İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 65. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İcra ve iflas kanunu ile ceza evleriyle mahkeme binaları inşası karşılığı olarak alınacak harçlar ve mahkumlara ödettirilecek yiyecek bedelleri hakkındak.kan.değ.yap.ilişkin kan.tas. ( ss. 804 )

Halil Ünlütepe

Afyonkarahisar Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 65. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Mart 2005 · 1.194 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Halil Ünlütepe (CHP), 2 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İCRA VE İFLAS KANUNU İLE CEZA EVLERİYLE MAHKEME BİNALARI İNŞASI KARŞILIĞI OLARAK ALINACAK HARÇLAR VE MAHKUMLARA ÖDETTİRİLECEK YİYECEK BEDELLERİ HAKKINDAK.KAN.DEĞ.YAP.İLİŞKİN KAN.TAS. ( SS. 804 )); konuşma 1.194 kelime.

Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar). “İcra ve iflas kanunu ile ceza evleriyle mahkeme binaları inşası karşılığı olarak alınacak harçlar ve mahkumlara ödettirilecek yiyecek bedelleri hakkındak.kan.değ.yap.ilişkin kan.tas. ( ss. 804 )”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-22-2005-03-02-icra-ve-iflas-kanunu-ile-ceza-evleriyle-mahkeme-binalari-insasi-karsil (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Sayın Başkan, Parlamentonun değerli üyeleri; İcra ve İflas Kanunu ile Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 804 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubumuz ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, yasalar, toplumsal ihtiyaçları karşılamak, toplumsal sorunları çözmek amacıyla düzenlenirler. Alacaklı-borçlu ilişkilerini, yargı mercilerince verilen bazı kararların infazını, icra dairelerinin kuruluşunu ve çalışmalarını, buradan çıkan sorunların çözümünü düzenleyen ve 1932 yılında yürürlüğe giren İcra ve İflas Kanunu, toplumun ihtiyaçlarını yeterince karşılayamadığından, zaman zaman geniş çaplı değişikliklere uğramıştır. Örneğin, İcra İflas Yasası üzerinde, 1965'te, 1985 yılında ve 1997 yılında yapılan değişiklikler yeterli olmamış ve 22 nci Dönem Parlamentosunda da, bu hükümet döneminde de, 2003 yılında, 4949 sayılı Yasayla İcra ve İflas Yasasının 107 maddesinde, yine, 2004 yılında, 5092 sayılı Yasayla da İcra ve İflas Yasasının bazı maddelerinde değişiklikler yapılmış ve yeni kurumlar ihdas edilmiştir.

Şimdi, önümüze gelen bu kanun tasarısıyla da, İcra İflas Kanununun 28 maddesinde daha değişiklik öneren ve ek geçici bir madde ilave eden kanun tasarısını Yüce Mecliste tekrar görüşüyoruz.

Sayın hükümet göreve geldiği günden beri, 2004 sayılı İcra İflas Yasası üzerinde üçüncü sefer değişiklikle karşımıza gelmiş durumdadır. Kısım kısım, parça parça, kanunda değişiklik yapılması, hem bu kanun tekliflerinin Mecliste görüşülmesiyle zamanını almakta Meclisin hem de kanun tekniğine ve bütünlüğüne uygun düşmemektedir.

(x) 804 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Şimdi görüştüğümüz bu yasa çok daha önce Meclise sevk edilmiş; fakat, daha sonra, hükümet, 2003 yılında ayrı bir İcra İflas Yasası tasarısıyla gelmiş, 2004'te tekrar gelmiş. Halbuki, bu yasa, 2003 yılında gelen taslakla veya 2004 yılında gelen taslakla birleştirilerek görüşülebilirdi. Bakanlık, düşündüğü bu tür değişikliklerin tümünü 2003 yılında yaptığı veya 2004 yılında yaptığı değişikliklerle getirebilir ve görüşülebilirdi. Şimdi, 2003 yılında bir değişiklik, 2004 yılında bir değişiklik, 2005 yılında bir değişiklik... Sanki, her yıl bu yasada bir değişiklik yapma yükümlülüğü altında gibi kendimizi hissediyoruz. Hatta, belki şöyle diyebileceğim: Sanki, Avrupa Birliği uyum yasalarında yaptığımız paket uygulamaların bir benzerini bu İcra İflas Yasasında da görüyoruz. Her yıl yapılan bu tür değişiklikler, yasa uygulayıcılarını ve uygulananları da sıkıntıya sokmakta, uyum sağlamakta zorlamaktadır.

Yapılan bu değişikliklerin ihtiyacı tamamen karşılayabildiğini söyleyebilecek miyiz; hayır. Yasa, yamalı bir bohça haline dönüşmüştür. Bu nedenle, yeni bir İcra İflas Kanununa ihtiyaç vardır. Bu konuda da Bakanlıkça ciddî bir çalışmanın yapıldığını biliyoruz ve dileriz ki, önümüzdeki günlerde köklü bir değişiklik sorunu kökten çözer.

Türkiye genelinde 1 122 icra dairesi bulunmaktadır. İcra müdürlükleri ile icra hâkimliklerinin iş yoğunluğu her yıl artmaktadır. İş yoğunluğu ve kadro eksikliği nedeniyle, pek çok icra müdürlüklerinde, muamele yapabilmek için, avukatlar, günler öncesinden randevu almaktadır.

İşyükünün yoğunluğu ekonominin kötü gidişiyle doğru orantılıdır. 1980 sonrası ekonomideki kırılmalar, yolsuzluklar, köşe dönmecilik, işbitiricilik gibi toplumca iyi karşılanmayan; ama, bir dönem ülkeyi yönetenlerce takdir edilen davranışlar, icra mahkeme ve dairelerinde işyükünün artmasına neden olmuştur. Ekonomideki sözde iyileşme, yurttaşlarımızın yüzde 80'ini, düne göre daha da kötü duruma getirmiştir. Emeğiyle geçinenlerin yaşam koşullarında, gün günü aratmaktadır. Esnaf, çiftçi, Bağ-Kur, SSK primini yatıramamaktadır. Çiftçi ziraî üretimde kullandığı elektrik borcunu ilgili kuruma ödeyememektedir.

Basit bir örnek vermek istiyorum; icra müdürlükleri, haciz esnasında, gittikleri mahallede veya köyde öncelikle muhtarı bulurlar, muhtarla birlikte haciz işlemi yürütülür. Bugün, muhtarlarımız, muhtarlık görevi nedeniyle ödenen ödeneğin gülünç bir rakam olmasından dolayı Bağ-Kur primini ödeyememektedir. İlimizden bir örnek vermek istiyorum; ilimizde, Muhtarlar Derneği Başkanı, kendilerine yeşilkart verilmesi dileğiyle Afyon Valiliğine müracaat etmiştir.

Böyle bir ortamda, görüştüğümüz tasarının önemi daha da artıyor. Bankalardan kredi kartı alarak kullananların sayısı, bugün 27 000 000'u bulmuş; batık duruma gelen kredi kartı alacakları 665 trilyon lirayı bulmuş; kredi kartından dolayı aleyhine takibe geçilen borçlu sayısı 38 000 civarındadır. Böyle bir ortamda, icra müdürlüklerine çok iş düşeceği de aşikârdır.

İcra İflas Kanununun uygulamasında başarıya ulaşabilmenin ön koşullarından birisi, yetişmiş yargıç, icra memur ve kâtipleri ile icra hâkimliği ve icra memurluklarının donanımıdır. Hâkim kadrolarındaki eksiklikler nedeniyle, icra hâkimlikleri, başka mahkeme hâkimliklerince doldurulmaktadır. Dolayısıyla, kanundan beklenen seri çalışma yakalanamamaktadır.

Görüşmekte olduğumuz bu kanun tasarısının Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edildiği 2002'den sonra uzun bir süre kanunlaşamamış olması nedeniyle, bu tarihten sonra, İcra İflas Kanununda yapılan değişikliklerle, bu tasarıdaki bazı hükümler İcra ve İflas Kanununa girmiş, tasarıdaki hükümlerden bazılarının hiçbir anlamı kalmamış ve tasarıdaki hükümlerden bazılarının ise İcra ve İflas Kanununun bütünlüğü içerisinde yeniden değerlendirilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Örneğin, her ne kadar, 2548 sayılı Ceza Evleri ile Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunda tasarıyla değişiklik yapılması istenmişse de, 2004 tarihli, 5217 sayılı Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla bu konuda bir düzenleme yapıldığından, tasarıdan çıkarılmıştır. Böylece, tasarının 48 inci maddesi çıkarılmış, tasarının adı da "İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" şeklinde değiştirilmiştir.

Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluşu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılması ve Ceza Muhakemesi Kanunu 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe gireceğinden, tasarıdaki istinafa ilişkin hükümlerinin bu tarihe kadar kanunlaşması zarureti de bulunmaktadır. Bu nedenle, tasarıda yer alan istinaf yolu dışındaki hükümlerin, ileride İcra ve İflas Kanununun tamamı değiştirilebileceğinden dolayı, daha kapsamlı bir çalışma sırasında ele alınmasının daha uygun olacağı, komisyonumuzca da uygun görülmüş ve düşünülmüştür.

Bilindiği gibi, istinaf mahkemeleri, bizim toplumumuzun yabancı olduğu bir konu değildir. Tanzimatla beraber hukuk sistemimizde yer almış, cumhuriyetin ilk yıllarıyla birlikte, 1924 yılında hukuk sistemimizden çıkmıştır. Üzerinde tartışılan bir konuyu, yeniden hukuk sistemimize getirmiş bulunuyoruz. Bu aşamada, tasarıyla, sadece istinaf yoluna ilişkin hükümlerin düzenlenmesi uygun görülmüştür.

Kısaca, yapılan değişiklikleri de belirterek sözlerimi sona erdirmek istiyorum.

Bugün, bu tasarıyla, ihtiyatî haciz talebinin reddi halinde, alacaklıya, istinaf yoluna başvurabilme hakkı verilmektedir. İstinaf yoluna başvurulabilecek kararlar İcra ve İflas Kanununun 363 üncü maddesinde yapılan değişiklikle tek tek sayılarak gösterilmiş ve bu kararlara karşı, ait olduğu alacak, hak veya malın değer veya miktarının 1 000 lirayı geçmesi şartıyla istinaf yoluna başvurulabileceği ve istinaf yoluna başvuru süresi tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren de on gün olduğu hüküm altına alınmıştır.

İcra mahkemesi kararları aleyhine işlemleri uzatmak gibi, kötü niyetle istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılırsa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 422 nci maddesi hükmünün uygulanacağı hüküm altına alınmaktadır. Keza, yapılan bir değişiklikle, getirilen bir öneriyle, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen ve miktar veya değeri 10 000 lirayı geçen nihaî kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilecektir.

İstinaf ve temyiz incelemeleri Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre yapılacak ve mevcut İcra ve İflas Kanununun 366 ncı maddesinde olduğu gibi onbeş gün içinde karara bağlanacaktır.

İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince, istem, icra mahkemesince reddedilecektir. Karar düzeltme yolu tasarıda kabul edilmemiştir.

Geçici maddeyle yapılan bir düzeltmeyle de Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca, göreve başlama tarihinden önce temyiz veya karar düzeltme yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar İcra ve İflas Kanununun bu kanunla yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümleri uygulanacaktır.

Yürürlük tarihî de, diğer -biraz önce belirttiğim- kanunlardaki gibi, 1 Nisan 2005 olarak düzenlenmektedir.

Yeni tasarıya, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz de destek veriyoruz ve yeni yasanın ülkemiz için hayırlı olması dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 2 Mart 2005

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook