İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

Iv.tur (milli savunma bak.,bayındırlık bak.,ulaştırma bak.,)

Veli Kaya

Kilis Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Aralık 2003 · 808 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Veli Kaya (AK Parti), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: IV.TUR (MİLLİ SAVUNMA BAK.,BAYINDIRLIK BAK.,ULAŞTIRMA BAK.,)); konuşma 808 kelime.

Veli Kaya (AK Parti, Kilis). “Iv.tur (milli savunma bak.,bayındırlık bak.,ulaştırma bak.,)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/veli-kaya-22-2003-12-20-iv-tur-milli-savunma-bak-bayindirlik-bak-ulastirma-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA VELİ KAYA (Kilis)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Çevre ve Orman Bakanlığının 2004 malî yılı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Çevre ve Orman Bakanlığının bütçesi üzerinde konuşmadan önce, ben de, Bayındırlık Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığımızla ilgili birkaç söz etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, Kilis, malumunuz olduğu üzere, henüz yeni il olmuş bir kentimiz; fakat, Gaziantep'e 50 kilometre uzaklıkta olan, yolu, otuz yıldır gidilip gelinemeyecek kadar kötü. Bu yolda, binlerce insanın trafik kazası neticesinde öldüğünü biliyoruz.

Her iktidar döneminde, milletvekillerinin, bu yolun yapılması için ellerinden geleni yapmalarına rağmen, maalesef, hiçbir yönetimde, hiçbir dönemde bu yolun önemi anlaşılmamış, hep gözardı edilmiştir; ancak, bu dönem, Sayın Bakandan böyle bir istirhamımız oldu; Kilis ile Gaziantep arasındaki 50 kilometrelik yolun, bölünmüş yol kapsamına alınmasını rica ettik. Kendisinin, bize o kadar olumlu bir yaklaşımı oldu ki, Bayındırlık ve İskân Bakanı Müsteşar Yardımcısını, Karayolları Genel Müdürünü, Daire Başkanını ve Bölge Müdürünü, beraberimde olmak üzere, Kilis'e kadar gönderdiler. Konuyu yerinde inceledik ve bir hafta sonra Kilis-Gaziantep yolu da bölünmüş yol statüsüne alındı. Ben, bu vesileyle, Bakanı ve bürokratlarını, huzurlarınızda bir kere daha tebrik etmek istiyorum; otuz yıldır kanayan bir yaraya neşter atmışlardır.

Bunun akabinde -biliyorsunuz, Kilis bir sınır ilidir; Suriye ile çok önemli ekonomik ilişkilerimiz bulunmaktadır- Suriye'ye açılan Öncüpınar Sınır Kapısına Nurdağı'ndan bir bölünmüş yol projesini hazırlamaktadırlar. Bu vesileyle, ben, Bayındırlık Bakanlığına ve Karayollarına bir kere daha teşekkür ediyorum.

Millî Savunma Bakanlığımıza gelince; değerli arkadaşlarım, yıllardan beri, yani, elli seneden beri, güney ve güneydoğu illerimizin sınırında bir mayınlı bölge bulunmaktadır. Bu mayınlı bölgelerimizde binlerce insanımız ölmüş, binlerce insanımız da sakat kalmıştır. Bunun, modern bir ülkeye yakışmadığını defalarca söyledik, seçim öncesi programlarımıza da aldık. Sağ olsunlar, bu sene, gerek Millî Savunma Bakanlığımız gerekse Genelkurmay Başkanlığımız, 226 000 dönüm olan bu mayınlı sahanın mayınlardan temizlenmesiyle ilgili önemli bir projeyi başlattılar. İnşallah, en yakın zamanda bu mayınlı sahalar temizlenip ekolojik tarıma açılacak.

Ben, Çevre ve Orman Bakanından, bu bakir olan, henüz pestisitlerin kullanılmadığı alanın çevreye uygun bir şekilde, ekolojik tarıma açılmasını ve bunun koordinasyonunun çok iyi sağlanmasını özellikle rica ediyorum.

Değerli milletvekilleri, fiziksel, biyolojik, kültürel ve sosyal boyutlarıyla canlı ve cansız unsurlardan oluşan çevre ve orman, geçmişte olduğu gibi, bugün ve gelecekte de korunarak, yaşatılmasını sağlayacak tedbirleri almak ve aynı zamanda, ihtiyacımızı yine doğamızdan temin ederek çevre ve ormanlarımızın zarar görmemesini sağlamak, tüm insanların, toplumların ve devletlerin ortak sorumluluğudur. İşte, bu anlayış, dünyamızda ortak ve egemen bir görüş olarak benimsenmiş ve "sürdürülebilir" kavramının geliştirilmesi sağlanmıştır. Bu genel yaklaşıma paralel olarak, Türkiye de gerek ulusal gerekse bölgesel ve uluslararası platformda çalışmalarını sürdürmektedir.

Bugün, çevre hakkı, bütün demokratik toplumlarda insan haklarıyla birlikte önemli bir hak olarak kabul edilmektedir. Anayasamızın da tanıdığı bu hakkın yeterince kullanılabilmesi, bugüne kadar yapılan çalışmaların daha etkili hale getirilmesi ve geliştirilmesiyle mümkün olabilecektir.

Gerek taraf olduğumuz uluslararası anlaşmaların bir sonucu olarak gerekse Avrupa Birliğine üyeliğimiz nedeniyle, yaşama standardımızın öngörülen direktiflerle uyumlu olarak yükseltilmesi için çevre ve orman konusunda ihtiyaç duyulan yasal, idarî ve malî tedbirlerin de kısa sürede alınması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu nedenle, hükümetimizce, 2872 sayılı Çevre Kanunu, bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarını karşılamak üzere, yeniden düzenlenerek Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. Tasarı, halen komisyonda görüşülmektedir. Bunun akabinde, yine, Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı da pek yakın sürede komisyona intikal ederek, inşallah, yasalaşacaktır. Bu sözünü ettiğim iki kanun tasarısı, geçmiş yıllarda defaatla hazırlanıp Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmesine rağmen, maalesef, çıkarılamamıştır. İşte, Avrupa Birliğine girmek üzere olduğumuz bu dönemde, bu iki kanun tasarısının acilen çıkmasını ben de canı gönülden arzu ediyorum.

Diğer taraftan, Çevre ve Orman Bakanlığının kurumsal yapısının güçlendirilmesi, gelişen hizmet alanlarını yeterli düzeyde yapabilmesi için, gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, naçizane, ben, Çevre Bakanlığında uzun yıllar yöneticilik yaptım. Çevre Bakanlığı personelinin, fiziksel yetersizliklerden dolayı çok önemli hizmetleri yeteri kadar yapamadığını gördüm. Ücret eşitsizliğini Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarım da anlattılar; hakikaten, neşter vurulması gereken olaylardan bir tanesi.

Değerli arkadaşlarım, Çevre ve Orman Bakanlığı, kadro yetersizliği nedeniyle kendi kadrosunu bu zamana kadar kuramadığından dolayı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesi gereğince, sözleşmeli personel istihdam etmektedir. Bu sözleşmeli personel standardına baktığınız zaman, Türkiye standardının üzerinde çocuklar olduğunu görüyorsunuz. Hepsi yabancı dil biliyor, hepsinin yüksek lisansı ve doktorası var. Bu çocukların hizmetlerini görmezden gelmemek bizim aslî görevimizdir. Bu çocukların kadroya geçirilmesi lazımdır. Sayın Bakanımızdan, bu konuda özellikle istirhamda bulunuyorum; çünkü, bu çocuklar, kendilerini güvende hissetmedikleri için, çeşitli özel kurumlara ve diğer kamu kurumlarına giderek, hizmetlerini başka yerlere aktarmak durumunda kalıyorlar.

Değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliğinin belirlediği 31 uyum alanından biri de, çevre konusudur. 2000 yılı itibariyle, 174 adet Avrupa Birliği direktifine uyum sağlanması, yoğun ve hızlı bir çalışmayı da gerektirmektedir. Çevresel etki değerlendirmesi, çevresel bilgiye erişim, hava kalitesi, atık yönetimi, gürültü, endüstriyel kirlilik ve risk yönetimi, kimyasallar ve genetik yapısı değiştirilmiş mikroorganizmalar, doğa koruma, nükleer güvenlik ve radyasyondan korunma konularında gruplandırılan bu direktiflerin uyumuyla ilgili Çevre ve Orman Bakanlığının çalışmaları da hızla devam etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

88 konuşma daha · 20 Aralık 2003

88 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook