İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 57. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri

Birgen Keleş

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 57. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Mart 2003 · 523 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Birgen Keleş (CHP), 27 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 10 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 523 kelime.

Birgen Keleş (CHP, İstanbul). “2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 27 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2003-03-27-2003-mali-yili-butcesi-10-uncu-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BİRGEN KELEŞ (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi şahsım adına selamlıyor ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Bu madde, bir denge maddesidir ve 2002 yılında çıkarılmış olan Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi Yasasının hükümlerine göre ödenekler ile gelirler arasındaki farkın borçlanılarak karşılanabileceğini öngörmektedir. Yalnız, tabiî, bunun anlamlı olabilmesi için, ödeneklerin ve gelirler arasındaki farkın borçlanarak karşılanabilmesi ve bunun yeterli olması için gerçekçi rakamlarla bütçenin yapılmış olması lazım. 2003 yılı bütçesi için ne yazık ki bunu söylememiz mümkün değildir; çünkü, fiyat artışlarında, bütçenin büyümesinde ve dış satım rakamlarında gerçekçilikten uzaktır. Daha önce baz aldığı rakamlardaki değişmeleri yansıtmamaktadır. Irak olayı gibi bir olayı yansıtmamaktadır.

Ayrıca, örneğin, yatırımlarda büyük değişiklikler öngörüldüğü halde, 11 katrilyondan 7,6 katrilyona indiği halde, bunları da, yüzde 5 büyümeyi değiştirmeden geçerli saymaktadır.

Kaynaklar ve harcamalar dengesinde de, özel sektör yatırımlarının yüzde 17 gibi gerçekçi olmayan bir oranda büyümesini öngörmüştür;halbuki, 2002 yılı gibi nispeten makul sayılacak bir yılda, büyümenin olduğu, fiyat artışlarının aşağıya çekildiği bir yılda bile, bu yatırımlar, sadece artmamış, tam tersine, yüzde 1 oranında azalmıştır. Dolayısıyla, sadece bütçe büyüklükleri açısından değil, çok önemli genel dengeler açısından da gerçekçi rakamları içermeyen bir bütçeyle karşı karşıya bulunuyoruz.

Peki, malî bakımdan sürdürülebilir midir bu şey? Ben, bir defa, bütçedeki rakamların daha da olumsuz yönde gelişeceği -örneğin, harcamaların, 2002 yılında da öyle olmuştur- ve bütçe açığının, öngörülen bütçe açığının, 46 katrilyon olarak öngörülen açığın daha da büyüyeceği kanısındayım. Ama, bunun böyle olmasını istemiyorum, dilemiyorum; çünkü, değerli arkadaşlarım, daha olumsuz bir gelişmeyi, Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullarda kaldıramayacağımız kanısını taşıyorum.

Bakın, malî bakımdan sürdürülebilirliğe değinmek istiyorum şimdi de. Malî bakımdan sürdürülebilirliği test etmemiz için iç ve dış borçların gayri safî millî hâsılaya oranına bakmamız lazım. 2002 yılında bu oran yüzde 100’dür. Makul bir oran olmadığını ve uluslararası kriterlere uymadığını söylemek istiyorum; çünkü, bu, Maastricht kriterlerinde yüzde 60’dır. Özel sektörün borçlanmasını dikkate aldığımız zaman yüzde 121’e çıkmaktadır. 59 katrilyon lira vergi toplamışız bu yıl, 2002’de ve bunun 51 trilyonunu yerli ve yabancı sermayeye “buyurun, sizden borç aldık; güle güle kullanın faiz olarak” demişiz.

Değerli arkadaşlarım, bu, malî bakımdan, ahlaki bakımdan, insan hakları bakımından, demokrasi bakımından, sosyal adalet bakımından sürdürülebilir bir durum değildir ve sürdürülmemelidir. O bakımdan, ben, 22 nci Dönem Parlamentosu parlamenterlerine, sizlere, büyük bir sorumluluk düştüğü kanısındayım. Bir defa bu sorumluluk şudur:

Öncelikle, IMF’nin dayatmalarına ve iç ve dış sermaye çevrelerinin ekonomiyi yönlendirme isteklerine karşı bir direnme gücü geliştirmeliyiz ve bunda kararlı olmalıyız. Ondan sonra yapacağımız şey, ciddî bir malî reformdur. Bunun için ciddî bir malî reform hazırlığına girişmeliyiz. Bir vergi reformu fevkalâde önemlidir. Bu reform, mutlaka, vergi adaletini sağlamalıdır, orta ve alt gelir gruplarındaki adaletsizliği ve onların üzerine binen yükü gidermelidir. Bunu yaptıktan sonra, tabiî, sadece kaynakları artırmamız yetmez, kaynakları en akılcı şekilde kullanmak en az kaynakları artırmak kadar önem taşımaktadır. Üretim ve yatırıma yönlendirmek ve bunları en verimli şekilde kullanmak önemli hedeflerden bir tanesidir ve bunu mutlaka gerçekleştirmek zorundayız. Bunu gerçekleştirebilmek için de bu anlayışı benimsemeliyiz değerli arkadaşlarım; çünkü, ancak böyle bir anlayışla biz yatırım projelerini kamu yararı açısından irdeleyebiliriz, ancak, böyle bir anlayışla yatırım projelerini ve politikaları, birbirlerine tutarlı olup olmamaları açısından denetleyebiliriz, ancak böyle bir anlayışla biz sektörlere ne kadar kaynak aktaracağımızı ve bu kaynakları nasıl dağıtacağımızı belirleyebiliriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

71 konuşma daha · 27 Mart 2003

71 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook