Gündemdeki çalışma konularına ilişkin
Konya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 65. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Mart 2005 · 1.016 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Kart (CHP), 2 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNDEMDEKİ ÇALIŞMA KONULARINA İLİŞKİN); konuşma 1.016 kelime.
Atilla Kart (CHP, Konya). “Gündemdeki çalışma konularına ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2005-03-02-gundemdeki-calisma-konularina-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun gündem önerisi hakkında görüşlerimi beyan etmek üzere söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, dönem sonuna kadar erteleme kararı verilen dokunulmazlık dosyalarının içeriği hakkında, hem Genel Kurulu bilgilendirmek hem de kamuoyunu aydınlatmak amacıyla, bu dosyaları Genel Kurul huzuruna getirmeye devam edeceğiz. Bugün, Genel Kurul huzuruna getirdiğimiz dosya, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Sekreteri ve İstanbul Milletvekili olan Sayın İdris Naim Şahin'le ilgili olan dosyalar.
Değerli arkadaşlarım, bu dosyalarda, mülkiye müfettişlerinin Haziran 2002 tarihli bir raporu var; 92 sayfalık bir rapor. Bu rapora göre, 1994-2001 yılları arasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin hüküm ve tasarrufu altında bulunan anaarter, bulvar ve benzeri yerlere konulan reklam panolarının kiralanması sürecinde, kasıtlı olarak ve yandaş ilişkiler içinde ihale yapılmak suretiyle, 2002 yılı itibariyle 146 trilyon bir zarara uğratma durumunun varlığı tespit ediliyor. Tekrar ifade ediyorum; 146 trilyonluk bir kamu zararından söz ediliyor. Bu raporlarda, İhale Yasasının 9 uncu maddesinin açık bir şekilde ihlal edildiği ifade ediliyor. Bu zarardan sorumlu olanlar arasında Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Ali Müfit Gürtuna ve bunların yanında da o dönemin encümen başkanı ve genel sekreteri olan Sayın İdris Naim Şahin'in sorumlu oldukları ifade ediyor.
Değerli arkadaşlarım, mülkiye müfettişlerinin bu raporunda, bu reklam panolarının ihalesi aşamasında fiyat tespiti yapılırken, ticaret odası, sanayi odası, borsa gibi kuruluşlardan heyetin oluşturulması gerekirken bu heyetin oluşturulmadığı ifade ediliyor. Bunun da ötesinde, Büyükşehir Belediyesi Meclisinin tespit ettiği tarifelerin de, yani, asgarî tarifelerin de uygulanmadığı ifade ediliyor. Bu tarifelere uyulması halinde, sadece bu tarifelere uyulması halinde, belediyenin 51 trilyon gelir elde edeceği ifade ediliyor. Doğaldır ki, İstanbul Ticaret Odası aracılığıyla komisyon oluşturulup reel piyasa fiyatları esas alınsaydı, daha büyük bir gelir elde edilmesi söz konusu olacaktı.
Ne yapılmıştır da belediye bu kadar büyük zarara uğratılmıştır? Neden bu yola başvurulmuştur? Bunun en önemli sebebinin ihaleyi alan firmaların niteliği olduğunu, mülkiye müfettişleri, somut bir şekilde, gerekçeli bir şekilde açıklıyor değerli arkadaşlarım. Bakıyoruz, bilboard ihalelerini, 1994 yılında Büyükşehrin iştiraki olan Kültür AŞ'nin, 1998 yılında Birlik Medya Grubunun, 2001 yılında da yine Kültür AŞ'nin aldığını görüyoruz. Kültür AŞ'nin TRT'ye kadar uzanan bağlantıları, kamuoyu tarafından gayet iyi biliniyor.
Bütün bu şirketler ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin üst yönetimi arasındaki yakın ve özel ilişkilerin varlığını, mülkiye müfettişleri, gerekçeli bir şekilde, somut bir şekilde açıklıyor değerli arkadaşlarım. Rapora göre, bu durum, ihale bedellerinin yasaya aykırı olarak tespit edilmesinde belirleyici olmuştur; yani, özel ve yakın ilişkiler, bu bedellerin tespitinde belirleyici ve öncelikli olmuştur.
Yine, rapora göre, 146 trilyona ulaşan bu zararın, aralarında İdris Naim Şahin'in de bulundu tüm ilgililerden, müşterek ve müteselsil sorumluluk esaslarına göre, tazmini gerekmektedir.
İddianameye göre, Sayın Şahin hakkında ihaleye fesat karıştırma suçlamasının olduğunu da yeri gelmişken ifade ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, daha evvel de ifade ettim, bu konularda kesin hüküm aşamasına ulaşan bir dava dosyası söz konusu olmadığından, doğal olarak, Sayın Şahin'in suçlu olduğunu ifade etmiyorum; ancak, ortada olan bir maddî vakıa var. Salt bu dosyadaki eylemlerden dolayı belediye 146 trilyon zarara uğratılmıştır değerli arkadaşlarım. Bu zararın, ihmal yoluyla değil, hukukdışı organize ilişkiler sonucu ortaya çıktığı açıktır. Bu zarar kimlerden tahsil edilecektir? Bu zararın tahsili yolunda herhangi bir yasal girişimde bulunulmuş mudur? İşin cezaî sorumluluğu bir tarafa, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, dönemin ilgilileri hakkında neden tazminat davaları açmamaktadır?
Sayın İçişleri Bakanına ve hükümete huzurunuzda soruyorum: Bu yasal görevin gereğini ne zaman yapacaksınız? Ancak, bir gerçek var ki, çok iyi biliyoruz ki, hükümet ve Sayın Bakan, bunun gereğini yapmayacaktır, yapamayacaktır değerli arkadaşlarım. Bu usulsüzlük ve yolsuzluk da, geçiştirilmeye ve unutturulmaya çalışılacaktır. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında mevcut belgelere rağmen soruşturma izni vermeyen Sayın İçişleri Bakanının, böylesine önemli ve bağlantıları, siyasî iktidarın genel merkezine kadar dayandığına ilişkin belge ve bilgiler bulunan bir olayda yasal süreci başlatacağına hiç ihtimal vermiyoruz.
Bu anlayış ve davranış içinde olan ve yoğun suç iddialarının muhatabı olan sınırlı ve dar bir siyasî kadronun -değerli arkadaşlarım, Grup Başkanvekilim de ifade etti, ben de bu hususu özellikle vurguluyorum; sınırlı ve dar bir siyasî kadrodan söz ediyorum- bu kadronun, yolsuzluk batağını kurutması mümkün değildir değerli arkadaşlarım. O siyasî kadronun bir bölümünün bu hukukdışı ilişkilerin içinde olduğu yolunda ciddî iddialar ve bulgular söz konusudur. Bütün yargılama süreçleri bunu göstermektedir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesindeki görev dönemi için, bu kadar ağır ve belgeli suçlamalara muhatap olan Sayın Şahin hakkında, enerji yolsuzluğu dosyasında da ciddî iddiaların ileri sürüldüğünü hepimiz biliyoruz değerli arkadaşlarım. İddialardan söz ediyorum, ciddî iddialardan söz ediyorum. Adres verilerek, zaman ve isim verilerek bu olaylar anlatılıyor değerli arkadaşlarım. Bu iddialara göre, siyasî iktidara mensup milletvekilleri ve bakanlar, bu ilişkilerin doğrudan veya dolaylı olarak içindedir. Bu ilişkiler üzerine gitmenin yolu ve yöntemi son derece açıktır. "Ucu nereye kadar giderse gitsin gereğini yapacağız" diyenlerin, bu sözlerinin arkasında durmayacaklarını şu onbeş günlük süreç bize bir defa daha gösterdi değerli arkadaşlarım. Bu yolsuzlukların üzerine gidebilmek için, oradaki sacayağını tamamlayan dördüncü sacayağının üzerine gitmeniz gerekiyor değerli arkadaşlarım. Okeydeki dördüncü taşı bulmanız gerekiyor. Bu taşı tespit etmek noktasında cesaret gösterebiliyor musunuz; bunu, gösteremiyorsunuz.
Bakın, değerli arkadaşlarım, yolsuzlukların üzerine gidebilmek için samimî ve tutarlı olmak gerekiyor. Kamu kaynaklarından beslenen hortumları kesmek gerekiyor. (AK Parti sıralarından gürültüler) Bu hortumlardan da beslenmemiş olmak gerekiyor değerli arkadaşım.
Değerli arkadaşlarım, bu işler; yani, yolsuzlukla mücadele, demokrasi anlayışı, kültürü ve disiplini gerektirir. Bakın, bir tarafta -son bir hafta içindeki gelişmeden söz ediyorum- oturduğu lojmana ait bilgileri kamuoyundan gizlediği için istifa etmek zorunda kalan Fransa Maliye Bakanı, diğer tarafta ise sahte fatura ve hayalî ihracat yoluyla 150 000 000 dolarlık alışveriş yaptığı yolunda yasal raporlar bulunan bir Maliye Bakanı, hakkında düzenlenmiş olan dava dosyaları mahkeme arşivlerinde kaybolan, sumenaltı edilen bir Maliye Bakanı. Bu dosyaların akıbeti sorulduğu zaman "merak etmeyin bir yerden çıkan" diyen bir gayri ciddî ve sorumsuz bir Maliye Bakanı. Yine, bir tarafta belediyenin 146 trilyonluk zararı konusunda suskun kalan ve mekanizmayı hiçbir şekilde çalıştırmayacağı anlaşılan İçişleri Bakanı. En nihayet, soruşturma izni ve dokunulmazlık kavramları konusunda kamuoyunu ısrarlı bir şekilde yanıltmaya devam eden Sayın Adalet Bakanı. Sayın Adalet Bakanının bu kavram karışıklığını, kavram kargaşasını ne şekilde açıkladığını, ne şekilde maharetle yaptığını Grup Başkanvekilimiz biraz evvel somut olarak anlattı değerli arkadaşlarım.
Bütün bu değerlendirmeleri yaptıktan sonra, Sayın Sadullah Ergin'in değerlendirmelerine de kısaca değinmek istiyorum. Sayın Ergin'in seksenbir yıla yönelik olarak yaptığı değerlendirme ve seksenbir yıla sahip çıkma duygusunu memnuniyetle karşıladığımı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 2 Mart 2005