İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · CUMA

Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)

Ali Dinçer

Bursa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 113. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Temmuz 2004 · 713 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Dinçer (CHP), 9 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNUTASARISI (S.S.619)); konuşma 713 kelime.

Ali Dinçer (CHP, Bursa). “Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-dincer-22-2004-07-09-buyuksehir-belediyeleri-kanunutasarisi-s-s-619-5 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ DİNÇER (Bursa)Sayın Başkan, Başkanlık Divanının değerli üyeleri, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygılarımla sözüme başlıyorum.

Biz, bu Mecliste, bu ülkenin insanları olarak aynı gemideyiz. Bu ülkenin salahı için, ilerlemesi için, gelişmesi için, etkin ve verimli yönetim modellerine kavuşması için, içtenlikle, birlikte düşünebiliriz, birlikte karar verebiliriz; çünkü, bir zarar gördüğümüz zaman hepimiz zarar görüyoruz, yarar gördüğümüz zaman da hepimiz yarar görüyoruz. Nasıl Millî Takımımız başarılı olduğu zaman hepimiz seviniyoruz, başarısız olduğu zaman da hepimiz üzülüyoruz; öyle bakmak lazım bu işe ve objektif olarak koşullarımızı değerlendirmek durumundayız.

Batı ülkelerinde, yüzlerce yıllık birikimi var Batı tipi, özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı, çokpartili demokratik rejimin ve yüzlerce yıllık geleneği olan politik partiler var. Orada, yüzlerce yıllık geleneği olan büyük uğraşlarla, kavgalarla ortaya çıkmış olan demokratik yerel yönetimler var ve bir ölçüde, yüzlerce yıllık deney sonucu, oralarda, kişi önplana çıkmış, insan kişiliği önplana çıkmış; en yüce değer emek olmuş, insan kişiliğinin değeri olmuş, insanın emeği olmuş. Bağımsız düşünebilen, kendi düşüncesiyle kendi kararını alıp oy verebilen kişilik ortaya çıkıyor; ama, bizde bu daha yeni; biz, daha yeni yeni, özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı demokrasiyi geliştirmeye çalışıyoruz. Önemli adımlar attı ülkemiz; ama, bilelim ki, hâlâ feodal kültürün izleri var, cemaat anlayışı var. İnsanın tek tek, özgür bireyin kişiliğinden çok cemaat menfaatı önemli. Cemaat üyesi, cemaate itaat etmek durumundadır; ne istenilirse yapacak, ne verilirse razı olacak. Böyle bir feodal kültürün hâlâ etkisinde olan bir toplumda yaşıyoruz ve demokrasiyi geliştirmeye çalışıyoruz. Amacımız da, insanın kişiliğini önplana çıkarmak, bütün insanlarımızı kişilikli yurttaşlar haline getirmek, bağımsız kişilikler haline getirmek.

Bu feodal kültürde bir bakarsak geleneklerimize, hâlâ yaşıyor. Geleneklerimizin, göreneklerimizin bir kısmı olağanüstü, pozitif anlamda, olumlu; ama, bazılarında da böyle çağdaş Avrupaî anlamda demokratik anlayışa aykırı izler var. Bizde, mesela tek adama, boy beyine, aşiret reisine, şeyhe, dedeye, babaya bağlılık esastır ve birileri gelsin, bizi yönetsin diye düşünürüz; yani, onlardan çok şey de bekleriz. Böyle bir feodal kültür izi bizde hâlâ var.

Şimdi, biz, bu yetkilerle, işte, büyükşehir belediye başkanlarıyla ilgili konularda, bu toplumsal, sosyolojik özelliklerimizden dolayı, belediye başkanlarını, biraz önce anlattığım, tek adam gibi, komutan gibi, imparator gibi, aşiret reisi gibi bir konuma getiriyoruz; getirmemeliyiz; yani, onların da kişiliği dejenere oluyor.

O nedenle, Avrupa ülkelerinde, demokratik ülkelerde, Kanada'da, Amerika'da, bazı yerlerde olduğu gibi, biz, bu işi düşünelim; bu belediye başkanlarının nasıl görev yapması gerekiyor, nasıl göreve gelmesi gerekiyor. Bazı ülkelerde olduğu gibi, biz, geniş katılımla, geniş bir temsille, belediye meclislerini oluşturmayla ilgili mekanizmayı titizlikle belirleyelim ve belediye başkanını seçmeyi de bu meclislere bırakalım; birçok demokratik ülkede böyle. Belediye meclisi üyelerini o zaman daha titiz seçeriz, daha ehil insanlardan oluşmasını gözetiriz; çünkü, onların arasından birisi belediye başkanı olacak diye düşünürüz. Daha nitelikli bir belediye meclisi söz konusu olur ve belediye meclisinin içerisinden seçilen belediye başkanı da, seçildiği yerde -nasıl, Başbakan, Bakanlar Kurulu, Türkiye Büyük Millet Meclisine sorumlu- belediye meclisine sorumlu olur. Öyle, astığı astık kestiği kestik, seçilmiş imparator davranışlarına pek giremez; yani, bir denetim söz konusu orada. Belediye meclisinin onu çekip çevirmesi söz konusu.

Biz, belediye başkanlarına, ayrıca, siyasî partilerin genel idare kurulunda, parti meclislerinde de görev verebiliyoruz. Şimdi, yine, çok açıkkalple konuşmak istiyorum, çok içtenlikle size sormak istiyorum. Bugün, Türkiye'de, belediye başkanları, bu belediye başkanlığı yapılarıyla, özellikle büyükşehirlerde, çok da popüler oluyorlar. Ben hâlâ onun popülaritesini taşıyorum. İktidar da tecezzi ediyor, parçalanıyor; yani, hem halkın denetimini almayan hem meclisin bile denetiminden uzak olan, çok geniş yetkilere sahip olan kişi, belediye başkanı, diğer erkleri fazla dikkate almama durumunda olabiliyor. Görmüyor muyuz, böyleleriyle karşılaşmıyor muyuz! Bunların da yanlış olduğunu hepimiz bilmiyor muyuz! Yanlışı bile bile niye tekrar ediyoruz, niye pekiştiriyoruz! Bu konuyu da tezekkür etmekte, derin derin düşünmekte büyük yarar gördüğüm için sizlere aktarmak istedim.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, tabiî, burada bir değişiklik yapmak pek söz konusu değil. Biliyoruz ki, burada da irade sınırlı, maalesef, demokrasimizin çocukluk hastalığını yaşıyoruz. Biz, mesela, kısa bir süre önce, sizden, iktidar kanadından gelen olumlu dört öneriyi, değişiklik önerisini destekledik, yasalaşmasını da sağladık; ama, biliyoruz ki, bu, birilerini kızdırdı ve önergelerinizi geri çekmeye başladınız; artık, önerge de vermiyorsunuz, konuşmuyorsunuz da, görüş de ortaya koymuyorsunuz.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul)Var var, önerge var.

ALİ DİNÇER (Devamla)Sorumluluğun tümünü bize bıraktınız; ama, biz, sizin vicdanınıza da tercüman olmayı bir görev addediyoruz, sizin de düşündüklerinizi ama söyleyemediklerinizi söylüyoruz; bunda yarar görüyoruz, bunların tutanaklara da geçmesinde büyük yarar görüyoruz.

Daha fazla vaktinizi almak istemiyorum; tekrar, en derin sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 9 Temmuz 2004

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook