle, zor görünmektedir. Ayrıca, daha önce sözünü ettiğim savaş patronları ve güçlerinin ülkenin pek çok bölgesini kontrol altında tutması ve bunların silahsızlandırılıp yönetime entegrasyonu, ayrı ciddî bir problem oluşturmaktadır. Bu liderler ve güçler, ömürlerini savaşmakla geçirmiş ve şimdi de yaşam tarzlarını buna bağlamışlardır. Amerikan komutasındaki operasyon kuvvetleri de, güney ve güneydoğu Afganistan'da Taliban, El Kaide ve diğer unsurları temizleme durumunda henüz daha sonuca varamamışlardır. Pakistan sınırı ve kuzey Pakistan problem oluşturmaktadır.
Ekonomiyle ilgili olarak; ülke ekonomisinin yüzde 50'sini haşhaş ekimi ve ondan elde edilen uyuşturucu satışı oluşturmaktadır. İstatistiklere göre, dünya opium ve uyuşturucu üretiminin yüzde 75- 80'inin Afganistan'dan sağlandığı belirtilmektedir. Halkın geçimini, bölgesel güçlerin ve teröristlerin finansmanını, bu sektör sağlamaktadır. Uluslararası Narkotik Önleme Programı çerçevesinde haşhaş imha ve haşhaşa ikame çalışmaları yapılıyorsa da, bunun yeterli sonuca götüreceği çok şüphelidir; çünkü, çok yüksek gelir getiren haşhaşa ikame bitki bulmak oldukça zordur, Uluslararası Yardım Programı da yetersiz kalmaktadır.
Altyapıyla ilgili olarak: Karayolları ve telekomünikasyon ağı, hemen hemen yok denecek kadar zayıftır. Bir örnek vermek gerekirse, 50 kilometrelik yolun 8 saatte gidildiği ifade edilmektedir. Yıkılmış olan Kâbil başta olmak üzere, ülkenin imarı, ayrı büyük bir sorun yaratmaktadır.
Sonuç olarak şunu vurgulamak istiyorum: Halk, otuz yıla yakın dış ve içgüçlere karşı savaşmaktan yorulmuş ve bıkmıştır. Kâbil'de gördüğümüz manzara tam bir sefalettir. Uluslararası camianın ve NATO'nun Afganistan'daki misyonu kritik bir aşamadadır. Bugüne kadar harcanan emek, güç ve kaynağın boşa gitmemesi için, NATO'nun gücünün takviye edilmesi ve güvenliğin ülke sathına yayılması hayatî önem arz etmektedir. Özellikle eylülde gerçekleştirilmesi planlanan seçimlerin yapılabilmesi için, hiç olmazsa ağustostan ekime kadar, NATO'nun, ilave bir tugay büyüklüğünde 3 600 kişilik askerle takviye edilmesi acil görülmektedir.
Uluslararası gücün ülkede tam güvenliği sağlayarak, güvenliğin, tedrici olarak oluşturulmakta olan Afgan silahlı kuvvetlerine ve polis gücüne devri önem taşımaktadır. Zamanın uzaması, uluslararası camianın orada uzun süre kalması, Afganistan Halkını yeniden huzursuz edecek, uluslararası camiada da bir yorgunluk yaratacaktır. Onun için, bu operasyonların, bu uluslararası çabanın bir an önce sonuçlandırılıp, yönetimin, güvenlik işlerinin Afgan güçlerine, yönetimine devredilmesi ve uluslararası güçlerin de sadece bunlara yardımcı olması, zarurî ve en uygun çözüm olarak görülmektedir.
Bu vesileyle, Yüce Meclisi, tekrar, en derin saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 26 Mayıs 2004