Denizli mv.ümmet kandoğan'ın, bazı belediyelerin kaldırılması hakkında kanun teklifi (s.s.308)
Bursa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Aralık 2003 · 1.152 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Dinçer (CHP), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DENİZLİ MV.ÜMMET KANDOĞAN'IN, BAZI BELEDİYELERİN KALDIRILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.308)); konuşma 1.152 kelime.
Ali Dinçer (CHP, Bursa). “Denizli mv.ümmet kandoğan'ın, bazı belediyelerin kaldırılması hakkında kanun teklifi (s.s.308)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-dincer-22-2003-12-20-denizli-mv-ummet-kandogan-in-bazi-belediyelerin-kaldirilmasi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ DİNÇER (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi adına saygılarımı sunuyorum.
Önümüzdeki yasa teklifinde pek çok çarpıklıklar var; bazılarını size aktarıp, böyle bir yasayı çıkarmamanın neden gerekli olduğunu anlatmaya çalışacağım.
Burada, arkadaşlar, işi, 2000 yılında yapılan nüfus sayımına dayandırıyorlar. 2000 yılında yapılan sayım işinin ne kadar çarpıklıklarla dolu olduğunu, yakın geçmişte, hep birlikte gördük. Milletçe bir gün içeri kapandık, onbinlerce kamu görevlisi halkımızı saymaya çalıştı; ama, olağanüstü yanlış sonuçlar ortaya çıktı. Aralarında, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Abdullah Gül olmak üzere, Meclis Başkanımız Sayın Bülent Arınç olmak üzere, AKP'li pek çok politikacı arkadaşımız, biz, hepimiz, bu sayımı, 2000 sayımını eleştirdik. Sonra, bu sayımın doğru olmadığı herkes tarafından kabul gördü. Devlet İstatistik Enstitüsü, hangi yöntemlerle olduğu anlaşılmayacak bir şekilde, sayımla ilgili rakamları, yerleşim yerlerinin nüfuslarını yuvarlattı.
Şimdi, biz, böylesine gerçekçi olmayan bir sayımın sonuçlarına göre karar veriyoruz ve şu şu belediyelerin -349 belediyenin- nüfusu 2 000'in altına düşmüştür diyoruz. Aslında, o sayımda, bunların çoğunun nüfusu 2 000'in üzerinde; ama, Devlet İstatistik Enstitüsü, kendine göre, bunların nüfusunu 2 000'in altına indiriyor ve bunların arasında, elli yıllık, altmış yıllık, köklü belediyecilik geçmişi olan yerleşim yerleri var, farklı farklı özellikleri olan yerleşim yerleri var.
Örneğin, Bursa'nın belde belediyelerinden üçüyle ilgili, size bilgi vermek istiyorum.
Kayapa Belediyesi, sayımda, 2 064 nüfus çıkmış; ama, daha sonra, Devlet İstatistik Enstitüsü, bunun nüfusu 1 974'tür demiş. Aslında, biliyoruz, buna benzer sayımlarda, küçük yerlere, büyük kentlere göç etmiş hemşeriler taşınır, sayı kabartılır. Burada, büyük olasılıkla, bu 349 belediye, buna pek tenezzül etmemiş, bunu yapmamış. Şimdi, doğru, güvenlikli bilgi vermiş olmanın cezasını çekiyorlar büyük çoğunluğuyla.
Kayapa Belediyesinin sınırları içerisinde, organize sanayi bölgesi var; gündüz ve gece, vardiyalı olarak, fabrikalarda, 3 000'e yakın insan çalışıyor ve bu sanayileşme, özellikle son üç yılda, çok hızla gelişti; yeni konutlar yapıldı, yeni insanlar geldi, yerleşti. Belki, şu anda, Kayapa Belediyesinin yerleşik nüfusu 3 000'in çok üzerinde, 4 000'e yakın; otuz yıllık belediye ve 1,7 trilyonluk bütçesi var, hiç borcu yok; bütçesini de neredeyse yüzde 100 gerçekleştiren bir belediye; hemen hemen tüm altyapı sorunlarını da çözmüş, ciddî anlamda bir kent olmaya adım atmış; belediyenin, imar planıyla yakın gelecekteki nüfusu da 67 000 olarak öngörülüyor. Şimdi, biz, bu belediyeyi, nüfusu 1 974 diye, belediye olmaktan çıkaracağız, komşu bir belediyeye bağlayacağız. O belediyenin nüfusu 2 500 gözüküyor, 600 000 000 000 lira borcu var İller Bankasına. Bu belediyenin de hiç borcu yok ve İller Bankasına müdanası da yok, altyapısı da tamam.
Aynı şekilde, Hasanağa Belediyesi var. Onun da, nüfus sayımında 2 000'in üzerinde çıkan nüfusu 1 800'lere indirilmiş Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından. Orası da sanayi bölgesi; yakın zamanda hızla sanayileşmiş. Oradaki fabrikalarda da 3 000-4 000 kişi çalışıyor. Bunların önemli bir kısmı, artık, Hasanağa'da yaşamaya başlamışlar. Büyük olasılıkla, Hasanağa'nın nüfusu da şu anda 4 000'e yakın. Onun da bütçesi bayağı kabarık, 800 000 000 000 civarında ve yüzde 100'e yakın gerçekleşiyor. O da otuz yıllık belediye ve İller Bankasına, devlete hiç borcu yok; hemen hemen altyapısını tümüyle tamamlamış.
Bir başka şirin belde belediyesi, İznik Gölünün kıyısında, zengin tarım arazisi olan, bayağı eski belediyecilik deneyimi olan, Bursa'daki belde belediyelerinden biri, Narlıca Belediyesi; 2 000'in üzerinde olan sayım nüfusu 1 865 diye gösterilmiş Devlet İstatistik Enstitüsünce; bütçesi 780 000 000 000, genel bütçeden, İller Bankasından aldığı pay yılda 75 000 000 000 -almasa da olur- ve hiç borcu yok; şu anda da nüfusu 2 000'in çok üzerinde; imar planına göre de, en yakın gelecekte, turistik anlamda da çekiciliği olduğu için, nüfusu 10 000'i geçecek.
Değerli arkadaşlarım, size bir başka çarpıcı örnek de Konya'dan vermek istiyorum. Çumra'nın Apa Belediyesi, 2000 sayımında nüfusu düşürülerek, yuvarlatılarak Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından 1 500 gösterilmiş; o da belediye olmaktan çıkacak. Halbuki, 3 Kasım 2002 seçimlerinde seçmen kütüklerinde yazılı seçmen ve oy kullanan seçmen 1 200. Politikacı olarak hepimiz biliriz ki, nüfus, genelde, seçmen sayısının en az 2 mislidir; yani, 2002'de, seçim sırasında, 2 000'in çok üzerinde nüfusu var bu yerin. Çok daha sağlıklı bir kaynak olan seçmen kütüklerini ele almıyoruz, bu 340 belediyeyle doğrudan gidip tek tek ilgilenmiyoruz ve bunları hemen kapatıvermeyi marifet biliyoruz. Bu, biraz mülgacı, ilgacı bir anlayış.
Çoğumuz hatırlar, Türk tiyatrosunun "Buzlar Çözülmeden" adlı klasik bir eseri var, filme de alınmıştır; Fikret Hakan başrol oynamıştı, Cevat Fehmi Başkut'un şaheseri. Orada, bir kasabaya kaymakam beklerken, tımarhaneden kaçan birisini kaymakam zannediyorlar, kaymakam oluyor, deli kaymakam. Çok kolay, herhangi bir işle ilgili, müesseseyle ilgili şikâyet geldiği zaman, ilga ediyor, mülga ediyor; kestirmeden...
Böyle anlayışla devlet yönetilmez. 2 000 nüfus ölçeği küçük olabilir. Bu beldelerin bir kısmı, hatta, bu beldelerin dışında kalan başka pek çok beldede ciddî sorunlar olabilir; ama "şu okullar olmasa, mektepler olmasa maarif ne güzel yönetilir" anlayışıyla "şu belediyeler olmasa, şu belediyeleri mülga hale getirsek, ilga etsek, bu işi hallederiz" demek bize yakışmaz. Bakın, 1860'larda, büyük devlet adamı Mithat Paşa... Bağdat Valiliği yapmış, İzmir, Aydın, Niş Valiliği yapmış, Tuna Valiliği yapmış Rusçuk merkezli. O zaman onun kullandığı belediyecilik yöntemine bakın; kırsal alana bile belediye hizmeti getirebilmek için, irice kasabaların, birkaç bin nüfuslu kasabaların etrafındaki 15-20 köyü bir araya getirip, kırsal alan bölge belediyeleri oluşturmuş. O bölgedeki her köyün muhtarı var, seçiliyor; ama, onlar, aynı zamanda, o bölge belediyesinin belediye meclisi üyesi oluyorlar ve hepsi bir araya gelip belediye başkanını seçiyorlar. Yani, tüm ülke sathı, bu modele göre, belediyelerle kaplanıyor ve kırsal alan da kentsel hizmetlerden yararlanabilir hale geliyor.
Şimdi, biz, yönetim reformu yapmak durumundayız. Böyle bir konuyu tartışıyoruz; önümüze gelecek. Bu konuda, eğer adam gibi reform yapmak istiyorsak, idarei maslahatçılık yapmak istemiyorsak, Mithat Paşa örneğini kullanabilirdik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
ALİ DİNÇER (Devamla)Tüm Türkiye'nin, Cumhuriyet Halk Partisi programında olduğu gibi, belediyeler Türkiyesi olmasıyla ilgili adımlar atabiliriz. Buradaki belediyelerin pek çoğunu şimdi değerlendirsek, zaten nüfusları 2 000'in üzerindedir, 3 000, 4 000, 5 000 olanlar bile var. Reform tasarısında öngörülen 5 000 rakamını geçenler bile var şu anda; çünkü, Türkiye hızla kentleşiyor, bunların bazıları hızla nüfus çekiyor. Bununla da yetinmeyip, yine de bunları güçlendirip, çevrelerindeki yerleşim birimleriyle, köylerle, mezralarla daha güçlü belediyeler haline getirmenin yolunu bulabilirdik. Böylesine, ceffelkalem, ilga ederek, mülga diyerek, kolaycılığa kaçmadan, parçacı, palyatif çözümler aramadan, biraz yorularak, biraz çalışarak bu sorunları çözebilirdik. Şimdi, buralarda, bu belediyelerde binlerce insan yaşıyor, binlerce insan çalışıyor. Bunların hepsinin düzenini bozuyoruz, bunların hepsinin onuruyla oynuyoruz, bunların hepsinin kişiliklerini eziyoruz. Bunlar, otuz yıllık, kırk yıllık, elli yıllık, altmış yıllık belediyeler; hepsinin rütbelerini düşürüyoruz. Bunların hepsi bizim insanımız. Bu belediyelerde çalışan binlerce insan var. Bazıları, bu işleri, ikinci, üçüncü iş olarak yapıyor; bağ bahçe sahibi, ev bark sahibi, geniş sülaleleri olan insanlar. Siz, bunları alıp nereye göndereceksiniz? Alacakları son derece düşük maaşla -şimdi aldıkları maaştan daha fazlasını alamazlar- nerede ev kiralayacaklar, nerede çalışacaklar? Bütün bunları rahatsız etmenin ne anlamı var? Bu kadar acele davranmanın, yangından mal kaçırır gibi davranmanın ne anlamı var? Bu konuyu, niye, tutup da, bu idarî reform çalışmasının, modelinin içerisinde, adam gibi ele almıyoruz? Yani, Türkiye insanı, adam gibi değerlendirilip, adam gibi projelerle onurlandırılmaya layık değil mi?! (CHP sıralarından alkışlar) Bunu hep birlikte yapabiliriz; zararın neresinden dönersek kârdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 20 Aralık 2003