İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 65. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Erzurum ve ermeni meselesi konusunda

İbrahim Özdoğan

Erzurum Milletvekili ·

Genel Kurul, 65. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Mart 2005 · 941 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Özdoğan, 2 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERZURUM VE ERMENİ MESELESİ KONUSUNDA); konuşma 941 kelime.

İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Erzurum ve ermeni meselesi konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2005-03-02-erzurum-ve-ermeni-meselesi-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

"Biz kimsenin düşmanı değiliz; yalnız, insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız" diyen, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye'de ve dış dünyada, hep, insanlık idealini savunmuştur.

1839 Gülhane Hattı Hümayunundan sonra, Osmanlı Devleti içindeki azınlıkların koruyuculuğunu üstlenen Batılı devletler, Ermeniler üzerinde de etkili olmaya başlamışlardır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, Rusların Anadolu'ya inmesiyle, Ermeni sorunu yeni bir boyut kazanmıştır. Rusya'nın teşvikiyle, Rus Ordusunda bulunan Ermeni asıllı askerler Anadolu'daki Ermenilerle temasa geçmiş ve onları isyana teşvik ederek, isyanların Rus Ordusu tarafından destekleneceği vaadinde bulunmuşlardır. Ayrıca, Osmanlı Devletini yıkmayı amaçlayan Batılı devletler, Balkanlarda Slavların ve diğer Hıristiyan grupların isyanına destek verdikleri gibi, Doğu Anadoluda da Ermenilere destek sağlıyorlardı. Ermenilerin asıl isteği, durumlarının iyileştirilmesinden çok, önce özerklik, sonra bağımsızlık elde etmekti. Ermeniler bu amaçla teşkilatlandırılmışlar, gerek Osmanlı Devleti sınırları içinde gerekse dışarıda, komita ve dernekler kurma yoluna gitmişlerdir. 1885'te Van'da kurulan Armenakan, 1890'da Tiflis'te kurulan Taşnak, 1897'de İsviçre'deki Hınçak Komitaları, Ermeni isyanlarının hazırlanması ve çıkışında rol oynadılar. 1890'da Erzurum'da başlayıp, 1909'da Adana'da devam eden yaklaşık 31 isyanın ve devamındaki Muş, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Sivas, Trabzon, Ankara, Adana, Urfa, İzmit, Bursa, Musadağı olaylarının amacı, Osmanlı Devletini parçalayarak bağımsız Ermenistan devletinin kurulmasını sağlamaktı. Bu isyanlar, özellikle Birinci Dünya Savaşı yıllarında birçok cephede savaşan Osmanlı Devletinin doğu cephesine intikallerin ve ikmalin yapılmasını engelleyecek Trabzon'dan Adana'ya uzanan bir hat üzerinde çıkarılmıştır. Birçok masum insanı katleden, köy ve kasabaları yakıp yıkan, düşmanla işbirliği içinde hareket eden Ermeni komita ve çetelerinin çıkardığı bu isyanlar, Osmanlı Devleti için, artık, bir içgüvenlik ve devletin varlığını koruma meselesi haline gelmişti.

İşte, bu şartlar altında, vatanımızın aziz coğrafyası Erzurum, Birinci Dünya Savaşında istilacı Çarlık Rus Ordusunun ilk hedefi üzerindeydi. Osmanlı Ordularının hezimeti üzerine, önlerinde ciddî bir engel göremeyen Rus Ordusu Erzurum'a doğru ilerledi. Erzurum, 16 Şubat 1916'da Ruslar tarafından işgal edildi. 1917 yılında Rusya'da Çarlık rejimi yıkılmış, Bolşevikler ülkede duruma el koymuşlardı. Rusya'da bu yönetim değişikliği üzerine, Ruslar, işgal ettikleri Doğu Anadolu Bölgesini boşaltarak ülkelerine dönmeye başlamışlardır; ancak, Doğu Anadoluda Ermenistan hayaliyle yaşayan Ermeniler süratle silahlanarak Erzurum ve çevresinde soykırıma giriştiler.

Erzurum ve çevresinde Türklere uygulanan soykırımı Taşnak Generali Antranik yönetmiştir. Erzurum ve çevresindeki Türk soykırımında Fransız asıllı Ermeni Albayı Morel, divanı harp üyesi Sohumyan, Muratyan, Dr. Azeryef ve Dr. Karakin Pastırmacıyan görev almışlardı.

1918 yılının şubat ve mart aylarında, bu tarihî şehir, insanıyla, medeniyetiyle, kültür varlıklarıyla ortadan kaldırılmaya çalışılıyordu. Şehrin her mahalle ve şose yollarında, çarşılarda Ermeni çete noktaları kurulmuştu. Yol yaptırmak bahanesiyle toplu halde götürülen insanlar, Erzurum'un Kars Kapı semti ve Yanıkdere bölgelerinde senelerce ekmeğini bölüştüğü Ermeni canileri tarafından şehit edilmişlerdir. Sonra, Erzurum garnizonlarında bulunan Ermeni askerleri evlere saldırarak yağma, öldürme, ırza geçme gibi muameleleri yapmaya başlamışlardır. Erzurum'a giren Türk Birlikleri şehir içinde 2 127 şehit defnetmişler, ayrıca, Kars Kapı'da da 250 ceset bulmuşlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Özdoğan, konuşmanızı tamamlar mısınız.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)"Milleti Sadıka" diye adlandırılan Ermenilerin Aşkale, Tazegül, Cinis, Alaca, Ilıca, Tepeköy; Erzurum merkezde, Yanıkdere, Kars Kapı, Ezirmikli Osman Ağa ve Mürsel Paşa Konakları, Yakutiye Kışla Hamamı, Yeşilyayla, Hasankale-Tımar, Köprüköy, Horasan'da yaptıkları insanlıkdışı katliamlar sonunda Türk Milletinin hafızasında "yerli gavur" olarak unutulmayacak bir iz bırakmışlardır.

Kâzım Karabekir Paşa 12 Mart sabahını şöyle dile getiriyordu: "Erzurum'da halk gözyaşları içinde, kimi babasını, kimi karısını yakılmış ya da süngülenmiş buluyor, saçlarını yoluyordu. Sokaklarda canlılıktan bir iz bile kalmamıştı. Yerlerde çocuk, kadın ve yaşlılar kanlar içinde yatıyordu."

Ermenilerin yalnız son gece (11-12 Mart 1918) 3 000 Müslüman Türk'ü öldürdüklerini, Erzurum'daki Rus Yarbayı Twerdo-Khelebof anılarında şöyle ifade etmiştir: "Demiryolu istasyonunda sanki bir mezarlık, ölülerini dışarıya çıkarmıştı. Cenazeler arasından geçerek feci duruma gözlerimizle şahit olduk. Bilhassa, Tahtacılar Semtinde karşılıklı yer alan Osman Ağa ve Mürsel Paşa Konaklarına doldurulup yakılan ve katledilen Erzurumlular insanın içini titretiyordu."

Erzurum'da resmî belgelere göre 9 563 yerli Türk ahali, Taşnak Ermeni çeteleri tarafından şehit edilmiştir.

Mütareke yıllarında Ermeni meselesini aydınlatmak üzere Erzurum Şehrine Amerikan heyeti gelir. Tercüman aracılığıyla Erzurum Şehrinde sayısız mülakat yapan heyet, Erzurum Şehrinin Belediye Başkanı Zakir Beyle de bir mülakat yapmak ister. Zakir Bey, konuyu kısa ve net olarak tercüman aracılığıyla şöyle cevaplar: "Tercüman bey, bana bak, bu beyler uzun boylu anlatıyorlar. Ben kısa bir misalle, Erzurum'da çoğunluğun kimlerde olduğunu generale anlatayım" diyerek, heyeti, oturdukları evin penceresine götürmüş "bakın, şurada bütün şehri saran bir taşlık var; onun da ortasında, yirmide 1'i kadar, duvarla çevrilmiş bir yer var. O büyük taşlık Müslüman mezarlığı, o küçücük olanı da Ermeni mezarlığıdır. Bunlar kendi ölülerini yemediler ya!" demiştir ve Amerikan heyeti, böylece, Osmanlı döneminde çoğunluğun kimlerde olduğunu açık ve seçik olarak görmüşlerdir. Amerikan heyeti, Ermeni katliamından önce 60 000 nüfusu olan Erzurum merkez nüfusunun 8 000'e düşüşünün sırrını bizzat yerinde görmüşler ve ülkelerine, Ermeni meselesinin olmadığını ve aksine, Ermeni zulmünün olduğunu anlayarak dönmüşlerdir.

Türkiye Cumhuriyetinin, vatandaşlık bilinciyle kendine bağlı olan Ermeni asıllı vatandaşlarıyla hiçbir sorunu yoktur. Tüm bu gerçeklere rağmen, Ermeniler, sürekli olarak tarihi saptırma gayreti içine girmişler ve dünya çapında giriştikleri yersiz ve haksız propagandalarını tarihte kader birliği olan yandaş ülkelerde daha rahat yapmışlardır. Aksi halde, objektif kaynaklara dayanmayan kanaatler ile sübjektif yaklaşımlar, uluslararasında küllenmiş düşmanlıkları yeniden canlandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Tarihin yanlış yorumlanmasına ve siyasal amaçla kullanılmasına karşı objektif belgelerin sunulmasına yardımcı olmak, bu aziz milletin vekilleri olan bizlerin en önemli görevleri olmalıdır.

Bu meyanda, şu önemli hususa parmak basmak istiyorum: Ermeni zulmünü en şiddetli şekilde yaşamış seçim bölgem Erzurum'da, yıllarca, maalesef, yakın tarih diye, yeni nesillere, Aziziye'ye canhıraş bir biçimde koşan Erzurum ahalisi ile Ermeni baltasından son anda kurtulan Erzurumlunun birkaç karelik fotoğrafından başka ne öğretebildik?! Felaketlerimizin tefekkürünü değil, sembollerini baş tacı etmişiz. Kurtuluş anı, belki son konuşulacak bir süreçtir. Asıl üzerinde durulacak olan, harp hazırlıkları, savaş yılları, milletimizin seferberlik kabiliyetleri, muhacirlik acılarıdır. Bunları kederlenip kahrolmak için değil, gelecekte böyle bir felaketle karşılaşacak olursak felaketten asgarî zararla ayrılabilmek için tefekkür etmemiz...

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 2 Mart 2005

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook