Milli eğitim bakanlığının teşkilat v görevleri hk (s.sayısı :128)
Ordu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 73. Birleşim · 1. yasama yılı · 30 Nisan 2003 · 579 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hamit Taşcı (AK Parti), 30 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT V GÖREVLERİ HK (S.SAYISI :128)); konuşma 579 kelime.
Hamit Taşcı (AK Parti, Ordu). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat v görevleri hk (s.sayısı :128)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 30 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hamit-tasci-22-2003-04-30-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-v-gorevleri-hk-s-sayisi-128 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
HAMİT TAŞÇI (Ordu)Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım; Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Sayın milletvekili arkadaşlar, bizlerin yetişmesinde eğitim sistemindeki artı ve eksiler bakımından bizim kusurumuz yok, sorumluluğumuz da yok. Meclise girdiğim günden bu yana, buradaki üslubu, konuşma tarzını ve birbirimizle olan ilişkileri ibretle izliyorum ve bazı şeyleri anlamakta maalesef zorlanıyorum; ama, bundan sonra, 25 yaşın altında 30 000 000'u aşkın gencimizin yetiştirilmesinde, gelecek kuşaklara aktarılmasında, bizden sonra Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yönetiminin ve ülkenin bütün kurum ve kuruluşlarının teslim edilişinde, bizlerin sorumluluğu olacaktır.
Ben inanıyorum ve samimî düşüncem budur ki, AK Parti milletvekili arkadaşlarım ve Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili arkadaşlarım, hep birlikte, aynı hedefe doğru, birlikte yürüyoruz; ama, üslup farkı, anlayış farkı, yaklaşım farkı, bazen, bizim birbirimizi anlamamıza engel oluyor diye düşünüyorum.
Eğitim sistemimizin bir yerlerinde bir yanlış var. Bu yanlışı, hep birlikte bulup düzeltme yükümlülüğüyle karşı karşıyayız bugün, iktidar olarak da, muhalefet olarak da.
Bunun için, son 50 yıla kısaca bir göz atmakta fayda var diye düşünüyorum. Yıl 1950, Türkiye'nin millî geliri 200 dolar. Aynı yıllarda, bir dünya savaşından çıkmış, 2 şehri nükleer bombalarla yerle bir olmuş Japonya'nın millî geliri 133 dolar. 2000'lere geliyoruz, Japonya'nın millî geliri 40 000 dolarlara yükselmiş; ama, Türkiye'nin millî geliri 2 500 dolarlar civarında seyrediyor.
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)Ama, 1 Türk Lirasının 2 Amerikan Doları olduğunu unutma!
HAMİT TAŞÇI (Devamla)Ne oldu ki, o günden bu yana, Japonya 40 000 dolarlara yükselirken, Türkiye 2 500 dolarlarda kaldı? Bunun arka planına inip incelediğimizde şunu görüyoruz: Japonya ve Doğu Asya ülkelerinin genelinde, ki, o büyük sıçramanın arka planında, nitelikli eğitim var. Nitelikli eğitim, nitelikli insanı yetiştirdi; nitelikli insanlar, nitelikli yönetimleri kurdular; nitelikli yönetimler, ülkenin her tarafında, her alanında, o büyük sıçramaları becerdiler. Sayısal olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bazı hedefleri yakaladı; ama, nitelikte, herhalde sorgulama durumuyla karşı karşıyayız.
Japonya'da ve Uzakdoğu ülkelerindeki o büyük sıçrayışın arka planındaki nitelikli eğitim ve nitelikli yetişmiş insangücüyle, teknolojideki yeni gelişmelerle, teknolojik üretimle hem maliyeti düşürerek hem kaliteyi artırarak dünya pazarlarına girmiş olduğunu görüyoruz. Neden, Türkiye'de aynı başarı sağlanamadı?! Neden, Türk eğitim sistemi o nitelikli insan kadrolarını yetiştiremedi?! Neden, nitelikli insan kadroları Türkiye'de o sıçramayı başaramadı, beceremedi?! Bütün bunları, hep birlikte, bu çatının altındaki bütün milletvekili arkadaşlarımızla -iktidarıyla muhalefetiyle- sorgulamak ve yeni çözüm yolları aramak durumuyla karşı karşıyayız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Taşçı.
HAMİT TAŞÇI (Devamla)Bizde, bir kötü alışkanlık daha gelişti sanıyorum, nedir o; kendimiz bir mevzuat yapıyoruz, içine kendimizi hapsediyoruz, onu, âdeta tabu haline getiriyoruz, oradan çıkmayı bir kutsal suç şeklinde niteliyoruz. Evet, geçmiş yönetimdeki arkadaşlar, inanıyorum ki iyi niyetle, başarılı olmak için, faydalı olmak için bir mevzuat geliştirmişlerdir; ama, geçen süreç göstermiştir ki, o mevzuat başarılı olamamıştır, aksayan yönleri vardır. Bugün yapılan işlem ise, bu aksayan yönlerin düzeltilmesi, daha iyinin arayışına yönelinmesi içindir. Neden direniyoruz?! Neden kendi yaptığımız sistemin içerisine kendimizi hapsediyoruz?! Bunu da sorgulamamız lazım.
Yönetim mühendisliği üzerinde söz sahibi olan ve çalışanlar şöyle bir tespitte bulunuyorlar: Kaliteli yöneticiler, nitelikli yöneticiler veya niteliksiz yöneticiler, başarıyı, aynı şartlarda, aynı imkânlarla, artı 40'la eksi 40 arasında seyrettirebiliyorlar; bu da, yüzde 80 yapar. Şartlar, imkânlar ve mekânlar değişmediği halde, yetişmiş yöneticilerle, iyi yöneticilerle, nitelikli yöneticilerle artı 40'a kadar varan bir başarı veya eksi 40'a kadar düşen bir başarısızlık söz konusu. Hep birlikte bunun arayışı içerisinde olmamız lazımdır diye düşünüyorum. İktidar partisindeki arkadaşlar ve muhalefetteki arkadaşlar, milyonlarca gencimizin, birçok Avrupa ülkesinin nüfusunu aşan gencimizin geleceği için hep birlikte çalışır ümidiyle, saygılarımı arz ediyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
22 konuşma daha · 30 Nisan 2003