Denizcilik müsteşarlığının kuruluş ve görevleri hk.khk de değişiklik yapılmasına dair kan.tas. ( ss. 734 )
Kahramanmaraş Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 65. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Mart 2005 · 1.200 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Parlakyiğit (CHP), 2 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HK.KHK DE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TAS. ( SS. 734 )); konuşma 1.200 kelime.
Mehmet Parlakyiğit (CHP, Kahramanmaraş). “Denizcilik müsteşarlığının kuruluş ve görevleri hk.khk de değişiklik yapılmasına dair kan.tas. ( ss. 734 )”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-parlakyigit-22-2005-03-02-denizcilik-mustesarliginin-kurulus-ve-gorevleri-hk-khk-de-degisiklik-y (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET PARLAKYİĞİT (Kahramanmaraş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 734 sıra sayılı kanun tasarısının 3 üncü maddesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, bilindiği gibi, ülkemiz, üç yanı denizlerle çevrili, 8 333 kilometrelik kıyı şeridine sahip bir deniz ülkesidir. 156 liman, 14 yat limanı, 128 balıkçı barınağı, lisans düzeyinde eğitim veren 3 üniversite ve geniş bir deniz filosuyla varlığını sürdürmektedir.
Ülkemiz, Türk deniz ticaretiyle ilgili her konuda denizlerin tek sahibi, yetkili otoritesi Denizcilik Müsteşarlığıdır. Dolayısıyla, denizlerde gerçekleştirilecek her tür faaliyet mutlaka Denizcilik Müsteşarlığıyla bağlantılı bulunmaktadır.
Bugün, dünya dışticaretinin yüzde 90'ı deniz yoluyla yapılmaktadır ve ülkemizde yaklaşık 100 000 kişi bu alanda çalışmakta ve yaşamını sürdürmektedir.
Denizyolu taşımacılığının tercih edilmesinin nedeni, her şeyden önce, hem daha ucuz hem daha güvenli olmasıdır. Deniz taşımacılığı, maliyet bakımından karayolu taşımacılığının sekizde 1'idir. Buna rağmen, kara, hava ve demiryolu ulaşımıyla kıyaslandığında, ülkemizde deniz taşımacılığının ulaşımdan aldığı payın oldukça düşük olduğu görülmektedir. Bu pay, yolcu taşımacılığında binde 3, yük taşımacılığında yüzde 2'dir. Bu rakamlar, uluslararası değerlerle mukayese edildiğinde, sektörün içerisinde bulunduğu yetersizliği göstermesi bakımından, dikkatle incelenmelidir.
Bizim de üyesi olduğumuz Uluslararası Denizcilik Örgütüne göre, taşıdıkları bayrak ne olursa olsun, ülkelerin gemilerini standartlara uygun hale getirmeleri, kurallara ve düzenlemelere uyum sağlamaları ve bu ulaşım sektöründe eğitim ve bilimin en üst düzeyde dikkate alınacağı özenle vurgulanmaktadır.
Denizcilik sektörü, uluslararası niteliği olan bir sektör olduğu için uzmanlık gerektiren bir faaliyet alanıdır. Bununla birlikte, dünyayla entegre olmayı gerektiren ve diğer ülkelerin ve uluslararası uygulamaların takip edilmesini gerektiren bir yapısı vardır. Dolayısıyla, denizcilik konusunda atılacak adımlarda gerek teknik anlamda gerekse insan kaynakları konusunda sektörün bu uluslararası yönünün mutlaka dikkate alınması gerekmektedir. Şayet, denizciliğimizi gelişmiş ülkeler seviyesine getirme iddiası taşıyorsak, o zaman, denizcilik eğitiminde kaliteyi artırmak ve sertifikalandırma sistemine önem vermek zorundayız. Bu nedenle de, üniversitelerin denizcilik eğitimine önem vermesi desteklenmeli ve denizcilik eğitiminin üniversitedeki yeri özenle korunmalıdır.
Uluslararası düzeyde deniz kazalarında insan hatasının payının, yapılan araştırmalara göre yüzde 82 olduğu ve yine, kaza yapan gemilerin ise yüzde 85'inde kılavuz kaptanın bulunmadığı bir ortamda, insan hatasını azaltmada eğitim ve bilimin önemi bir kez daha öne çıkmaktadır.
Pek çok meslek dalında gerekli eğitim düzeyinin artırıldığı ve hatta, güvenlik görevlileri için olduğu gibi bazı mesleklerde de yükseköğrenim zorunluluğunun aranmaya başlandığı günümüzde, değeri parayla ölçülemeyecek olan insan hayatını ve özellikle de, güvenlik, seyir, çevre emniyeti, dünya ticaretinin büyük çoğunluğunu oluşturan malları ve binlerce yolcuyu emanet ettiğimiz uzakyol ehliyetli zabit, kaptan, mühendis ve başmühendisleri de kapsayan gemiadamları için düzenlenen yönetmelikte, uzakyol unvanının ortaöğretim düzeyindeki özel kurslar yoluyla verilmesine yönelik düzenlemeler doğru değildir.
Görüşülen tasarıda, uzakyol ehliyetli zabit, kaptan ve başmühendislerin görevlendirilmesinde aranacak şartlar içerisinde üniversite mezunu olma koşulunun bulunmaması, ülkemiz millî eğitimi ve denizciliği açısından asla kabul edilemeyecek bir teknik eksiklik olarak görülmektedir.
Tasarının 1 inci maddesi, Denizcilik Müsteşarlığına, gemilerin ve gemiadamlarının sicillerini tutma, gemiadamlarının eğitimi, sınavı ve belgelendirilmesine ilişkin esasları belirleme gibi görevler vermiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarı, esasen, eğitimin niteliğine ilişkin bir düzenlemedir ve tasarı, gemiadamlarının eğitim seviyesini sınırlandırma amacını taşımaktadır. Tasarıyı, Türkiye Büyük Millet Meclisine taşıyanlar, taşınmasına yardımcı olanlar, anlatmaya çalıştığım denizcilik sektörünün, ülkemizde ve uluslararası alanda yaşadığı olumsuz deneyimleri duymazdan, görmezden gelerek, salt ucuz işgücü sağlanması uğruna denizcilik sektörüne darbe indirmektedirler; bunun için de, özel kursların önünü açarak, denizcilik sektörünün önünü tıkamaktadırlar.
Buna yönelik düzenlemelere, daha önce, 2001 yılında başlanılmış ve Denizcilik Müsteşarlığınca hazırlanan Gemiadamları Yönetmeliği 24 Temmuz 2001 tarihinde yürürlüğe sokulmuştur. Söz konusu yönetmelikle, örgün eğitimde yer alan kurumlar ile özel kurs yoluyla elde edilen yeterlilikler eşit düzeye getirilmiştir; ancak, Danıştay 10. Dairesi, kursların üniversitelerle aynı yeterlilik düzeyine ulaşamayacaklarına hükmederek yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Aynı içerikte yeni bir düzenlemenin 28.2.2002 tarihinde yürürlüğe girmesini takiben, Danıştay 10. Dairesi 2003/1226 sayılı Kararıyla, bir kez daha, örgün eğitimde yer alan fakülte ile yüksekokul düzeyinde verilen bir eğitimin, kurs düzeyindeki bir eğitime dönüştürülerek verilmesini, 4915 sayılı Yüksek Denizcilik Okulu ve Denizcilik Meslek Okulu ve Kursları Hakkında Kanun, Anayasa ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa aykırı bularak yürütmeyi durdurma kararı vermiştir.
Belirli örf, âdet ve mesleki etiğe sahip denizcilik mesleği, uluslararası bir meslektir. Üstlenilen sorumluluk, ulusal olmanın ötesinde, insanlığa hizmet, tüm dünya uluslarına hizmet, denize hizmettir. Denizcilik mesleği, aynı zamanda, bağlı bulunulan ülkenin bayrağını onurla taşıma şansı verir ve bu temsil yetkisinin sorumluluğu, üst düzey yeterlikte, ehliyet sahibi olan gemi kaptanınındır.
Bu tasarının 1 inci maddesiyle, Denizcilik Müsteşarlığına, gemiadamlarının eğitim, sınav ve belgelendirilmesine ilişkin işlemleri yapma görevleri verilirken, tasarının diğer maddeleri, denizcilikteki nitelikli insan unsurunu ve kalitesini gözardı etmektedir. 31.7.2002 tarih ve 24832 nolu Resmî Gazetede yayımlanan Gemiadamları Yönetmeliğine göre, gemiadamı, geminin kaptanını, zabitlerini, yardımcı zabitlerini, stajyerlerini, tayfalarını ve yardımcı hizmet personelini ifade etmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, söz konusu tasarıyla, gemiadamı tanımı içerisindeki tüm yeterliliklerin ve unvanların hem fakülte ve yüksekokullardan alınabileceği hem de 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamındaki özel kurslardan da alınacak bir eğitimle verilebileceği hükmü getirilmek istenmektedir. Oysa, Millî Eğitim Bakanlığı, 8 Haziran 1965 tarih ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununa bağlı olarak, okulöncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim kurumları ve bu düzeyde haberleşmeyle öğretim yapan kuruluşlardan sorumlu olarak yetkilendirilmişlerdir. Kaldı ki, ortaöğretim seviyesindeki özel kurslardaki öğrenciler ile üniversitelerde lisans eğitimini tamamlayan öğrencilerin aynı seviyede bir unvana layık görülmesi, yürürlükteki kanunlara aykırılığının yanı sıra, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasıyla güvence altına alınan, eğitimde fırsat eşitliği ilkesine de aykırıdır ve şu anda, Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinin çatısı altında uluslararası ve ulusal standartlara uygun, uzakyol kaptanlığı, başmühendisliği eğitimi alan 1 000'e yakın öğrenci bulunmaktadır. Ortaöğretim düzeyindeki özel kurslara yetki verildiği takdirde, bu öğrencilerin ve bu üniversitelerin ilgili birimlerinden mezun tüm uzakyol zabitlerinin hak kaybına uğrayacağı ve bu uygulamanın tarafları olarak yasal hak arama noktasına gelecekleri bilinmelidir. Oysa, gelişmiş, çağdaş denizcilik ülkeleri, insan hatasını azaltmanın, deniz güvenliğinin en üst düzeyde sağlanması ve denizlerimizin her türlü kirlilikten korunmasının en iyi yönteminin eğitimde kaliteyi artırmak olduğu anlayışıyla, maliyet tasarrufu amacıyla personel kalitesinden ödün veren politikaları çoktan terk etmişlerdir.
Sonuç olarak, ülkemizde izlenmesi gereken temel politika, denizciliğin geliştirilmesi ve deniz güvenliğinin en üst düzeyde sağlanarak denizlerimizin kirlilikten korunması; Türk Boğazlarını tehdit eden tehlikelerden korunma çareleri, kazaların nedenleri, kazaların nasıl önlenebileceğine yönelik çalışmaların sürdürülmesi olmalıdır.
Denizcilik sektörü, dünyayla entegre olmayı gerektiren, bunun için diğer ülkelerin ve uluslararası uygulamaların yakından izlenmesini gerekli kılan bir sektördür. Bu anlamda, ülkemizin denizcilik politikası yeniden gözden geçirilmeli, üniversite ve kurs konusunda ilkeler konulmalı, yetki sınırları çok net olarak belirlenmelidir. Edinilen bilgilerden ve uluslararası denizcilik örgütünün yaptığı açıklamalardan, gelişmiş ülkelerin ileriki yıllarda kaliteli yabancı gemiadamlarına gereksinim duyacakları anlaşılmaktadır. Bu anlamda, denizcilik sektörü, kaliteli denizciler yetiştirmeye ağırlık vermeli, teknolojiyi ve bilimi daha fazla kullanmalı ve kendini, değişen dünya koşullarına hazırlamalıdır. Üniversiteler, kurslarla değil, kendi aralarında rekabet edebilmeli ve üniversitenin yeri zedelenmemelidir.
4915 sayılı Yasayla hükümlere bağlanan denizcilik eğitimi, Gemiadamları Yönetmeliğiyle ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Yönetmelikte yer aldığı şekliyle, dünyada ve ülkemizde en yüksek yeterlilikteki gemiadamı ehliyetleri, tonilatosu, makine gücü ve sefer bölgesi sınırlaması olmaksızın her türlü geminin sevk ve idaresi, çalıştırılması ve bakım-onarımının sorumluluğunu kapsayan uzakyol sınıfı ehliyetlerdir. Uzakyol sınıfı ehliyetlere sahip gemiadamlarıyla ilgili yeterlilikler için üniversite mezunu olma şartı devam etmelidir. Eğitim sistemlerinin en üst standardı olan yükseköğretimden denizcilik eğitimini mahrum ederek eğitim seviyesini aşağıya çekmek çalışmalarına bir yerde son verilmelidir; çünkü, denizcilik, en üst standarttaki eğitimi hak etmektedir. Uzakyol eğitiminin yükseköğrenim bünyesindeki yapısının korunması, Türkiye'nin bu alandaki millî menfaatlarının en önemli teminatlarından biridir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimi burada bitiriyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 2 Mart 2005