İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 57. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri

Yakup Kepenek

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 57. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Mart 2003 · 666 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yakup Kepenek (CHP), 27 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 10 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 666 kelime.

Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 27 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-03-27-2003-mali-yili-butcesi-10-uncu-tur-gorusmeleri-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, çok sık söz alarak ve bu geç saatte zamanınızı çok fazla almadan, Türkiye’nin kamu yönetim yapısında ve genellikle, bürokraside olan durumu önce özetlemek, sonra da kimi çözüm önerilerini çok kısa bir süre içinde sergilemek istiyorum.

HASAN ANĞI (Konya)Çok kısa olsun...

YAKUP KEPENEK (Devamla)Çok kısa olacağından emin olabilirsiniz.

Çok değerli arkadaşlar, bir ülkenin kamu bürokrasisi, o ülkenin toplumsal yapısının, ekonomik yapısının, malî yapısının, siyasal yapısının aynasıdır, göstergesidir. Üzülerek belirtmek gerekir ki, çok yakın zamanda yapılan birkaç araştırmanın kanıtladığı bir gerçek var, o da şudur: Türkiye insanı, halkımız, yurttaşımız bürokrasiye güvenmemektedir, devletinin kendisine hizmet götürdüğü kanısını taşımamaktadır.

Ekonomiden başlayalım: Halk, ekonominin yönetiminden şikâyetçidir. Vergi sisteminin aksadığı kanısındadır. Yapılan bu araştırmaya katılanların yarısından çoğu, kamu kurumlarına giden yurttaşların işlerinin görülemeyeceği kanısını taşıdığını belirtiyor.

Bir başka nokta daha var: Halkımızın üçte 2’si, hak arama yollarından doğru, iyi yararlanamadığı kanısını taşımaktadır. Bu durum, yoksul kesimlere gidildikçe çok daha belirgin hale geliyor. Yoksul, kamu hizmeti alamıyor, hak arama yolarını kullanamıyor, haksızlığa uğruyor. Hak aramak için mahkemeye başvuranlar, adil sonuç alıp almayacaklarının kuşkusunu taşıyor.

Toplumun genel olarak kamu kurumlarına güveni çok zayıftır, yok denecek düzeydedir.

Bu noktaya dikkat edin: Halkın beşte 4’ü, Türkiye’de, kamu kurumlarında yolsuzluğun çok yaygın olduğu kanısını taşıyor.

Bu ülkeyi, biz, böyle yönetemeyiz. İnsanlar, bu güvensiz ortamda devletten hizmet bekliyor ve biz, bu bütçeyle halka hizmet götüreceğiz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’de, bürokrasi, halka hizmet ile devlete bağımlılık ya da bakana bağımlılık, hükümete bağımlılık arasında sıkışıp kalıyor, bürokrasi görevini yapamıyor; siyasetçiye yakınlık, bürokraside yükselmenin aracı yapılıyor ve çok yanlış yapılıyor. Memura siyaset yasaktır; ama, memur, mecburen siyaset yapıyor, kendi işini takip etmek için siyaset yapıyor. Memuru hem siyasetten yasaklayıp hem bu ölçüde küçültmenin bu topluma verdiği zarar çok büyüktür. Devam edelim...

Mal ve hizmet üretiminde memur çalıştırdığımız birimlerde liyakate, beceriye, çalışkanlığa, dürüstlüğe önem verilmiyor; siyasetçiye yakınlık, yükselmenin nedeni oluyor. Bu, yanlıştır. Bu, verimliliği düşürüyor. Bu, Türkiye’de, bürokrat yapıyı halktan uzaklaştırıyor ve içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Bir şey daha var. Türkiye’de, aslında, kişi başına çalışan kamu personeli Avrupa’dan çok fazla değildir; birçok kadro boştur, bürokratik yapı etkinlikten ve verimlilikten uzaktır. Peki, ne yapmak gerekir?

Değerli arkadaşlar, baştan başlayalım; balık baştan kokar. Ben, biraz da bu nedenle söz aldım. Milletvekili dokunulmazlıklarını sınırlamakla başlayalım, siyaseti aklayalım. İşin başı budur. (CHP sıralarından alkışlar) Birinci nokta budur; çünkü, sağlıklı siyaset, açık siyaset, saydam siyaset, yolsuzluk ve rüşvetten uzak siyaset, yalnız ekonomik gelişme açısından, yalnız toplumsal yapı açısından değil, bir bütün olarak bu ulusun yükselmesi açısından da bir önkoşuldur, bir vazgeçilmezliktir ve siyasetin aklanması işin başıdır. Şimdi, buna bağlı olarak yapılması gereken çok şey var. Önce, kamu hizmetinde çalışanların beceri, çalışkanlık, liyakat, yükselme işlerinin objektif, açık kurallara bağlanması gerekiyor; yapının bütünüyle düzelmesi gerekiyor. Sonra, hizmet birimlerinde piramit bozuktur. Uzman, yetişkin kişiler ikincil işler yapıyor, teknisyenin işini yapıyor ve işler birbirine karıştıkça hizmet üretilemiyor, verimli hizmet yapılamıyor. Bir başka şey daha var, o da şudur: Son yıllarda ve Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin de birkaç kez vurguladığı gibi e-Türkiye, e-eğitim, e-maliye gibi elektronik anlamda bir süreç başlatılmak isteniyor. Bunun için yapılması gereken, önce kamu personelini doğru dürüst eğitmektir, kurum içi eğitimi tam olarak sağlamaktır, dışarıda aldıkları eğitimin karşılığında yükselmelerini sağlamaktır. Bu, Türkiye’nin mühendisini, yetişkin insanını, mimarını etkin ve verimli çalıştırmasının yoludur.

Sayın milletvekilleri, Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşuyoruz. Bir toplum için en büyük maliyet, en yüksek maliyet, en zararlı durum eğitilmiş, nitelikli bireylerini çalıştıramamaktır; onları işsiz bırakmaktır, onların verimsiz bırakmaktır. Hem eğiteceksiniz hem çalıştıramayacaksınız. Bu, acımasızlıktır, bu, yıkımdır. Türkiye bürokrasisi her yeni gelen hükümetin oyun alanı olmuştur; her yeni gelen hükümetin yeni bir kadro saldırısı altında kalmıştır ve zayıflatılmıştır, darbe yemiştir.

“Genel müdürü döverim” mantığıyla politika yapmak doğru değildir. Polisi, öğretmeni, öbür çalışanı küçülterek, biz, bu toplumu yüceltemeyiz. Bu toplumu yüceltmenin yolu, önce, çalışanına değer vermekten geçer. Çalışanına değer vermenin yolu, onu, onurlu tutmaktan, büyütmekten geçer. Biz, bundan sonraki dönemde, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılmasını, etkinliğin, verimliliğin, dürüstlüğün kamuda egemen olmasını ve bu bağlamda, insan onuruna yakışan bir ücret ve yükselme sürecinin yaşama geçirilmesini istiyoruz.

Bu anlayışla, hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

71 konuşma daha · 27 Mart 2003

71 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook