İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 114. BİRLEŞİM · SALI

Federal almanya parlamentosunun 1915 yılında yaşanan ermeni olaylarıyla ilgili

Vahit Erdem

Kırıkkale Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 114. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Haziran 2005 · 1.128 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Vahit Erdem (AK Parti), 21 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: FEDERAL ALMANYA PARLAMENTOSUNUN 1915 YILINDA YAŞANAN ERMENİ OLAYLARIYLA İLGİLİ); konuşma 1.128 kelime.

Vahit Erdem (AK Parti, Kırıkkale). “Federal almanya parlamentosunun 1915 yılında yaşanan ermeni olaylarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 21 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahit-erdem-22-2005-06-21-federal-almanya-parlamentosunun-1915-yilinda-yasanan-ermeni-olaylariyl (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

VAHİT ERDEM (Kırıkkale)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Federal Almanya Parlamentosu, 16 Haziran 2005 günkü birleşiminde, Parlamentoda temsil edilen partilerin ortak olarak sunduğu, Birinci Dünya Savaşı esnasında 1915 yılında cereyan eden Ermeni olaylarıyla ilgili bir kararı kabul etmiştir. Bu konudaki düşüncelerimi Yüce Meclisimizle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Üzülerek ifade etmek istiyorum ki, pek çok Avrupa parlamentosunda olduğu gibi, Federal Almanya Parlamentosu da, tarihî ve bilimsel verilere dayanmayan, tek yönlü ve siyasî bir karara imza atmıştır. Kabul edilen karar, ciddî yanlışlıklar, bilgi eksikliği ve tek taraflı hükümler içermektedir. Esasen, tarihî olaylarla ilgili karar vermek parlamentoların görevi de değildir.

Kararda, Anadolu'daki Ermenilerin neredeyse tamamen imha edilmelerine yol açıldığı ve Ermenilerin örgütlü bir şekilde sürülmeleri ve imha edilmeleri amaçlandığı gibi, doğru olmayan ithamlar yer almaktadır. Avrupa hatırlama kültüründen bahisle, ulusal tarihin karanlık sayfalarıyla açık bir şekilde yüzleşilmesi istenmektedir. Bu bağlamda, Türkiye'de 1915'te meydana gelen olaylar hakkında kapsamlı bir tartışmanın hâlâ mümkün olmadığı, konuyu ele alan bilim adamları ve yazarların cezaî takibata maruz kaldıkları ileri sürülmekte ve Boğaziçi Üniversitesinde düzenlenmesi öngörülen Ermeni Konferansının engellenmesine yer verilmektedir. Bu arada, Avrupa hatırlama kültürü anlamında, Türkiye'nin bazı olumlu adımlar atmaya başladığı da vurgulanmaktadır.

Ayrıca, kararda, 20 nci Yüzyıl tarihinde, meydana gelen etnik sorunların bir parçası olarak Ermenilerin sürülüp yok edilmesinin, Almanya'da eğitim politikasının gereği olarak ele alınması istenmektedir. Bu ithamlardan sonra Alman Parlamentosu, Federal Hükümetten, Türkler ve Ermeniler arasında barışma ve tarihî suçun affedilmesi, özür dilenmesi suretiyle anlaşmaya varılmasının sağlanması için yardımcı olunmasını, Türkiye Parlamentosu, Hükümeti ve toplumunun Ermeni Halkına karşı tarihte ve günümüzde oynadıkları rolün, kayıtsız, şartsız ele almaları için çaba sarf edilmesini, Türk ve Ermeni bilim adamlarının yanı sıra uluslararası uzmanların da katılacağı bir "tarihçiler komisyonu" kurulmasının desteklenmesini, konu hakkında sadece Osmanlı İmparatorluğu belgelerinin değil, aynı zamanda Almanya'nın Türkiye'ye de iletmiş olduğu Federal Dışişleri Bakanlığı arşiv belgelerinin de kamuoyuna açılması için çaba sarf edilmesini, İstanbul'da yapılması planlanan; fakat, devlet baskısı nedeniyle ertelenen konferansın gerçekleştirilmesi için çaba sarf edilmesini, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine yardımcı olunmasını talep etmektedir.

Değerli milletvekilleri, Federal Almanya Parlamentosunun bu kararıyla ilgili olarak değerlendirmemi, bu sınırlı süre içinde, Yüce Meclisimize kısaca arz etmek istiyorum:

1- Kararda sözü edilen "Avrupa hatırlama kültürü" kavramını objektif ve tarafsız olması kaydıyla saygıyla karşılıyorum; ancak, "Avrupa hatırlama kültürü" nedense, 1915 olaylarının nasıl ve kimin tarafından başlatıldığını, Doğu Anadoludaki Osmanlı vatandaşı Ermenilerin isyan çıkardıklarını, köyleri yakıp yıkarak, masum çoluk çocuk, kadın-erkek, genç-yaşlı demeden, yüzlerce yıl beraber yaşadıkları halkı katletmeye giriştiklerini ve olayların böyle başladığını hatırlamamaktadır. Avrupa hatırlama kültürü, Osmanlı tebaı Ermenilerin o zamanın bazı devletlerince Doğu Anadoluda bir devlet kurduracakları aldatmacasıyla, Osmanlı Ordusunu, savaş esnasında, o zamanın düşman ordusuyla işbirliği yaparak arkadan vurduğunu gözardı etmektedir.

2- Avrupa hatırlama kültürü, Osmanlı tebaı Ermeniler tarafından yukarda belirtildiği gibi başlatılan ve zamanla karşılıklı katliama dönüşen olayları önlemek üzere, o günün şartlarında Osmanlı Devletinin tedbir almak zorunda kaldığına vurgu yapmayı ihmal etmektedir. Tehcir de bu tedbirin bir parçasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Erdem.

VAHİT ERDEM (Devamla)3- Kaldı ki, tarihte, bununla mukayese edilemeyecek çok tehcir örnekleri mevcuttur. Kararda, sanki durup dururken Osmanlı Devleti bu tedbirleri almış gibi tek taraflı bir yaklaşım sergilenmektedir.

4- Anadolu'daki Ermenilerin neredeyse tamamen imha edildikleri gibi bir hüküm, tarafsız yabancı tarihçileri bile hayrete düşürecek mesnetsiz bir iddiadır. Eğer öyle olsaydı bugün Türkiye'de Ermeni kökenli Türk vatandaşı kalmayacağı gibi, Türkiye orijinli, tehcir yoluyla göç eden, dışarıda da, Ermeni nüfusu olmayacaktı.

5- Kararda yer alan, 1915'te meydana gelen olaylarla ilgili kapsamlı bir tartışma sürdürülmesinin hâlâ mümkün olmadığı ve Türk tarihinin bu bölümünü ele alan bilim adamları ve yazarların cezaî takibata maruz kaldıkları yolundaki hüküm abartılı ve asılsızdır.

Boğaziçi Üniversitesinde tertiplenmesi düşünülen konferansa tek taraflı Ermeni tezini savunan kişilerin davet edilmesine tabiî olarak iki milletvekilimiz ve Adalet Bakanımız tepki göstermişlerdir. Bunu bahane ederek böyle bir hükme varmak son derece hatalı ve yanlıştır; ancak, bu vesileyle şunu ifade edeyim ki, dünyaca meşhur Amerikalı bilim adamı ve tarihçi Prof. Bernard Lewis'in, sırf Ermeni soykırım iddialarının asılsızlığını ortaya koymasından dolayı tehditlere maruz kaldığı ve bir Avrupa mahkemesince cezaya çarptırıldığı ve benzer şekilde Prof. Heathy Lowry, Prof. Stanfort Shaw, Prof. Justine Mc Carthy gibi tarihçi ve bilim adamlarının yine aynı sebeplerden dolayı Ermenilerce tehdit edildiği, bir kısmının evlerinin bombalandığı bilinen gerçeklerden bazılarıdır. Geçen yıllarda "Osmanlının Son Döneminde Ermeniler" kitabını hazırlatırken, ben, bizzat, Fransa, Almanya ve diğer bazı ülkelerdeki Osmanlı tarihçilerine mektup yazdım, makale istedim; başta kabul ettiler -bilhassa bir Fransız avukat- sonra, korkudan ve Ermeni tehdidinden dolayı, bu makalelerden, bazıları, maalesef vazgeçtiler. Son olarak da, Türk tezini savunan, savunuyor gerekçesiyle Prof. Yusuf Halaçoğlu'na bir İsviçre mahkemesi tutuklama kararı çıkarmıştır. Bu da Avrupa tarafından görmezlikten gelinmektedir.

6- Alman Parlamentosunun, Alman Hükümetine, Ermenilerin sürülüp yok edilmesini eyalet eğitim politikasına dahil etmesi tavsiyesi, Türk düşmanlığının ders kitaplarında işlenmesi anlamına gelmektedir. Bu, son derece yanlış ve tehlikeli sonuçlar doğuracak ve karşılıklı düşman üreten bir eğitim anlayışına yol açacaktır.

7- Karar, bir taraftan peşin fikirle Türk tarihini suçlarken, bir taraftan da tüm arşiv belgelerinin açılarak Türk ve Ermeni bilim adamlarının yanı sıra, uluslararası uzmanların da katılacağı bir tarihçiler komisyonu kurulmasının desteklenmesini istemektedir. Böylece, bu olayın, tarafsız, uluslararası bir bilim heyetince henüz açıklığa kavuşturulmadığını da zımnen kabul etmektedir bu karar. Böylece, karar, bu şekliyle de bir çelişki teşkil etmektedir. Esasen, Türkiye bu tezi savunmuştur ve Viyana'da, Türk ve Ermeni tarihçiler karşılıklı belge değişimleri çalışmasını başlatmışlardır; ama, son anda Ermenilerin çekilmesiyle bu akim kalmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Tayyip Erdoğan'ın da, yine, Ermenistan Başbakanına bir çağrıda bulanarak, aynı öneriyi götürdüğü hepimizin malumlarıdır.

8- Karar, Türkiye Cumhuriyetinden Ermenistan'la ilgili istekleri sıralarken, Ermenistan'ın Türkiye'nin sınırını tanımadığını, Türkiye'den toprak talebinde bulunduğunu, Ermenistan Anayasasında bu konularda hükümlerin yer aldığını, Ermenistan'ın Azeri topraklarının yüzde 20'sini işgal altında tuttuğunu, işgal esnasında onbinlerce Azeriyi katlettiğini ve 1 000 000'dan fazla Azeriyi sürgün ettiğini dikkate almamakta ve Avrupa hatırlama kültürünün dışında bırakmaktadır.

Ayrıca, bu kararda atıfta bulunulan Dr.Johannes Lepsius bir Protestan misyonerdir. Kararda, bu Protestan misyonerin kitabının unutturulmamasına da atıfta bulunuluyor. Bu kitap, aynen, Mavi Kitap gibi, İngiltere'de yayımlanan Mavi Kitap gibi, belgelerin tahrif edildiği, Ermenistan lehine değiştirildiği yanlışlarla doludur. Bu, tarihçiler tarafından tespit edilmiştir.

Değerli milletvekilleri -galiba uzadı, son kısmını takdim edeyim- adil ve objektif olmak kaydıyla, son yüzyılın Avrupa ve Osmanlı tarihinin Avrupa hatırlama kültürü çerçevesinde irdelenmesine ve sorgulanmasına hazır olduğumuzu beyanda hiçbir sakınca olmadığı hepimizin malumudur. Hiçbir zaman hatırlanmayan, Balkanlarda ve Kafkasya'da, milyonlarca, katledilen ve göç ettirilen Osmanlı Türk halkları, belki, bu vesileyle hatırlanmış olur.

Yine, Prof. Stanfort Shaw'un Osmanlı tarihiyle ilgili kitabında, Balkan Savaşları esnasında öldürülen Türkün sayısı 5 000 000, göç ettirilen Türklerin sayısı ise 5 500 000'dir. Maalesef, Avrupa hatırlama kültürü bunların hiçbirini hatırlamamaktadır.

Biz, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan beri, güvenlik dahil pek çok konularda beraber hareket ettiğimiz Avrupa'yla, hasmane tutum yerine ortaklık anlayışına dayalı bir politika izlenmesi taraftarıyız. Ancak, Avrupa da Türkiye'yi, artık, karşı taraf olarak değil, ortak olarak görmelidir.

2 000 000'un üzerinde Türkün yaşadığı Almanya'dan da bunu beklemek hakkımızdır.

Tekrar, hepinizi, en derin saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

30 konuşma daha · 21 Haziran 2005

30 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook