2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri
Trabzon Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 57. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Mart 2003 · 760 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Asım Aykan (AK Parti), 27 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 10 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 760 kelime.
Asım Aykan (AK Parti, Trabzon). “2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 27 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/asim-aykan-22-2003-03-27-2003-mali-yili-butcesi-10-uncu-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA ASIM AYKAN (Trabzon)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Hükümetimizin madenciliğe verdiği önem Hükümet Programında açık ve net biçimde ifade edilmiştir. Ayrıca, önümüzdeki günlerde, inşallah, Parlamentomuza Maden Kanunu intikal edecektir. Bor Enstitüsü konusundaki çalışmalar da, bu faaliyetlerin bir bütünlük içerisinde önümüzdeki günlerde Meclisimizde değerlendirileceğini göstermektedir. Bu çalışma, ülkemiz açısından fevkalade önemlidir.
Değerli milletvekilleri, son Körfez Krizi de gösteriyor ki, yerin altında güçlü olmadan yerin üzerinde güçlü olmak mümkün değil. Yerin altını güçlü hale getirebilmek için de yerin üzerinde güçlü olmak lazım; yani, ekonomik anlamda güçlü olmak gerekiyor. Aynı zamanda, bu iradeyi de ortaya koymak gerekiyor. Ülkemiz, bu anlamda çok önemli potansiyellere sahiptir. Ayrıca, jeolojik anlamda ülkemizdeki çeşitlilik, birçok maden rezervinin bizim için bir nimet haline dönüşmesini sağlamıştır. Şu anda dünyada işletilen doksan civarında madenin yaklaşık olarak seksene yakını ülkemizde mevcuttur. Anadolu’da 9000 yıldan beri madencilik yapılıyor. Ülkemizdeki madenciliğin gayri sâfi millî hâsıladaki payı 1,2; yani, istediğimiz seviyede değiliz. Nüfusumuzun, dünya nüfusuna ve dünyadaki madencilik üretiminin de bizdeki üretimine kıyasını yaparsak, şu andaki kapasitenin en az iki katına çıkmamız gerekiyor. Sözlerimin başında ifade ettiğim madencilik alanındaki hükümetimizin iradesi, inşallah, bu hedefi kısa zamanda tahakkuk ettirecektir. Şu anda, 2002 yılı itibariyle 646 000 000 dolarlık bir ihracat yapıyoruz; maalesef, 1 milyar dolar civarında da bir ithalatımız var.
Ayrıca, madenciliğe dayalı demir-çelik, seramik, cam, çimento, hazır beton ve alçı sanayii, ülkemizde ihracat kalemleri içerisinde önemli bir pay tutmaktadır. Bunu da, burada özellikle vurgulamak istiyorum.
Yine, linyit, boraks, mermer, krom, perlit, toryum, altın ve gümüş alanında dünyada hatırı sayılır ülkelerden biriyiz.
Özellikle, boraks ve mermer üzerinde durmakta fayda var. Maden Kanunu kapsamına alındıktan sonra, mermerdeki ihracatımız yaklaşık 300 000 000 doları buldu. Bu alanda, biliyorsunuz, dünyada İtalyanlar söz sahibidirler. Bu anlamda dünyada söz sahibi olan ülkelerle yapacağımız işbirliği çok önemlidir. Rekabet unsuru burada aranmamalı, tam tersine, onlarla yapacağımız işbirliği, dünya piyasalarında bizim de pay sahibi olmamızı sağlayabilir.
Ayrıca, ülkemiz için jeotermal enerji kaynakları fevkalade önemlidir, turizm kesiminin üzerinde durduğu bir alandır. En son, Berlin’deki turizm fuarında, Almanların, daha çok Türkiye’deki jeotermal enerji kaynaklarının devreye alınması istikametindeki talepleri de, bu ifade ettiğim görüşü doğrular niteliktedir.
Saygıdeğer milletvekilleri, zengin yeraltı kaynaklarımızı, hükümetimizin, ortaya koyacak olduğu iradeyle, kısa zamanda, ifade ettiğim ölçüler çerçevesinde, milletimizin hizmetine sunacağına şüphemiz yoktur.
Yeraltı kaynaklarımızı, dünyadaki küresel dengeleri nazarı itibara alarak, yabancı sermayeyle paylaşmakta ne kadar büyük fayda olduğu, son petrol kriziyle, Körfez kriziyle gözüküyor. Eğer, Irak yönetimi, kaynaklarını, etrafındaki ülkelerle müştereken paylaşmış olsaydı, zannediyorum, bugünkü tablo daha farklı olabilirdi.
Milletler yarışmasında bilgi, teknoloji ve organizasyonun ne kadar belirleyici olduğunu burada ifade etmeye gerek yok. Ülkemizin, özellikle, araştırmaya yönelik olarak oluşturduğu Maden Tetkik Araştırma Kurumu, bu anlamda, bir kere daha gözden geçirilmeli, güçlendirilmelidir. Sismik 1 Gemisi, bu teknolojiden biraz daha ileri teknolojiye taşınarak, mümkünse ikinci gemi temin edilerek, araştırma safhasındaki ciddiyete dönmemizde fayda olduğunu bir kere burada vurgulamak istiyorum; çünkü, işletme safhasında dünyadaki yabancı sermayeleri çekmiş olabilirsiniz, araştırmada onlar önemli, ama, kendi millî servetinizi kendiniz araştırmak noktasındasınız. Bu anlamda, Maden Tetkik Araştırma gibi çok önemli ve ülkemizin, yeraltı çalışmaları konusunda belkemiği olan bir kurumun özelleştirme çalışmalarında gündeme gelmemesinde, tam tersine, güçlendirilmesinde fayda olduğu kanaatindeyim.
Son olarak, Doğu Karadeniz Bölgesinde sürdürülmekte olan petrol araştırmaları konusunda birkaç hususu vurgulamak istiyorum. BP (British Petroleum) ile Türkiye Petrollerinin yüzde 50 ortaklıkla sürdürdüğü çalışma ülkemiz için fevkalade önemlidir. Yapılan ön çalışmalarda, Hazar Bölgesindeki jeolojik formasyonun Karadeniz’de de karşılığı görülmektedir; bu, ümit verici bir gelişmedir. Jeolojik açıdan, jeofizik açıdan, sismik açıdan yapılan çalışmalar bir noktaya gelmiştir. Bu yılın sonuna doğru ilk sondaj çalışmasına başlanılması planlanıyor. Bölgedeki su derinliği yaklaşık 2 000 metre civarındadır, deniz tabanından aşağıya doğru yaklaşık 4 000 metre civarında inilecektir.
Sayın milletvekilleri, bu çalışma, Kızıldeniz’deki örnekle kıyaslanacağı zaman, ısrarla takip edilmesi gereken bir çalışmadır; çünkü, Kızıldeniz’de, hatırlıyorsunuz, petrol araştırmaları esnasında 17 tane kuyu vuruldu, hiçbir emareye rastlanmadı. Saha terk ediliyordu, daha sonra, birtakım değişikliklerle, 18 inci kuyuda petrol yakalandı. 2003 yılının sonunda, Rize açıklarında yapılacak olan sondajdan sonra bir sondaj daha planlanıyor, 50 000 000 dolar civarında bir harcamayı hedefliyor.
Saygıdeğer Bakanımızın huzurunda ifade etmek istiyorum, burada, devletin kaynağı var mı yok mu araştırması veya endişesi gündeme gelmemelidir. Tam tersine, gerekirse borçlanarak, Karadeniz’de petrol araştırmasına devam etmemiz gerekiyor. Umarız, ilk sondajlarda sonuç elde edilir. Daha sonra Batı Karadeniz Bölgesinde de benzer çalışmalar planlanıyor. Buradaki çalışma büyük ihtimalle sonuç verecektir. Ancak, biz, bunun arkasında irademizle durmazsak, sadece BP’nin yapmış olduğu çalışmaları hedef alırsak ve onu da sınırlı tutarsak, istediğimiz sonucu elde etmiş olmayabiliriz. Bunu, bir kere daha burada vurgulamak istiyorum. Türkiye, gerekirse dışarıdan borçlanmalı; ama, Karadeniz’deki petrol araştırmalarına devam etmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
71 konuşma daha · 27 Mart 2003