İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · CUMA

Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)

Ali Dinçer

Bursa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 113. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Temmuz 2004 · 1.284 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Dinçer (CHP), 9 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNUTASARISI (S.S.619)); konuşma 1.284 kelime.

Ali Dinçer (CHP, Bursa). “Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-dincer-22-2004-07-09-buyuksehir-belediyeleri-kanunutasarisi-s-s-619-6 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ DİNÇER (Bursa)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygılar sunuyorum.

Madde 18, büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkilerini sayıyor. Daha önce de söylediğim gibi, bu görev ve yetkiler, katılıma, denetime oldukça uzak, mutlak yetkiler halinde ortaya çıkıyor. Bu yetkiler, belki de, Türkiye'de, dünyanın başka ülkelerinde olmadık şekilde, en yetkili makamı tanımlıyor. Bu kadar yetkili olunca belediye başkanları, etkinlikleri de artıyor, demokratik yaşamdaki dengeyi değiştirme iştahları da kabarıyor; çünkü, belediye başkanlığıyla ilgili olarak tek adam haline geliyor. Bazen, yüzde 20-yüzde 25 oyla seçilmiş, imparator gibi davranma yetkilerine sahip oluyor.

Böylesine yetkilerle donatılmış büyükşehir belediye başkanlarının, demokrasimizin temel direkleri olan siyasî partilerimizde olağanüstü etkin güçleri de oluşuyor. Hafızalarımızı şöyle bir yoklayalım; hem de yakın geçmişte, bunun örneklerini görürsünüz. Milyonlarca dolar para harcayıp, bir siyasî partiyi ayağa kaldırıp, yasalar önlediği için o partinin başkanı olamayacağı halde, siyaseti yönlendirmek isteyen büyükşehir belediye başkanlarını gördük; hâlâ görevde bu arkadaşlarımız. Benzeri, niye bu genişletilmiş yetkilerle ortaya çıkmasın; hele hele, biraz önce tartıştığımız imarla ilgili yetkileri artırılan belediye başkanları, niye yakın geçmişte olduğu gibi, daha etkin hale gelmesinler siyasî partilerinde. İnanın, hele hele birkaçı bir araya gelirse, bu yetkilerle, bunları hesapsız kitapsız, sorumsuz, hiç kimseye hesap vermeden kullanma imkânlarıyla, siyasî partilerin yönetimlerini kısa süre içinde hegemonyaları altına alırlar. İnşallah, böylesine siyasî, antidemokratik dengesizlikleri görmeyiz; ama, bu, bizi oraya götürüyor. O nedenle, sizleri bu konuda bilgilendirmek istedim. Sizler, seçilmiş milletvekillerisiniz, sizleri uyarmak haddim değil; ama, en azından, bir arkadaşınız olarak, bu Meclis çatısı altında, bu Yüce Meclisin çatısı altında, millî egemenliği temsil eden Meclis çatısı altında birlikte çalışıyoruz; birlikte çalışırken, birbirimizi zaman zaman bilgilendirmemiz gerekiyor, ben de o fonksiyonumu yerine getiriyorum ve bir kez daha uyarıyorum.

Bakın, burada bir yetki var, zamanında ben de kullandım bu yetkiyi; nikâh kıymak. Bu bile nereye götürüyor biliyor musunuz; yani, insanların aile oluşturması sırasındaki ilk seremoni bile sizin yetkinizde, sizin yönetiminizde oluyor. Aslında, belediye başkanlığı yapmış pek çok arkadaş var, bu, bu arkadaşların özellikle göreve düşkün olanlarını, iş yapmak isteyenlerini çok meşgul eden bir fonksiyon, inanılmaz bir şekilde. Mesela, bazen, belediye başkanını arıyorsunuz "şimdi nikâh kıyıyor, sizinle görüşemez; ama, biterse, sizi ararız" diyorlar; fakat, hemen arkasından bir başka nikâha koşturduğu için, görüşemiyorsunuz. Nikâhtan nikâha dolaşıyorlar! Hani, düğünlere konukları çağıran insanlar vardır, ev ev dolaşıp okuntuları okurlar, onlar gibi dolaşıyorlar. Halbuki, belediye başkanlarının, çok kıymetli olan vakitlerini belediye için, belde için kullanmaları gerekiyor.

AHMET IŞIK (Konya)Memur var...

ALİ DİNÇER (Devamla)Nikâh işini, çoğu zaman yaptığı gibi, memur yapabilir, böyle bir yetkiyi belediye başkanına vermenin anlamı yoktur. Bu yetki verildiği zaman, belediye başkanı, tabiî, isterse kullanmaz diyeceksiniz; ama, gel de kullanma. Daha önce söylediğim gibi, biz, böyle tek adama, aşiret reisine, komutana, tek adamın yönetimine, tek adamın kurtarıcılığına alışmışız, geleneklerimizde var bu; o nedenle, çoğu kişi nikâhının belki de daha etkin bir nikâh olması için belediye başkanı tarafından kıyılmasını istiyor, reddetmek pek mümkün olmuyor. Bazı belediye başkanları da çok seviyorlar bu işi; çünkü, önemli düğünler medyada da yer alıyor, propaganda aracı da oluyor belediye başkanları için; ama, belediye başkanlarının da çok vaktini alıyor. Hiç gerekli olmayan bir yetki bu. Belediye başkanı adına nikâh memurları nikâh kıyar. Hatta bu nikâh olayı önemli bir olay olduğu için, bunu böyle daha etkili bir seremoni haline getirecek bir yönetmelik de hazırlanabilir. Ama, belediye başkanının burada vakit harcamasına gerek yoktur.

Burada, belediye başkanı, pek çok yetkisini belediye meclisinden geçirmek durumunda olduğu halde geçirmiyor. Mesela "Yetkili organların kararını almak şartıyla, büyükşehir belediyesi adına sözleşme yapmak, karşılıksız bağışları kabul etmek ve gerekli tasarruflarda bulunmak" deniliyor. Burada belediye meclisinden bahsedilmiyor; yetkili organlar arasında belediye meclisi var mı yok mu belli değil.

"Gerektiğinde görev ve yetkilerinden bir veya birkaçını ilçe veya ilk kademe belediye başkanına devretmek."deniliyor. Çok önemli bir karar bu. Belediye başkanı önemli yetkilerini devretme durumunda. Burada bile belediye meclisinin onayını alma şartı yok. Yani, bu kadar önemli bir yetki kullanılırken, çok önemli yetkileri başkalarına devrederken dahi belediye meclisinin onayı gerekmiyor.

Bu maddenin son bendinde şu yazılı: "Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak." İşte, bu önemli bir madde, bunun uygulamalarını görüyorsunuz. Size soruyorum, halkımıza da soruyorum; böyle, belediye başkanının, bazen ışıklı reklamlarla, bazen büyük bez pankartlarla yardım yapma noktalarında insanları kuyruğa dizmesi, paket paket yardımları, kuyruğa dizilen insanlara dağıtması rahatsız etmiyor mu? Yani, o kuyruğa dizilen muhtaç insanı rahatsız ediyordur; çünkü, başkaları da görüyor, söküğü de ortada, yarası da görülüyor. Bu, insanları bir ölçüde kapıkulu gibi görmek, geçmişte olduğu gibi ulufecilik, kapıkullarına ulufe dağıtmak. Halbuki, biz ne öngörüyoruz; Türkiye Cumhuriyeti çağdaş, demokratik bir ülke olsun, kişilikli insanların ülkesi olsun. Dünyanın parmak ısıracağı bir ülke olabilecek potansiyele sahip bu ülke; ama, bu potansiyeli, kişilikli insanlarla, iş güç sahibi, başı dik insanlarla kullanabiliriz.

Son derece yerinde bir Çin sözü var "önemli olan, balık tutmayı öğretmektir, balık vermek değil" derler. Aslında, sosyal yardımla ilgili konularda, belediyeler, diğer devlet kurumlarıyla işbirliği yaparak, -istemiyoruz; ama- muhtaç insanlar varsa, o muhtaç insanları tespit edebilir, geçici bir süre için onlara yardım verilme durumu olabilir, doğaldır bu; fakat, bu yardım dahi, onların kişiliğini ezmeden yapılabilir. Tespit edilen, muhtaçlara, ihtiyaçlarını karşılayacak nakdî para verilir. Onlar da, o parayla, giderler, başları dik bir şekilde, pazarda, diğer insanlarla birlikte alışveriş yaparlar. İş güç sahibi oldukları zaman, aralarına katılacakları başı dik insanlar gibi, başı dik, pazardan ihtiyaçlarını karşılarlar. Böylece, ne olur; esnaf da alışveriş yapar, canlanır. Ama, şimdi ne oluyor; o yardım paketlerini açın, bakın; oradaki gıda maddeleri, genellikle son kullanım tarihi geçmiş maddeler oluyor. Gıda maddelerinin üzerinde son kullanım tarihinin yazılması şart değil, anlamak için uzman olmak da şart değil, görünce anlıyorsunuz. Mümkün olduğu kadar çok dağıtabilmek için, stok fazlası, piyasaya sürülse, belki satılamayacak malları dağıtıyorlar. İnsanlar da, bunları alabilmek için, koşa koşa alma durumunda oluyorlar, sıraya giriyorlar, kişilikleri eziliyor, kapıkulu haline geliyorlar. Biz, daha sonra, o insanlardan iş güç sahibi, kişilikli yurttaşlar olmalarını nasıl bekleriz!

Örneğin, bir bölgede -çok karmaşık teknolojisi olmasa bile- bir sanayi, bir fabrika kuruldu, özellikle az gelişmiş yöremizde kuruldu. Kahveler insanlarla dolu. Siz, o kahvelerdeki insanları olduğu gibi alıp, o fabrikanın işçisi yapabilir misiniz; yapamazsınız; çünkü, o, fabrika işçiliği eğitimini, kültürünü almamış, deneyimini kazanmamıştır. Böyle uzun yıllar işsiz kalacak, muhtaç kalacak, kuyruğa dizilip ianeye muhtaç yaşayacak insanları, daha sonra istihdam alanları açtığınız zaman çalışır hale getirmek de kolay değildir. O, kötü bir alışkanlık edinmiş oluyor. Belediye başkanı, o insanların bu kötü alışkanlığını hiçbir denetime tabi olmadan, belediye meclisinin, başkasının, hiçbir kimsenin denetimine tabi olmadan yüzde yüz yetkiyle kullanabiliyor ve çoğunlukla da, biraz önce söylediğim gibi kullanıyor; o insanlara, sanki cebinden yardım ediyormuş gibi, kendi adını reklam ederek yapıyor bunu. Tabiî, bu yetkileri kullanan belediye başkanlarının, dediğim gibi, yakın geçmişteki örneklerinde olduğu gibi, ileride partilerin yönetimlerini tamamen ele geçirmeleri içten bile değildir. Bu da katılımcı, özgürlükçü bir demokratik anlayışa uygun düşer mi!..

Değerli arkadaşlarım, fazla vaktinizi almak istemiyorum; bir de, belediye başkanlığının sona ermesiyle ilgili bir madde var. Aslında, bu konuda, 19 uncu maddede konuşacağım; ama, şimdi, o konuşmayı yapmayıp burada, kısaca, görüşümü aktarmak istiyorum.

Ben, size daha önce ne dedim; bizim kültürümüzün gereği, feodal kültür izlerinin negatif etkileri gereği, biz, böylesine, tek adam, seçilmiş padişah yaratma durumundan geri duralım, belediye meclislerini iyice belirleyelim, belediye başkanlarını onların içinden seçelim, belediye meclislerine sorumlu olsunlar; daha katılımcı, daha demokratik, daha etkin, daha verimli bir yapı ortaya çıkar. Şimdi, bu husus, belediye başkanlığının boşalması halinde uygulanıyor. Tek dereceli seçilen belediye başkanlığı boşalırsa yerine belediye meclisi seçim yapıyor. Aslında, bu da, sistem bozukluğunu getiriyor. Halk, tek dereceli belediye başkanını seçmiş; ama, belediye başkanlığı boşaldığı zaman, bu sefer, belediye meclisinden seçiliyor. Eğer, o sistem devam edecekse, halka bırakalım, yetkisini yeniden kullansın, belediye başkanını o seçsin ya da belediye başkanlarının belediye meclislerinden seçildiği bir sisteme geçelim, o zaman, boşalan makama, belediye başkanının tekrar belediye meclisinden seçilmesi sisteme aykırı olmaz.

Sözlerime son veriyorum. Sabrınızdan dolayı teşekkür ediyorum. Size ve milletimize, halkımıza, sevgili yurttaşlarımıza Cumhuriyet Halk Partisi adına, en derin saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 9 Temmuz 2004

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook