İş mahkemeleri kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kan.tas.( ss. 802 )
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 65. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Mart 2005 · 518 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Feridun Fikret Baloğlu (CHP), 2 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ MAHKEMELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KAN.TAS.( SS. 802 )); konuşma 518 kelime.
Feridun Fikret Baloğlu (CHP, Antalya). “İş mahkemeleri kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kan.tas.( ss. 802 )”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-fikret-baloglu-22-2005-03-02-is-mahkemeleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kan-tas-ss (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İş Mahkemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bu yasa tasarısıyla bir zorunlu değişiklik yerine getirilmek istenmektedir. Adlî yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin kuruluş ve görevlerinin yeniden düzenlenmesi nedeniyle, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Yasası da buna koşut biçimde değiştirilecektir. Bu yasayla, bu işi, bu değişikliği yerine getiriyoruz. Hangi kararlara karşı istinaf yoluna gidilebileceği, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı temyize başvurmadaki kuralları düzenlemenin yanında kararların bölge idare mahkemesi ve Yargıtaydaki inceleme süreleri de hükme bağlanmaktadır. Aslında, yürürlükteki yasa, bu Yargıtaya başvurma süresini ve Yargıtayın karar süresini düzenlemektedir. Bu değişiklikle, istinaf yolu aşaması da düzenlenmiş olmaktadır. 5521 sayılı yürürlükteki İş Mahkemeleri Kanununun 8 inci maddesi, temyiz süresini tefhimden itibaren sekiz gün olarak belirlemektedir. Kararların Yargıtayca incelenme ve karara bağlanma süresini de iki ay olarak sınırlamıştır. Yargıtay kararlarına karşı tashihi karar istenemeyeceği de hükme bağlanmaktadır.
Yeni düzenlemeyle, bölge mahkemelerine başvurma halinde de süre, Yargıtaydaki başvurmaya koşut olarak, sekiz gün olarak belirlenmekte; incelenme süresi de iki ay olarak düzenlenmektedir; ancak, bu noktaya bir tereddüt aşamasından sonra gelinmiştir. Hükümetin teklif ettiği metinde, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtaydaki inceleme ve karara bağlanma süresi üç aya çıkarılmıştı. Öyle sanıyorum ki, hükümet, yargımızdaki işleyişin yeterli bir hıza kavuşmadığını düşünerek, iki aylık süreyi üç aya çıkarmayı düşünmüştür. Her ne kadar Adalet Komisyonu süreyi yeniden iki aya indirmişse de, yine de bu süreyi bir ay daha uzatmak düşüncesi üzerinde durmak gerektiğini düşünüyorum. Aslında, yapılması gereken, mahkemelere daha çok süre vermek değil, daha çok olanak vermek olmalıdır. Ancak bu tür bir davranışla mahkemeleri daha işler hale getirmek mümkündür. Mahkemeler yavaş işliyor, onlara biraz daha süre verelim demek yerine, yargılamayı hızlandırmayı sağlamak daha doğru olacaktır.
Bugün, mahkemelere işi düşen ve hak arayan insanların en büyük yakınması, adaletin gerçekleşmesinin çok yavaş olmasıdır. Bu gecikmenin tek sorumlusu olarak yargıçlarımızı ve adliye çalışanlarını görmek doğru değildir; ancak, hak arayanlar, karşılarındaki yargıç ve adliye çalışanlarını işleyişin tek sorumlusu gibi görerek tepki göstermektedirler. Yapılması gereken, yasal değişikliklerle yargıyı hızlandırmak yanında, sistemin içindeki insanı da dikkate almak gerekmektedir.
Son zamanlarda, bakanlığın iyileştirme işlemleriyle, adliyelerimizin fizikî şartları yönünden yeterli bir noktaya gelmeye çalışıldığını biliyoruz; ancak, bunun yeterli olmadığını da biliyoruz. Yargıçlarımızın en yakın çalışma arkadaşları olan yazı işleri müdürleri, yazmanlar, mübaşirlerin de yeterli bir ücrete kavuşmadıkları bilinmektedir. Bu şartlar içinde adliyenin sağlıklı bir işleyişe kavuşmasının mümkün olmadığını düşünüyorum.
Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu şartlarda, 2005 bütçemizde Adalet Bakanlığına istenilen düzeyde bir artış sağlanamadığı için sıkıntıların süreceği anlaşılmaktadır. Doğal ki, sorun, sadece adliye çalışanlarının, hâkimlerin ve yargıçların sorunu değildir. Aslında, tüm çalışanlar, Türkiye'de emekleriyle yaşayan herkes, işçiler, memurlar farklı bir durumda değildir. İşsiz kalma, yerinden olma korkusuyla susturulmuş, baskı altına alınmış memurların sesi çıkmıyorsa, bu görüntüyü iktidarın memurlarla ilgili ücret uygulamasının doğru olduğu biçiminde yorumlamayınız. Susturulmuş kitleler, örgütsüz kitlelerin suskunluğu üzerinde iktidar olmak, sürekli olmaz. Halka hakkını vermeyen bir iktidarın da sürekliliği söz konusu olmaz.
Sayın milletvekilleri, bu koşullar içinde görev yapmaya çalışan yargıçlarımızı, savcılarımızı ve adliye çalışanlarımızı kutluyorum. Bu yasanın hayırlı olmasını diliyorum. Adliye çalışanlarına sabırlar ve başarılar diliyorum. Genel Kurula saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 2 Mart 2005